|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta poliçesi kapsamında hasar bedelini talep etme ehliyetine sahip olup olmadığı üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Davalı vekili, sigorta poliçesinde davacının değil, Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün sigortalı olduğunu ve bu nedenle davacının tazminat talep edemeyeceğini savunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1454. maddesi uyarınca, sigortalının tazminat talep etme hakkının yalnızca sigortalıya ait olduğunu belirterek, davacının sigorta ettiren olarak davayı açamayacağına hükmetmiştir. Ayrıca, poliçede yapılan zeyilnamelerle davacının sigorta ettiren sıfatının kaldırıldığını ve bu nedenle davanın reddedilmesinin yerinde olduğunu vurgulamıştır. Sonuç olarak, temyiz başvurusu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. Bu durum, sigorta sözleşmesinin tarafları arasındaki hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde önemli bir hukuki değerlendirme sunmaktadır. |
11. Hukuk Dairesi 2023/2340 E. , 2024/5202 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1172 Esas, 2021/1272 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/131 E., 2018/1282 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hızlı tren alt yapı işlerini yaptığını, 19.09.2014 tarihinde çıkan yangın sonucu işyerinde hasar oluştuğunu, sigortaya gerekli ihbarlar yapılmasına rağmen ödemede bulunmadığını ileri sürerek, 621.287,84 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu poliçede davacı ile … İnş. A.Ş. adi ortaklığının sigorta ettiren konumunda bulunduğunu, Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün ise sigortalı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesine göre, sigortalının tazminat talep edebileceğini, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın sunduğu poliçede sigortalının Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü olduğu, bu poliçenin davaya esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı taraf elinde zeyilname örneği bulunmadığını belirttiğinden davalıdan gelen yazı cevabı ve ekindeki poliçe ve zeyilname örneklerinin hiç birinde davacının tek başına sigortalı veya lehdar olduğu bir poliçe bulunmadığı mevcut belgelere göre davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hızlı tren alt yapı işlerini yaptığını, 19.09.2014 tarihinde çıkan yangın sonucu işyerinde hasar oluştuğunu, sigortaya gerekli ihbarlar yapılmasına rağmen ödemede bulunmadığını, poliçede lehtar olarak gözüken Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne hasar bedelinin tahsili konusunda muvafakat verip vermediğinin sorulmadığını, Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün bürokratik işlemler nedeniyle muvafakat taleplerine cevap vermediğini, onay verildiğinde usulü eksikliğin giderilmiş olacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 1454 üncü maddesine göre sigorta ettirenin üçüncü bir kişinin menfaatini onun adını belirterek veya belirtmeyerek sigorta ettirebileceğinin, sigorta sözleşmesinden doğan hakların sigortalıya ait olacağının, sigortalının aksine sözleşme yoksa sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebileceğinin düzenlendiğini, madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkının sigortalıya ait olduğu, somut olayda 10.04.2016 tanzim tarihli poliçede, sigortalı olarak … Yapı A.Ş. ve … İnş. A.Ş. adi ortaklığının gösterildiği, 16.04.2012 tarihinde düzenlenen zeyilname ile poliçede Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün sigortalı olarak gösterildiği, … Yapı A.Ş. ve … İnş. A.Ş. adi ortaklığının sigortalı kapsamından çıkarıldığı, 05.07.2012 tarihli zeyilnamede ise sigorta ettiren olarak … Yapı A.Ş.’nin gösterildiğini, … Yapı A.Ş. ve … İnş. A.Ş. adi ortaklığının sigorta ettiren sıfatının kaldırıldığı, işyerinde yangının 19.09.2014 tarihinde meydana geldiği, bu durumda riziko tarihi itibariyle sigorta ettirenin davacı, sigortalının ise Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü olduğu, 6102 sayılı Kanun’un 1454 üncü maddesine göre, poliçede aksine bir düzenleme olmadığından sigortalı olan Devlet Demiryolları İşletmesinin tazminat talebinde bulunabileceği, davacının sigorta ettiren olarak işbu davayı açamayacağı, zeyilname ile adi ortaklığın sigorta ettiren sıfatının kaldırıldığı, Mahkemenin adi ortaklıkların birlikte dava açması gerektiğine yönelik gerekçesinin bu nedenle yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İnşaat All Risk sigorta poliçesi kapsamında riziko tarihi itibariyle sigorta ettiren olan davacının hasar bedelini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2. 6102 sayılı Kanun’un 1454 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.