|
ÖZET: Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yapılan başvuruda, 4 Haziran 2021 tarihinde bir kişinin sokak köpeklerinin saldırısına uğraması sonucu yaşadığı yaralanmalar ve bu durumun yerel yönetimlerin sorumluluğu çerçevesinde ele alınması talep edilmiştir. Başvuran, saldırgan köpekler hakkında gerekli önlemlerin alınmasını istemektedir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, ilgili kanunlar gereği sokak hayvanlarıyla ilgili çeşitli çalışmalar yürüttüğünü ve bu kapsamda 887 köpeğin alındığını, 1056 denetim yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca, hayvanların kısırlaştırma ve tedavi işlemlerinin yapıldığını, yeni bir hayvan bakımevi inşaatının sürdüğünü ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını değerlendirerek, hem insan sağlığı hem de hayvan hakları açısından konunun önemine dikkat çekmiştir. Sokak hayvanlarının insanlara zarar vermesi ve hayvan hakları arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla, yerel yönetimlerin etkin bir şekilde hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, şikâyetlerin artması nedeniyle detaylı inceleme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Kurum, ayrıca, hayvanların kısırlaştırılması ve aşılanması gibi çalışmaların kesintisiz ve dikkatli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini tavsiye etmiştir. Sonuç olarak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne, sokak hayvanlarıyla ilgili gerekli önlemleri alması ve bakım evlerinin sayısını artırması yönünde tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu karar, hem hayvanların korunması hem de halk sağlığının güvence altına alınması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/11865-S.21.19109
BAŞVURU NO : 2021/5814
KARAR TARİHİ : 16/08/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Sokak köpeklerine yönelik gerekli önlemlerin alınması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 10/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikâyetçi tarafından, Diyarbakır Karapınar ilçesine bağlı 50. yol üzerinde 04/06/2021 tarih ve sabah 08:00-08:30 saatlerinde iş yerine yürüyerek giderken 13-14 tane köpeğin saldırısına uğradığı, saldırıdan kaçmaya çalışırken yaralı bir şekilde karşısına çıkan inşaata girdiği, saldırının burada da devam ettiği, sonrasında Diyarbakır Sultan Hastanesine kaldırıldığı, ölümden döndüğü, yüzünde ve vücudunda kalıcı yara izleri olduğunun ilgili hastane raporunda yer aldığı, gerek kanunlar gerekse içtihatlarda sahipsiz hayvanların bakım ve gözetiminden yerel yönetimlerin sorumlu tutulduğu iddia ve şikâyet edilerek idarenin sorumluluğu çerçevesinde saldırgan köpekler hakkında gerekli önlemlerin alınması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyetçinin kurumumuza başvurması üzerine Kurumumuzca 19/04/2021 tarih ve sayılı yazı ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiştir.
Başvuruya konu iddialar hakkında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının 03/05/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1. İlgili Kanun gereği 887 adet köpeğin alındığı ve bu bölgede sonraki dönemlerde 1056 adet çalışma
yapıldığı, denetimlerin aralıksız devam ettiği, 2.2. Sokak hayvanları ile ilgili olarak 2020-2021 yılları arasında yapılan işlemlerde Kayapınar ilçesinden gelen şikâyet ve cevap sayılarının 870 adet olduğu, 2.3. Saldırgan köpeklerle ilgili idareye intikal eden başka vakaların olmadığı, 2.4. Belediyeleri tarafın ilgili Kanun gereği sokak hayvanları için kısırlaştırma tedavi hizmetlerinin yürütüldüğü, 2021 yılı için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince 3.820.000 TL’ye yeni bir Hayvan
Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezinin yapımının devam ettiği, ayrıca Belediyelerinin Doğa Koruma ve
Milli Parklar ile birlikte Bakımevinin bakıma alınmasından dolayı kısırlaştırma, bakım ve aşılama işlemlerini yapmakta olduğu, 2.5. Şikâyetçinin talebi üzerine ilgili yerdeki hayvanların kısırlaştırma işlemleri ve tedavilerinin yapıldıktan sonra 5199 sayılı Kanun gereği doğaya tekrardan salındığı, 2.6. Belediyelerinin Büyükşehir Belediyesi Yasası, Belediye Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair
Uygulama Yönetmeliği 7’inci maddesindeki; “(a) sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbi bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınması…” hükmü gereğince işlemlerini yaptığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. …” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 24/06/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 5.1. “İlkeler” başlıklı 4’üncü maddesinin c fıkrasında; “Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve
kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır”; d fıkrasında; “Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır.”; g fıkrasında; “Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır”; j fıkrasında; “(Değişik:9/7/2021-7332/2 md.) Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlar ve eğitim çalışmaları yapar. Ayrıca yerel yönetimler, ilgili karar organının uygun görmesi halinde hayvan hastanesi kurar.”; k fıkrasında; “Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. (Değişik ikinci cümle:9/7/2021-7332/2 md.) Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmakla yükümlüdürler. (Ek cümle:9/7/2021-7332/2 md.)
Dijital kimliklendirme yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir.” 5.2. “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması” başlıklı 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir”; dördüncü fıkrasında; “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır”; beşinci fıkrasında; “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.”, altıncı fıkrasında; “Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insani ve vicdani amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır.”
5.3. “Cerrahi müdahaleler” başlıklı 7’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Kontrolsüz üremenin önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır.”
5.4. “Yasak müdahaleler” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır.”
5.5. “İl hayvanları koruma kurulunun görevleri” başlıklı 16’ncı maddesinde;
“a) Hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek, b) İl sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plan ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp
Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almak, c) Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek, d) Hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak, e) İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek, denetlemek ve gerekli önlemleri almak, f) Yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek, g) Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek, h) (Ek:9/7/2021-7332/7 md.)(2) Kanunda belirtilen faaliyet ve görevleri yerel yönetimler ve tarım ve orman il müdürlükleri ile eşgüdüm sağlayarak yaptırmak, ı) Bu Kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak, İle görevli ve yükümlüdür.”
5.6. “Denetim” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Yerel yönetimler, ev hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlüdürler.”
5.7. “Yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları” başlıklı 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar.”
6. 12/05/2006 tarihli ve 26166 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Hayvanların Korunmasına Dair
Uygulama Yönetmeliğinin 6.1. “Belediyelerin alacağı tedbirler” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde; “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbi bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla”; b bendinde; “Geçici bakımevine gelen hayvanları öncelikle Ek-2 deki Sahipsiz Hayvan
Kayıt Defterine kaydederek müşahede altına almakla, gerekli tedavilerin yapılmasını, kısırlaştırıp aşılanmasını ve işaretlenmesini müteakip alındığı ortama bırakmakla, geçici bakımevlerine gelen hayvanların sahiplenilmesi için yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapmakla”; c bendinde; “Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilan panoları ile belediyenin internet ortamı ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılmasıyla”; ç bendinde; “Bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması,
alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla”; d bendinde; “Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla, bölgesinde bulunan lokanta, işyeri ve fabrikaların sahiplerinin uygun görmesi halinde işletmelerinde ve mutfaklarında oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddelerinin toplanmasıyla,”; “Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanuni istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle”; g bendinde; “Geçici bakımevlerinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesinin önlenmesiyle”; ı bendinde; “Ev ve süs hayvanları ve kontrollü hayvanların, Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kayıtlarının yapılmasıyla”; j bendinde; “Ev ve süs hayvanını bulunduran hayvan sahiplerinin, ölümü ya da hayvanına bakamayacak şekilde hastalanması durumunda; hayvan sahiplerinin yakınları tarafından gerekçelerinin belediyeye bildirilmesi halinde, belediye görevlilerince hayvanları geçici bakımevlerine göndermek ya da sahiplendirmekle, … ilgili hususlarda gerekli tedbirleri alır.” 6.2. “Hayvan sahiplerinin görev ve sorumlukları başlıklı” 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının a bendinde; “Kedi ve köpek gibi hayvanlara yapılan bütün işlemlerin, mevcut ya da geriye doğru izlenebilmeleri ve denetim altında tutulmalarının sağlanması amacıyla; hayvanını veteriner hekimler tarafından, mikroçip uygulaması ile kimliklendirip kayıt altına almakla”; b bendinde; “Mikroçip uygulaması yapılamadığı durumlarda; hayvanına ve kendisine ait bilgileri içerecek şekilde ilgili belediyeye
Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine belirtildiği şekilde kayıt yaptırmakla, … görevli ve sorumludur.” 6.3. “Yerel hayvan koruma görevlilerinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde; “Bölge ve mahallerindeki sahipsiz hayvanların özellikle kedi ve köpeklerin bakım ve aşılarının yapılması, aşılı hayvanların işaretlenmesinin sağlanması, bölgedeki hayvanların kısırlaştırılması ve aşılandıktan sonra geri bırakılmak veya sahiplendirilmek üzere belediye tarafından kurulan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetler kapsamında yerel yönetimlerle eşgüdüm sağlamakla”; b bendinde; “Bölgelerindeki lokanta, işyeri ve fabrika gibi kuruluşlardaki besin maddelerinden sahipsiz hayvanların faydalanmasını ilgili belediye ile işbirliği içinde gerçekleştirmekle”; e bendinde; “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması ile ilgili konularda halkı aydınlatmak amacıyla dergi, broşür ve benzeri yayınların çıkarılmasında yerel yönetimlere yardımcı olmakla, … görevli ve sorumludur.” 6.4. “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların toplatılması” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde; “Belediyelerde sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması için ihtiyacı karşılayacak bir toplama ekibi kurulur”; c bendinde; “Eziyet edilmeden toplanılacak veya toplattırılacak sahipsiz hayvanlar, nakliye araçlarında kafesler içerisinde geçici bakımevlerine kısırlaştırılıp ve aşılattırıldıktan sonra tekrar geri bırakılmaları için nakledilir. Toplanan hayvanların nakil esnasında herhangi bir zarar görmemesi için tüm önlemler alınır”; ç bendinde; “Gönüllü kuruluşlar, belediye ile işbirliği yaparak bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak sahipsiz hayvanları toplayabilir.”
6.5. “Toplanılan sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların bakılması” başlıklı 21’inci maddesinin birinci fıkrasının b bendinde; “Geçici bakımevlerine getirilen hayvanların yaşı, cinsiyeti, ırkı, davranış şekli Ek-
2 deki Sahipsiz Hayvan Kayıt Defterine yazılır ve sağlık, gebelik durumu ve parazit açısından bir ön
muayeneden geçirilir”; c bendinde; “Ön muayenede gebelikleri tespit edilen hayvanlar kısırlaştırılmadan kaydedilerek ayrı bölümlere alınır. Hayvan sağlığına zarar vermeyecek ve cenin oluşumunu tamamlamamış şekildeki gebelikler sonlandırılır. Doğan yavruların sütten ayrılıncaya kadar geçici bakımevinde gerekli bakımı yapılır. Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye tarafından belediye ilan panoları ile belediyenin internet ortamında ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılır ve sahiplendirilme teşvik edilir.”; ç bendinde; “Sahipsiz hayvanlar kısırlaştırıldıktan ve gerekli tıbbi müdahaleler yapıldıktan sonra sahiplenme talebinde bulunan ve 5199 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte öngörülen şartları taşıyan kişilere teslim edilir ve belediyece kayıt altına alınır. Belediyeler sağladıkları bu hizmetten dolayı belli bir ücret talep etmez”; d bendinde; “Geçici bakımevlerinde on gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde sahiplendirilemeyen hayvanlar kontrolleri, aşıları ve tıbbi müdahaleler ile kısırlaştırılmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az yedi gün sonra kayıt altına alınıp, müdahale görmüş olduklarını gösteren işaretleri üzerlerinde olacak şekilde veteriner hekimin onayıyla alındıkları ortama geri bırakılır. Bu ortamlarda belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde besleme odakları kurar ve hayvanların beslenmesine yardımcı olur. Hayvanlar, hiçbir suretle ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılmaz”; e bendinde; “Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanuni istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa yakalanan ve alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığına önlenemez derecede tehdit vereceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilen hayvanların dışında hiçbir hayvan öldürülmez. Öldürme işleminde hayvanlara en az acı veren ve süratle ölümünü sağlayan yöntemler uygulanır”; g bendinde; “Sahipli veya sahipsiz hiçbir hayvan belediye, gönüllü kuruluş veya diğer üçüncü şahıslarca belediye sınırları dışında yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılmaz.” 6.6. “Mobil kısırlaştırma üniteleri” başlıklı 25’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Mobil kısırlaştırma ünitelerinde operasyon yapılabilmesi için uygun hijyenik şartlar, gerekli ameliyat malzemesi ve tesisat bulunur” ; ikinci fıkrasında “Mobil kısırlaştırma ünitelerinde hayvanların aşılama ve kısırlaştırmaları sağlanır. Bu hayvanlardan tedavileri uzayanlar, geçici bakımevine nakledilebilir.” 6.7. “Öldürme yöntemi” başlıklı 31’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kanuni istisnalar ile tıbbi ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, veteriner hekimce tespit edilen insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan hayvanlardan öldürülmesine karar verilenlerin öldürme işlemi, hayvanlara en az acı veren ilaçlarla, veteriner hekim tarafından uygun bir yöntem ve anestezi dozu verilmek suretiyle gerçekleştirilecektir. Veteriner hekim kararıyla tespit edilen durumlarda yapılacak öldürme işlemi, şuur kaybı ve ölümü hemen gerçekleştirilip, derin genel anestezi ile başlayarak, kesin ve mutlak ölümle sonuçlandırılır.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; söz konusu dosya hakkında hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Bir numaralı paragrafta açıklandığı üzere başvuran; söz konusu güzergâhta yürüyerek iş yerine giderken 13-14 tane köpeğin saldırısına uğradığını, saldırıdan kaçmaya çalışırken yaralı bir şekilde karşısına çıkan inşaata girdiğini ancak saldırının burada da devam ettiğini, sonrasında Diyarbakır Sultan
Hastanesine kaldırıldığını, hayati tehlike yaşadığını, yüzünde ve vücudunda kalıcı yara izleri olduğunun ilgili hastane raporunda yer aldığını, tüm sebepler dolayısıyla idarenin sorumluluğu çerçevesinde saldırgan köpekler hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
9. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığınca; İlgili Kanun gereği 887 adet köpeğin alındığı ve bu bölgede sonraki dönemlerde 1056 adet çalışma yapıldığı, denetimlerin aralıksız devam ettiği, sokak hayvanları ile ilgili olarak 2020-2021 yılları arasında Kayapınar ilçesinden gelen şikâyet ve cevap sayılarının 870 adet olduğu, saldırgan köpeklerle ilgili idareye intikal eden başka vakaların olmadığı, Belediyeleri tarafından sokak hayvanları için kısırlaştırma tedavi hizmetlerinin yürütüldüğü, 2021 yılı için
3.820.000 TL’ye yeni bir Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezinin yapımının devam ettiği, ayrıca
Doğa Koruma ve Milli Parklar ile birlikte Bakımevinin bakıma alınmasından dolayı kısırlaştırma, bakım ve aşılama işlemlerini yapmakta oldukları, şikâyetçinin talebi üzerine ilgili yerdeki hayvanların kısırlaştırma işlemleri ve tedavilerinin yapıldıktan sonra 5199 sayılı Kanun gereği doğaya tekrardan salındığı açıklamalarına yer verilmiştir.
