onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 21.11.1997 – 31.12.2003 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti talebine ilişkindir. Davalılar, davacının belediye personeli olmadığını ve sigorta priminin eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme, bozma ilamına uyarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, asıl işveren-alt işveren ilişkisini dikkate alarak, davalı … yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, davacının ücrete ilişkin bir talebi olmamasına rağmen, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespitinin istenmesi durumunda asgari ücret üzerinden tespit hükmü kurulması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önem arz ettiğini göstermektedir. Yargıtay, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın bozulmasına ve dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/4826 E.  ,  2024/5618 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/131 E., 2023/526 K.
    KARAR : Kısmen Kabul

    Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, ek kararla davalı … … Güv. ve Kor. Hiz. Ltd. Şti.’nin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 21.11.1997 – 31.12.2003 tarihleri arasında davalı Belediyeye bağlı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiştir.

    II.CEVAP
    Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belediye personeli olmadığını, işçi veya memur statüsünde görev yapmadığını, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünde ve diğer müdürlüklerde herhangi bir kaydına rastlanmadığını, davacıya herhangi bir maaş ödemesi yapılmadığını belirterek, davanın belediye yönünden husumetten ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı … Çevre Tem. ve Alt Yapı Sağlık Hiz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 01.04.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 270 gün süre ile çalıştırıldığını, davacının çalıştığı süreye ilişkin 8 aylık sigorta priminin eksiksiz ödendiğini, davacının şirkette başkaca çalışması olmadığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.

    Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; çalışma olgusunun yöntemince ispatlanması gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında HMK 289 uncu maddesi gereğince bu iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen iş yerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

    III.MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 14.12.2012 tarih ve 2008/149 – 2012/742 E.K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 14.02.2014 tarih ve 2013/1552 – 2014/2312 E.K. sayılı ilamı ile somut olayda, davacıya ait hizmet döküm cetvelinde görünen ve alt işveren oldukları anlaşılan; dava dışı … … Güv. Kor. Hiz. Ltd. Şti ve … Çevre Temizlik Aityapı Sağlık Hiz. Ltd. Şti’ne, HMK.’nın 124 üncü maddesi uyarınca husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli; husumet yöneltildiğinde, anılan alt işverenlerin göstereceği deliller toplanmalı, bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmeli, ancak davacıyı çalıştıran alt işverenler olduğundan, tespit hükmü alt işverenler hakkında kurulmalı, asıl işveren olan davalı …’nın sorumluluğu ise ödenmeyen prim borçlarıyla sınırlı olup aleyhine tespit hükmü kurulmaması gerektiği belirtilerek, eksik inceleme ve araştırma ile verilen hüküm bozulmuştur.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 04.10.2018 tarih ve 2014/157 – 2018/353 E.K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bozma ilamı uyarınca ikmal olunan eksiklikler, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile
    1-Davalı … Çevre Temizlik Altyapı Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. hakkındaki dava atiye bırakıldığından, bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

    2-Diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, (davalı … Başkanlığının sorumluluğu ödenmeyen prim borçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla)

    -3400020119408 sigorta sicil numaralı davacı … ( 21512397280 TC kimlik nolu)’ın davalı … İntursan Güv. Kor. Hizm. Ltd. Şti.’nde;
    -18.02.2000-31.03.2000 arası (42 gün) günlük 4.000.000 TL
    -01.04.2000-31.07.2000 arası (120 gün) günlük 5.000.000 TL
    -01.08.2000-31.03.2000 arası (240 gün) günlük 5.000.000 TL
    -01.04.2001-31.12.2001 arası (270 gün) günlük 7.000.000 TL
    -01.01.2002-31.03.2002 arası (90 gün) günlük 7.400.025 TL
    -01.04.2002-30.06.2002 arası (90 gün) günlük 9.262.400 TL
    -01.07.2002-31.03.2003 arası (270 gün) günlük 10.919.443 TL
    Ücretle hizmet akdi ile 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

    C. Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK Başkanlığı, Bakırköy Belediyesi ve … … Güvenlik ve Koruma Hizm. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 30.01.2020 tarih ve 2019/854 – 2020/386 E.K. sayılı ilamı ile bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirmediği ve varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı belirtilerek, somut olayda, ihale alan işyerlerinin ünvanlarının belirlenmediği, tüm ihale evraklarının getirtilmediği, davacının bildirimi yapılan işyerleri ile davalı … arasındaki ihale sözleşmelerinin istenmediği, dinlenen tanıkların hizmet cetvelleri istenmediğinden bordro tanığı olup olmadıklarının tespit edilemediği, davalı … çalışanları ile bordro tanıklarının dinlenmediği anlaşıldığından, yapılacak işin; öncelikle ihtilaflı 21.11.1997 tarihi ila 31.12.2003 tarihleri arasındaki yıllara ait ihale dosyalarını, hizmet alım sözleşmelerini getirtmek, hangi tarih aralığında hangi şirketle sözleşme yapıldığını tespit etmek, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin ihale arası dönemler mi olduğu yoksa bu işveren/işverenler tarafından Kuruma eksik bildirim mi yapıldığı hususunu araştırmak, eğer ihale yapılan dönemde eksik bildirim varsa ihaleyi alan şirketleri davaya dahil etmek, bu şirketlerin dönem bordrolarını davalı Kurumdan istemek, ihale kapsamında ne tür bir işin üstlenildiği açıkça sorularak, davacının ücret ödeme konusunun aydınlığa kavuşturulması için gerek Belediyeden gerek ihaleyi alan şirketlerden ücret bordroları ile ilgili belgeler istenerek ve Belediyenin resmi Kurum olması sebebiyle belgelere dayalı ücret ödemesi dışında çalışma olamayacağı değerlendirilip, davacıya ücret ödemesi olmayan dönemlerde resmi Kurum olan Belediyenin sorumlu tutulması mümkün olmadığından, talep edilen dönemde ücret ödemelerinin kim tarafından yapıldığı açıklığa kavuşturularak, davalı Belediyede talep edilen dönemde çalışmış şef, amir, müdür, muhasebe çalışanı gibi yetkili kişiler ile ihale dönemleri için ayrı ayrı bordro tanıklarını dinlemek, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğuna işaret edilerek hüküm bozulmuştur.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 22.12.2023 tarih ve 2020/131 – 2023/526 E.K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, celp edilen ihale evrakları, tanık beyanları, diğer bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davanın kısmen kabulüne,
    3400020119408 sigorta sicil numaralı davacı …’ın,
    18.02.2000-31.03.2000 arası 42 gün, günlük 4.000.000
    01.04.2000-31.07.2000 arası 120 gün, günlük 5.000.000
    01.08.2000-31.03.2001 arası 240 gün, günlük 5.000.000
    01.04.2001-31.12.2001 arası 270 gün, günlük 7.000.000
    01.01.2002-31.03.2002 arası 90 gün, günlük 7.400.025
    01.04.2002-30.06.2002 arası 90 gün, günlük 9.262.400
    01.07.2002-31.03.2003 arası 270 gün, günlük 10.919.443 TL ile davalılardan … İntursan Güv. Kor. Hiz. Ltd. Şti. yanında brüt ücretle 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine,

    Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,

    Davalılardan …, Tasfiye Halinde Varentem Çevre Temizlik ve Alt Yapı Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi ve … yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğunden reddine, 02.04.2024 tarihli ek karar’la muhtıra tebliğine rağmen temyiz harç ve giderleri yatırılmadığından HMK’nın 344 üncü maddesi gereğince davalı … … Güvenlik ve Kor. Hiz. Ltd. Şti.’nin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, çalışma olgusunun yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, … insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

    2.506 sayılı Kanun’un ”Üçüncü Kişinin Aracılığı” başlıklı 87 nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile bu Kanun’un işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir. Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.

    3.506 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde ise “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Kanun’un 79/10 uncu maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.

    4.506 sayılı Kanun’un 87 nci maddesi ile asıl işveren-alt işveren arasındaki ekonomik ve malî yönden sorumluluk hukukunun sınırlarını belirlediği, maddede geçen “bu Kanun’un işverene yüklediği ödevler” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçlamadığı anlaşılmaktadır.

    5.5510 sayılı Kanun’un “İşveren, İşveren vekili, Geçici İş İlişkisi Kurulan İşveren ve Alt İşveren” başlıklı 12 nci maddesi hükmünde, bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denildiği, sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işverenin, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı belirtilmiştir. Alt işveren kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle alt işveren arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün alt işveren tarafından görülmesidir. Bu kavramın belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.

    5510 sayılı Kanun’un aynı maddesinde “sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlar” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Kanun’un 86 ncı maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.

    5510 sayılı Kanun’un 12/6 ncı maddesi ile asıl işveren-alt işveren arasındaki ekonomik ve malî yönden sorumluluk hukukunun sınırlarını belirlediği, maddede geçen “bu Kanun’un işverene yüklediği yükümlülükler” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçladığı anlaşılmaktadır.

    6.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.

    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK)

    3. Değerlendirme
    1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı SGK Başkanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    2.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı … nezdinde 21.11.1997 – 31.12.2003 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm hatalı ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

    3.Somut olayda, hakkında hüküm kurulan davalı … … Güv. ve Kor. Hiz. Ltd. Şti. ile diğer davalı … arasında 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 67 nci maddesi kapsamında hizmet alımı nedeniyle asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, asıl işveren konumundaki …’nın alt işveren … … Güv. ve Kor. Hiz. Ltd. Şti. ile birlikte sigorta primlerinden müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu belirgin olduğundan, davalı … yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru görülmemiştir.

    4.Kabule göre, davacının ücrete ilişkin bir talebi olmamasına rağmen, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespitinin istenmiş olması karşısında, asgari ücret üzerinden tespit hükmü kurulması gerekirken, talep aşılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.