|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti ve yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının sigorta başlangıç tarihini 25.03.1983 olarak belirlemiş, ancak bu karar eksik incelemeye dayalı olarak verilmiştir. Yargıtay, sigortalı sayılabilmek için yalnızca işe giriş bildirgesinin değil, aynı zamanda eylemli çalışmanın da varlığının ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Mahkeme, davacının çalıştığı işyerinin niteliğini ve çalışma koşullarını yeterince araştırmamıştır. Davacının 1981-1988 yılları arasındaki çalışmalarıyla ilgili belgelerin ve tanık ifadelerinin eksikliği, kararın hukuka aykırı olmasına neden olmuştur. Yargıtay, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir. Sonuç olarak, davacının sigortalılık durumunun belirlenmesi için gerekli tüm delillerin toplanması ve değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, sigortalılık başlangıcının tespitinde önemli bir hukuki gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12930 E. , 2024/13808 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1380 E., 2024/1624 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/150 E., 2024/70 K.
Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 22.07.1981 tarihinde … Piknik isimli işyerinde çalışmaya başladığını, 22.07.1981 – 02.02.1988 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kurumca silindiğini, işe giriş bildirgelerinin varlığı, buna mukabil işten çıkış belgelerinin olmaması karşısında, davalının resen silme işleminin isabetsiz olduğunu, davacının, 20.05.2011 tarihli tahsis talebinin de 12.07.2011 tarihinde reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının 22.07.1981 – 02.02.1988 tarihleri arasında sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığına hak kazandığının tespitine, aylıkların hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 25.03.1983 tarihi olduğunun tespitine, 25.03.1983 tarihinde 1 gün süre ile 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, bildirilmeyen kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık sigorta başlangıcının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.
2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2, 6, 9 ve 60. maddenin (G) bendi, 79, 108, Geçici 81. maddesi hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin kanunun belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun’lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
3. Değerlendirme
1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına … Piknik-Bayındır sok. No:19/C Ankara adresli 75060 sicil no.lu işyerinden 01.07.1981 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, … adına tescilli bu işyerinin pastane mahiyetli olduğu, 01.08.1976-31.12.1982 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu ve işyerinden dava konusu dönemde bordro verilmediğinin Kurumdan bildirildiği, davacının işe giriş bildirge tarihinde 16 yaşında olduğu,davacı asilin beyanında, … Piknik isimli işyerinde bir yıl kadar çalıştığı, o dönemde komşu iş yerlerinde çalışan kişilerle irtibatının olmadığı, …’ın uzaktan akrabası olduğu, kendisinin dava konusu işyerinde çalıştığı dönemde, bu akrabasının … isimli bir işverene ait tavukçuluk işinde çalıştığını ve bu işyerinin kendi çalıştığı iş yerine de tavuk verdiğini, bu işyerinin kendi çalıştığı işyerinden alacaklarını alamayınca bir süre satıştan paraları kendilerinin aldığını o dönemde kendisinin iş yerinde çalıştığını, … ve …, isimli kişilerin … ‘ın yanında çalışıyor olduğunu beyan ettiği, Mahkemece işyeri tescil bilgilerinin dolayısıyla mahiyetinin ve adresinin ne olduğu bilinmeyen … işyerinden dava konusu 1981 yılı yerine 1983/1-3 arası dönem bordroları kapsama alınarak bu bordrolarda adı geçen …, … ile …’ın dinlendiği, yine bu bordrolarda adı geçmeyen davacı tanığı …’ın ve … Restorana tavuk verdiklerini idda eden …’nun dinlendiği, bu tanıklardan da … ve …’ın davacıyı tanımadıkları yönünde beyanda bulundukları …’ın ise davacının çalışmasını bilmediği yönünde beyanda bulunduğu,dava konusu işyerine komşu işyeri araştırmasının ise sadece emniyet ve belediye vasıtasıyla yapıldığı ve komşu işyeri tespit edilemediği dinlenen tanık beyanları ve diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre, Mahkemece, evveliyatla davacı asilin işyerinin ne üzerine olduğu, ne iş yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı hususlarında ayrıntılı beyanı alınmalı, Mahkemece işyerinin pastane mahiyetli olarak tescil edildiği, davacı ve bir kısım tanıkların ise piknik işyeri olduğunu bir tanığın ise işyerinin restoran olduğu yönünde çelişkili beyanlarının bulunduğu göz önüne alınarak işyerinin niteliği vergi mükellefiyet kayıtları da getirtilerek net bir şekilde belirlenmeli, dava konusu çalışmaya konu işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının, vergi dairesi, SGK nezdinde de araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, işyerinin niteliği itibariyle tavuk alımını gerektirecek bir işyeri olup olmadığı değerlendirilerek gerek görülmesi halinde işyerine tavuk alımının yapıldığı iddia edilen … işyerinin işyeri tescil bilgileri ile dava konusu 1981 yılı dönem bordroları da Kurumdan celbedilerek bu işyerinde dava konusu dönem bordrosunda yer alan çalışanlarının tanık sıfatıyla beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
4. 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür.
5. Yukarıdaki düzenleme değerlendirildiğinde kabule göre de, işverenin ünvan ve işyeri sicil no.su belirtilmek suretiyle davacı adına işe giriş bildirgesi verildiği tarihte davacının (1) gün süre ile çalıştığının, 18 yaşını ikmal ettiği tarihin sigorta başlangıcı olduğunun ve 18 yaşını ikmalinden önceki 1 günlük hizmet süresinin prim gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespiti yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur.
6.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.