|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay, sigortalı sayılabilmek için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli çalışmanın da var olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, davacının işyerinde gerçekten çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Sigortalılık başlangıç tespiti davasında, çalışmanın geçtiği işyerinin varlığı ve sigortalı çalışmanın ispatı zorunludur.
Mahkeme, davacının işyerinde eylemli çalışmasının varlığını yeterince incelememiştir. Bu nedenle, eksik inceleme ve değerlendirme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay, davacının gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olarak ortaya konulması gerektiğini, ayrıca komşu işyerleri ve sigortalı çalışanların araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesinde daha titiz bir inceleme yapılması gerektiğini göstermektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8964 E. , 2024/9800 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/893 E., 2024/324 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/184 E., 2021/437 K.
Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalılığın tespiti ile sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının … sicil numaralı … (mermer atölyesi) unvanlı iş yerinde 01.06.1986 tarihinde işe girip 1 gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının … işyeri sicil numaralı … Mermer Atölyesi ( …) unvanlı işyerinde 01.06.1986 tarihinde asgari ücretle 1 gün sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.10.1988 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 5 yılı aşkın bir süre geçen bu davada hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince davacının çalışmalarının tespitine yönelik bilirkişi raporu alınmadığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 16.09.1991 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 60 ıncı maddenin (G) bendi, 79 uncu,108 inci maddesi hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
3. Değerlendirme
1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, … unvanlı işverenin 53279.01 sicil no.lu işyerinden davacı adına 01.06.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, mermer işi mahiyetli işyerinin 01.06.1986-10.01.1990 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1986 yılı ile 1987 yılında hiç bordro verilmediğinin bildirildiği, işe giriş bildirgesi üzerinde yapılan imza incelemesinde davacının el ürünü olmadığının tespit edildiği, emniyet vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında ise anılan işyerine ilişkin bilgi sahibi olarak belirlenen … ile davacı tanıklarının dinlendiği, başka Kurumlar nezdinde komşu işyeri araştırması yapılmadığı, dinlenen tanık …’ın aynı işyerinde çırak olarak çalıştığını belirtmiş olmasına karşın aynı işyerinde çalışmasına ilişkin bir işe giriş bildirgesi, çıraklık kaydı vs. olup olmadığının araştırılmadığı, davacı tanığı …’nin dava dışı dışı işyerine olan mesafesinin belirlenmediği, dava dışı işyerine komşu olarak ikamet ettiğini beyan eden diğer davacı tanığı …’ün dava konusu dönemde işyerine komşu adreste ikamet edip etmediğinin ilgili muhtarlık, tapu kaydı ve nüfus müdürlüğünden araştırılarak belirlenmediği, diğer Kurumlar nezdinde daha geniş bir şekilde komşu işyeri araştırması yapılmadığı, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre Mahkemece, dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının, belediye, vergi dairesi, SGK nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerinin tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler belirlenerek bu kişilerin de çalışma kayıtları getirtilerek beyanları alınmalı, davacı tanıklarının yukarıda belirtilen eksik kayıtları tamamlanarak beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
4.Kabule göre de 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde; “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Buna göre eldeki davada, Mahkemece davacının 01.10.1970 doğumlu olduğu, tespitine karar verilen 01.06.1986 tarihinde 15 yaşında olduğu, buna göre davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.10.1988 tarihi olduğu, bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
5.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.