|
ÖZET: Danıştay kararında, bir şahsın işyerinde bulundurduğu ruhsatlı silahına taşıma ruhsatı talebi, 6136 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde valilerin takdir yetkisi kapsamında değerlendirildiği için reddedilmiştir. İdare, başvuranın talebini, silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller arasında yer alan bir yıldan fazla hapis cezası mahkumiyeti nedeniyle geri çevirmiştir.
Kararda, silah taşıma ruhsatının herkese tanınmış bir hak olmadığı, valilerin bu yetkiyi kullanırken kamu yararı ve hizmet gerekliliklerini göz önünde bulundurması gerektiği vurgulanmıştır. İdarenin takdir yetkisi sınırsız olmamakla birlikte, belirli durumlarda bu yetkinin kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın silah taşıma ruhsatı talebinin reddi, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuş, bu nedenle başvurunun kabul edilmemesi yönünde karar verilmiştir. |
Yönetmeliğin 9. maddesi birinci fıkrası gereği valilere mevzuatta tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, 13.10.2020 tarihli Valilik Oluruyla red edilmiştir.
2.3. 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 4. maddesine istinaden silah bulundurma ruhsatı, 8.
maddesine istinaden kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı, 10. maddesine istinaden emekli kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı ve 9. maddesine istinaden de meslek mensubu silah taşıma ruhsatı düzenlenmektedir. Valilere, Yönetmeliğin 4, 8. ve 10. maddelerine istinaden verilen silah ruhsatlarıyla ilgili takdir yetkisi tanınmazken, Yönetmeliğin 9. maddesi gereği verilen ruhsatlarda yukarıda belirtildiği üzere takdir yetkisi tanınmıştır. Şahıs hakkında yapılan tahkikat neticesinde tanzim edilen müracaat dosyası Valilik Makamına sunulmuş, Makamın
13.10.2020 tarihli Onayları ile de Yönetmelik’in 9. maddesinin 1. fıkrası gereği valilere
tanınan takdir yetkisi çerçevesinde şahsa silah taşıma ruhsatı verilmesi uygun görülmemiştir.”
Bilgileri edinilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7.
maddesinin ilgili fıkralarında (Değişik:24/10/2019-7190/18 md.); “Ateşli silahları ancak; (…) 5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar, (…) taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler.
(…)
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.”; 6. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in
“Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları” başlıklı 9’uncu maddesinde;
“Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine istinaden valiler, aşağıda belirtilen kişilere, durumlarının bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verebilir. (…)
d) Kuyumcu ve sarraflar ile altın ve gümüş işleyen imalatçı ve toptancılara, bunların ortaklık veya şirket olarak çalışmaları halinde, bu işlerden sorumlu ortaklardan en fazla ikisine,…”; 6.1. “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16. maddesinde; “Aşağıda belirtilen kişilere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.
a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.
b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.
c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara.
d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.
(…)
Birinci fıkranın (a) bendi ile (c) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Bu fıkra hükmü suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz. Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir.
(…)”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 8. Başvuran işyerinde bulundurma ruhsatlı silahına taşıma ruhsatı verilmesini talep etmiş, idare ise bu hususun 6136 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca valilerin takdir yetkisi kapsamında kaldığından bahisle başvuranın bu talebini reddetmiştir.
9. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde ateşli silahları taşıyabilecek, mesken veya işyerinde bulundurabilecek meslek mensuplarına yer verilmiştir. Bahsi geçen maddede ayrıca bu gruplar içerisinde olmayan, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da öngörülen şartları taşımaları halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği düzenlenmiştir.
10. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in, “Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları” başlığı altında, valilerin, kuyumculara
Yönetmelik’te aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verebileceği düzenlenmiştir. Maddenin lafzından anlaşıldığı üzere, bu hususta valilere takdir yetkisi verilmiştir.
11. Pozitif Anayasa hukukuna göre kanun koyucunun hukuken düzenleyemeyeceği hiçbir alan olmayıp Anayasaya aykırı olmamak şartıyla, “yasama yetkisinin genelliği ilkesi” uyarınca her konu kanunla düzenlenebilir. Kanun koyucu, her alanda olduğu gibi idari
faaliyetler alanında da düzenlemeler yapabileceğinden, kanun koyucu, dilediği takdirde, idarenin faaliyetlerini en ince ayrıntılarına kadar düzenleyip idareyi bağlı yetki ile sınırlayabilir. (AKYILMAZ Bahtiyar, SEZGİNER Murat, KAYA Cemil, Türk İdare Hukuku, Seçkin
Yayıncılık, 2017, s. 151)
12. Ancak modern toplumlarda günden güne gelişen teknolojiye bağlı olarak yeni nitelikler kazanan ve daha karmaşık biçimler alan, uzmanlaşmış ve çok geniş alanlara yayılmış bulunan idari faaliyetlerin kanun koyucu tarafından önceden ayrıntılı olarak düzenlenmesi mümkün olmadığından, idarenin bütün yetkilerinin bağlı yetkiler şeklinde olamayacağı açıktır. Bu nedenle, hukuk kurallarının idareye belli bir takdir alanı ve yetkisi tanıması hem mantıki bakımdan gerekli hem de yöntem olarak zorunludur. (AKYILMAZ / SEZGİNER / KAYA, s. 151; ATAY Ender Ethem, İdari Yargılama Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 2018, s. 65)
13. İdare belli şart ve durumlar gerçekleştiğinde, belli bir işlemi yapıp yapmamak veya kanunda öngörülen çeşitli çözümler arasında bir tercihte bulunma konusunda serbestiye sahip ya da belli konuda bir işlem yapabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini belirleme imkanını elinde bulunduruyor ise, idarenin takdir yetkisinden söz edilir.
(ATAY, s. 65-66)
14. Ancak idarenin bu takdir yetkisi, sınırsız olmadığı gibi takdir yetkisinin tamamen ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Danıştay birçok kararında idareye takdir yetkisi tanınan hallerde, bu yetkinin kamu yararı ve kamu hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. (Danıştay 2. Daire, 2016/8974 Esas, 2018/2071 Karar,
28.03.2018 tarihli kararı; Danıştay 5. Daire, 2015/6032 E., 2015/6032 K., 16.11.2015 tarihli kararı)
15. İdare takdir yetkisini, bu yetkiyi kendisine veren “kanuni düzenlemenin çizdiği sınırlar içinde” (Kanuna uygunluk); “takdir yetkisinin anayasal sınırlara uygun kullanımı kuralı” uyarınca; Anayasa’da yer alan sosyal devlet, ailenin korunması, savunma hakkı, eşitlik ilkesi gibi bazı ilke ve kurallara uygun biçimde (Anayasal ilkelere uygunluk); “kamu yararı ve kamu hizmetinin gereklerine uygun” olarak kullanmalıdır. Aynı şekilde idare takdir yetkisini kullanırken, takdir yetkisinin kullanımına ilişkin kanuni düzenlemede öngörülen esasları, hangi ölçüde ve nasıl değerlendirdiğini; takdir yetkisi kendisine seçenek sunulmak suretiyle verilmişse tercihini neden o şekilde kullandığını da açıklamak zorundadır. (AKYILMAZ /
SEZGİNER / KAYA, s. 157-158.)
16. Silah ruhsatının verilmesi hususunda Danıştay tarafından yapılan bir değerlendirmede şu hususlar vurgulanmıştır; “Hukuk devletinin korumayı amaçladığı hukuk güvenliği ve kamu düzeni çerçevesinde, Devletin askeri ve kolluk güçleri dışında kalan kişilerin ateşli silah taşımaları ve bulundurmaları ayrıksı ve özel bir yetkiyi ifade etmekte olup, bir hak değildir.
Bu bağlamda, ilgililerin Yasa ve yönetmelik ile ateşli silah ve mermilerini taşıma ve bulundurmasına izin verilebilecekler arasında sayılmış olması, bu yetkinin tanınmasının mutlak ve tek koşulu değildir. Çünkü bu ayrıksı ve özel yetkiye sahip olacakların, yine bu yetkiden kaynaklanan sorumluluğa ve bilince sahip olmaları gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.” (Danıştay 15. Daire, 2011/2789 Esas, 2011/4447 Karar, 28.11.2011 tarihli kararı.)