10. Şikâyet konusu, bir tarafta başıboş sokak hayvanlarının insanlara zarar vermesi ve diğer tarafta hayvan hakları boyutu ile hassasiyet arz etmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu olarak Kurumumuza bu konudaki yapılan şikâyetlerin arttığı da dikkate alınarak detaylı inceleme konusu yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından konunun tarafları ile 24 Ocak 2019 tarihinde “Hayvan
Hakları Çözüm Çalıştayı” düzenlenmiş ve çalıştayda sokak hayvanlarına yönelik hukuki düzenlemeler, sokak hayvanlarıyla ilgili olarak yerel yönetimlerin çözüm uygulamaları ve önerileri, hayvan barınakları, hayvan haklarını koruma stratejilerinin ele alınmıştır. Söz konusu çalıştayın akabinde Kurumumuz tarafından ‘Hayvan Hakları Çözüm Çalıştayı’ raporu hazırlanarak, başta Türkiye
Büyük Millet Meclisi Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu olmak üzere konunun muhatapları olan tüm ilgililere, yetkililere, kurumlara ve STK’lara gönderilmiştir.
11. Benzer şikâyet konusu hakkında Kurumumuza yapılan 2018/9733 nolu başvuru hakkında Kurumumuz
Başdenetçilik Makamınca verilen 29/01/2019 tarih ve E.2134 sayılı Tavsiye Kararında:
“(10) Tarih boyunca insan-hayvan birlikteliğinin yeri ve önemi değişerek süregelmiştir. Başlangıçta avcılık ve beslenme gibi ihtiyaçların karşılanmasında yararlanılan hayvanlardan evcilleştirme ile birlikte korunma, giyim ve yük taşıma gibi ekonomik faydası bulunan alanlarda da yararlanılmış,
böylelikle insan ve hayvanlar arasındaki etkileşim günden güne artarak devam etmiştir. Diğer taraftan geçmişten günümüze kadar olan süreçte insanlar kimi zaman hayvanlara eziyet etmiş ve hatta dehşet verici muamelelerde bulunmuş kimi zaman da onları çok önemsemiş hatta onları kutsal bir şekilde düşünerek kıymet vermiştir. (Dilara Buket Tatar, “Hayvanların Korunmasına Dair
Görüşlere Eleştirel Bir Bakış”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. 3, s.298-299.) İnsan ve hayvan ilişkileri bağlamında özellikle çevre hakkının öneminin artması ile birlikte yalnızca ekonomik faydası olan hayvanlar değil, evcil hayvanlar ile yabani hayvanlar da hukuki düzenlemelere konu olmuştur.
(11) Ancak günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada sokak hayvanları önemli tartışma konuları içinde yer almaktadır. Nitekim vatandaşlar ve yerel yönetimlerin sokak hayvanlarına yönelik yaklaşım şekilleri arasındaki farklılıklar bazı toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Bir kısım vatandaş sokaklarında insanlar gibi hayvanların da yaşam alanı olduğunu savunmakta ve onları besleyip korumaktadır. Bir kısım vatandaş da sokak hayvanlarının okul ve hastane gibi sosyal alanlardan uzaklaştırılması gerektiğini savunmakta ayrıca insan sağlığı için ayrı yerlerde barındırılmasını daha iyi bir çözüm olacağı düşüncesini benimsemektedir. Bazı kişiler de söz konusu hayvanların tümüyle itlaf edilebileceğini ileri sürmektedir. Bu kapsamda da kimi zaman sokak hayvanlarından korkan ya da şikâyetçi olan kişilerle onları besleyenler arasında da tartışmalar meydana gelmektedir.
(12) Bilindiği üzere hayvan hakları konusunda uluslararası düzeydeki en önemli metin, Hayvan
Hakları Evrensel Beyannamesi’dir. Beyanname 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki Birleşmiş
Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Merkezinde ilan edilmiştir. Bu konuda önemli bir diğer uluslararası belge olarak kabul gören ve 1987 yılında imzaya açılan Ev Hayvanlarının
Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi Türkiye’de 2003 yılında kabul edilmiştir. Hayvan hakları düzenlemelerinin önemli bir bölümünü sokakta yaşayan ya da sokağa terk edilen sahipsiz hayvanlar oluşturmaktadır. Sokakta yaşayan hayvanlar bugün gelişmiş ya da gelişmekte olan neredeyse çoğu toplumun ortak sorunlarının başında yer almaktadır. Hayvanların itlafı, hayvanlara yapılan kötü muameleler, sözü edilen hayvanların tedavisi, barınması, beslenmesi ve sahiplendirilmesi gibi konular ise en çok tartışılan hususlar arasında bulunmaktadır.
(13) Birçok ülke kendi yapısına uygun düzenlemelerle hayvan haklarını koruma altına alırken, Türkiye 2004 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nu kabul ederek 2006 yılında da
“Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği’ni” yayınlamıştır. Gerek 5199 sayılı
Kanun gerek uygulama yönetmeliği gereğince; sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve alındıkları ortama geri bırakılması gibi hususlara yönelik bir takım esaslar belirlenmiştir. Kanunda yetkili makam olarak tanımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı (Çevre ve Orman Bakanlığı) yetkilerini il müdürlükleri ve yerel yönetimlere devretmiş durumdadır. Ancak uygulamada meydana gelen sorunların da etkisiyle ilgili Kanun’da bir takım değişikliklerin yapılması çeşitli zamanlarda gündeme gelmektedir.
