onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 21.11.2008-23.02.2013 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmalarının fiili ve gerçek olup olmadığının tespitine ilişkindir. Davacı, Kurum tarafından iptal edilen sigortalı çalışmalarının gerçek olduğunu savunmuş, davalı taraf ise bu çalışmaların fiili olmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın reddine karar vermiş, ancak Yargıtay, bozma ilamında, davacının çalışmasının gerçekliğini belirlemek için daha fazla delil ve tanık dinlenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.

Yargıtay, davacının iş görme edimini yerine getirip getirmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, bu bağlamda tanık ifadeleri ve diğer delillerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, ceza dosyasındaki delillerin ve tanıkların ifadelerinin itibar edilemeyecek nitelikte olduğunu öne sürerek davayı reddetmiş, ancak bozma ilamına uygun olarak gerekli araştırmanın yapılmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, temyiz edilen kararın bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/10150 E.  ,  2024/11882 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/573 E., 2024/250 K.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 21.11.2008-23.02.2013 tarihleri arasındaki, davalı … Tekstil İnşaat Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi nezdindeki çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesiyle Kurum denetmen raporuna istinaden iptal edildiğini, devamında bağlanan yaşlılık aylığının da şartları sağlamadığından, Kurumca kesildiğini, çalışmalarının fiili ve gerçek çalışmaya dayandığını beyanla, Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının Yargıtayın 79/10 maddeye dayalı sigortalılığın tespit davaları yönünden kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, davacıya bağlanan emeklilik maaşı sonrasında davacının diğer davalıya ait iş yerinde fiilen çalışmadığının tespiti üzerine söz konusu emeklilik maaşının iptal edildiğini, davacı tarafından açılan davanın hukuki dayanağının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    2.Davalı … Tekstil Şirketi vekili; davanın reddini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli 2016/1255 Esas 2019/538 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
    IV.İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli 2020/570 Esas, 2021/967 Karar sayılı kararıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    Dairenin 30.05.2022 tarihli 2022/4554 Esas, 2022/8095 Karar sayılı ilamında; Mahkemece, iptale konu 21.11.2008-23.02.2013 tarihleri arasındaki sürenin fiili ve gerçek bir çalışma olup olmadığı hususunda, davacı asilin 15.06.2016, 20.03.2019 günlü celselerdeki beyanında, davalı şirketin ortaklarına (… Taz, …, …, … Tez) ait araçlarda makam şöforlüğü yaptığı iddiası dikkate alınarak, davalı şirkete ait … plakalı araca davacı adına 07.10.2009, 22.07.2009 tarihlerinde trafik idari para cezasının uygulandığının anlaşılması karşısında, öncelikle gerçek işverenin kim olduğu, davacının iş görme edimini şirket ortaklarına şoförlük yaparak yerine getirip getirmediği üzerinde durulması gerektiği, anılan şirkette şoför olarak kimlerin çalıştığının tespit edilmesi gerektiği, dosya kapsamında dinlenen bir kısım komşu iş yeri ve bordro tanıklarının ifadelerinde davacının şoför olarak çalıştığının belirtildiği, bir kısım bordro tanıklarınca da davacının tanınmadığınına ifade edilmesine göre, Kurum denetmen raporunda yer alan ifadeler de değerlendirilmek suretiyle, bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği, çalışmaları iptal edilmeyen kayıtlı bordro tanıklarının re’sen seçilerek, davacının davalı nezdinde çalışıp çalışmadığı hususunda ayrıntılı beyanları alınması gerektiği, fiili çalışmanın tespiti halinde, iş görme ediminin şirket ortaklarına yönelik yerine getirildiğinin anlaşılması halinde davada taraf olmaları sağlanarak, davacının gerçek/fiili duruma uyan hizmetini açıkça ortaya koyan bir karar verilmesi gerektiği hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konuya ilişkin ceza dosyasında yer alan konuşma-tape kayıtlarının içeriği gözetilmek suretiyle davalı şirket sahibi olan şahısların davalı … zarara uğratacak şekilde davrandıkları, beraat etseler dahi kötü niyetli olarak hareket ettiklerine dair bir çok delilin mevcut olduğu, Mahkemece dinlenen tanıkların ceza yargılamasındaki pozisyonları dikkate alındığında ifadelerinin itibar edilemeyecek nitelikte olduğunu, eldeki davanın ispat edilemediği gerekçelerine olarak davanın reddine karar verimiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin dayandığı tabe kayıtlarının müvekkili ile yapılan görüşmelere dayanmadığını, 3. şahıslarla davalı şirket yetkilileri arasında yapıldığını, konuşma içeriklerinden davacının çalışmasının fiili ve gerçek olmadığı yönünden sonuç çıkarılamayacağını beyanla, Kurum işleminin iptaline yönelik davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının Kurumca iptal edilen sigortalı çalışmalarının gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
    Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu iş yeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
    Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada, konuya ilişkin ceza dosyasında yer alan konuşma-tape kayıtlarının içeriği gözetilmek suretiyle davalı şirket sahibi olan şahısların davalı … zarara uğratacak şekilde davrandıkları, beraat etseler dahi kötü niyetli olarak hareket ettiklerine dair bir çok delilin mevcut olduğu, Mahkemece dinlenen tanıkların ceza yargılamasındaki pozisyonları dikkate alındığında ifadelerinin itibar edilemeyecek nitelikte olduğu, eldeki davanın ispat edilemediği gerekçelerine olarak davanın reddine karar verilmişse de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
    Dosyada yer alan kayıt ve belgelerin incelenmesinde; Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/362 Esas, 2017/336 Karar sayılı dava dosyasında, davacının da içinde bulunduğu 92 kişinin sahte sigorta kaydı oluşturma fiili sebebiyle yargılandıkları, delil yetersizliğinden dolayı haklarında beraat kararının verildiği anlaşılmaktadır. Anılan ceza dosyasındaki tape kayıtlarının içeriği gözetildiğinde davacının çalışmasının sahte sigortalılığa dayandığına, fiili çalışması olmadığına yönelik doğrudan somut verilerin yer almadığı görülmekle, Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı içeriği gözetilmek kaydıyla, davalı Kurumun iptaline konu olan davacının davalı şirket nezdindeki 21.11.2008-23.02.2013 tarihleri arasındaki çalışmanın fiili ve gerçek bir çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda, davacı asilin 15.06.2016, 20.03.2019 günlü celselerdeki beyanında, davalı şirketin ortaklarına (… Taz, …, …, … Tez) ait araçlarda makam şöforlüğü yaptığı iddiası dikkate alınarak, davalı şirkete ait … plakalı araca davacı adına 07.10.2009, 22.07.2009 tarihlerinde trafik idari para cezasının uygulandığının anlaşılması karşısında, öncelikle gerçek işverenin kim olduğu, davacının iş görme edimini şirket ortaklarına şoförlük yaparak yerine getirip getirmediği üzerinde durulmalı, anılan şirkette şoför olarak kimlerin çalıştığı tespit edilmeli, dosya kapsamında dinlenen bir kısım komşu iş yeri ve bordro tanıklarının ifadelerinde davacının şoför olarak çalıştığının belirtildiği, bir kısım bordro tanıklarınca da davacının tanınmadığının ifade edilmesine göre, Kurum denetmen raporunda yer alan ifadeler de değerlendirilmek suretiyle, bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, çalışmaları iptal edilmeyen kayıtlı bordro tanıkları re’sen seçilerek, davacının davalı nezdinde çalışıp çalışmadığı hususunda ayrıntılı beyanları alınmalı, fiili çalışmanın tespiti halinde, iş görme ediminin şirket ortaklarına yönelik yerine getirildiğinin anlaşılması halinde davada taraf olmaları sağlanarak, davacının gerçek/fiili duruma uyan hizmetini açıkça ortaya koyan bir karar verilmelidir.
    Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı sonucunda varsa taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.