ÖZET: Başvuran, Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi adına düzenlenen 2008 yılına ait prim borçlarının zamanaşımına uğradığını ve salgın sürecinde yapılandırma imkanından yararlanamadığını iddia ederek, ödeme emrinin anapara dışındaki faiz ve cezaların iptalini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, kooperatifin borçları nedeniyle başvuranın da müştereken sorumlu olduğunu belirtmiş ve icra takibi sürecinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın yönetim kurulu üyeliği döneminde kooperatifin prim borçlarından dolayı sorumlu tutulduğunu, ayrıca zamanaşımının kesildiğini vurgulamıştır. İlgili mevzuat gereği, tüzel kişiliklerin borçlarından dolayı yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluğu bulunmaktadır. Başvuranın, yapılandırma başvurusunu zamanında yapmadığı ve icra takibinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş ve karar, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğ edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru sürecinin iyi yönetim ilkelerine uygun olarak yürütüldüğünü, ancak idarenin başvuru yollarını belirtme konusunda eksiklikler olduğunu tespit etmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/13831-S.21.22182

BAŞVURU NO : 2021/8627

KARAR TARİHİ : 27/09/2021

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Prim borcu hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran; Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi adına düzenlenen 2008/9, 2008/10,

2008/11, 2008/12 yıllarına ait prim borcuna ilişkin ödeme emrine konu edilen alacakların 5510 sayılı

Kanun’un 93. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına uğradığını, öte yandan salgın süreci nedeniyle

Cumhurbaşkanlığı yapılandırma ve af kapsamında faydalandırılmasının engellendiğini belirterek söz konusu işlemin hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden incelenmesini, ödeme emrinin anapara dışındaki tüm faiz ve cezai bedellerinin iptal edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 8/6/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) işyeri sicil numarası ile işlem gören No.lu Söke Seyahat

Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin ödenmemiş prim borçları nedeniyle sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve bahse konu borç dönemlerinin 17/3/2009 tarihinde kooperatif tüzel kişiliğine tebliğ edildiği, bu tebliğ gereği Kooperatif adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile banka mevduatlarına haciz işlemlerinin başlatıldığı,

2.2) 18/2/2014 tarihinde fiili haciz işlemleri için tüzel kişiliğin adresine gidildiği halde, borçlu

kooperatifin söz konusu adreste faaliyetlerine son verdiğinin, belirtilen adreste başka bir firmanın faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, bu nedenle icra takibine konu Kurum alacağının borçlu kooperatiften

/

tahsilinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine kooperatif yönetim kurulu üyelerine ödeme emirleri tebliğ edildiği, bazı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk dönemlerine ait borcu ödediği,

2.3) Bu defa, Ticaret Sicil Gazetesi’nden yapılan araştırma neticesinde, başvuranın 23/3/2004 ile

9/6/2006 tarihlerinde yönetim kurulu üyeliğinin bulunduğu, sonrasında 29/4/2008 ile 2/5/2009 tarihleri arasında tekrar kooperatif yönetim kurulunda başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünün tespit edildiği,

2.4) Bu kapsamda; başvurana sorumluluk dönemlerine ait olan 2008/9-10-11 ve 12. ayların prim

borçlarının sayılı icra takip dosyası üzerinden 21/3/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve hakkında icra takibine başlanıldığı,

2.5) 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, 6098 sayılı Kanun’un 155 ve müteakip

maddelerinde, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin birinci, on altıncı ve yirminci fıkrası ile 89.

maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 4571 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 62. maddesinde yer alan hükümler kapsamında; .lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin ilgili dönemlere ait borçlarından dolayı tüzel kişiliğin üst düzey yönetici ve yetkilileri ile birlikte yönetim kurulu üyesi olan başvuranın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, tüzel kişiliğe (asıl işveren) karşı kesilmiş bir zamanaşımının müşterek ve müteselsil borçlulara karşı da kesilmiş sayıldığı, ayrıca başvuranın 17/11/2020 tarihli ve 31307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7256 sayılı Kanun’a göre son başvuru tarihi olan 31/1/2021 tarihine kadar herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, haklarında ödeme emri tebliğ edilen, icra takip ve haciz işlemleri yapılan tüm borçluların özel kanunlar ile çıkarılan tüm yapılandırma işlemlerinden müracaatları doğrultusunda yararlanabildiği,

2.6) Diğer taraftan borçlu .lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin toplam 6 adet

işyeri sicil numarası üzerinden işyerlerinin bulunduğu, toplam borcun 501.043,63 TL olduğu, borçlu işverenin söz konusu işyerlerinden başvuranın yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğu 2008/9/,10,11 ve 12.

aylara ait borcun – ve

– 18 işyeri sicil numaralarına ait olduğunun tespit edildiği, borçlunun sorumlu olduğu bu sicillere ait toplam borç tutarının 33.465,46 TL olduğu,

2.7) No.lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin ödenmeyen borçları için

2008/9,10,11 ve 12. aylarda yönetim kurulu üyeliğinin bulunduğu tespit edilen başvuran aleyhine (15/3/2021 tarih, sayılı) ve (31/10/2016 tarih, sayılı ve 25/10/2017 tarih, sayılı) ödeme emirleri ile icra takibi başlatıldığı,

2.8) Borçlu No.lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatif hakkında 30/1/2014 tarihinde

mal varlığı araştırmasının yapıldığı; Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank, Denizcilik ve diğer kurumlarda herhangi bir mal ve alacak kaydının bulunmadığının tespit edilerek 18/2/2014 tarihinde fiili haciz işlemleri için borçlu kooperatife ait işyerine gidildiğinde kooperatifin faaliyetlerine son verdiğinin, belirtilen adreste de başka bir firmanın faaliyet gösterdiğinin tutanak ile tespit edildiği, ayrıca kooperatif adına kayıtlı

plakalı araçlara haciz şerhi işlendiği, ancak 13/4/2012 tarih ve sayılı dilekçeye istinaden kooperatife ait olan plakalı araç haricinde kooperatife ait olmayan diğer tüm araçların hacizleri kaldırıldığı, haczin devam ettiği plakalı aracın takyidat kaydında yapılan inceleme sonucunda aracın değeri de göz önünde bulundurulduğunda alacağı karşılayamayacağının anlaşıldığı,

2.9) Bununla birlikte 31/1/2014 tarihinde muhtelif bankalara gönderilen haciz bildirilerine ait cevabi

yazılardan, söz konusu bankalardan borçlu kooperatife ait hesapların sıfır bakiye olması gerekçesiyle haczin işlenemediğinin anlaşıldığı, ancak Ziraat Bankasının 11/2/2014 tarih ve sayılı yazısı ile kooperatif adına Aydın Söke Şubesindeki hesabına bloke konulduğu, icra takibine konu borçların, söz konusu Kooperatif tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığının tespit edildiği, borçlu tarafından, 16/3/2011, 28/7/2011, 28/2/2012, 2/7/2012 ve 30/4/2021 tarihlerinde yapılandırma kapsamında ödeme yapıldığı,

2.10) Sonuç olarak, tüzel kişi işveren borçlarından dolayı tüzel kişinin üst düzey yönetici ve yetkililerinin

asıl işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, yine tüzel kişiye (asıl işveren) karşı kesilmiş bir zamanaşımı süresinin, müşterek ve müteselsil borçlulara karşı da kesilmiş sayılacağı, bu kapsamda icra takibine konu 2008/9 ila 12. aylara ait prim borçlarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve 17/3/2009, 21/5/2009, 17/3/2011, 16/5/2011, 27/3/2012 ve 11/2/2014 tarihlerinde zamanaşımının kesildiği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma

hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

5.1) “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88. maddesinin on altıncı fıkrasının birinci cümlesi ile on

sekizinci ve yirminci fıkralarında;

“Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır.

Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.

…

Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır. Kurumun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Kurum hakkında uygulanmaz.

…

Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”

5.2) “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93. maddesinin ikinci

fıkrasında;

“Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır.”

6) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Zamanaşımının

kesilmesi” başlıklı 103. maddesinde;

“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

1. Ödeme,

2. Haciz tatbikı,

3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.

4. Ödeme emri tebliği,

5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,

7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

8. Amme alacağının teminata bağlanması,

9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,

11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.”

7) 6098 sayılı mülga Türk Borçlar Kanunu’nun;

7.1) “Sebepleri” başlıklı 154. maddesinde;

“Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.”

7.2) “Birlikte borçlulara etkisi” başlıklı 155. maddesinde;

“Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.”

7.3) “Alacaklının fiili halinde” başlıklı 157. maddesinde;

“Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.

/

Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.”

8) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun;

8.1) “Ödevi ve üye sayısı” başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasında;

“Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.”

8.2) “Üyelerin titizlik derecesi ve sorumlulukları” başlıklı 62. maddesinde;

“Yönetim Kurulu, kooperatif işlerinin yönetim için gereken titizliği gösterir ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf eder.

Yönetim Kurulu, kendi tutanakları ile Genel Kurul tutanaklarının, gerekli defterlerin ve ortak listelerinin muntazam hazırlanıp, tutulup, saklanmasından ve işletme hesabiyle, yıllık bilançonun kanuni hükümlere uygun olarak hazırlanıp tetkik olunmak üzere denetleme kuruluna verilmesinden sorumludur.

Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran özetle, Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin borçları nedeniyle adına

düzenlenene ödeme emrine konu borcun iptal edilmesini talep etmektedir.

11) Diğer taraftan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar

Kooperatifinin ilgili dönemlere ait borçlarından dolayı tüzel kişiliğin üst düzey yönetici ve yetkilileri ile birlikte yönetim kurulu üyesi olan başvuranın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, tüzel kişiliğe (asıl işveren) karşı kesilmiş bir zamanaşımının müşterek ve müteselsil borçlulara karşı da kesilmiş sayıldığı,

ayrıca başvuranın 17/11/2020 tarihli ve 31307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7256 sayılı Kanun’a göre son başvuru tarihi olan 31/1/2021 tarihine kadar herhangi bir başvurusunun bulunmadığı belirtilmektedir. Şu durumda somut olayda, tüzel kişi işverenin Kuruma olan borçlarından dolayı başvuranın sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.

12) Bu kapsamda gerçek kişi ortak ve yöneticilerin, işveren tüzel kişilerin Sosyal Güvenlik Kurumuna

olan borçları nedeniyle sorumluluğu hususu sayılı ve numaralı başvuru

dosyalarında incelenmiş ve aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir:

13) “Hemen belirtmek gerekir ki, Türk sosyal sigortalar sisteminin finansmanının ağırlıklı olarak prim

rejimine dayanması nedeniyle Kurumun sosyal güvenlik politikalarını oluşturabilmesi, sosyal güvenlik sisteminin işlerliğini devam ettirebilmesi ve oluşan sosyal riskler yönünden gerekli sosyal sigorta yardımlarının sağlaması için sigorta primlerinin, zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Nitekim kanun koyucu Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini güvence altına almak amacıyla tüzel kişi işverenler ile birlikte bazı gerçek kişilerin de sorumlu olmaları yönünde bir kısım düzenlemeler getirmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/2019 tarihli ve E: 2016/1364, K: 2019/1100 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr) Nitekim

5510 sayılı Kanunu’nun 88. maddesinin yirminci fıkrasında, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer

alacaklar bakımından tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Kanun ayrıca istisnai olarak, hak sahiplerinin aylıklarının primlerin tahsili için haczedilmesine de cevaz vermiştir.

14) … 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin on ikinci fıkrasında, sigorta primleri haklı sebep olmaksızın

süresi içerisinde Kuruma ödenmezse tüzelkişi işverenlerin üst düzey yönetici veya yetkililerinin, Kuruma karşı işverenler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine kanun koyucu, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenleyerek sigorta primlerinin tahsil edilmesine özel bir önem vermiştir. Öte yandan Kurumun 506 sayılı Kanun kapsamındaki prim alacakları için getirilen bu düzenlemelerin, 4447 sayılı Kanun’un 49. maddesinin beşinci fıkrasının atfıyla işsizlik sigortası primleri hakkında da uygulanacağı anlaşılmaktadır.”

15) Bu açıklamalar çerçevesinde değinmek gerekirse, Sosyal Güvenlik Kurumunun bireylerin Anayasal

sosyal güvenlik haklarının gerçekleştirilmesine yönelik sosyal koruma görevini yerine getirebilmesi için sigorta edimlerini sunması zorunludur. Bu doğrultuda, Kurum tarafından sunulacak sigorta edimlerinin doğuracağı giderlerin karşılanması primlerin alınması ile mümkündür. Dolayısıyla Kurumun, sosyal sigortalar yardımlarını devam ettirebilmesi ilgililerden prim alınmasını ve ilgililerce bu primlerin ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak değinilen yasal düzenlemeler, Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin işverenlerce ödenmesinin özendirilmesini amaçlamakla birlikte aynı zamanda, söz konusu primlerin tahsilinin güvence altına alınması amacıyla primlerin ödenmesinden sorumlu olan kişileri de belirleyen temel hükümlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 21/1/2020 tarihli ve E: 2017/1965, K: 2020/35 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

16) Görüldüğü üzere tüzel kişi işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin ve bu arada

kooperatif yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyesi oldukları dönem içinde değinilen yasal düzenlemeler kapsamında işveren kooperatifin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından sorumlu oldukları tartışmasızdır. Bu noktada somut olayda, Kurumumuza gönderilen belgelerden,7/5/2008 tarihli ve 7057 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre başvuranın 3 yıl süreyle asil yönetim kurulu üyeliğine ve yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçildiğinin, No.lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar

Kooperatif adına düzenlenecek her türlü belgeyi imzaya başvuran, yönetim kurulu başkanı . ve muhasip üye dan herhangi ikisinin müştereken yetkili kılındığının tescil ve ilan edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenmesi istenilen, anılan işveren Kooperatif’in 2008/9-10-11-12.

aylarına ait prim borçlarından başvuranın sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (Benzer kararlar için bk. 26/7/2021 tarihli ve 21.17510 sayılı Ret Kararı; 26/7/2021 tarihli ve 21.17526 sayılı Ret Kararı; 3/8/2021 tarihli ve 21.17995 sayılı Ret Kararı; 3/8/2021 tarihli ve 21.17996 sayılı Ret Kararı. Yargıtay

Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin; 8/12/2016 tarihli ve E: 2016/13318, K: 2016/14850; 28/12/2016 tarihli ve

E: 2016/14947, K: 2016/15729 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr )

17) Öte yandan somut olayda, prim borçlarının ait olduğu dönem dikkate alındığında uyuşmazlığın

yasal dayanağının, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin yirminci fıkrası olduğu anlaşılmaktadır. Mezkûr fıkra uyarınca, Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise tüzel kişiliği haiz işverenlerin yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadırlar. Bu kapsamda söz konusu maddede yer alan müteselsil borçluluk, alacaklıya karşı borçlulardan her birinin edimin tamamından sorumlu olmasını ifade etmektedir. Böylece alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesi mümkün olmaktadır. Öte yandan 6098 sayılı Kanun’un 155. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi halinde diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını kesileceği açıktır.

Nitekim Kurum tarafından gerçekleştirilen her bir icra işlemi ile söz konusu prim borçları hakkındaki zamanaşımı süresinin kesildiği, her bir icra işleminden sonra yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin sonucudur. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu edilen prim borçlarına ilişkin olarak, gerek ödeme emrinin tebliği gerekse haciz uygulanmasına yönelik gerçekleştirilen icra muameleleri ile birlikte zamanaşımı süresinin kesildiği anlaşılmaktadır. (Aynı yönde bk. 3/8/2021 tarihli ve 21.17993 sayılı Ret Kararı)

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; No.lu Söke Seyahat Motorlu

Taşıyıcılar Kooperatifi’nin başvuranın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu döneme ait Sosyal

Güvenlik Kurumuna ödenmeyen borçlarından dolayı başvuranın sorumluluğuna gidilmesine yönelik

Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen

bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ

tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Aydın İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin reddine;

Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi