|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti ile ilgilidir. İlk Derece Mahkemesi, davacının belirli tarihlerdeki hizmet sürelerini kısmen kabul ederek, sigorta primlerinin yatırıldığı günler haricinde hizmet akdinin tespitine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının kamu kurumunda çalıştığı dönemdeki hizmetlerinin tespitinde eksik inceleme yapıldığını belirterek, kararın bozulmasına hükmetmiştir.
Mahkeme, hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu ve bu nedenle titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Davacının çalıştığı dönemdeki hizmetlerinin resmi kayıtlara dayandırılması gerektiği, eksik araştırmalarla karar verilmesinin hatalı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, davacının çalıştığı dönemdeki işverenlerin sorumluluğu ve gerekli belgelerin toplanması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak, eksik hususların giderilmesi için dosyanın geri gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/7790 E. , 2024/11234 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2286 E., 2024/517 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/62 E., 2022/218 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil Kurum vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava konusu çalışmaları ile sigorta başlangıç tarihinin 1995 şubat olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hakdüşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini, davacının okul müdürlüğü bünyesinde 03.02.2003 – 15.06.2003 arası çalıştığını, sigorta primlerinin de ödendiğini, 2007-2016 yılları arasında hizmet alımı yoluyla temizlik firması aracılığıyla çalışan davacının halen de aynı şekilde çalıştığını, davalı idarenin sigorta primlerinden sorumlu olmasının mümkün olmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
” Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
1-Davacının davalı bakanlığa bağlı Gazi Ortaokulunda 2003 yılında 222 gün, 2004 yılında 150 gün, 2005 yılında 31 gün, 2007 yılında 69 gün, 2008 yılında 184 gün, 2009 yılında 268 gün, 2010 yılında 286 gün, 2011 yılında 264 gün, 2012 yılında 270 gün, 2013 yılında 285 gün, 2014 yılında 355 gün, 2015 yılında 330 gün, 2016 yılında 347 gün taşeron firmalarda hizmet tespitinin olduğu görüldüğünden bu günler yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
2- Davacının hizmet cetvelinde prim yatırılan günler haricinde, 01.02.1995 – 22.02.2017 (dava tarihi ) arasında, 1995 yılında 270 gün, 1996 yılında 300 gün, 1997 yılında 300 gün, 1998 yılında 330 gün, 1999 yılında 330 gün, 2000 yılında 330 gün, 2001 yılında 330 gün, 2002 yılında 330 gün, 2003 yılında 108 gün, 2004 yılında 180 gün, 2005 yılında 299 gün, 2006 yılında 300 gün, 2007 yılında 231 gün, 2008 yılında 116 gün, 2009 yılında 32 gün, 2010 yılında 14 gün, 2011 yılında 36 gün, 2012 yılında 30 gün, 2013 yılında 15 gün, 2017 yılında 52 gün, hizmet akdiyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğu ancak bu yöndeki değerlendirmenin hatalı olduğu,
b.Dinlenen tanıkların çelişkili beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu,
c.Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Yerel mahkeme kararının usul ve Kanun’a aykırı olduğu,
b.Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğu,
c.Tespiti talep edilen çalışmanın hangi işverenin sorumluluğunda olduğunun tespitinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli … getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir.İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
3. Kamu kuruluşu olan davalı işyerinde geçen çalışmaların resmî kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Davacının, kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
4. Dava konusu dönemde, davacının Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulda hizmetli ve sınıf annesi olarak çalıştığı iddiası ile davanın açılmış olup, davacının sigorta sicil dosyasının incelenmesinde çok sayıda iş yeri bildirimi bulunması, iş verenlerin de davalıya ait okul iş yerinde dava dışı işverenler tarafından bildirim yapıldığı halde Mahkemece bu husus üzerinde durulmadan eksik araştırma ile karar vermesi hatalı olmuştur.
Davacının ilk işe giriş bildirgesi 03.02.2003 tarihinde okul yönetimi tarafından yapılmış olup, davalı iş yerinin bir kamu kurumu olduğu, çalışmaların kayıtlara geçmesi ve ücret ödemelerinin de yazılı belgeye dayanması esas olduğundan bu tarih öncesi çalışmaları bu kapsamda değerlendirilmeli, ücret ödemelerinin okul idaresinden istenmeli, alınamıyor ise sebebi sorulmalı, makul bir sebebi varsa tanık dinlenilerek bu hususun dikkate alınmalı, sonrasında dava dışı iş verenler tarafından yapılan bildirimler bulunması ile birlikte, verilecek kararın bu iş verenlerin hak alanının ilgilendirmesi nedeni ile davaya dahil edilmeli, bu iş yerlerinden, işverenler ile davalı … arasında yapılan sözleşmeler celp edilmeli, işverenlerde bulunan iş yeri şahsi sicil dosyaları ayrı ayrı istenmeli, varsa puantaj kayıtları celp edilip incelenmeli, bu iş verenler tarafından kuruma verilen dönem bordroları celp edilmeli, buna göre belirlenen bordro tanıkları dinlenmeli bu şekilde davacının dava konusu dönemde çalışmaları tereddütsüz bir şekilde ortaya konmalı ve asıl iş veren konumunda bulunan … ödenmeyen primlerden alt iş veren ile birlikte sorumlu olacağı hususu dikkate alınmalıdır. Tüm bu eksik hususlar giderilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.