ÖZET: Başvuru, İçişleri Bakanlığı tarafından mevcut silah ruhsatlarının iptali, silahların emanete alınması ve yeni ruhsat başvurusunun reddi ile ilgilidir. Başvuran, Kastamonu’da muhtar olarak görev yaparken, silah ruhsatı talep etmiş, ancak hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle ruhsatları iptal edilmiştir. Başvuran, bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini talep etmiştir.

İdare, başvuranın silah ruhsatlarının iptalinin, ateşli silahlarla işlenen suçlardan mahkumiyetine dayandığını savunmuştur. Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet olarak değerlendirilemez. Danıştay kararları ve ilgili mevzuat çerçevesinde, başvuranın mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesi işlemi hukuka aykırı bulunmuştur. Ayrıca, yeni silah ruhsatı başvurusunun reddi de benzer gerekçelerle geçerli değildir.

Sonuç olarak, başvuranın silah ruhsatlarının iptali ve silahlarının emanete alınması işlemleri hukuka uygun bulunmamış, İçişleri Bakanlığı’na tavsiyede bulunularak bu işlemlerin geri alınması ve yeni ruhsat başvurusunun işleme konulması gerektiği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/10068-S.24.15477

BAŞVURU NO : 2024/4509

KARAR TARİHİ : 23.09.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:1

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Başvuranın hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının

BAŞVURUNUN KONUSU :

geri bırakılması kararı sebebiyle ilgili idare tarafından mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesi, bu silahlarının denetim süresi boyunca emanete alınması ve yeni silah ruhsatı başvurusunun reddedilmesi işlemlerinin iptali talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 01.04.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekil aracılığıyla yapmış olduğu başvurusunda; Kastamonu ili, Merkez ilçesi, Köyü muhtarı olarak görev yapmaktayken üç adet silahı için farklı tarihlerde talepte bulunması üzerine kendisine

“kamu görevlisi taşıma ruhsatı” verildiğini, 13.11.2021 tarihinde yeni silah ruhsatı için müracaatta bulunması üzerine Jandarma Silah Bilgi Sistemi (JASBİS) üzerinden silah ruhsatı verilmesine engel bir durumunun bulunup bulunmadığı yönünde sorgulama yapıldığını, sorgulama neticesinde Kastamonu 3.

Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ve E: / K: / sayılı kararı ile “Ruhsatsız Ateşli

Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma” suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve

Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve

25 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle

denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiğinin görüldüğünü, bu tespit üzerine durumunun denetim süresi boyunca “yargılaması devam edenler” kapsamında değerlendirilerek mevcut üç adet silahına

/

ilişkin ruhsatların ayrı ayrı iptal edildiğini, silah ruhsat işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulduğunu ve yargılama sonucuna kadar mevcut silahlarının emanette muhafaza altına alındığını, bu işlemlere yönelik Kastamonu İdare Mahkemesinde dava açtığını, yapılan yargılama neticesinde bahse konu işlemlerin yetki yönüyle sakatlandığının tespit edildiğini ve iptaline karar verildiğini, bu karar üzerine idare tarafından mezkûr idari işlemlerin yeniden tesis edildiğini iddia ve ifade ederek bu işlemlerin hukuka aykırı olduğundan bahisle iptalini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kastamonu Valiliği İl Jandarma Komutanlığının 13.06.2024 tarihli ve sayılı yazıları ile

14.07.2023 tarihli ve sayılı Valilik Olur’unda özetle:

2.1. Başvuranın 13.11.2021 tarihinde yeni silah alma talebinde bulunduğu, Jandarma Silah Bilgi Sistemi ve sonrasında yapılan incelemede, Kastamonu 3. Asliye Ceza Mahkemesince başvuran hakkında 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezasına çarptırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmedildiğinin tespit edildiği, 2.2. Bunun üzerine Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin (a) bendi “Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkûm olanlara.” hükmü çerçevesinde kamu görevlisi taşıma ruhsatlarının Vali Yardımcısı Oluru ile iptal edildiği, mevcut silahlarının emanete alındığı ve sisteme ret kaydı girildiği, 2.3. Başvuranın Kastamonu Valiliği aleyhine 14.03.2022 tarihli ve / Esas sayılı işlemin iptali istemiyle dava açtığı, mahkeme tarafından bu işlemin doğrudan valilere tanınan silah ruhsatı verme, geri alma, iptali yetkisinin “Vali Yardımcısı”, “Kaymakam” veya “Bir başka merciye” devredileceğine ilişkin olarak kanunda açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, 2.4. Mahkeme kararı üzerine bahse konu işlemlerin Vali Oluru ile tekrar tesis edildiği ve başvuran tarafından bu işleme karşı dava açılmadığı, 2.5. Başvuran adına yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığı, yapılan işlemlerin kanun ve yönetmeliklere uygun olarak tesis edildiği, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

/

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun:

4.1. “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür”, 4.2. “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinde; “… (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

…

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.

…

(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”, 5. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.”, 6. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur”, 7. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.

a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkûm olanlara.

/

…

(Değişik dördüncü fıkra: RG-11/9/2021-31595-CK-4503/8 md.) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h)

bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. Ayrıca aynı fıkranın (n) bendinde belirtilen

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında

tedbir kararı verilenlerin varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemleri bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar emanette tutulur.

Bu maddede belirtilen mahkûmiyet, kesinleşmiş mahkûmiyettir.

Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır.”,

8. 2023/11 sayılı Silah İşlemleri Genelgesi’nin:

8.1. 5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (a) bendinde; “91/1779 sayılı Yönetmelik’in 16’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişinin silah ruhsatı verilmesine veya yenilenmesine ilişkin işlemleri, kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilir. Silah ilgili ruhsat birimince emanete alınır.”, 8.2. 5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (d) bendinde; “91/1779 sayılı Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında denetimli serbestlik kararı verilenlerin süre sonuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerin ise süre sonunda düşme ya da ortadan kaldırma kararı ibraz edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine veya yenilenmesine ilişkin işlemleri bekletilir. Silah ilgili ruhsat birimince emanete alınır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı kararları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, mevcut üç adet silahına ilişkin ruhsatların ayrı ayrı iptali, silah ruhsat işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulması ve yargılama sonucuna kadar silahların geçici olarak emanette muhafaza altına alınması yönünde tesis edilen işlemlerin iptal edilmesini talep etmektedir.

11. Bu kapsamda ilk olarak mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesi yönünde inceleme yapılmıştır. Buna

göre:

11.1. İdare tarafından mevcut silah ruhsatlarının iptali işlemi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile

Diğer Aletler Hakkında Kanun’un verdiği yetkiyle çıkarılan 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile

Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkûm olanlara” hükmüne istinaden gerçekleştirilmiştir.

/

11.2. Aynı maddenin beşinci fıkrasında “Bu maddede belirtilen mahkûmiyet, kesinleşmiş mahkûmiyettir.” ifadesi yer almaktadır.

11.3. Somut olayda ise başvuran hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddenin beşinci fıkrasında “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder” hükmü yer almaktadır.

11.4. Danıştay 15. Dairesinin benzer konuda ve aynı gerekçe ile verilmiş birçok kararı mevcut olup bunlardan 25.01.2012 tarihli E. 2011/1079, K. 2012/530 sayılı kararda; “…Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması

müessesesi, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur:

İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Kanunun 305. ve 5271 sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabilecektir.

Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının davacının mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işleme yönelik kısmı sonucu itibariyle yerindedir.”

İfadelerine yer verilmiştir.

11.5. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanığın mahkûmiyetini kabul eden bir karardır (Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.9.2015 tarihli ve E.2013/14717, K. 2015/28858 sayılı kararı). Söz konusu karara hükmedilebilmesi için gerekli olan ilk şart hâkim ya da mahkeme tarafından sanığın suçluluğu sabit görülerek sanık hakkında hapis cezası ya da adli para cezası şeklinde bir mahkûmiyet hükmünün verilmiş olmasıdır. Burada, açıklanmış ancak hukuki sonuçlarının doğması ertelenmiş veya geleceğe bırakılmış bir mahkûmiyet hükmünden söz edilmektedir. Söz konusu mahkûmiyet kararının hukuki varlık kazanması, denetim süresi boyunca koşullu olarak ertelenmektedir. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünden bahsedilemeyecektir.

11.6. Bu açıklamalar çerçevesinde idare tarafından tesis edilen mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesi işleminde hukuken isabet görülmemiştir.

12. İkinci olarak başvuranın yeni silah ruhsatı başvurusunun reddedilmesi ve ilgili sisteme ret kaydı girilmesine yönelik inceleme yapılmıştır. Bu kapsamda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmuş olan başvuranın denetim süresi boyunca

“yargılaması devam eden kişi” statüsünde olup olmadığı değerlendirilmiştir.

12.1. Anayasa Mahkemesinin 26.03.2013 tarihli ve /833 numaralı başvurusuna ilişkin kararda; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığı ve ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olduğu kabulüyle birlikte denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde ise hükmün açıklanmasına karar verileceği belirtilmiştir.

12.2. Bu bağlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişi yönünden hukuki bir sonuç doğurabilmesi, ancak denetim süresi içerisinde bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan bu süre içerisinde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan kişinin yargılamasının devam ettiği şeklinde değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. (Danıştay 15. Dairesinin 25.01.2012 tarihli ve

E.2011/1079 K.2012/530 sayılı kararı-azlık oyu).

12.3. Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilmiş olan kararlarda da hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişiler “yargılaması devam eden kişi” statüsünde değerlendirilmemiş olup mezkur kararlardan 2018/11934 başvuru numaralı kararda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığı, ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biri olduğu, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verileceği, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunduğu ve bu kanaatin kasten yeni bir suç işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmediği, bu kapsamda yargılamanın devam ettiği kabulünün yapılamayacağı belirtilmiştir.

12.4. Anayasa Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve / başvuru numaralı başvurusuna ilişkin kararında ise “…ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (Anayasa Mahkemesi, Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13.06.2013, § 27).

/

…

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunmakta ve bu kanaat “kasten yeni bir suç” işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından sadece kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir.” ifadelerine yer verildiği görülmüş olup bu bağlamda somut olayda idare tarafından tesis edilen yeni silah ruhsatı talebinin reddi işleminde kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararına atıfta bulunularak değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır.

12.5. Diğer yandan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu kararlara mahsus bir sisteme kaydedileceği, bu kayıtların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ve bu maddede belirtilen amaç için kullanılabileceği belirtilmiştir. Adli Sicil Kanunu’nun 6 ncı maddesinde de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bahse konu düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların tahdidi olarak sayılan mercilerle paylaşılabileceği ve sadece belirtilen amaç için kullanılabileceği görülmektedir. Dolayısıyla, silah taşıma ruhsatı müracaatında bulunan başvuran hakkında ilgili idare tarafından yapılan araştırmada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ulaşılamaması gerektiği, ulaşılması durumunda ise mezkûr kararın idare tarafından bu amaç için kullanılamayacağı değerlendirilmiştir (Kamu Denetçiliği

Kurumu, B. No: 2018/11934, 13.02.2019, § 18).

12.6. Bu bağlamda bakıldığında, Kanunla düzenlenmiş bir hususa aykırı olarak Silah İşlemleri

Genelgesi’yle aksi yönde bir uygulama getirilmesi normlar hiyerarşisine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.05.2012 tarihli ve E.2011/2500, K.2012/9052 numaralı kararında:

“Anayasa’nın 138 inci maddesinde de yer alan, “Normlar hiyerarşisi” ilkesi uyarınca, hukuk kuralları yukarıdan aşağıya doğru “Anayasa”, “Kanun”, “Kanun Hükmünde Kararname”, “Tüzük”, “Yönetmelik” ve “Diğer alt düzenleyici işlemler (Yönerge, Genelge vb.)” şeklinde sıralanmakta olup, alt kademe yer alan bir normun üst kademedeki norma aykırı olması ya da onun kapsamını aşan düzenlemeler içermesi mümkün bulunmamaktadır”. ifadelerine yer verilmiştir. Bu sebeple ilgili idare tarafından yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu ve hatalı davranıldığının kabulü gerektiği değerlendirilmiş olup başvuranın silah taşıma ruhsatı müracaatının işleme konularak mevzuatta öngörülen şartları taşıması halinde tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

13. Son olarak idare tarafından başvuranın mevcut silahlarının beş yıllık denetim süresi boyunca emanete alınması işlemine ilişkin inceleme yapılmış olup bu inceleme mülkiyet hakkı kapsamında gerçekleştirilmiştir.

13.1. Konuyla ilgili olarak 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında

Yönetmeliğin “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında

“Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar…silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm Silah İşlemleri

/

Genelgesi’nin 5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (a) bendinde de tekrarlanmıştır. Mezkûr Genelge’nin

5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (d) bendinde ise ayrıca “91/1779 sayılı Yönetmelik’in 16 ncı

maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında denetimli serbestlik kararı verilenlerin süre sonuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerin ise süre sonunda düşme ya da ortadan kaldırma kararı ibraz edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine veya yenilenmesine ilişkin işlemleri bekletilir. Silah ilgili ruhsat birimince emanete alınır.” hükmü bulunmaktadır.

13.2. Diğer yandan Anayasa’nın 35 inci maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (Anayasa Mahkemesi, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir. Somut olayda ise bahse konu silahların mülkiyet hakkı kapsamına girdiği ve bu silahların denetim süresi boyunca emanete alınmasıyla başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edildiği açıktır. Bu kapsamda yapılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı irdelenmelidir.

13.3. Anayasa’nın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın

13 üncü maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik

müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Anayasa Mahkemesi, Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 02.02.2017, § 62).

13.4. Ancak somut olayda 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’da silah ruhsatlarının iptal edilerek silahların emanete alınması tedbirinin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak düzenlenmediği ve bu işlemin mezkûr Yönetmelik hükmüne binaen gerçekleştirildiği görüldüğünden kanunilik şartını taşımadığı ve böylelikle mülkiyet hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Bahse konu işlem kanunilik şartını taşımadığından meşru amaç ve ölçülülük ilkeleri kapsamında değerlendirme yapılmayacaktır.

13.5. Sonuç olarak idare tarafından başvuranın mülkiyet hakkına bir müdahalede bulunulduğu, bu müdahalenin de kanunilik şartını taşımadığından bahisle ihlal oluşturduğu tespit edilmiş olup bahse konu işlemin iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.

14. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, anılan yargı kararları, mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın silah taşıma ruhsatı müracaatının başvuran hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanılarak işleme konmamasının, mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesinin ve bu silahların denetim süresi boyunca emanete alınmasının hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvurana verdiği cevaplarda karara karşı başvuru yolunu gösterdiği, idarenin başvuran ile ilgili işlemlerinde “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davrandığı değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

17. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede

Kastamonu İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE; Başvuranın mevcut silah ruhsatlarının iptal edilmesi işleminin geri alınması ve emanete alınan silahlarının kendisine iade edilmesi ile başvuranın silah taşıma ruhsatı müracaatının işleme konularak mevzuatta öngörülen şartları taşıması halinde tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA

Diğer yandan gerekçede belirtilen açıklamalar gözetilerek ilgili mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İçişleri

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/