onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 24.04.2008-23.04.2018 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığını iddia etmesi ve bu hizmetlerin tespitine yönelik açtığı davanın kabul edilip edilmemesi üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tanık beyanları ve mevcut belgeler ışığında, belirtilen tarihler arasında davacının kesintisiz çalıştığını tespit ederek, sigorta başlangıç tarihinin 24.04.2008 olarak belirlenmesine karar vermiştir. Davalı taraf ise, davacının çalıştığını ispatlayacak resmi belge bulunmadığını ve zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının hizmetlerinin Kuruma bildirilmiş olduğunu ve hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Mahkeme, tanık beyanlarının yanı sıra, davacının iş yerindeki çalışma süresinin tespitinde kamu düzeni açısından özel bir duyarlılıkla hareket edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, hizmet tespitine ilişkin davaların, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından büyük öneme sahip olduğu ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, mahkeme, davacının iddialarını destekleyen yeterli delil ve tanık beyanları bulunduğuna kanaat getirerek, istinaf başvurularını reddetmiş ve davanın kabulüne yönelik ilk kararın yerinde olduğunu tespit etmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/9537 E.  ,  2024/11987 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1771 E., 2024/535 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/96 E., 2022/96 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı tarafça Mahkememize verilen dava dilekçesi ile davacının davalı iş yerinde 24.04.2008 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve hakkında 01.12.2008 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna işe giriş bildirgesi verilerek sicil numarası ile kaydedildiğini, davacının işe başlangıç tarihinin 24.04.2008 olduğunu ancak davalı iş veren 8 aylık dönem bordrosu vermediği gibi prim de ödemediğini ileri sürerek, davanın kabulüyle, sigorta başlangıç tarihinin 24.04.2008 olduğunun tespitini ve 24.04.2008-23.04.2018 tarihleri arasında yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına, davacının bu hizmetleri ile diğer hizmetlerinin birleştirilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı tarafça verilen cevap dilekçesi ile, davacının çalışmasını iddia ettiği 24.04.2008 tarihinde müvekkili şirketin hukuken ve fiziken mevcut olmadığını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.07.2008 tarih, 2007/20491 Esas ve 2008/21645 Karar sayılı ilamına göre huzurdaki davanın husumet yönünden reddini, davacının 5 yıllık hak düşürücü süreye girdiğini bu nedenle hak düşürücü süre yönünden reddini, davacının bahsettiği gibi bir çalışmasının bulunmadığını ileri sürerek iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
    Feri müdahil Kurum vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile davacının müvekkil Kuruma … sicil numarası ile 4/1-a kapsamında sigorta kaydı bulunduğunu, müvekkil Kurum tescil ve hizmet dökümlerinden davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin herhangi bir sigortalılık tescili bulunmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin bulunduğunu, iş bu davanın zaman aşımı nedeniyle reddini, kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesini, davalı işverenin ve davacının Sosyal Sigortalar Kurumu nezdindeki kayıtları getirtilerek davacının iddialarının değerlendirilmesini, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesini, kurumun resmi kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmamasını ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere haksız davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Mahkememizce dinlenen dönem bordro tanıklarından …, davacının davalı iş yerinde çalışmasına ara vermeksizin kesintisiz çalıştığını, bordro tanıklarından …’ın 2008 yılı Mayıs ayında doğum yaptıktan dört ay sonra davalı iş yerinde tekrar çalışmaya başladıktan sonra davacının davalı iş yerinde kesintisiz olarak 24.04.2018 tarihine kadar çalıştığını beyan etmeleri, dinlenen tanıklardan … ve …’ın da davacının davalı iş yerinde ara vermeksizin çalıştığı yönünde beyanda bulunmaları karşısında davacının davalı iş yerinde 24.04.2008-23.04.2018 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı kanaatine varılmakla, davacının Kuruma bildirilmeyen 24.04.2008 – 01.12.2008 ile 17.01.2009 – 17.10.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, yasa gereğince davalıya huzurdaki davanın yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını ve davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, Mahkeme kararında tanık beyanlarıyla ara verilmeksizin karar verildiğini, tanıkların bir çoğunun davacı tarafından tembihlenmiş tanıklar olup beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, bu hususun en net ispatının davacı tanıklarından …’in beyanları olduğunu, toplam 8 tanıktan 5 tanesinin davacıyı ya tanımadığını ya da işe giriş tarihini tam olarak bilmediğini belirtmesine rağmen eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verildiğini, davacının iş bildirgelerini imzalamadığına dair herhangi bir itirazda bulunmadığından bulunmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ve mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
    Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin herhangi bir kaydının bulunmadığını, davalı Kurum diğer davalı işverenin bildirimleri üzerine işlem tesis ettiği için aksi ispat edilinceye kadar davalı Kurum kayıtlarının doğru olduğu karinesi gereğince hizmet dökümünde yer alan sicil kayıtları doğrultusunda hüküm verilerek davanın hukuki yarar olmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacının süresinde açmadığı bu davanın zaman aşımını uğradığını, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığını, çalışmanın niteliği ve ödenen ücretin somut delillerle ispatlanması, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusunun titizlikle araştırılmasını, Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesini, davalı işverenin ve davacının SGK nezdinde ki kayıtlarının getirilmesi ve davacının iddialarının değerlendirilmesini, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmamasını ve Mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Somut davada, davacının 01.12.2008-17.01.2009, 17.10.2009-23.04.2018 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen hizmetlerinin Kuruma bildirilmiş olduğu, hizmet tespiti davasının 13.07.2018 tarihinde açıldığı, davalının hak düşürücü süre itirazına itibar edilmediği, dinlenen bordro tanıklarından …, …’ın ve tanıklar … ve …’ın da davacının davalı iş yerinde ara vermeksizin çalıştığı yönünde beyanda bulunmalarına göre, davacının davalı iş yerinde Kuruma bildirilmeyen 24.04.2008 – 01.12.2008 ile 17.01.2009 – 17.10.2009 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığı yönünde Mahkemenin kabul hükmü yerindedir.
    Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalının ve feri müdahilin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Fer’i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve Kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur.
    3.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
    3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
    4.Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    3. Değerlendirme
    Eldeki dava, davacının, davalı iş yeri nezdinde 24.04.2008-23.04.2018 tarihleri arasında bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
    Somut olayda, davacının hizmet döküm cetvelinde 44761 sicil numaralı davalı iş yerinde 01.12.2008-17.01.2009 ve 17.10.2009-23.04.2018 tarihleri arasında sigortalı olduğu, Mahkemece bildirim öncesi dönem ile bildirim yapılmayan 17.01.2009-17.10.2009 dönemlerinde davacının davalı iş yerinde çalıştığından bahisle davanın kabulüne karar verildiği, 44761 sicil numaralı iş yerinin “Mikron Makina ve Takım San.” ünvanıyla 26.02.1990 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, işverenin dava dışı … olduğu, iş yeri bildirgesine göre 12.10.1992 tarihinde iş yerinin devir suretiyle unvanının “… Mak. Ve Tak. San. … … Kardaş” olarak değiştiği; davalı şirket vekili tarafından, dava dışı … Boru ve Profil Sanayi ticari işletmesinin 20.09.2016 tarihinde şahıs firması olarak kurulup 28.05.2018 tarihinde tür değişikliğine gidilerek davalı limited şirket halini aldığını iddia ettiği, ticaret sicil kayıtlarında ise 20.09.2016 tarihinde davalı şirketin tek ortaklı limited şirket olarak kurulduğu, “… Boru ve Profil Sanayi” ticari işletmesinin de 28.05.2018 tarihinde Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca tür değişikliğine gidilerek Mikron BPS Profil ve Boru Sanayi Ticaret Ltd. Şti. olarak tescil edildiği anlaşılmakla, Mahkemece dava konusu dönemde işverenin kim olduğu tespit edilerek gerektiği takdirde gerçek işveren davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanarak delilleri toplanılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.