17. Danıştay yine bir başka kararında, silah taşıma ruhsatı verilmesinin hak olmadığını şu şekilde değerlendirmiştir; “Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olmakla birlikte, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir.” (Danıştay 15. Daire, 2015/7501 E., 2018/5115 K. Sayılı, 22.05.2018 tarihli kararı.)
18. Daha önce de belirtildiği üzere, silah taşıma ruhsatının verilmesi hususunda valilere takdir yetkisi verilmiş olup, Danıştay birçok kararında “6136 sayılı Kanun’un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir sınırlama getirilmiş ve Kanun’un 7.
maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar.
Ayrıca valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür.” hususlarını vurgulamıştır. (Danıştay 15. Daire, 2014/10115 E., 2016/731 K., 09.02.2016 tarihli kararı ve Danıştay 15.
Daire, 2015/4250 E., 2017/7067 K., 30.11.2017 tarihli kararı)
aykırı bulunmayan dava konusu Yönetmelik hükümlerinde bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir surette ateşli silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları hüküm altına alındığından, mahkumiyet kararı ortadan kaldırılmayıp, sadece bu mahkumiyet kararı nedeniyle kaybettiği hakları geleceğe dönük olarak kendisine iade edilen davacıya, bu nedenle silah ruhsatı verilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, hakkında bir yıldan fazla mahkumiyet kararı bulunan davacının silah taşıma ruhsatı talebinin reddine ilişkin uygulama işlemi ile bu işlemin dayanağı olan dava konusu
Yönetmelik hükmünde kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka aykırılık görülmemiştir.” (Danıştay 15. Daire, 2015/4250 E., 2017/7067 K., 30.11.2017 tarihli kararı.)
23. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 06/05/2019 tarihli kararında ise paragraf 22’de bahsi geçen Danıştay 15. Daire, 2015/4250 E., 2017/7067 K., 30.11.2017 tarihli kararının bozulması istemine ilişkin uyuşmazlıkta, “Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” hususlarını vurgulamış ve Danıştay 15. Daire, 2015/4250 E., 2017/7067 K.,
30.11.2017 tarihli kararını onamıştır.
24. Her ne kadar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararından 5 ay sonra 6136 sayılı
Kanun’da değişiklik yapılmış ve “taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.” düzenlemesine yer verilmişse de, madde metninden de açıkça görüleceği üzere kanun koyucunun bu hususta da idarenin takdir yetkisini, maddenin ‘verilemez (verilebilir)’ lafzı ile ortadan kaldırmadığı görülmüştür. Yine belirtmek gerekir ki, 6136 sayılı Kanun’da yapılan bu değişikliğin, bahsi geçen Kanun’un uygulanmasına yönelik olarak çıkarılan 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in 16. maddesinde herhangi bir değişikliğe neden olmadığı, Yönetmelik hükmünün aynı şekilde yürürlükte olduğu görülmüştür. Tüm bu nedenlerle açık Yönetmelik hükmü ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanan Danıştay’ın memnu hakların iadesi yönünden ceza hukukunun temel ilkelerine uygun içtihadı birlikte ele alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
25. Ayrıntısı yukarıda verilen tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 25.1. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik uyarınca kuyumculuk mesleğini yürütenlere silah taşıma ruhsatı verilebileceği, 25.2. Kuyumculuk mesleği yönünden verilecek silah taşıma ruhsatı hususunda valilere takdir yetkisi verildiği, 25.3. Silah taşıma ruhsatının herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olmadığı, 25.4. Valilerin bu yetkiyi kullanırken, kamu yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorunda oldukları, Hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülmemiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde “İyi yönetim ilkelerine” yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “makul sürede karar verme” ve “hesap verilebilirlik”, ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
27. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın Başvurana ve İzmir Valiliğine tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi