onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçlamasıyla ilgili bir davada, sanığın sit alanında izinsiz yapı inşa etmesi nedeniyle mahkumiyetine karar vermiştir. Mahkeme, 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin, taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarının tescilinin ilgililere duyurulmasını sağlamak amacı taşıdığını vurgulamıştır. Bu bağlamda, sanığın inşa ettiği yapının sit alanında kaldığı ve bu durumun ilgili tescil kararlarıyla belgelendiği belirtilmiştir.

Mahkeme, sanığın suç kastı ile hareket etmediği iddialarını da değerlendirerek, 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesi uyarınca cezalandırılmasına hükmetmiştir. Ayrıca, tebliğ ve ilan yöntemlerinin, ilgililerin taşınmazların durumunu öğrenmelerini sağlamak için önemli olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğu ve mahkeme süreçlerinin usul ve kanuna uygun olarak yürütüldüğü tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle, temyiz talepleri reddedilerek, mahkumiyet kararı onanmıştır.

12. Ceza Dairesi         2021/10826 E.  ,  2025/606 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : 2020/1913E. – 2020/185K.
    SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
    HÜKÜM : Mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

    İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Serik 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.03.2019 tarihli ve 2018/523 Esas, 2019/248 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasında sanığınsuça konu imara aykırılığı giderdiği gerekçesiyle düşme kararı verildiği, karara karşı katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 65/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2, 51, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.

    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın sit alanı olduğunu bilmediğine, edilmediğine, 2013 yılında yapılan değişiklik uyarınca sit kararının usulünce tebliğ ve ilan edilip edilmediği araştırılmaksızın hüküm verildiğine, sanığın suç kastı ile hareket etmediğine, resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir.

    Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir.

    III. OLAY VE OLGULAR
    Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 11.07.2017 tarihli ve 6401 karar sayılı kararıyla Yumaklar Mahallesi, Kocamehmetler Mevkiinde, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 30.01.2007 tarihli ve 1414 sayılı kararıyla tescilli 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan Akçalar Mevkii 191 ada 2 parselde izinsiz yapı olduğunun tespiti nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece yürütülen yargılamada sanığın alınan savunmasında davaya konu yapının sit alanında kalmadığını çok eski olduğu kendisinin 2015 yılında tadilat yaparak onardığını beyan ettiği, mahalle muhratı …’ın tanık olarak alınan beyanında sanığın arazide bulunan yıkık dökük bir eski taş yapıda ikamet ettiğini, çocuklarının yardımı ile 2015 yılında arazisine ev yaptırdığını kendisinin muhtar olarak köyde içme suyu bulunmadığı için içme suyu projesi için başvurduğu ve koruma kurulundan gelen görevlilerin bu esnada sanığa ait evi tespit ettiklerini beyan ettiği, dosyaya sunulan 29.01.2018 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporuna göre Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 11.07.2017 tarihli ve 6401 sayılı kararı ile 08.01.2007 tarihli 37 sayılı kararında bulunan krokideki koordinatlar çakıştırıldığında sit alanı sınırlarında değişiklik olmadığı ve davaya konu taşınmazın 46m2 kısmının sit alanında kaldığının belirtildiği, yine dosyaya sunulan 07.02.2018 tarihli arkeolog bilirkişi raporuna göre davaya konu taşınmazın Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 30.01.2007 tarih ve 1414 sayılı kararı ile tescil edilen Kule Çiftlik Yerleşimi 1. Derece Arkeolojik sit alanı sınırlarında kaldığı Koruma Kurulunun 11.07.2017 tarih ve 6401 sayılı kararı ile yeniden düzenlenen 1. Derece arkeolojik sit alanı içerisine sonradan dahil edildiğinin belirtildiği, dosya arasında Bölge Kurulu’nun 30.01.2007 tarihli ve 1414 sayılı kararı ile tescil edilen Kule Çiftlik Yerleşimi 1. Derece Arkeolojik sit alanına ilişkin kararının ilan panosunda 08.02.2007-.11.02.2007 tarihleri arasında ilan edildiğine dair tutanağın yer aldığı anlaşılmıştır.

    Yerel Mahkemece sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz üzerine ise sanık hakkında yapı kayıt belgesi aldığından bahisle açılan kamu davasının TCK 184/5 ve CMK 223/8 maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

    Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yürütülen yargılama sırasında arkeolog bilirkişiden sit alanının zarar görüp görmediğine dair ek rapor aldırıldığı, 12.03.2020 tarihli arkeolog raporuna göre davaya konu binanın zemine müdahalesinin söz konusu olduğu ve sit alanına zarar verdiğinin belirtildiği, sanığın Bölge Adliye Mahkemesince alınan savunmasında 2015 yılında taş duvar şeklinde olan yapıyı yıkarak tuğladan ev yaptığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

    Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; “Tüm dosya kapsamına göre sanığın 2015 yılında I. derece arkeolojik sit alanındaki suça konu yere bina yapmak suretiyle inşaî ve fiziki müdahalede bulunduğu ve müdahale sonucu sit alanının zarar gördüğü” gerekçesiyle katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile serik 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/523 esas 2019/248 karar sayılı hükmünün ortadan kaldırılmasına, sanığın eylemine uyan 2863 sayılı kanunun 65/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

    IV. GEREKÇE VE KARAR
    2863 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun’un amacına da ters düşeceği;

    Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

    Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ – yayım – internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh – ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

    Dosya kapsamında yer alan 27.02.2007 tarihli ilan tutanağına göre; Böle Kurulu’nun 30.01.2007 tarihli ve 1414 sayılı kararı ile tescil edilen Kule Çiftlik Yerleşimi 1. Derece Arkeolojik sit alanına ilişkin kararının ilan panosunda 08.02.2007-.11.02.2007 tarihleri arasında ilan edildiğine dair tutanağın yer aldığı ve sanığın izinsiz olarak yapmış olduğu yapının sit alanında kaldığının tespit edildiği dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

    Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

    16.01.2025 tarihinde karar verildi.