|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, 10.04.1989 tarihinde çalıştığını iddia etmekte, ancak işe giriş bildirgesinde belirtilen tarih ve sigorta kaydı arasında tutarsızlık bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davacının çalıştığını ispatlayan delilleri yeterli görerek davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, sigortalılık tespiti için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli çalışmanın da ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay, davacının çalıştığı işyerinin tescil bilgileri ve bordrolarının eksik incelendiğini, bu nedenle verilen hükmün eksik incelemeye dayandığını belirtmiştir. Mahkeme, işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasının neden farklı olduğunu ve davacının hangi işyerinde çalıştığını net bir şekilde ortaya koymadan karar vermiştir. Bu nedenle, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmesi için geri gönderilmesine hükmetmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10899 E. , 2024/10556 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2963 E., 2024/1381 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/318 E., 2022/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalıya ait … sicil sayılı 7227/17 parsel …/Ankara adresindeki inşaat işyerinde 10.04.1989 tarihinde usta olarak çalıştığını, işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesine ve hizmet kaydında giriş tarihinin 10.04.2019 olduğu kayıtlı olmasına karşın çalıştığı gün sayısının görülmediğini, işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numarasının sonraki çalışmalarında da kullanıldığını, Çorum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne işe giriş tarihinin düzeltilmesi için başvuruda bulunduğunu beyanla davanın kabulünü ve hizmet tespiti yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davacıyı hatırlamadığını, ilgili inşaatın sözleşme süresinde tamamlanarak yapı izin belgesi alındığını, davacı için işe giriş bildirgesi verildiyse primlerinin de ödenmiş olması gerektiğini, aynı döneme ilişkin sorun yaşayan … ve …’nun Kurumdan kaynaklanan mağduriyetlerinin Kurum kayıtlarında evraklar bulunarak düzeltildiğini beyan etmiştir.
2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve yersiz olarak açılan hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “..Davacı tanığı … davacının çalıştığını iddia ettiği 1989/1.Dönemde çalışma kaydı olmadığı, 1989/2.dönem ile 1989/3.dönemde ise … sicil numaralı “Atatürk Sitesi” unvanlı iş yerinde çalışma kaydının ve tanık olarak dinlenen … ve …’ın da … sicil numaralı “Atatürk Sitesi” unvanlı işyerinde çalışma kaydı bulunmadığı görülmüştür.
Sosyal Güvenlik Kurumunca ….06 sicil sayılı dosyada işlem gören “…” unvanlı işyerine ait 1989/1.dönem bordrosuna rastlanmadığının ve 1989/3.dönemde de işyerince davacı tanığı … için 01.09.1989-05.10.1989 tarihleri arasında hizmet bildirildiği görülmüştür.
Davacı asilin 07.04.2022 tarihli celsede; talep konusu tarihte … ile birlikte kendisinin sıvacı olarak çalıştığı, sıvacı olarak başka çalışan olmadığı şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
….06 sicil sayılı dosyada işlem gören “…” unvanlı iş yerine ait 1989/1.dönem bordrosunun Kuruma verilmediği, 1989/3.dönemde de sadece davacı tanığı … için hizmet bildirildiği görülmüş, davacının … sicil sayılı dosyada işlem gören “…” işyerinde 10.04.1989 tarihinde bir gün süreyle günlük brüt asgari ücretle 506 sayılı Kanun’a tabi hizmet akdi ile çalıştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, konu ile ilgili yasal mevzuat, dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı … … adına tescilli ….06 sicil sayılı işyerinde 10.04.1989 tarihinde 1 gün süreyle günlük brüt asgari ücretle 506 sayılı Kanun’a tabi hizmet akdiyle çalıştığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesi ile
“Davanın kabulü ile davacının davalı … … adına tescilli ….06 sicil sayılı işyerinde 10.04.1989 tarihinde 1 gün süreyle günlük brüt asgari ücretle 506 sayılı Kanun’a tabi hizmet akdiyle çalıştığının tespitine, ” karar verilmiştir. Davacının dava dışı işyerinde 01.03.1998 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1998 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerinin tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … Hacıabdullaoğlu vekili, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2., 6., 9., 79., 108. maddesi hükümleridir.
3.Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın Yerleşik İçtihatları gereğidir.
