onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01/04/1987 olduğunun tespitine ilişkindir. Yargıtay, bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için yalnızca işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli olarak çalışmasının da zorunlu olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının işyerinde gerçekten çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sigortalılık başlangıç tespiti davasında, hem çalışılan işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmasının gerçek ve sigortalı çalışma niteliğinde olduğunun ispat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme, davacının çalışma koşullarını ve işyerinin niteliğini belirlemek için gerekli delillerin toplanması gerektiğine karar vermiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ve davacının gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olarak ortaya konulması için gerekli incelemelerin yapılmasını istemiştir. Bu durum, usul ve yasaya aykırı bir karar olarak değerlendirilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/645 E.  ,  2024/2361 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/156 E., 2023/1860 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Safranbolu 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2021/235 E., 2022/322 K.

    Taraflar arasındaki tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.04.1987 yılı 30.01.1991 yılı arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığını, 2018 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna emeklilik için müracaat ettiğini ve 2018 tarihinde emeklilik süresinin dolmadığının anlaşıldığını, davalı işverenin işe ilk giriş bildirgesini yaptığını ancak 1987-1990 dönemine ait bordroları Sosyal Güvenlik Kurumuna vermediğini, müvekkilin 1987 yılında davalıya ait iş yerinde çalıştığı sırada iş kazası geçirdiğini ve el baş parmağının kesildiğini, bunun … kayıtlarında da mevcut olduğunu belirterek, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.04.1987 olduğunun tespitini, söz konusu hizmetlerin diğer hizmetleri ile birleştirilmesini, talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini, davacının 01.04.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğunu ancak işverenin dönem bordrosunu vermediğini, davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığını ispat etmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

    2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde davacının Safranbolu ilçesinde kendisine ait marangozluk atölyesinde çamaşır suyu kasası imalatı işini ve marangozluk faaliyetlerini ücreti karşılığında yaptığını, bahse konu 01.04.1987 tarihinde davacının iş kazası geçirdiğini, davacının tedavi olabilmesi için … kaydı olmadığından o dönemde defter ve kayıtları tutan muhasebe ofisinden yardım istediğini, kişinin sağlıksal açıdan bir an önce tedavi görebilmesi için işe giriş bildirgesi tanzim edilerek hastaneye sevkinin sağlandığını, esasen bu şahsın ücretli personel konumunda olmadığını, işi kendi iş ve iş yerinde yapan bir esnaf olduğunu, o dönemde kendisinin temizlik maddesi üretimi ve gıda satışı üzerine olduğunu, kendisinin marangozluk atölyesi veya benzeri bir iş yerinin hiçbir zaman olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile sigorta başlangıç tarihinin 01.04.1987 olarak tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, Kurum kayıtlarında davacının 01.04.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğunu, ancak işveren tarafından dönem bordrosu verilmediğini, davacının taleplerinden yalnızca birine karar verildiğini, diğer talepleri ile ilgili karar verilmediğini, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, davanın kanılanamadığından reddi gerektiğini, davacının kurum tescillerinde herhangi bir yanlışlık olmadığı kurum kayıtlarına göre belli olduğu ve açık yasa hükümlerine rağmen davacının talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…dava dosyasındaki kayıt ve belgelere göre, davalı …’na ait işyerinin Safranbolu Vergi Dairesine bağlı olarak 01.03.1976 tarihinden itibaren çamaşır suyu imalatı nedeniyle kanun kapsama alındığı, 01.10.1984 tarihinde faaliyetini Bostanbükü köyüne taşıdığı, 31.12.1986 tarihinden itibaren gıda satışı, 01.10.1987 tarihinden itibaren yeniden ek olarak çamaşır suyu imalatı işi nedeniyle vergi mükellefi olduğu, 07.08.1989 tarihinde faaliyetine son verdiği, 04.03.1996 tarihinden itibaren bir şirkete bağlı olarak vergi mükellefi olduğu, 31.07.2004 tarihinde resen terk işlemi yapıldığı, 28.11.2018 tarihinden itibaren İstanbul’da vergi mükellefi olduğu, 02/03/1968 doğumlu davacı …’in ise 01.12.1990-30.01.1990 tarihleri arasında 37064 numaralı… işyerinden sigortalı bildiriminin yapıldığı, kurumun 11.04.2019 tarihli yazısına göre 27577 numaralı işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu ancak işverenin dönem bordrosu olmadığının bildirildiği, 16.07.2019 tarihli kurum yazısına göre … adına kayıtlı 25577-67 numaralı işyerinin 01.08.1986-09.08.1989 arası 506 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, 1987-1991 arası işveren dönem bordrosu verilmediğinin bildirildiği, davacının 27.02.1988-28.08.1989 arası askerlik görevini yaptığı, 1987-1991 arası tespit edilen köy azaları arasından dinlenen tanıkların davacıyı tanımadıkları, davacı tanık beyanına göre davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

    Somut olayda, tanık beyanları, işe giriş bildirgesi ile uyumlu işyeri kayıtları dikkate alınarak verilen mahkeme kararı yerinde olmuştur…” gerekçesiyle davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık 01/04/1987 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2 nci, 108 inci maddesi hükümleridir.

    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.

    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.

    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.

    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun’lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.

    3. Değerlendirme
    Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve açıklamalara göre somut dava irdelendiğinde, davacı adına verilmiş olan 01.04.1987 tarihli işe giriş bildirgesinde işveren ünvanının olmadığı,işveren sicil numarası olarak …. sicil no., işyeri adresi olarak ise … Mah. …. cad. Safranbolu”nun belirtildiği, Kurum anılan iş yeri sicil no.’nun …’na ait olduğunun bildirildiği, bu sicil no.lu işyerinin ilk adresinin İnönü Mah. Cumhuriyet cad. Safranbolu, ikinci adresinin … cad. … olduğu, ticarethane mahiyetli iş yerinin Kanun kapsam döneminin ise 01.08.1986-09.08.1989 tarihleri arasında olduğunun ve anılan işyerinden 1987-1991 arasında dönem bordrosu verilmediğinin bildirildiği, Safranbolu Vergi Dairesine bağlı olarak 01.03.1976 tarihinden itibaren çamaşır suyu imalatı nedeniyle kanun kapsama alındığı, 01.10.1984 tarihinde faaliyetini Bostanbükü köyüne taşıdığı, 31/12/1986 tarihinden itibaren gıda satışı, 01.10.1987 tarihinden itibaren yeniden ek olarak çamaşır suyu imalatı işi nedeniyle vergi mükellefi olduğu, 07.08.1989 tarihinde faaliyetine son verdiği, 04.03.1996 tarihinden itibaren bir şirkete bağlı olarak vergi mükellefi olduğu, 31.07.2004 tarihinde resen terk işlemi yapıldığı, 28.11.2018 tarihinden itibaren İstanbul’da vergi mükellefi olduğu, işyerinden bildirimi olmayan davacı tanıklarının anlatımlarına göre, davacının çalıştığı iddiasında bulunduğu çalışmanın geçtiği işyeri ve işin niteliği tam olarak belirlenmeden eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

    Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece, davacının da beyanı alınmak suretiyle davacının işverenin yukarıde belirtilen hangi konulu işyerinde,hangi adresteki işyerinde çalıştığı, ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı belirlenmeli, işyeri ve işin niteliği belirlendikten sonra varsa dava konusu dönem bordroları celbedilerek bordro tanıkları dinlenmeli, dava konusu dönemde işverenin belirlenecek işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları emniyet, SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerine ulaşılamaması halinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler davacının da beyanı alınarak belirlenmeli, bu kişiler de çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.

    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.