(14) Sahipsiz köpekler ya da diğer bir tabirle sokak köpekleri başta Avrupa’da bulunan ülkeler olmak üzere dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde karşılaşılan temel sorunlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1990 yılında dünya üzerindeki köpek
sayısının 500 milyon olduğu (insan nüfusunun 10’da biri) ve bu sayının yaklaşık olarak %75’inin de başıboş olduğu tahmin edilmektedir. (IV. Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı Komisyon
Raporları, 30 Mart-1 Nisan 2018, Antalya, s. 390.) Ülkeler bazında sokak hayvanlarına olan yaklaşım açılarına bakıldığında ise (IV. Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı Komisyon Raporları,
30 Mart-1 Nisan 2018, Antalya.);
(14.1.) Birleşik Krallık; 1878 yılında kayıt altına alınma işlemi zorunlu tutulmuş 1988 yılında da uygulama ortadan kaldırılmıştır. Ancak 2005 yılında çıkarılan kanunla, sokak hayvanlarının toplanması, yerel otoritelerin sorumluluğuna verilmiştir. Sokak hayvanlarının sayısını kontrol altına almak için kısırlaştırma yöntemine başvurulmaktadır. Toplanan hayvanlar 7 gün boyunca yerel otoriteler tarafından barınaklarda tutulmakta olup, bu süre sonunda sahiplendirilemeyen hayvanlar hayvan refahı kuruluşlarına gönderilmekte ya da bu hayvanlara ötenazi uygulanmaktadır. Diğer taraftan Ceza Kanuna göre yasal olmayan hayvan öldürmeleri “hayvan cinayetleri” başlığı altında düzenlenmiş olup yasal olmayan yöntemlerle ve izinsiz olarak hayvanları öldürmek yaptırıma bağlanmıştır.
(14.2.) Fransa; tanımlama ve kayıt altına alma işlemlerinin gerçekleştirilmesi bir zorunluluk olmasına rağmen, uygulamada ciddi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Kaybolan veya terk edilen sokak hayvanları sadece geçici bir süre için barınaklarda tutulmaktadır. Bu süre zarfında sahibi bulunamayan ya da yeniden sahiplendirilemeyen hayvanlara, veteriner hekimler gözetiminde ötenazi uygulanabilmektedir. Bu durum, hayvanların sağlıklı ve genç olup olmadığına bakılmaksızın itlaf edilmesi sonucunu doğurması nedeniyle hayvan severler tarafından sıkça eleştirilmektedir. Ayrıca hayvan hakları ceza kanununda düzenlenmiş ve hayvan haklarına aykırı muameleler suç kabul edilmiştir. Hayvanlara yapılan işkenceler hayvanların kötüye kullanılması ve zalimlik suçlarına Fransız Ceza Kanunu’nun 521-1 numaralı maddesine göre iki yıl hapis ve 30.000
€ para cezası uygulanabilmektedir.
(14.3.) Almanya; sahipsiz hayvan kontrolü ile ilgili etkili bir yasal zemin bulunmaktadır. İlgili mevzuatın uygulanmasından yerel otoriteler sorumlu tutulmuştur. Sahipsiz hayvanlara yönelik zorunlu kayıt sistemi uygulanmakta olup köpeklerin tanımlanmasında mikroçip veya dövme (tattoo)
yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkede hayvan popülasyonunu kontrol altına almak için yerel düzeyde eğitim programları uygulanmaktadır. Almanya’nın en önemli kararlarından birisi de ötenazi işleminin yasak olmasıdır. Sokakta bulunan hayvanlar kontrol altında tutulabilmesi için toplanmakta barınaklara/bakımevlerine yerleştirilmektedir.
(14.4.) Belçika; ülkede mikroçip ve dövmeler yardımıyla zorunlu kayıt sistemi uygulanmaktadır.
Belçika’da yerel düzeyde eğitim faaliyetleri yürütülmekte halkta hayvan bilinci oluşturma faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Sahipsiz hayvanların kontrol altında tutulması için bakımevlerine yerleştirilmeyen hayvanlara ötenazi işlemi gerçekleştirilmektedir.
(14.5.) İspanya; sokak hayvanlarının kontrolüne ilişkin kapsamlı yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak mevzuatın uygulanması noktasında önemli derecede aksaklıklar görülmektedir. Bu durumun bir yansıması olarak, söz konusu ülkelerde sokak hayvanlarının kayıt altına alınması ve tanımlanması zorunlu olmasına rağmen, ulusal düzeyde bu şartların tam olarak karşılanmadığına ve yetkili otoritelerin denetimlerini etkin olarak gerçekleştirmediklerine
rastlanmaktadır. Kısırlaştırma programlarının uygulanması ise, yetkili otoritelerin maddi ve altyapısal yetersizleri dolayısıyla henüz yeterli bir seviyeye ulaşılmış değildir.
(14.6.) Tayvan; ülkede köpeklere karşı uygulanan işkence ileri düzeydedir. Başıboş köpekleri yakalayıp toplayarak bir kafese koymak ve içi su dolu bir tankta boğulmalarını beklemek bir tür gelenek haline gelmiştir.
(14.7.) Hindistan; ülkede köpekler büyük bir sorundur. Ülkede çöp yığınları da fazla olduğundan köpekler sokaklardaki çöplerden beslenmektedir. Bu yoğunluk nedeniyle köpeklerin itlafı kolaylıkla yapılabilmektedir. İçi su dolu bir tank içinde bir tür römorkta tutularak elektrik uygulanarak itlaf edilmektedir.
(14.8.) İtalya; 1991 yılına kadar sahipsiz hayvanlar sorununu çözmek için kullandığı yöntem hayvanların yakalanması ve akabinde öldürülmesi olmuştur. 1991 yılında yürürlüğe giren yasa ile bu politikaya son verilmiştir. Sahipsiz hayvanların sayısını kontrol altına almak için cerrahi kısırlaştırma yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca 2004 yılında yürürlüğe konulan Kanun ile hayvanlara karşı işlenen suçlara ağır yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştır. Hayvan sahiplerinin hayvanlarını terk etmesi durumunda bir yıla kadar hapis ve 10.000 € para cezasına kadar yaptırım uygulanmaktadır. Hayvanları gereksiz yere öldürmenin ya da kötü muameleye tabi tutmanın ise 18 ay hapis ve 15.000 € para cezası bulunmaktadır.
(15) Türkiye, sokak hayvanları popülasyonunun yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Ancak ülkemizde sokak hayvanları ile ilgili veri ve bilgi sınırlıdır. Dolayısıyla meydana gelen sorunlarının çözülmesine yönelik politikalar ile yasal ve yönetsel düzenlemelere temel oluşturacak veri ve bilgilerin elde edilmesi için yeni çalışmalara gerek duyulmaktadır. Bu kapsamda hayvan popülasyonunun belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma yapılarak sahipli hayvanlarla, sahipsiz hayvanların sayısı, coğrafi lokasyonu, cins, cinsiyet, yaş gibi özellikleri ve sağlık durumları gibi gerekli tüm bilgilerin tespit edilmesi ve kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu anlamda hem sokak hayvan popülasyonu kontrol altına alınacak hem de hayvan hastalıkları ve tehlikeli ırkların denetiminin yapılması gibi uygulamaların yürütülmesinde yardımcı olacaktır.
