|
ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kendisine çıkarılan 83.808,80 TL tutarındaki borcun hukuki dayanağı olmadığını belirterek iptalini talep etmiştir. Başvuru, 13 Mart 2019 tarihinde yapılmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın … Personeli Sigorta Sandığı Vakfından emekli aylığı aldığını ve bu nedenle ölüm aylığının yersiz ödendiğini tespit etmiştir. Kurum, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi çerçevesinde, yersiz ödemelerin geri alınması gerektiğini ifade etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 23/10/2017 tarihli yazıyla … Personeli Sigorta Sandığı Vakfına gönderilen listeye dahil olduğunu ve bu kapsamda yersiz ödeme yapıldığını belirtmiştir. Başvuranın, babasının vefatı üzerine aldığı ölüm aylığının, aynı zamanda emekli aylığı alması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu karar, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğ edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğunu değerlendirerek, başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7124-S.10858
BAŞVURU NO : 2019/6010
KARAR TARİHİ : 09/08/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/03/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, … … (T.C. No: …) tarafından yapılmış olan başvuruda; başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen 23/03/2017 tarihli yazıyla şahsına 83.808,80
TL borç çıkarıldığını, … Sosyal Sigorta Sandığından emekli olduğunu, ayrıca ölen babası nedeniyle SGK’dan ölüm aylığı aldığını belirterek tarafına çıkarılan borcun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve bu nedenle iptal edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 01/07/2019 tarih ve …
sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başkanlıklarınca 23/10/2017 tarih ve … sayılı yazıyla, … Personeli Sigorta Sandığı
Vakfına bir liste gönderildiği, bu listede yer alıp aynı anda banka sandığından da aylık alan sigortalıların Kurumlarına gönderilmesinin istendiği, ilgili banka sandığından 29/11/2017 tarih ve … sayılı yazıyla cevap alındığı, başvuranın … Personeli Sigorta Sandığı Vakfından aylık aldığı tespit edildiği, 2.2. Kurumlarınca banka sandıklarından aylık alanlara ilişkin sigortalının tahsis talebi olan 23/06/1986 tarihinde herhangi bir veri tabanı bulunmadığından başvurandan Sosyal Sigortadan, Bağkur’dan veya çeşitli Emekli Sandıklarından gelir ve aylık almadığına dair beyan ve taahhüt alındığı, 2.3. 506 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin VII nci ve 68 inci maddesinin VI ncı fıkralarında düzenlenen kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların kesilme hükümlerinin de bağlama şartlarında olduğu gibi kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kuruluşlarından (SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı ve 506 sayılı Kanunun geçici
20 nci maddesinde düzenlenen sandıklar) gelir ve aylık almaları halinde söz konusu gelir ve
aylıkların kesilmekte olduğu, hak sahibi olarak sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaları halinde ise gelir ve aylıklar kesilmediği, 2.4. 506 sayılı Kanunun ek 36 ncı ve geçici 20 nci maddelerinin, Kanunun geçici 20 nci maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kaldırılacağı, devir tarihi itibariyle sandık iştirakçilerinin Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 5.1. “Eş ve çocuklara aylık bağlanması” başlıklı 68 inci maddesinde, “(Değişik: 1753 /
21.06.1973) Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki
hükümlere göre aylık bağlanır. I- Ölen sigortalının 67 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının;…C) Çocuklardan; a) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan (…) çocuklarla, yaşları ne olursa olsun, evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,…Oranında aylık bağlanır. …VI- Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli
Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya “buralardan gelir veya aylık almaya” başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” 5.2. “Bankalar, sigorta şirketleri, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar” başlıklı geçici 20 nci maddesinde, “Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları,borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malûllük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak
kurulmuş bulunan sandıklar, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde:
a) ilgili bulundukları banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinin bütün personelini kapsıyacak, b) Bu personelin, iş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlıyacak, c) Sandıkların statülerine tabi personelin bu madde şümulüne giren banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinden birinden diğerine geçmesi halinde bu gibi personelin kendi sandıklarındaki müktesep haklarının da diğer ilgili sandığa veya aralarında kuracakları müşterek bir sandığa intikalini temin edecek, Birer tesis haline getirildiği ve bunu tevsik eden statülerini, bu kanunun yayımı tarihinden en geç altı ay içinde Çalışma Bakanlığına verdikleri takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personeli işbu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar…” 5.3. Ek 36 ncı maddesinde, “17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesine göre,bankalar,sigorta ve reasürans şirketleri,ticaret odaları, sanayi odaları,borsalar veya bunların teşkil ettikleri personeli için kurulmuş bulunan sandıklardan; 25.4.1985 tarihli ve
3182 sayılı Bankalar Kanununa göre birleştiren,bir başka bankaya devredilen veya bankacılık
faaliyetleri sona eren bankaların personeline ait olanlar ile mali durumları üyelerinin sosyal güvenlik yardımlarını sürdürmeye elverişli olmadığı anlaşılanların yetkili organlarının ilgili mevzuat hükümlerine göre fesih ya da devir için alacakları karar üzerine,bütün aktif ve pasifleriyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmesine Bakanlar Kurulu yetkilidir…”
Hükümleri yer almaktadır.
6. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde; “- Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…”hükmü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen 23/03/2017 tarihli yazıyla şahsına 83.808,80 TL borç çıkarıldığını, … Sosyal Sigorta Sandığından emekli olduğunu, ayrıca ölen babası nedeniyle SGK’dan ölüm aylığı aldığını belirterek tarafına çıkarılan borcun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve bu nedenle iptal edilmesini talep etmektedir.
9. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın, …’de 03/01/1972 yılında işe başladığı, 18/01/1993 tarihinde işinden ayrıldığı ve 01/02/1993 tarihinden itibaren … Personeli
Sosyal Sigorta Sandığı Vakfından emekli aylığı almaya başladığı, 23/06/1986 tarihinde vefat eden babası dolayısıyla ölüm aylığı almak için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğu ve aynı tarih itibariyle başvurandan Sosyal Sigortadan, Bağkur’dan veya çeşitli Emekli Sandıklarından gelir ve aylık almadığına dair beyan ve taahhüt alındığı, akabinde ise başvurana yetim aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
10. Sosyal Güvenlik Kurumunun 23/10/2017 tarih ve 30991618 sayılı yazıyla, … Personeli
Sigorta Sandığı Vakfına bir liste gönderildiği, bu listede yer alıp aynı anda banka sandığından da aylık alan sigortalıların Kurumlarına gönderilmesinin istendiği, ilgili banka sandığından 29/11/2017 tarih ve … sayılı yazıyla cevap alındığı, başvuranın … Personeli Sigorta Sandığı
Vakfından aylık aldığının tespit edilmesi üzerine almış olduğu ölüm aylığının yersiz ödenmiş olduğunun tespit edildiği, aylık bağlama işleminin başvuranın hatalı işleminden kaynaklanması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde idarece başvuran adına 19/11/2007 – 18/01/2018 tarihleri arası için geçmişe dönük 10 yıla ilişkin 65.441,74 TL anapara borç tahakkuku yapıldığı tespit edilmiştir.
11. Başvurucuya babasının vefatı üzerine ödenen yetim aylığının iptal edilmesi ve 2007-
2018 yılları arasında yapılan ödemelerin idare tarafından geri istenmesi nedeniyle başvuru
konusu olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
12. Zira Anayasa Mahkemesinin, 27/04/2016 tarihli ve 29696 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2013/8074 No’lu … … başvurusunda, yüksek mahkeme; açık yasal düzenlemeye aykırı olarak SGK tarafından başvurucuya yaşlılık aylığı ödenmesine uzun bir süre devam edilmesi, başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunması sonucunda adına yüksek tutarda borç kaydedilerek 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendine göre tahsil edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği yönünde karar vermiştir.
13. Bir üst paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade dilmiştir.
13.1. Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden
“kanunilik” yönünden yapılan incelemede;
506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığının bağlanması anılan
Kanunun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde metninde, ölen sigortalının 67 inci madde gereğince tespit edilecek aylığının, 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan (…) çocuklarla, yaşları ne olursa olsun, evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,…oranında verileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca aynı maddede, sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya “buralardan gelir veya aylık almaya” başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesileceği hükmüne de yer verilmiştir.
Anılan hükümden 506 sayılı Kanuna tabi sigortalıların hak sahipleri çocuklarına aylık bağlanabilmesi için bunların herhangi bir sosyal sigorta ve emekli sandıklarından aylık veya gelir almaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Ancak 29/11/2017 tarihli yazıyla … Personeli
Sosyal Sigorta Sandığı Vakfından aylık aldığı tespit edilen başvurana 23/06/1986 tarihinden itibaren müteveffa babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı tespit edilmiştir.
Öte yandan başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin Sosyal Güvenlik
Kurumunca 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre işlem tesis edildiği görülmüştür. Söz konusu madde hükmü çerçevesinde kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler şahsın hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemelerin geri alınacağı ifade edilmiştir. Buna göre, kurum hatası olmaksızın yersiz olarak ödendiği tespit edilen 65.441,74 TL’nin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi gereğince başvurana borç çıkarılarak tahsil yoluna gidilmesi işleminde yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluştuğunu söylemek mümkündür.
13.2. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır.
Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; 506 sayılı Kanuna tabi olup vefat eden sigortalıların hak sahipleri çocuklarına aylık bağlanabilmesi için hak sahiplerinin sosyal sigortaya veya emekli sandıklarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan aylık veya gelir alıp almadıkları dikkate alınarak değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir. Bu değerlendirmeye istinaden başvuranın babasının vefatı nedeniyle aldığı ölüm aylığının yukarıda bahis geçen madde hükmü çerçevesinde … Personeli Sosyal Sigorta Sandığı
Vakfından aylık alınması nedeniyle iptal edildiği anlaşılmıştır. Zaten başvuranın normal şartlar altında almaması gereken ölüm aylığının iptal edilmesi ve akabinde kişiden yersiz ödeme adı altında yapılan ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
13.3. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında; ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111 , K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).
Bu minvalde somut başvurumuzu ölçülülük ilkesi açısından incelediğimizde; başvuran
…’de çalışmaktayken babasının vefatı üzerine 23/06/1986 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu aylığın bağlanması sırasında başvurandan Sosyal
Sigortadan, Bağkur’dan veya çeşitli Emekli Sandıklarından gelir ve aylık almadığına, buralara tabi bir işte çalışmaya veya buralardan aylık veya gelir aldığı takdirde SGK’ya bildirimde bulunacağına dair beyan ve taahhüt alındığı da görülmüştür. Ancak anılan taahhütnamenin imzalandığı tarih itibariyle başvuranın, …’de çalışmakta olduğu, akabinde buradan emekli olması hasebiyle 01/02/1993 tarihinden itibaren … Personeli Sosyal Sigorta Sandığı Vakfından da emekli aylığı aldığı, fakat durumunu imzaladığı beyan ve taahhütnameye göre Sosyal
Güvenlik Kurumuna bildirmesi gerekirken bildirmediği, keza Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da ölüm aylığının bağlandığı 23/06/1986 tarihinden tespitin yapıldığı 23/10/2017 tarihe kadar gerekli denetim ve kontrollerin yapılmadığı ve başvurana bu süreç içerisinde hatalı bir şekilde ölüm aylığı ödendiği görülmüştür.
Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).
İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.
Somut olayda, idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin 30 yıllık uzun bir süreden sonra tespit edildiği, işlemin fark edilmesinde geçen sürenin makul sürenin çok üzerinde olduğu, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içerisinde, uygun bir yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvuranın, imzaladığı beyan ve taahhütnameye aykırı hareket ederek bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu davranmasının yanında
Sosyal Güvenlik Kurumunun da tespitte gecikmesi nedeniyle kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yukarıda değinildiği üzere yapılan hatalı ödemelere ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna kusur atfedilebileceği kabul edilse de 30 yılı aşan söz konusu ödemenin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendine göre sadece 5 yıllık kısmının geri istenmesinin başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a)
bendi çerçevesinde geriye dönük 10 yıllık kısmının istenmesin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği ve başvuranın ekonomik durumunu derinden sarsacak bir işlem yapılmadığı değerlendirilmiştir.
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yapılan yersiz ödemenin tahsil edilmesi işleminde başvuranın mülkiyet hakkının kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ihlal edilmediği ve idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi