onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 20.09.1983 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespitine ilişkindir. Yargıtay, sigortalı sayılabilmek için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli çalışmanın da varlığının ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Sigortalılık başlangıcı tespiti davasında, çalışmanın gerçek ve sigortalı niteliğinde olduğunun kesin bir şekilde kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.

Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesinin varlığını kabul etmesine rağmen, eylemli çalışmanın ispatı konusunda eksik inceleme yapmıştır. Davacının 20.09.1983 tarihindeki çalışmasının prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği, ancak bu hususun göz önünde bulundurulmadığı ifade edilmiştir. Yargıtay, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/12077 E.  ,  2024/13295 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1815 E., 2023/1509 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2017/148 E., 2019/110 K.

    Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının … Işık’a ait hızar atölyesinde 20.08.1983 tarihinde işe başladığını, yaklaşık 10 ay çalıştığını, iş veren tarafından işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş ise de primlerinin Kuruma ödemesinin yapılmadığını iddia etmiş davacının sigorta başlangıcının 20.09.1983 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, işveren tarafından davacı adına işe giriş bildirgesi verildiğini ancak 1983/3. dönem bordrolarının verilmediğinden davacının ilgili dönemde bu iş yerinde hizmetine rastlanılmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının, … sicil numaralı işyerinde 20.09.1983 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacının 18 yaşını ikmal ettiği 02.10.1986 tarihinin ise sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde,Kurum işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak Mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık 20.09.1983 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.
    2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2., 9., 60. maddenin (G) bendi, 79., 108. maddesi hükümleridir.
    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.

    3. Değerlendirme
    1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
    2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava dışı … unvanlı işverenin 02380 sicil no.lu işyerinden davacı adına 20.09.1983 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, sandık imalatı mahiyetli işyerinin 12.03.1963-31.05.1999 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, davacının işe giriş bildirgesi tarihinde 14 yaşında olduğu, işyerinin 1983/3. dönemine ait bordronun Kurumca gönderilmediği, bunun yerine bordroda yer aldığı belirtilen iki sigortalı olan … … ile …’ın kimlik bilgilerinin gönderilmiş olduğu ve anılan bordrolu çalışanların Mahkemece dinlenmediği, emniyet aracılığıyla komşu iş yeri araştırması yapıldığı ve komşu işyeri tespit edilemediği, başkaca bir komşu işyeri araştırmasının yapılmadığı öte yandan davacı tanıkları olarak … (işyerinden 20.04.1978-1982/4 ile 1984/1-06.05.1999 arası sigortalığı bulunan dava konusu 1983/3 de sigortalılığı bulunmayan) ve …’ün (hizmet döküm cetveli olmayan ve dava konusu dönemde işe giriş bildirgesi olup olmadığı araştırılmayan) dinlendiği, anılan davacı tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller yeterli görülmek suretiyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği anlaşılmıştır.
    3.Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece, öncelikle işyerinin 1983/3. dönem bordrosu Kurumdan celbedilerek bordrolu çalışanlar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, bordro tanıklarına ulaşılamamsı ya da beyanlarının yetersiz kalması halinde dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının,belediye, vergi dairesi, SGK nezdinde de araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, davacı tanığı olarak dinlenen …’ün hizmet döküm cetveli ile varsa işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi de celbedilerek beyanları denetlenmeli, komşu işyeri araştırmasında komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek sigortalılık kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
    4.Kabule göre de 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür.
    Anılan yasa hükmüne göre Mahkemece davacının 20.09.1983 tarihinde (1) gün süre ile çalıştığının ve 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 02.10.1986 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespitinin yanı sıra 20.09.1983 tarihindeki (1) gün süreli çalışmasının da prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
    5.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.