|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı, 25.09.1989 tarihinde işe giriş bildirgesi olduğunu, ancak sigorta bordrosunda pirim gösterilmediğini ifade ederek, bu tarihin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulü ile bu talebi onaylamış, ancak davalı SGK vekili, kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığını belirterek temyiz etmiştir.
Yargıtay, sigortalılık başlangıcının tespitinde yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli çalışmanın da ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davacının işyerinde çalışıp çalışmadığını belirlemek için daha kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, komşu iş yerleri ve tanıkların ifadeleri gibi delillerin toplanması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayandığını belirterek, bu kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir. Bu durum, sigortalılık başlangıcının tespiti için gerekli olan delil ve araştırma yükümlülüğünün önemini ortaya koymaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/13224 E. , 2024/13281 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/867 E., 2024/1935 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/140 E., 2023/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 25.09.1989 tarihinde … İmalat İnş. Ltd. Şti adlı iş yerinde çalışmaya başladığını, Sanayi Sitesi 3.Cad. 15.Sok. No:… Sincan/Ankara adresinde bulunan iş yerinin davacının sigortaya kaydını yaptırdığını ve giriş bildirgesini davalı Kuruma verdiğini, davalı Kurumun da davacıya sigorta kartı ve sigorta sicil numarası düzenleyip verdiğini ancak sigorta bordrosunda pirim gösterilmediğini, davacının yıllar sonra Kuruma emeklilik için başvurduğunda giriş bildirgesindeki işe giriş tarihini başlangıç tarihi olmadığını iş yerinin bordro vermediğini, yapmış olduğu tahsis talebinin reddedildiğini belirterek davacının sigorta giriş bildirgesinde belirtilen işe giriş tarihinin (25.09.1989) sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespit edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 25.09.1989 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili,yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, tanık beyanlarının yetersiz olduğunu, davacının fiilen çalıştığının tespitinin şüpheye yer vermeyecek derece ispatlanamadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 6., 9., 6, 79., 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun’lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına Yeşiltaş İmalat İnş. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin 196449 sicil sayılıi iş yerinden 25.09.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yeri tescil bilgileri gelmediği ancak işe giriş bildirgesinde Tandoğan Mah.1080 ada 7 parsel inşaatı olarak belirtildiği, iş yerinin 28.09.1989-31.07.1990 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, iş yerinden dava konusu 1989 yılında hiç dönem bordrosu verilmediği, öte yandan davacı asil beyanında kendisinin 1989 yılı Haziran ayında işverenin “Sincan Sanayi Sitesi 3. Cad.15. Sok. No:17” adresinde yer alan karo taşı imali yapılan iş yerinde çalıştığını, 5-6 kişi ile birlikte çalıştığını, iş yerinde …, … ve … ‘in olduğunu beyan ettiği, davacının bahsettiği ve işveren şirkete ait karo ve demir doğrama mahiyetli yukarıda anılan adreste (no:38 de) kurulu 244705 sicil sayılı iş yerinin dosyaya tescil bilgilerinin geldiği, Kanun kapsam dneminin 01.10.1992-31.12.1998 tarihleri arasında olduğunun bildirildiği, öte yandan “Sincan Sanayi Sitesi 3. Cad.15. Sok.no:17″de kurulu karo imalatı konulu bu iş yerine ilişkin yapılan 12.06.1989 tarihli vergi yoklama tutanağında, şirket müdürü … ‘in 12.06.1989 tarihinde faaliyete başladıklarını ancak şimdilik yazışma adresi olduğu, henüz işçi çalıştırılmadığını beyan ettiği, 28.09.1989 tarihli vergi yoıklama tutanağında ise mükellefin … mahallesinin 108 ada 7 parsel üzerinde inşaat yapmaya başlayacağını beyan ettiği, inşaatın 16.09.1989 tarihinde temel hafriyatının alındığı, inşaatın temel pabuçlarının çakıldığı, inşaatta 2 işçinin çalışacağını beyan ettiğinin belirtilmiş olduğu, davacının çalıştığı iddasında olduğu karo imalatı iş yerine komşu iş yeri araştırmasının vergi dairesi ve emniyet aracılığıyla yapıldığı, komşu iş yeri tespit edilemediği, başka araştırma yapılmadığı, öte yandan karo imali iş yerinde 1991-1997 arası çalışması bulunan … ile hizmet döküm cetvel mahkemece sadece emniyet ve vergi dairesi aracılığıyla komşu iş yeri araştırması yapıldığı ve komşu iş yeri tespit edilemediği, davacı tanıkları olarak davacının iş yerinde 1993 yılında çalışması olan kardeşi, babası ile iş yerinin sahibi olduklarını belirten … ile eşi …’ün de kamu tanığı sıfatıyla dinlendikleri, iş yerinden 1998 yılı dönem bordrosu verildiğinin de araştırılmadığı, böylelikle anılan tanıkların beyanı ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre Mahkemece, dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, SGK ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, gerekirse iş yerinin 1998 yılı dönem bordroları araştıralarak varsa dönem bordrosunda adı geçenler dinlenmeli, komşu iş yeri ve çalışanları yada diğer iş yeri çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
4.Kabule göre de sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan ve ayrıca davacının talebinin de bulunması nedeniyle davacının sigorta başlangıcının yanısıra 14.11.1997 tarihinde asgari ücretle 1 gün çalıştığının tespitine şeklinde hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması da isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.