4.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, davalı … ünvanlı işverenin … sicil no.lu iş yerinden davacı adına 10.04.1989 tarihli, Balgat … Cad.19. Sok.7227 Ada 7 Parsel bina inşaatı Ankara adresli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil no.su … olmasına karşın Kurum davalı adına tescilli işyeri olarak … sicil işyeri tescil bilgilerinin ve 1989/3. dönem bordrosunun dosyaya gönderildiği, anılan tescil bilgilerinde ise “Balgat-7227/17 Parsel adresli, inşaat mahiyetli işyerinin kanun kapsamının, 01.10.1988-30.01.1990 olduğunun bildirildiği, dolayısıyla işe giriş bildirgesindeki işveren, adres bilgilerinin uyuştuğu ancak işyeri sicil no.sunun aynı olmadığının görüldüğü, diğer yandan Mahkemece, işe giriş bildirgesinde belirtilen … sicil no.lu işyerinin kanun kapsam dönemi sorulduğu, sorulan bu işyerinin adres, mahiyet vs. gösteren işyeri tescil bilgileri yerine Kurum tarafından, sadece anılan işyerinin sistemden çıktı halinde 1989/1-3 arası dönem bordrolarının gönderildiği, bu bordrolar üzerinde ünvan belirtilmeksizin sadece işveren olarak “Atatürk Sitesi” kanun kapsam dönemi ise ” 01.01.1989-” şeklinde belirtildiği, öte yandan davalı …’nun ise beyanında, … Atatürk Sitesi İnşaatı olarak bilinen inşaatla ilgisinin olmadığını beyan ettiği, öte yandan Mahkemece … adına adres olarak Ankara-Çankaya/Balgat 7227/ 7 Parsel yerine 17 Parselin inşaat ruhsatının ilgili Belediyeden sorulduğu Belediye tarafından da anılan parselde anılan işverene ait ruhsat kaydının olmadığının bildirildiği, işe giriş bildirgesindeki … sicil no.lu işyerinin dava konusu dönem bordrolarında yer alan 3 çalışanın dinlendiği, davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, davalı adına kayıtlı … sicil no.lu işyerine ait 1989/3. dönem bordrosunda yer alan tek sigortalı …’in davacı tanığı olarak dinlendiği, davacının çalışmasını doğruladığı, komşu işyeri araştırması yapılmadığı, sigorta sicil no.sunun 1989 Ankara serisinden olduğu, davacının anılan tarihteki çalışmasının … sicil sayılı işyerinde mi yoksa … sicil sayılı işyerinde mi geçtiği, bu karışıklığın neyden kaynaklandığı tam belirlenip ortaya konmadan, inşaat ruhsatının varlığı hususu doğru parsel üzerinden araştırılmadan, anılan tanık beyanı ve dosyada mevcut diğer delillere dayanarak Mahkemece … sicil sayılı işyerinden hüküm kurulduğu analaşılmıştır.
6.Buna göre Mahkemece, işe giriş bildirgesindeki … sicil no.lu işyerinin tescil bilgilerini Kurumdan celbedilmeli, anılan işyerinin gerçek ya da tüzel kişi işvereninin kim olduğu belirlenmeli, davacının beyanı da alınarak hangi adresteki inşaatta, hangi işyerinde, kimlerle birlikte çalıştığı sorulmalı, işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil no. nun davalı işverene ait sicil no.dan neden farklı şekilde yazılmış olabileceği bunun bir maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dolayısıyla hangi işverenlik nezdinde çalışmasının geçtiği kesin ve tereddütsüz şekilde ortaya konmalı, işe giriş bildirgesindeki ada parsel no.ları, 7227 Ada 7 Parsel olarak belirtildiğinden bu ada parsel üzerinden tekrar inşaat ruhsatı ve yapı izin bilgileri araştırılarak inşaatın varlığı, kim tarafından yaptırıldığı hususları ortaya konmalı, belirlenecek işverenliğin bordro tanık anlatımlarının yetersiz olması halinde dava konusu dönemde işyerine komşu işyerleri ve sigortalı çalışanlarının, emniyet, vergi dairesi, SGK ve belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerlerinin de tespit edilememesi halinde taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek kişiler sorularak bildirilecek kişilerin sigortalık ve diğer çalışma kayıtları da getirtilerek dinlenilmeli, böylelikle dosya içinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
7. Kabule göre de sigorta başlangıcının tespiti davası Kurum işlemi niteliğinde olup davada işverenliğin taraf gösterilmesi zorunlu olmamakla beraber, SGK, bu tür davalarda yasal hasım olup buna göre Mahkemece SGK’nın karar başlığında davalı yerine ihbar olunan olarak gösterilmiş olması ve davacının (1) gün süre ile çalışmasının yanı sıra sigorta başlangıcı yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur.
8.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.