(16) Bir başka ifadeyle sorun olduğu düşünülen bir alanda gerekli çalışmalar yapmadan önce sorunun tanımlanması ve buna yönelik gerekli analizlerin oluşturulması gerekmektedir. Nitekim sorunun kaynağı tam olarak bilinmeden sonun çözümü de istenildiği gibi etkili olamayacaktır. Bu bağlamda öncelikli olarak sokak hayvanları ile ilgili gerekli bilgilere sahip olunmalı ardından hem insanların şikâyetleri hem de sokak hayvanlarının yaşadığı zorluklar bakımından gerekli analizler gerçekleştirilmelidir. Veterinerler, doktorlar, biyologlar, hayvan korumacıları, idareciler gibi yetkili kişiler ve hayvan sahipleri tarafından sokak köpekleriyle ilgili mevcut problemler kabul edilip işbirliği yapılmadığı sürece çözülmeyecektir.
(17) Dolayısıyla yapılacak olan düzenlemelerde veterinerler, doktorlar, biyologlar gibi görevlilerin bilimsel ve teknik görüşlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca sokak hayvanlarına yönelik çalışmaları uygulayacak olan yerel yönetimler de mevzuat düzenlemesine yönelik çalışmalara dahil edilmeli ve sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaşların katılımını
sağlayacak bir düzenlemenin yapılmasına özen gösterilmelidir. Ancak bununla birlikte düzenlemede yetki ve sorumluluk dengesinin sağlanmasına da dikkat edilmelidir.
(18) Sokak hayvanlarının sayı olarak çok oluşu aslında büyük ve öncelikli bir problemdir. Bu kapsamda meydana gelen sorunların çözümü için ülkemiz koşullarının göz önünde bulundurulduğu ve bilimsel yöntemlerle hazırlanarak popülasyonun kontrol altına alınmasını amaçlayan “sokak hayvanları popülasyonunun kontrol altına alınmasına yönelik bir yönetim programının” hazırlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
(19) Aslında kontrol altına alınmayan sokak hayvanları için sokaklar güvenilir bir mekan ya da yuva değildir. Sokaktaki bu hayvanlar açlık, susuzluk, iklimsel koşullar, hastalık, işkence, insanlar tarafından yapılan kötü muameleler, güçlü hayvanların zayıf hayvanlara verdiği zararlar, birbirleri ile yapmış olduğu kavgalar gibi çeşitli zorluklarla mücadele etmek durumunda kalmaktadırlar.
(20) Diğer taraftan sokakta bulunan ve kontrol edilemeyen sahipsiz hayvanlar insanlar için de güvenilir bir çözüm değildir. İnsanlara saldırma, kuduz gibi hastalıkları bulaştırma, insanları ısırma, hayvanların neden olduğu trafik kazaları (maddi hasar, ölüm ya da yaralanma ile sonuçlanan vakalar bulunmaktadır) gibi risklerin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede gerek insan yaşamı ve hakları gerek hayvanların yaşamı ve hakları bağlamında hayvanlara yönelik şiddetin ve kötü muamelenin görmezden gelinmemesi ve duyarlı olunması gerektiği gibi insanların uğradığı saldırılar ve zararlar da görmezden gelinmemelidir. Bu açıdan her iki taraf için en yüksek faydanın sağlanacağı çözümlere bilimsel ve teknik bilgilerle ulaşılabileceği düşünülmektedir.
Netice itibariyle ülkemizde basın ve yayın organlarına yansıyan bir hayvana yapılan şiddet kamu vicdanını yaraladığı gibi köpek kovalamasından kaçan bir çocuğun trafik kazası sonucu ölümü ya da köpek saldırısı sonucu kuduzdan yaşamını yitiren bir çocuğun durumu, parkta spor yaparken köpek saldırısıyla oluşan yaralanmalar gibi olaylar da kamu vicdanını yaralamaktadır. Bu kapsamda hayvanlara yapılan kötü muamelelere sessiz kalınmaması gibi insanların yaşadığı sorunların da göz ardı edilmeyerek kişilerin kamusal alanlarda güven içinde yaşamasını sağlayan önlemlerin alınması gerekmektedir. Dolayısıyla sokak hayvanların kontrolünün sağlanması için yapılan çalışmalara bu duyarlılıkla yaklaşılmalı her iki durum da göz önünde bulundurulmalıdır.
(21) Bu kapsamda hem insanların hem de sokak hayvanlarının sağlığı ve güvenliği için aynı çevre dengesinin korunması adına sokak hayvan popülasyonun kontrol altında bulundurulması büyük önem arz etmektedir. Ancak sokak hayvanların kontrol altında bulundurulması hayvanların itlafı anlamına gelmemektedir. Çünkü hayvanların itlaf edilmesi etkili, kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüm değildir. Aynı zamanda sahipsiz de olsalar sokak hayvanlarının yaşam haklarının ortadan kaldırılması insanların karar verebileceği bir durum değildir. Kaldı ki köpeklerin ortadan kaldırılması sorunun çözümü için etkili bir yol değildir.
Öncelikli olarak sokak köpekleriyle ilgili şikâyetlerin nedenlerinin belirlenmesi, sokak köpeklerine yönelik yapılan çalışmalarda ne gibi eksikliklerin bulunduğunun tanımlanması, gerekli tedaviler yapılmasına rağmen sayı artışının kontrol edilememesi, hayvanlardaki saldırganlık eğilimleri gibi temel durumların tespit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kentsel alanların taşıma kapasitesi her zaman doldurulmaya eğilimli olduğu böylece bölgede yaşayan köpeklerin uzaklaştırılması ya da yok edilmesi ile söz konusu bölgeye terkedilmiş ve başıboş
köpeklerin bu bölgeye göçünü sağlayacağı göz önünde bulundurulmadan şehir içine 30- 60 km kadar uzaklıkta bulunan kırsal ve tarım arazilerinin de dahil olduğu bölgeyi de kapsamayan ve diğer önlemlerle birleştirilmeyen yok etme politikasının uzun vadede yeterli olmayacağı bilinmelidir.
(Guidelines For Dog Population Management, WHO,WSPA, Genava, 1990, s.74.) Bu nedenle program dahilinde yürütülen kısırlaştırma ve aşılama faaliyetlerinin kırsal alanlarda ve köylerde de
Bakanlık, İl Özel İdaresi gibi kuruluşlarca yapılarak sistem bütünlüğü sağlanmalıdır.
(22) “Avrupa’da sokak hayvanlarının bulunmadığı” teşhisinden hareketle her türlü sokak hayvanlarının itlaf edilmesine yol açacak şekilde bir düzenleme yada uygulama yapılmasının hayvanların yaşam hakkını ortadan kaldırılmakla eşdeğer olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sokak hayvanlarına yönelik yapılacak programın kentleşme yapısı, toplumsal bilgilendirme ve eğitim süreçleriyle ilişkilendirilmesi gerekmekte olup ülkemize özgü bir model arayışında olunması gerekmektedir. Nitekim Bursa’da 19. yüzyılda göçmen kuşların bakımının yapılması amacıyla kurulan ve “dünyanın ilk hayvan hastanesi” olduğu bildirilen, “Gurabahane-i Laklakan (Düşkün Leylekler Evi) olarak bilinen göçmen kuşlar hastanesinde geçmişte başta leylekler olmak üzere her türlü kuşun bakımı ve tedavisi yapılmıştır. Bu kapsamda hayvanların yaşamından, insan ve hayvanın birlikte yaşamından yana olan ve tarihsel olarak kültürümüze daha uygun modellerin oluşturulup oluşturulamayacağının bilimsel bir değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir. Kısacası yasalar sadece insanların bugününü korumak için değil, gelecekteki çevreyi ve doğayı korumak için de yapılmalıdır. Bu kapsamda yapılacak çalışmalarda, sadece insanın bugünkü ihtiyaçları ve isteklerine göre değil, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma amacının da bulunması gerekmektedir. Bu anlamda, yapılması planlanan değişiklikler ile konunun daha hassas ve dikkatlice irdelenip, etkin çareler üretmemizi sağlayacak yasal alt yapıya kovuşturulması ivedilik arz etmektedir.
(23) Ne yazık ki bugüne kadar ülkemizde sokak hayvanları popülasyonun kontrol altına alınması için kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Sokak hayvanları için bilimsel ve belirli bir plan ve program dahilinde yapılmayan çalışmalar etkin bir kontrol yönetimi değildir. Nitekim bazı zamanlarda yerel planda yapılan itlafların soruna çözüm olmadığı görülmektedir. Çünkü uygulanan yöntemle o bölgede köpekler azalsa da daha sonrasında çevre bölgeden köpekler söz konusu bölgeye gelerek ya da üreme sayısı ile sayı yine artacaktır. (Guidelines For Dog Population
Management, WHO, WSPA, Genava, 1990, s.74.) Ayrıca bölgedeki aşılı köpeklerin itlafı çevreden aşısız köpeklerin o bölgeye gelmesine yol açabilecektir. Dolayısıyla birçok köpeğin itlaf edilmesine ve masraf yapılmasına rağmen sorun başlangıç noktasına geri dönülmüş olacaktır.
(24) Ayrıca pek çok sokak hayvanı sokakta doğmamakta aksine sokaklara bırakılmaktadır. Kimi zaman sahipleri tarafından köpeğin kendisine uygun olmaması, davranışlarından rahatsız olunması, beklediği gibi bir köpeğinin gelmemesi, köpeğini eğitememesi, tatil yöresinde alınan köpeğin tatil bittiğinde orada bırakılması gibi birçok sebeplerle evde veya iç ortamlarda beslenmeye başlanan hayvanlar sokağa atılmaktadır. Ayrıca bazı belediyeler tarafından da başka belediyelerin sınırları içine bırakılan sokak köpekleri olduğu da bilinmektedir. Bu kapsamda gösteriş veya eğlence amaçlı hayvan sahiplenilmesinin engellenmesi amacıyla caydırıcı cezai yaptırımların uygulamaya konulması elzemdir. Ayrıca pet shoplar ve hayvan satışı yapan çiftlikler denetlenmeli buralardan evcil hayvan satışının kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu noktada, evcil hayvan
satışı yapanlar ve evde hayvan beslemek isteyenler kayıt altına alınmalı ve hayvanların durumu sürekli olarak izlenmeli sokağa bırakılan hayvanlar için sahibine cezai yapıtımlar düzenlenmelidir.
Özellikle çip sistemi gibi teknolojik imkânlardan faydalanılarak kayıt altına alınan ve tüm ilgili birimler tarafından kolaylıkla ulaşılabilen ve entegre edilmiş sistem üzerinden izlenen hayvanların böylelikle şehir içinde bir başka noktaya nakledilmemesi sağlanacağı başka bir deyişle başka şehirler ya da belediyelerden kent içine getirilip bırakılmasının önleneceği değerlendirilmektedir.
(25) Bu kapsamda yapılacak olan sokak hayvanlarına yönelik oluşturulan programının, bakanlıklardan, yerel yönetimlere hatta saha çalışanlarına ve hayvan sahiplerine kadar her seviyede sıkı bir şekilde uygulanabilmesi için etkili bir yönetim yapısına sahip olunması gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca bu kapsamda gerçekleştirilecek eylemler için sorumlulukların açık bir şekilde tanımlanması ve sorumlulukların net bir şekilde tahsis edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan da yetki ve sorumluluk dengesinin sağlanmasına özen gösterilmelidir.
Diğer bir deyişle sokak hayvanlarına yönelik sorumluluğun yerel yönetimlerde olduğu bir düzenleme yapılmışsa buna uygun yetkilerin verilmesi de icap etmektedir.
(26) Sokak hayvanları popülasyonu yönetim sistemine yönelik oluşturulan plan ve programın da bir ulusal politika haline getirilerek sağlık, eğitim, çevre, kırsal kalkınma gibi ulusal politikalara entegrasyonunu sağlanarak mevcut koşullara uyarlanmalıdır. Örneğin, sokak hayvanların yönelik durumu tek bir açıdan değerlendirmeyip sağlık veya çevre gibi politikalarla birlikte kabul edildiğinde programın uzun vadeli başarısının daha mümkün olacağı değerlendirilmektedir (27) Bu kapsamda yapılacak olan ulusal programlar için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Dünya
Hayvanları Koruma Derneği (WASP) yeni adıyla Dünya Hayvanlarını Koruma (World Animal
Protection/WAP) gibi dünya çapındaki kurumların bilgileriyle desteklenmesi mümkün görünmektedir. Ayrıca diğer ülkelerin, mevzuat, yapı ve yönetim programlarındaki deneyimlerin paylaşılması programın hazırlanmasına yardımcı olabilir. Ancak, kendi kültürümüze uygun olmayan yasaların veya programların aktarılmasını önlemek için dikkatli olunması gerekmektedir.
(28) Sokak hayvanlarına yönelik yürütülen çalışmalar sırasında veteriner hekimlerin ve yerel yönetimlerde ayrı bir veteriner hizmetleri birimimin bulunmasının önemli olduğu ve bu kapsamda daha etkin bir hizmet sağlanması için her belediyede veteriner hizmetleri biriminin ve ilgili birimlerde de yeteri kadar veterinerin görev yapmasına dikkat edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca hayvanlara yönelik konularda bu meslek grubunun bilgi, birikim ve tecrübesinden yararlanmak amacı ile karar mekanizmasına katılımının sağlanması önemlidir.
(29) Sokak hayvanlarına yönelik beslenme, aşılama hatta barınak hizmeti veren hayvan dernekleri bulunmaktadır. Ancak sokak hayvanlarının kontrolüne yönelik çalışmalar yapılırken yetkili olmayan kişiler tarafından kontrol dışı hayvan koruma hareketlerinin ortaya çıkmaması gerekmektedir. Bu kapsamda derneklerle yerel yönetimler arasında iletişim kopukluğu olmamasına ve işbirliği içinde çalışmaların yürütülmesine dikkat edilmesi gerekmekte olup derneklerin yapmış olduğu çalışmaların yerel yönetimlerin programlarına dahil edilerek gerekli denetimlerinde yapılması gerekmektedir. Diğer bir deyişle “işbirliği” adı altında sorumluluk yetki dengesini
bozucu çalışmaların olmaması ve sorumlu kişilerin işlerini engelleyici düzenlemelerin yapılmaması gerekmektedir.
(30) Yönetmeliğe göre; geçici bakımevlerine getirilen hayvanların sahiplendirilmesi için belediye tarafından duyuru yapılması ve sahiplendirilmelerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca geçici bakımevlerinde on gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde sahiplendirilemeyen hayvanların; kontrolleri, aşıları ve tıbbî müdahaleler ile kısırlaştırılmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az yedi gün sonra kayıt altına alınıp, müdahale görmüş olduklarını gösteren işaretleri üzerlerinde olacak şekilde veteriner hekimin onayı ile alındıkları ortama geri bırakması gereklidir.
Bu kapsamda belediyeler tarafından hayvanların kısırlaştırması ve aşılanması gibi çalışmaların tavizsiz ve büyük bir titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Ayrıca hayvanların sahiplendirme çalışmaları için sivil toplum kuruluşlarının da yerel yönetimlerle işbirliği yapmasının gerekli olduğu ve bu kapsamda yapılacak olan eğitim faaliyetlerinin de önemli olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda “Satın alma, sahiplen” türünde kampanyalarla barınaklardan sahiplendirme işlemleri teşvik edilmelidir.
(31) Sahipsiz hayvanların bakımı ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesinin gerektiği düşünülmektedir. Bu kapsamda hangi ilçede ya da ilde kaç hayvan barınağının olduğu, kaç hayvanın aşılandığı, kısırlaştırıldığı, bakım ve tedavilerinin yapıldığı gibi bilgilerin kamuoyunun bilgisine açık olmalıdır.
(32) Sahipsiz hayvan popülasyonun artmasının nedenleri titizlikle araştırılmalıdır. Ayrıca sayı artışına neden olan durumların engellenmesi adına hem yasal düzenlemelerin yapılması hem de caydırıcı yaptırımların bulunmasına dikkat edilmelidir. Benzer şekilde sokaklarda bulunan saldırgan hayvanlarla ilgili bir çalışma yapılarak hem nedenlerin tespit edilmesi hem de acil çözümlerinin bulunması gerekmektedir.
(33) 5199 sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği gereğince sahipsiz hayvan yönetim süreci “topla, kısırlaştır, aşıla, işaretle, geri bırak” şeklindedir. (paraf. 6.4) Ancak ülke genelinde uygulanan bir işaret ve kayıt sistemi bulunmamaktadır. Bu sebeple her belediyenin ve yetki organın ulaşabileceği bir kayıt sistemi ile tüm yerel yönetimler tarafından uygulanan bir işaret sistemi olmasının daha faydalı olacağı düşünülmektedir. Diğer bir deyişle kayıt sistemi tüm hayvanlarda zorunlu olmalı ve uygulamasının sıkı takibi yapılmalı aynı zamanda kısırlaştırma ve mikroçip ile kayıt altına alınan hayvanlar yönelik bilgi sistemi tek elden yapılarak takip edilmelidir.
(34) Sokak hayvanlarının beslenmesi üzerinde de önemle durulmalıdır. Diğer bir ifadeyle sokak hayvanlarının beslenmesi için dışarıya veya çöp kenarlarına bırakılan besinlere dikkat edilmelidir.
Nitekim sokak kedilerinin, çöp konteynırlarına veya dışarıya gelişigüzel atılan çiğ etleri tüketmelerine neden olmakta; tükettikleri çiğ ette mevcut doku kistlerini alarak enfekte olan kedilerde de zamanla ookistler dışkı ile çevreye saçılarak enfeksiyon zinciri kırılmadan devam etmekte ve çevre sağlığı da olumsuz yönde etkilenmektedir. (http://www.skb.gov.tr/wpcontent/uploads/2018/05/Halk-Sagligi-veSokak-Hayvanlari-Doc.-Dr.-Sibel-Cevizci-Oymak.pdf)
(35) Sahipsiz hayvanlar konusunda yapılan önerilerin bilimsel bir temelde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikli olarak sokaklardaki şikâyete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların acilen toplatılarak rasyonel
çözümlerin bulunması gerekmektedir. Ayrıca sahipsiz kedi ve köpeklerin bir bölgeye yığılmamasına dikkat edilmelidir.
(36) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde özetle, Öncelikli olarak sahipli ve sahipsiz hayvanlarla ile ilgili gerekli verilerin oluşturulması için çalışma yürütülmesi, İlgili verilerin elde edilmesiyle birlikte hem insanların şikâyetleri hem de sokak hayvanlarının yaşadığı zorluklar bakımından gerekli analizlerin yapılması, Uygulamada meydana gelen sorunlar göz önünde bulundurularak yapılacak olan mevzuat çalışmalarında öncelikli olarak yerel yönetimlerin tespit ve önerilerinin dikkate alınarak yetki ve sorumluluk dengesinin sağlanmasına dikkat edilmesi, Sokak hayvanlarına yönelik meydana gelen sorunun yalnızca hayvanları ilgilendirmediği insan sağlığı ile de ilgili olduğu göz önüne alınarak yapılacak kanun ve yönetmelik çalışmalarında veterinerler, doktorlar, biyologlar gibi görevlilerin bilimsel ve teknik görüşlerine başvurulması, Ülkemiz koşullarının göz önünde bulundurulduğu ve bilimsel yöntemlerle hazırlanan ve popülasyonun kontrol altına alınmasını amaçlayan “sokak hayvanları popülasyonunun kontrol altına alınmasına yönelik bir yönetim programının” hazırlanması, Sokak hayvanlarına yönelik oluşturulan programın, bakanlıklardan, yerel yönetimlere hatta saha çalışanlarına ve hayvan sahiplerine kadar her seviyede sıkı bir şekilde uygulanabilmesi için etkili bir yönetim yapısına sahip olması, Gösteriş veya eğlence amaçlı hayvan sahiplenilmesinin engellenmesi amacıyla yasal olarak caydırıcı nitelikte cezai yaptırımların bulunması, Uzun vadede bir başarı sağlanması adına sokak hayvanları popülasyonu yönetim sistemine yönelik oluşturulan plan ve programın da bir ulusal politika haline getirilerek sağlık, eğitim, çevre, kırsal kalkınma gibi ulusal politikalara entegrasyonunun ve mevcut koşullara uyarlığının sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvanlarını Koruma (World Animal
Protection/WAP) gibi dünya çapındaki kurumların bilgileri ele alınarak ve diğer ülkelerin, mevzuat, yapı ve yönetim programlarındaki deneyimlerinden yararlanılarak gerekli programın hazırlanması, Daha etkin bir hizmet sağlanması için her belediyede veteriner hizmetleri biriminin ve ilgili birimlerde de yeteri kadar veterinerin görev yapmasına dikkat edilmesi, Sokak hayvanlarının kontrolüne yönelik çalışmalar yapılırken yetkili olmayan kişiler tarafından kontrol dışı hayvan koruma hareketlerinin ortaya çıkması engellenerek “işbirliği” adı altında yetki-sorumluluk dengesini bozucu çalışmaların ve sorumlu kişilerin işlerini engelleyici düzenlemelerin yapılmaması, Hayvanların sahiplendirme çalışmaları için sivil toplum kuruluşlarının da yerel yönetimlerle işbirliği yapmasının gerektiği ve bu kapsamda yapılacak olan eğitim faaliyetlerinin de önemli
olduğu tespitlerinin yapılması, Ayrıca hayvan ticaretinin engellenmesi adına pet shoplar ve hayvan satışı yapan çiftlikler denetlenerek buralardan evcil hayvan satışının kontrol altına alınması, “Satın alma, sahiplen” türünde kampanyalarla barınaklardan sahiplendirme işlemlerinin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması, Hangi ilçede ya da ilde kaç hayvan barınağının olduğu, kaç hayvanın aşılandığı, kısırlaştırıldığı, bakım ve tedavilerinin yapıldığı gibi bilgilerin kamuoyunun bilgisine açık olması, Sahipli ya da sahipsiz tüm hayvanlarda kayıt sisteminin zorunlu tutulması ve uygulamasının sıkı takibi yapılarak kısırlaştırma ve mikroçip ile kayıt altına alınan hayvanların tutulduğu bilgi sisteminin tek elden yapılması ve entegre edilmesi, Belediyeler tarafından hayvanların kısırlaştırması ve aşılanması gibi çalışmaların tavizsiz ve büyük bir titizlikle yürütülmesi, Program dahilinde yürütülen kısırlaştırma ve aşılama faaliyetlerinin kırsal alanlarda ve köylerde de Bakanlık, İl Özel İdaresi gibi kuruluşlarca yapılarak sistem bütünlüğü sağlanması, Sahipsiz hayvanlar konusunda yapılan önerilerin bilimsel bir temelde değerlendirilmesi ve öncelikli olarak sokaklardaki şikâyete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların acilen toplatılarak rasyonel çözümlerin bulunması gerektiği hususları tespit edildiğinden ilgili yasal ve yönetsel düzenlemelerde gerekli işlemlerin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde, uyuşmazlık konusu hakkında hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden değerlendirmelere yer verilerek; – 36 numaralı paragrafta belirtilen öneriler göz önünde bulundurularak makul sürede işlem tesis edilmesi ile gerekli mevzuat çalışmalarında dikkate alınması, – 36 numaralı paragrafta belirtilen çalışmaların işbirliği içinde yürütülmesi için en kısa zamanda yerel yönetim temsilcileri ile veterinerler, doktorlar, biyologlar gibi görevlilerden oluşan bir temsilci grubu ile çalışma yapılması ve – Kısırlaştırma ve aşılama faaliyetlerinin kırsal alanlarda ve köylerde de Bakanlık, İl Özel İdaresi gibi kuruluşlarca yapılarak sistem bütünlüğü sağlanması için TARIM VE ORMAN
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
– Uzun vadede bir başarı sağlanması adına sokak hayvanları popülasyonu yönetim sistemine yönelik oluşturulan plan ve programın da bir ulusal politika haline getirilerek sağlık, eğitim, çevre, kırsal kalkınma gibi ulusal politikalara entegrasyonunu sağlanarak mevcut koşullara uyarlığının sağlanması için TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA, SAĞLIK BAKANLIĞINA, MİLLİ
EĞİTİM BAKANLIĞINA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
– Sokaklardaki şikâyete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların acilen toplatılmasının ve kısırlaştırma ve aşılama gibi çalışmaların kesintisiz ve dikkatli bir şekilde yürütülerek daha dikkatli olunması için ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA VE ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın ŞİKÂYETÇİYE ve TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA, SAĞLIK
BAKANLIĞINA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA, ANKARA
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve ÇANKAYA BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA tebliğine, Kararın bir örneğinin de bilgileri için CUMHURBAŞKANLIĞI HUKUK POLİTİKALARI
KURULU ile HUKUK VE MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine karar verilmiştir.” 12. Bu kapsamda yukarıda yer alan Tavsiye Kararında da yer verildiği üzere; hem insanların şikâyetleri hem de sokak hayvanlarının yaşadığı zorluklar bakımından gerekli analizlerin yapılması ve uygulamada meydana gelen sorunlar göz önünde bulundurularak yerel yönetimlerin ve “veterinerler, doktorlar, biyologlar” gibi görevlilerin bilimsel ve teknik görüşleri dikkate alınmak suretiyle düzenleyici çalışmalar yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
13. Başvuru konusu somut olayda; Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından saldırgan köpeklerle ilgili idareye intikal eden başka vakaların olmadığı belirtilmişse de şikâyete konu Kayapınar ilçesinden 2020-2021 yılları arasında gelen şikâyet ve cevap sayılarının 870 adet olduğu ifade edilmiştir.
Söz konusu sayıların dikkat çekici seviyede olduğu değerlendirilmektedir. Somut olay özelinde, sokak köpekleri tarafından saldırıya uğrayarak hayati tehlike geçiren ve yüzünde ve vücudunda kalıcı yara izleri oluşan başvuranın tüm bu sebeplerle ilgili alanda güven içinde dolaşabilme hususunda tereddüt yaşayabileceği değerlendirilmektedir. Yine Başkanlık tarafından şikâyetçinin talebi üzerine ilgili yerdeki hayvanların kısırlaştırma işlemleri ve tedavilerinin yapıldıktan sonra 5199 sayılı Kanun gereği doğaya tekrardan salındığı ifade edilmiştir. Ancak bilindiği üzere kamu idareleri hizmetleri gereği gibi ifa etmekle birlikte yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve bu hususta gerekli önlemleri almakla da yükümlüdürler. Bu kapsamda, hem insan sağlığını ve güvenliğini hem de hayvanların korunmasını sağlayacak tedbirlerin alınması, düzenlemelerin ivedilikle yapılması ve bu hususlardaki denetimlerin sürekli olması gerektiği değerlendirilmektedir.
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; benzer şikâyet konusu hakkında Kurumumuzun 29/01/2019 tarih ve E.2134 sayılı
Tavsiye Kararında yer verilen hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden değerlendirmelerin, ilgi şikâyet konusu hakkında yürütülecek iş ve işlemlerde dikkate alınması gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. İdarece, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarelerin başvuranla ilgili işlemlerinde, “Makul sürede karar verme” ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte yine bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere de uygun davranması
önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idarelere tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idareler tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup
Diyarbakır İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, başvurunun KABULÜNE; Sokaklardaki şikâyete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların acilen toplatılması, kısırlaştırması ve aşılaması gibi çalışmaların kesintisiz ve dikkatli bir şekilde yürütülmesi, bakım evlerinin sayısının artırılması ve iyileştirilmesi hususlarında daha dikkatli olunması için DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine;
6328 sayılı Kanun’un 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi