|
ÖZET: Başvuran, 2016 yılında maaşından yapılan kesintinin nedenini öğrenmek için bankasına başvurmuş ve burada, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) kaynaklanan bir hata nedeniyle fazla ödeme yapıldığını öğrenmiştir. Kesintilerin 2018 yılına kadar devam ettiğini belirten başvuran, bu durumun kendisine mağduriyet yaşattığını ifade ederek, zararının giderilmesini talep etmiştir. SGK, başvuranın emeklilik işlemleri sırasında yapılan hatalı bir işlem sonucu yersiz ödeme yapıldığını ve bu ödemenin geri alınması gerektiğini belirtmiştir.
SGK’nın açıklamalarına göre, başvuranın 2000 yılında bağlanan yaşlılık aylığı, yapılan intibak işlemi sonucunda güncellenmiş ve hatalı bir şekilde fazla ödeme yapılmıştır. 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca, hatalı ödemelerin geri alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın dosyasında, yersiz ödenen tutarın 21.182,70 TL olduğu ve bu miktarın aylığından %25 oranında kesilerek tahsil edildiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddine karar vermiştir. İdareye, inceleme ve denetim görevlerini zamanında yerine getirmesi ve tutarlı bir şekilde hareket etmesi konusunda tavsiyede bulunulmuştur. Kararın, başvurana ve SGK’ya tebliğ edilmesi gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/12775-S.19815
BAŞVURU NO : 2019/11996
KARAR TARİHİ : 09/12/2019
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvurana yapılan yersiz ödeme hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 03/07/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 2016 yılı Temmuz ayında maaşından yapılan kesintinin sebebini maaş aldığı bankaya sorması üzerine bankanın kendisini Sosyal Güvenlik Merkezine yönlendirdiğini, burada da şahsına “personelin yanlış hesaplaması sonucunda yapılan fazla ödemenin maaşından tahsil edileceğinin” bildirildiğini, kesintinin 2018/11. aya kadar devam ettiğini, Kurumun hatası kapsamında yapılan kesinti sebebiyle mağduriyet yaşadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuza Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 21/08/2019 tarihli ve … sayılı yazıda özetle; 2.1. Başvuranın 18/05/2000 tarihli talebine istinaden ilk olarak 01/06/2000 tarihi itibariyle (Esnaf BAĞ-KUR 6347 gün + SSK hizmeti 2121 gün + Askerlik Borçlanması 600 gün +
Borçlanma 3600 gün ) 12668 prim gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.2. Başvurana oluşturulan borcun kurum hatası olmasından dolayı, kurum işlem tarihinden itibaren 5 yıllık geriye dönük zamanı (01/07/2016-01/07/2011) kapsamakta olduğu, 2.3. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin; ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeleri, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte geri alınacağı, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin geri alınacağı, 2.4. İlgililerin Kurumdan alacağı olması halinde yersiz ödemelerin bu alacaklardan mahsup edileceği, yersiz ödemelerin gelir ve aylıklardan kesilerek tahsil edilmesinin, söz konusu gelir ve aylıklardan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanacağı, 2.5. Başvuranın dosyasında … No.lu E-posta gereği (intibak) kurum işlemi yapıldığı, 2.6. Başvuranın dosyasında yapılan intibak işlemi sonucunda hizmet güncellemesi yapılması neticesinde idare tarafından 3600 günlük hizmet borçlanmasının sehven girildiği toplamda (9072+3600) 12672 üzerinden 01/06/2000 tarihinde ilk olarak aylık bağlandığı ve
9000 günden fazla olan hizmetten bağlanan aylıklarda aylık bağlama oranı (ABO) da %10
arttırılarak %80 üzerinden aylık bağlanması kapsamında Kurum hatası olarak aylığının yeniden güncellendiği, tespit tarihi olan 01.07.2016 tarihinden geriye dönük fazla yatan 5 yıllık süreye ilişkin (ABO %70 olması gerekirken %80 olarak bağlandığından) yersiz ödenen 21.182,70 TL’ nin başvurana borç çıkartıldığı ve yapılan işlemlerin denetim raporuna dayanmadığı, 2.7. Başvurana yersiz olarak ödendiği tespit edilen tutarın 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince almakta olduğu aylıktan %25 oranında kesilmek suretiyle tahsil edildiği, 2.8. Başvuran ile başvuruya konu işlem hakkında yargıya taşınmış bir uyuşmazlık bulunmadığı,
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık
sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 6. 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli
27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in; 6.1. “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5 inci maddesinde; ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturan durumlara dair: “a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği halde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e)
Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği halde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f)
Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması” 6.2. “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6 ncı maddesinde; “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemelerin Kurumun hatalı işlemlerini oluşturduğu” 6.3. Fazla veya yersiz ödemenin tespiti” başlıklı 7 nci maddesinde; “fazla veya yersiz ödemenin kontrol, denetim, inceleme, Sayıştayca kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edileceği” 6.4. “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı” hükümleri, Düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran Sosyal Güvenlik Kurumunun hatası kapsamında yapılan kesinti sebebiyle mağduriyet yaşadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
9. Başvuranın daha önce Kurumumuza yersiz ödeme iddiasıyla yaptığı başvuruya ilişkin 27/03/2019 tarihli Gönderme Kararı verilmiştir.
10. İdare, başvuranın dosyasında yapılan intibak işlemi kapsamında 3600 günlük hizmet borçlanmasının sehven girildiğinin tespit edilmesi neticesinde hizmetinin güncellendiğini ve aylık bağlama oranının değişmesinden kaynaklanan ve kurum hatası dolayısıyla yersiz ödenen
21.182.70 TL maaş farkının borç çıkarıldığını, anılan borcunda tahsil edildiğini belirtmiştir.
11. Başvuranın, emeklilik işlemleri sırasında sehven 3600 günlük hizmet borçlanması eklenerek emekli edilmesi nedeniyle başvurana yapılan yersiz ödemelerin idare tarafından geri istenmesi kurum hatasına dayandığından, somut olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
12. Zira Anayasa Mahkemesinin, 17/01/2019 tarihli ve 30658 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan … No’lu … başvurusunda, yüksek mahkeme; ölüm aylığının iptali suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu hükmüne vararak mülkiyet hakkına müdahale olup olmadığı yönünden değerlendirme yapmıştır.
13. Bir üst paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
14. Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden
“kanunilik” yönünden yapılan incelemede;
Somut olay kapsamında, başvurana ilk olarak 01/06/2000 tarihi itibariyle (Esnaf BAĞ-KUR
6347 gün + SSK hizmeti 2121 gün + Askerlik Borçlanması 600 gün + Borçlanma 3600 gün )
12668 prim gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, başvuran hakkında yapılan intibak işlemi
kapsamında 3600 günlük hizmet borçlanmasının sehven girildiğinin tespit edilmesi neticesinde hizmetinin güncellendiği ve aylık bağlama oranının (ABO) değişmesinden kaynaklanan ve kurum hatası dolayısıyla yersiz ödenen 21.182.70 TL maaş farkının borç çıkarıldığı, söz konusu kurum hatası nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince geriye dönük beş yıllık süre için söz konusu meblağın yersiz ödendiğinin tespit edildiği, bu tespit üzerine yersiz yapılan ödemelerin başvurandan geri istediği, anlaşılmaktadır.
Buna göre, kurum hatası nedeniyle yersiz olarak ödendiği tespit edilen tutarın 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince başvurana borç çıkarılarak tahsil yoluna gidilmesi işleminde yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluştuğunu söylemek mümkündür.
15. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede; 15.1. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkı olması sebebiyle, “sosyal hukuk devleti” olgusunu oluşturan temel kavramlardan birisidir. Bu esastan hareketle Anayasamız, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ıncı madde ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu kabul etmiş, Devlet’in de, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla yükümlü olduğunu düzenlemiştir. Böylece, vatandaşlara bu konuda anayasal bir hak tanınırken, devlete de onların bu haktan yararlanmasını sağlayacak şartları hazırlama görevi yüklenmiştir.
15.2. Hukuk devletinin gereği olarak, sosyal risklerin bu risklerle karşılaşan insan üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla ekonomik ve sosyal gelişmelere bağlı olarak yenilenen sosyal politikalar çerçevesinde yasalarla düzenlenmektedir. Sosyal güvenlik politikaların anlamları sosyal risk kavramından hareketle belirlenmektedir. Bireyin ekonomik güvencesini sarsan riskler değişik görünümlerde ortaya çıkar, bu risklerin sınırlarını belirlemek aynı zamanda sosyal güvenliğin kapsamını da belirleme anlamına gelir.
15.3. Sağlık hizmetlerine ihtiyaç öngörülemez olup, tamamen rastlantısaldır. Kişi her an hiç ummadığı bir hastalık veya kazayla karşılaşıp, tahmin etmediği ölçüde bir maliyetle yüzleşebilir. Bazı durumlarda ise, yakalanılan bir hastalık sadece kişiyi tehdit etmekle kalmaz, başta yakınları olmak üzere geniş kesimleri de tehdit eder hale gelebilmektedir. Sağlık hizmetleri ertelenemediğinden ve yeri başka bir şeyle ikame edilemediğinden, bu ihtiyacın karşılanması zorunludur. Bu nedenle sosyal güvenlik hakkı uluslararası sözleşmelerde ve
Anayasamızda kişiler için temel ve vazgeçilemez bir hak olarak öngörülürken, bu alanda devlete bir takım yükümlülükler getirilmiştir.
15.4. Anayasa Mahkemesi’nin 15/12/2006 tarihli 2006/111 E.ve 2006/112 K. sayılı
Kararında; Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir.
15.5. İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem, kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bu çerçevede, başvurana sehven farklı statüden bağlanan aylık nedeniyle yersiz ödendiği tespit edilen ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
16. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede; 16.1. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında; ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
16.2. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut
Bahadır, § 43).
16.3. Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).
16.4. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.
16.5. Somut olayda, idare tarafından 3600 günlük hizmet borçlanmasının sehven girildiği toplamda (9072+3600) 12672 üzerinden 01/06/2000 tarihinde ilk olarak aylık bağlandığı ve
9000 günden fazla olan hizmetten bağlanan aylıklarda ABO’ da %10 arttırılarak %80 üzerinden
aylık bağlandığı, başvuranın aylığına ilişkin 2016 yılında yapılan hizmet güncelleme ve intibak işlemleri neticesinde Kurum hatası olarak aylığının yeniden güncellendiği, tespit tarihi olan
01.07.2016 tarihinden geriye dönük fazla yatan 5 yıllık süreye ilişkin (ABO %70 olması
gerekirken %80 olarak bağlandığından) yersiz ödenen 21.182,70 TL’ nin başvurana borç çıkartılmasına yönelik hatalı işlemin ilk aylığın ödenmeye başlandığı 01/06/2000 tarihinden itibaren 16 yıl gibi uzun bir süreden sonra tespit edildiği, hatayı tespit etmek için detaylı bir incelemeye ihtiyaç duyulmayacağının da açık olduğu, bu nedenle işlemin fark edilmesinde geçen sürenin makul sürenin çok üzerinde olduğu kanaatine varıldığından Sosyal Güvenlik
Kurumunun süresi içerisinde, uygun bir yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme yükümlülüğünü yerine getiremediği, 16.6. Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yukarıda değinildiği üzere yapılan hatalı ödemelere ilişkin Sosyal Güvenlik
Kurumuna kusur atfedilebileceği kabul edilse de 16 yılı aşan söz konusu ödemenin 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendine göre sadece 5 yıllık kısmının faizsiz olarak geri istenmesinin hâlihazırda başvuranın emekli aylığı aldığı ve söz konusu borcu ödeme gücünün bulunduğu (borç 2018/11 ay itibariyle ödenmiştir) hususu da dikkate alındığında başvurana yüklediği yük ile tahsilinden vazgeçilen 11 yıllık ödeme nedeniyle kamunun katlanması gereken yük açısından makul bir dengenin sağlandığı, bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi çerçevesinde geriye dönük 5 yıllık kısmının istenmesin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği ve başvuranın ekonomik durumunu derinden sarsacak bir işlem yapılmadığı, 17. Ancak başvurana hukuka aykırı bir şekilde yüksek aylık bağlama oranından yapılan işlemin, tamamen idarenin tasarrufu ve gözetimi altında gerçekleştirildiği başvuranın tesis edilen işlemde hiçbir kusuru bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde Sosyal
Güvenlik Kurumunun 16 yıl geçtikten sonra durumu fark etmek suretiyle hatalı işlemin iptali yoluna giderek inceleme ve denetim görevini zamanında ve gereği gibi ifa etmediği ayrıca tutarlı hareket etme yükümlülüğünü de yerine getirmemek suretiyle iyi yönetim ilkesini ihlal ettiği, 18. Ancak, bu durumun müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile birlikte başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine bozulmasına sebebiyet vermeyeceği kanaatiyle birlikte idarenin inceleme ve denetim görevini zamanında ve gereği gibi yerine getirebilmesine ayrıca tutarlı hareket etme yükümlülüğünü de ifa edebilmesine imkân verecek tedbirleri alması gerektiği, kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine, uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Sakarya İş
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ
KISMEN REDDİNE;
Başvuranın yapılan kesintilerin geri ödenmesi talebinin REDDİNE
İdarenin inceleme ve denetim görevini zamanında ve gereği gibi yerine getirebilmesi ayrıca tutarlı hareket etme yükümlülüğünü de ifa edebilmesine imkan verecek tedbirleri alması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi