|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti üzerine kuruludur. Davacı, 15.12.1986 tarihinde işe başladığını, ancak bu tarihin resmi kayıtlarda yer almadığını iddia ederek, sigortalılık başlangıç tarihinin bu tarih olarak belirlenmesini talep etmiştir. Davalı SGK Başkanlığı ise, davacının işe giriş bildirgesinin varlığını yeterli görmemekte ve fiili çalışmanın ispatı için ek deliller talep etmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının fiili çalışmasının komşu işyeri tanıkları tarafından doğrulandığını, işe giriş bildirgesindeki bilgilerin nüfus kayıtlarıyla uyumlu olduğunu ve bildirgedeki imzanın davacıya ait olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca, sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin başvurunun hak düşürücü süre içerisinde yapıldığını ve bu nedenle sürenin işlemediğini belirlemiştir. Sonuç olarak, mahkeme, davacının sosyal güvenlik hakkının ihlal edilmemesi gerektiği ve işe giriş tarihinin tespitinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bu karar, sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesinde tanık ifadelerinin ve belgelerin önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8866 E. , 2024/11777 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/733 E., 2024/1160 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/1546 E., 2023/1157 K.
Taraflar arasındaki sigortalılık başlangıç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Betül Sönmez tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalı …’e ait işyerinde 15.12.1986 tarihinde işe başladığını ve 5-6 yıl burada çalıştığını, yıllar sonra yaptığı incelemede ilk işe giriş tarihinin 15.12.1986 olarak görünmediğini, 1986/ 1-2-3 dönemleri bordrolarının verilmediğini ve primlerinin ödenmediğini tespit ettiğini ileri sürerek, ilk işe giriş ve sigortalılık başlangıç tarihinin 15.12.1986 olarak tespit edilmesine karar verilmesini istemiş, 21.02.2023 tarihli celsedeki beyanında; davalı … ve …’e karşı açtığı davayı HMK 150 inci maddesi gereğince takip etmediğini açıklamıştır.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kuruma dava konusuyla ilgili başvuru yapılıp yapılmadığı dava şartı olduğundan, öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, hak düşürücü süre yönünden açılan davaya itiraz ettiklerini, davacının 15.12.1986 tarihinde sigortalı çalışmaya başladığına dair herhangi bir belge ibraz etmediğini, davacının davalı yanında çalıştığına dair resmi kayıt bulunmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli olarak çalışmasının da ortaya konulması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller, komşu işyeri tanıklarının beyanları, 15.05.2023 tarihli adli belge inceleme grafoloji bilirkişi uzman raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile davacının 486265.32.08 sicil numaralı … ünvanlı işyerinde 15.12.1986 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; dava açılmadan önce Kuruma dava konusuyla ilgili başvuru yapılıp yapılmadığı dava şartı olduğundan öncelikle bu hususun nazara alınması gerektiğini, hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmadığını, davacının, 15.12.1986 tarihinde davalı yanında çalıştığına dair resmi kayıt bulunmadığını, dosya kapsamında yapılan bilirkişi imza incelemesinin hatalı olduğunu, işe giriş bildirgesinin olması fiili çalışmayı kanıtlamaya yeterli olmadığını, salt tanık anlatımlarına dayanılarak fiili çalışmanın varlığından söz edilemeyeceğini, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının talep konusu tarihte fiili ve eylemli çalışmasının, davacı ile aynı tarihte çalışmış komşu işyeri tanıklarınca doğrulandığı, işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgileri ile davacının nüfus kayıtlarının uyumlu olduğu, bildirgedeki imzanın davacıya ait olduğu, sigortalı sicil numarasının davacının daha sonraki çalışmalarında kullanılan sicil numarası olduğu, iş yerinin bu tarihte Kanun kapsamında olduğu, Kurum kayıtlarında gözüken sigortalılık başlangıç tarihine göre eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, sigortalı işe giriş bildirgesinin hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmesi nedeniyle hak düşürücü sürenin işlemediği, 5521 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasına) göre başvuru koşulunun yerine getirildiği anlaşılmakla; Anayasal sosyal güvenlik hakkı kapsamında davacının işe giriş bildirgesinde yazan tarihte fiili çalışmasının bulunduğu kabul edilerek sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine dair Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2 nci, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.