|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 21.07.2017 – 13.06.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığına dair hizmet tespiti talebine ilişkindir. Mahkeme, davacının çalıştığına dair yeterli delil sunulmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak, Yargıtay, sosyal güvenlik hakkının korunması ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, bu tür davaların özel bir özenle yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay, davacının iddialarını destekleyecek belgelerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve işverenin kayıtlarının incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, davacının sigortalı çalıştığına dair bildirimlerin iptal edilip edilmediği ve bu durumun hak düşürücü süreler üzerindeki etkisi gibi hususların da araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, eksik inceleme yapıldığına ve davacının haklarının tam olarak değerlendirilmediğine hükmetmiştir. Bu karar, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8732 E. , 2024/12856 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2262 E., 2024/613 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/177 E., 2022/450 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı firmada 21.07.2017 tarihinde işe başladığını, 13.06.2019 tarihine kadar bir fiil davalı firma bünyesinde çalıştığını, ancak davacının davalı şirket ve ortağı … ‘nın işverenliğinde çalışıyor olmasına rağmen sigorta primlerinin zaman zaman başka firmalar üzerinden yatırıldığını, primlerin eksik ödendiğini, sürekli olarak belirli aralıklarla girdi çıktı yapmış gibi gösterildiğini, çalıştığı döneme denk gelen tüm … aylarının başlangıcında işten çıkışının yapıldığını, … ayı sonunda ise tekrar işe girişinin yapıldığını, davalı firma yetkilisi … ‘nın belirli aralıklarla aynı sektördeki farklı işyerlerini kiraladığını, çalışanları ile bir süre kiralanan mekanlarda hizmet verdikten sonra tekrar davalı firmaya tüm çalışanları ile birlikte geri döndüğünü, davalı firma yetkilisi … ‘nın müvekkili her ne kadar kendi firması olan … sicil numaralı işyeri dışında 21.07.2017-13.08.2017 tarihleri arasında 1095511 sicil numaralı … Ltd. Şti. firmasında, 14.08.2017-21.11.2018 tarihleri arasında 1242838 sicil numaralı … Ltd. Şti. firmasında sigortalı göstermiş olsa da aslında müvekkilin gerçekte tüm bu zaman dilimlerinde sigortalı gösterildiği firmaların bünyesinde çalışmadığını, müvekkilin sadece … ‘nın talimatları doğrultusunda diğer çalışan arkadaşları ile birlikte işyeri değişikliği sonucu verdiği hizmeti farklı adreslerdeki işyerlerinde yerine getirdiğini, müvekkilin 21.07.2017 – 13.06.2019 tarihleri arasında davalı şirkette aralıksız çalışmış olmasına rağmen müvekkilin haberi olmadan işten çıkış bildirimi yapıldığını, kısa süre sonra yeniden işe giriş bildirimi yapıldığını, sigortalı gözüktüğü aylarda ise gün sayısının eksik gösterildiğini (bazı aylarda 20 gün bazı aylarda sadece 5-8 gün sigorta primi ödendiğini), halbuki müvekkilin bu sürede hafta tatili olmaksızın haftanın yedi günü bir fiil çalıştığını, sigorta bildiriminin asgari ücret üzerinden yapıldığını, müvekkilin gerçek maaşının günlük 170 TL yevmiye (aylık 5.100,00 TL) ve günlük ortalama 200-250 TL bahşiş olduğunu, müvekkilin davalı firmada şef … olarak çalıştığını, işyerinde ödemelerin elden yapıldığını iddia ederek müvekkilin 21.07.2017 – 13.06.2019 tarihleri arasında aralıksız olarak davalı işveren yanında çalıştığının tespitine, davalı firma ve yukarıda işyeri sicil numaraları belirtilen firmalarda sigortalı olarak çalıştığı dönemlerdeki eksik primlerin tespiti ile tamamlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı şirket vekili ıslah yoluyla sunduğu cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
2- Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; çalışma konusunun sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulması gerektiği, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesi gerektiği, davacı ile Kurum arasında bir hizmet akdi ilişkisi mevcut olmadığından prim ödenmesinde Kurumun sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının kendi kusurlarını ve davalı işverenin kusurlarını Kuruma yükleyemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanığı …, … ve …’ un beyanlarından tanıkların beyan ettikleri tarihlerde davacının hizmet döküm cetveline göre 1095511.06, 1242838.06 ve ….06 sicil numaralı iş yerlerinden iş yerlerinden hizmet bildirimlerinin bulunduğu, davacı tanığı …’ in … ayında 1 ay iş yerinin kapalı olduğunu ve ücretsiz izin kullandıklarını beyan ettiği, Kurum tarafından yapılan denetim esnasında komşu iş yeri sahibi …’ in davalı şirketin Pavyon-Gazino olarak faaliyet gösterdiğini, iş yeri sahibinin … olduğunu ve halen faal olduğunu ancak … nedeniyle kapalı olduğunu beyan ettiği, 2018 yılı … Ayının 16 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında, 2019 yılında … Ayının 06 Mayıs-03 Haziran tarihleri arasında olması karşısında davacının sigorta bildiriminin bulunmadığı 08.05.2018 – 15.06.2018 ve 07.05.2019 – 04.06.2019 tarihleri arasında davalıya ait iş yerlerinde çalıştığının ispatlanamadığı, dinlenilen tanıkların da davacının 21.10.2018 – 30.10.2018 ve 22.11.2018 – 30.11.2018 tarihleri arasına ilişkin eksik hizmet bildirimlerinin bulunduğunu iddia ettiği tarihlerde Kuruma hizmet bildirimlerinin bulunmadığı, bu tarih aralığına ilişkin davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığına dair herhangi bir delil veya belgenin dosyada bulunmadığı, davacının, davalıya ait iş yerinde bu tarihlerde çalıştığının ispatlanamadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirketin Miami gibi değişik pavyonlarla anlaşıp kiralamak suretiyle dönem dönem ekibini alıp, adı geçen diğer işyerlerine götürürerek orayı işlettiğini, bunu yaparken de kendisi işçilerinin haberi olmadan sigorta çıkışlarını yaparak kiralamış olduğu diğer işyerinin üzerinden sigortalarını yaptığını, davacının çalışma iddiasının yargılama esnasında dinlenen tanık beyanlarıyla gerekse bilirkişi itiraz dilekçe ekinde sunulan duruşma tutanaklarındaki benzer durumda olan işçilerin aynı davalıya karşı olan dosyalarında dinlenmiş tanık beyanlarıyla ispatlandığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 21.07.2017 – 13.06.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
Davacının davalı şirkette 21.07.2017 – 13.06.2019 tarihleri arasında, çalıştığı süre boyunca davalı şirket yetkilisi … ‘nın talimatları doğrultusunda, günlük 170 TL yevmiye (aylık 5.100,00 TL) ve günlük ortalama 200-250 TL bahşiş ile çalışmalarının tespitini talep ettiği eldeki davada, Mahkemece davacının iddia ettiği tarihlerde davalıya ait iş yerinde çalıştığına dair herhangi bir delil veya belgenin dosyada bulunmadığı, davacının, davalıya ait iş yerinde bu tarihlerde çalıştığının ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmişse de verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece öncelikle davacı yanın beyanı alınmak suretiyle, talebine konu dönemde sigortalı çalışmalarının bildirildiği dava dışı işverenliklerden yapılan bildirimlerin iptalini talep edip etmediği sorulmalı, iptalinin talep edilmesi halinde, davacının talebi doğrultusunda verilecek hükmün bu işverenlerin hak alanını ilgilendirdiği anlaşıldığından, HMK’nın 124 üncü maddesi gereğince anılan dava dışı işverenliklere usulüne uygun bir biçimde husumet yöneltilerek, davaya katılımları sağlanmalı gösterecekleri deliller toplanmalı, bu işyerlerinden tespit edilecek bordro tanıkları ile davalı işyerinde daha fazla tarafsız bordro tanıkları dinlenmeli, davacının bu işyerlerinde gerçek ve fiili hizmetinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, tüm çalışmaların davalı işveren nezdinde geçtiğinin kabulü halinde, hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususu da buna göre gözetilmeli, gerçek işverenler ve dolayısıyla davacının hangi işverenler nezdinde hangi tarihler arasında çalıştığı her türlü şüpheden uzak bir biçimde açıkça belirlenmeli, toplanan deliller takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.