|
ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2018/32 sayılı Genelge’ye aykırı olarak, Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’ne ait zamanaşımına uğramış 2009 yılı prim borçları için kendisine borç çıkardığını iddia etmektedir. Başvuran, bu borçların iptal edilmesini talep etmekte, aksi takdirde pandemi nedeniyle geç tebliğ edilen yapılandırma ve af kapsamındaki borçları için faiz ve cezaların iptalini istemektedir. SGK ise, başvuranın kooperatifin yönetim kurulu üyesi olarak, ilgili dönemlerdeki borçlardan sorumlu olduğunu belirtmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın kooperatifteki yönetim görevi süresince, tüzel kişiliğin borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu vurgulamaktadır. 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesine göre, işverenlerin üst düzey yöneticileri de borçların ödenmesinden sorumludur. Ayrıca, kooperatifin borçları için yapılan icra işlemleriyle zamanaşımının kesildiği ifade edilmektedir. Bu bağlamda, başvuranın sorumluluğuna ilişkin hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş, kararın tebliği ile birlikte yargı yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın hak arama özgürlüğüne ilişkin süreçlerin devam edeceğini vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/13836-S.21.22187
BAŞVURU NO : 2021/9253
KARAR TARİHİ : 27/09/2021
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Prim borcu hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06/05/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; Sosyal Güvenlik Kurumunun 2018/32 sayılı Genelge’nin aksine işlem tesis ederek S.S.
No’lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin zamanaşımına uğramış 2009 yılına ait prim borçları için tarafına borç çıkardığını, oysa söz konusu Kooperatiften T.C Söke Noterliğinin 17/07/2009 tarih ve numaralı istifaname ile yönetim kurulu muhasip üyeliği görevinden ayrıldığını, akabinde üyelikten de ayrıldığını, on iki yıl sonra gecikme faizi ile tarafına ödeme emri gönderilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek Aydın Sosyal Güvenlik Merkezinin / ve
/ takip numaralı ödeme emirlerinin 2018/32 sayılı Genelge gereği zamanaşımı yönünden incelenerek iptal edilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise devam eden pandemi nedeniyle
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılandırma ve af kapsamına alınan fakat tarafına geç tebliğ edilmesi nedeniyle faydalanamadığı prim borçları için anapara dışındaki tüm faiz ve cezai bedellerinin iptal edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün başvuru
konusuna ilişkin 27/8/2021 tarihli ve E: sayılı yazısında özetle;
2.1) S.S. No’lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin borçlarından dolayı başvuranın
sorumlu olduğu dönemlere ait sigorta primi, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi türünde borcunun bulunduğu, bu kapsamda başvuranın 2009/5. 6. ve 7. aylardan sorumlu olduğu,
2.2) 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin birinci ve yirminci fıkralarına göre Kurum alacağının
tahakkuk ettiği ve ödenmesi gerektiği zamanlardaki görev yapan üst düzey yönetici veya yetkililerin asıl işverenle birlikte Kurum alacağının ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları,
2.3) Başvuranın 13/5/2009 tarihli ve 7310 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre, 2/5/2009 tarihli genel
kurul toplantısı ile söz konusu Kooperatifte 3 yıllığına görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda muhasip üye olarak seçildiği, Kooperatif adına düzenlenecek her türlü belgeyi imzalamaya yönetim kurulu asil üyelerinden herhangi ikisinin yetkili kılındıkları, yine 5/8/2009 tarihli ve 7369 sayılı
Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre ise başvuranın Kooperatifteki görevinden ayrıldığının Söke Noterliğinin 17/7/2009 tarihli ve onay tarihli istifanamesi ile tespit edilerek ilan edildiği,
2.4) Buna göre, başvuranın S.S. No’lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinde yönetim
kurulu üyesi olduğundan üst düzey yönetici sıfatıyla asıl işverenle birlikte görevde olduğu dönemdeki borçlardan sorumlu olduğu,
2.5) Öte yandan 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin on altıncı fıkrasına göre takibe konu prim
alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığı, bu kapsamda söz konusu
Kooperatiften tahsil edilen tutarın toplam 46.214,52 TL olduğu, Kooperatifin 5/8/2021 tarihi itibarıyla altı işyerinden toplam 515.940.35 TL borcu bulunduğu,
2.6) Söz konusu Kooperatife ait Kurum sistemi üzerinden Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank,
Denizcilik ve diğer kurumlardan malvarlığı araştırması yapıldığı ancak Kooperatif adına kayıtlı herhangi bir mal ve alacak kaydına rastlanmadığı, bunun üzerine 18/2/2014 tarihinde fiili haciz işlemi için borçlu
Kooperatife ait işyerine gidildiği ancak Kooperatifin faaliyetlerine son verdiği ve adreste başka bir işyerinin faaliyet gösterdiğinin tutanak ile tespit edildiği,
2.7) Yine Kooperatif adına kayıtlı, , , , , , ,
, , , , , , , , , ve plakalı araçlara haciz şerhi işlendiği ancak 13/4/2012 tarihli dilekçeye istinaden plakalı araç dışındaki hacizlerin kaldırıldığı, plakalı aracın takyidat kaydında yapılan incelemede ise aracın değerinin Kurum alacağını karşılamayacağının anlaşıldığı,
2.8) Diğer taraftan. 31/1/2014 tarihinde Aydın Söke ilçesi banka şubelerine haciz bildirisi gönderildiği,
kooperatife ait bakiye bulunmadığı gerekçesiyle haciz işlenmediği, sadece Ziraat Bankası Aydın Söke
Şubesi tarafından Kooperatife ait banka hesabına bloke konulduğu,
2.9) Yapılan işlemler ve fiili haciz için borçlu Kooperatife ait adrese gidilmesinin ardından işyerinin
faaliyetine son verdiğinin görülmesi nedeniyle Kurum alacağının Kooperatiften tahsil imkânının kalmadığının anlaşıldığı,
2.10) 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinde, şirket üst düzey yönetici ve yetkililerinin sorumluluğunun,
tali (ikincil) sorumluluk olarak düzenlenmediği, bu kişilerin de tüzel kişi işveren ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu olarak sayıldığı,
2.11) Müşterek ve müteselsil borçlu kavramının ise, birden çok kişinin aynı borçtan, sorumlulardan her
birinin zarar görene karşı diğer sorumlular tarafından zararın (borcun) tamamı ödeninceye kadar sorumlu olmasını ifade ettiği, bu sorumlulukta sorumlulardan her birinin borcun tamamı ödeninceye kadar devam ettiği, bu sorumluluğun kişisel nitelikte olduğu, alacaklının öncelikle borçluya başvurma zorunluluğu olmadığı, alacaklı isterse borcun tamamını borçlulardan birinden isteyebileceği gibi dilediği birini veya birkaçını da seçebileceği,
2.12) Kooperatif tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında borçlarının yapılandırıldığı ve 16/3/2011,
28/7/2011, 28/2/2012, 2/7/2012 ve 30/4/2012 tarihlerinde ödemelerde bulunulması sebebiyle zamanaşımını kesen hallerin varlığının anlaşıldığı, 6098 sayılı Kanun’un 155. maddesi hükmü gereği müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının diğer borçluya karşı da kesildiği,
2.13) Söz konusu Kooperatif tarafından Kurum hesabına yatırılan paralara ilişkin tahsilat listesi
incelendiğinde 2/1/2008 tarihli tahsilatın olduğu yine icra takibine konu borcun 6111 sayılı Kanun’a göre yapılandırılması için kooperatif tarafından başvuruda bulunulduğu ve oluşturulan ödeme planlarına istinaden 16/3/2011, 28/7/2011, 28/2/2012, 2/7/2012 ve 30/4/2012 tarihlerinde ödemelerde bulunulduğu, muhtelif tarihlerde araç hacizlerinin bulunduğu ve bankalara haciz bildirisi gönderilmek suretiyle haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu nedenle 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 93.
maddesinin ikinci fıkrası ve 6098 sayılı Kanun’un 155. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borcun zamanaşımının kesildiği,
2.14) Kooperatifin Kuruma olan borcunun tahsili amacıyla müşterek ve müteselsil borçlu sıfatına haiz
yönetim kurulu üyelerine ödeme emri gönderildiği, bu ödeme emirlerinin . 19/3/2021 tarihinde, . ’ye 18/3/2021 tarihinde, . ’ya 22/3/2021 tarihinde, . ’ye 18/3/2021 tarihinde, . ’ye 18/3/2021 tarihinde tebliğ edildiği, hakkında icra takibine geçilen yönetim kurulu üyelerinden . ve
. ’nün anılan kooperatifte sorumlu oldukları döneme ait borçlarını ödedikleri,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.
maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
5.1) “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88. maddesinin on altıncı fıkrasının birinci cümlesi ile on
sekizinci ve yirminci fıkralarında;
“Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır.
Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.
…
Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır. Kurumun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Kurum hakkında uygulanmaz.
…
Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”
5.2) “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93. maddesinin ikinci
fıkrasında;
“Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır.”
6) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Zamanaşımının
kesilmesi” başlıklı 103. maddesinde;
“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
/
1. Ödeme,
2. Haciz tatbikı,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.
4. Ödeme emri tebliği,
5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme alacağının teminata bağlanması,
9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.”
7) 6098 sayılı mülga Türk Borçlar Kanunu’nun;
7.1) “Sebepleri” başlıklı 154. maddesinde;
“Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.”
7.2) “Birlikte borçlulara etkisi” başlıklı 155. maddesinde;
“Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.”
7.3) “Alacaklının fiili halinde” başlıklı 157. maddesinde;
“Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.”
8) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun;
8.1) “Ödevi ve üye sayısı” başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasında;
“Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.”
8.2) “Üyelerin titizlik derecesi ve sorumlulukları” başlıklı 62. maddesinde;
“Yönetim Kurulu, kooperatif işlerinin yönetim için gereken titizliği gösterir ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf eder.
Yönetim Kurulu, kendi tutanakları ile Genel Kurul tutanaklarının, gerekli defterlerin ve ortak listelerinin muntazam hazırlanıp, tutulup, saklanmasından ve işletme hesabiyle, yıllık bilançonun kanuni hükümlere uygun olarak hazırlanıp tetkik olunmak üzere denetleme kuruluna verilmesinden sorumludur.
Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran özetle, Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin borçları nedeniyle adına
düzenlenen ödeme emrine konu borcun iptal edilmesini talep etmektedir.
11) Diğer taraftan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar
Kooperatifinin ilgili dönemlere ait borçlarından dolayı tüzel kişiliğin üst düzey yönetici ve yetkilileri ile birlikte yönetim kurulu üyesi olan başvuranın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, tüzel kişiliğe (asıl işveren) karşı kesilmiş bir zamanaşımının müşterek ve müteselsil borçlulara karşı da kesilmiş sayıldığı, ayrıca Kurum alacaklarının tahsili amacıyla çıkarılan tüm yasal düzenlemelere ilişkin duyurularının yazılı ve görsel basın aracılığıyla yapıldığı belirtilmektedir. Şu durumda somut olayda, tüzel kişi işverenin
Kuruma olan borçlarından dolayı başvuranın sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.
12) Bu kapsamda gerçek kişi ortak ve yöneticilerin, işveren tüzel kişilerin Sosyal Güvenlik Kurumuna
olan borçları nedeniyle sorumluluğu hususu / sayılı ve / numaralı başvuru
dosyalarında incelenmiş ve aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir:
13) “Hemen belirtmek gerekir ki, Türk sosyal sigortalar sisteminin finansmanının ağırlıklı olarak prim
rejimine dayanması nedeniyle Kurumun sosyal güvenlik politikalarını oluşturabilmesi, sosyal güvenlik sisteminin işlerliğini devam ettirebilmesi ve oluşan sosyal riskler yönünden gerekli sosyal sigorta yardımlarının sağlaması için sigorta primlerinin, zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Nitekim kanun koyucu Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini güvence altına almak amacıyla tüzel kişi işverenler ile birlikte bazı gerçek kişilerin de sorumlu olmaları yönünde bir kısım düzenlemeler getirmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/2019 tarihli ve E: 2016/1364, K: 2019/1100 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr) Nitekim
5510 sayılı Kanunu’nun 88. maddesinin yirminci fıkrasında, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer
alacaklar bakımından tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Kanun ayrıca istisnai olarak, hak sahiplerinin aylıklarının primlerin tahsili için haczedilmesine de cevaz vermiştir.
14) … 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin on ikinci fıkrasında, sigorta primleri haklı sebep olmaksızın
süresi içerisinde Kuruma ödenmezse tüzelkişi işverenlerin üst düzey yönetici veya yetkililerinin, Kuruma karşı işverenler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine kanun koyucu, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenleyerek sigorta primlerinin tahsil
edilmesine özel bir önem vermiştir. Öte yandan Kurumun 506 sayılı Kanun kapsamındaki prim alacakları için getirilen bu düzenlemelerin, 4447 sayılı Kanun’un 49. maddesinin beşinci fıkrasının atfıyla işsizlik sigortası primleri hakkında da uygulanacağı anlaşılmaktadır.”
15) Bu açıklamalar çerçevesinde değinmek gerekirse, Sosyal Güvenlik Kurumunun bireylerin Anayasal
sosyal güvenlik haklarının gerçekleştirilmesine yönelik sosyal koruma görevini yerine getirebilmesi için sigorta edimlerini sunması zorunludur. Bu doğrultuda, Kurum tarafından sunulacak sigorta edimlerinin doğuracağı giderlerin karşılanması primlerin alınması ile mümkündür. Dolayısıyla Kurumun, sosyal sigortalar yardımlarını devam ettirebilmesi ilgililerden prim alınmasını ve ilgililerce bu primlerin ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak değinilen yasal düzenlemeler, Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin işverenlerce ödenmesinin özendirilmesini amaçlamakla birlikte aynı zamanda, söz konusu primlerin tahsilinin güvence altına alınması amacıyla primlerin ödenmesinden sorumlu olan kişileri de belirleyen temel hükümlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 21/1/2020 tarihli ve E: 2017/1965, K: 2020/35 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )
16) Görüldüğü üzere tüzel kişi işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin ve bu arada
kooperatif yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyesi oldukları dönem içinde değinilen yasal düzenlemeler kapsamında işveren kooperatifin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından sorumlu oldukları tartışmasızdır. Bu noktada somut olayda, Kurumumuza gönderilen belgelerden, 13/5/2009 tarihli ve 7310 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre başvuranın 3 yıl süreyle asil yönetim kurulu üyeliğine ve muhasip üyeliğe seçildiğinin, S.S. No.lu Söke Seyahat Motorlu Taşıyıcılar Kooperatif adına düzenlenecek her türlü belgeyi imzaya başvuran, yönetim kurulu başkanı . ve ikinci başkan . ’den herhangi ikisinin müştereken yetkili kılındığının tescil ve ilan edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, Sosyal
Güvenlik Kurumunca ödenmesi istenilen ve anılan işveren Kooperatifin başvuranın yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlere ait Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından başvuranın sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (Benzer kararlar için bk. 26/7/2021 tarihli ve 21.17510 sayılı Ret Kararı; 26/7/2021 tarihli ve 21.17526 sayılı Ret Kararı; 3/8/2021 tarihli ve 21.17995 sayılı Ret Kararı; 3/8/2021 tarihli ve 21.17996
sayılı Ret Kararı. Yargıtay Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin; 8/12/2016 tarihli ve E: 2016/13318, K:
2016/14850; 28/12/2016 tarihli ve E: 2016/14947, K: 2016/15729 sayılı kararları. Kaynak:
www.corpus.com.tr )
17) Öte yandan somut olayda, prim borçlarının ait olduğu dönem dikkate alındığında uyuşmazlığın
yasal dayanağının, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin yirminci fıkrası olduğu anlaşılmaktadır. Mezkûr fıkra uyarınca, Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise tüzel kişiliği haiz işverenlerin yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadırlar. Bu kapsamda söz konusu maddede yer alan müteselsil borçluluk, alacaklıya karşı borçlulardan her birinin edimin tamamından sorumlu olmasını ifade etmektedir. Böylece alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesi mümkün olmaktadır. Öte yandan 6098 sayılı Kanun’un 155. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi halinde diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını kesileceği açıktır.
Nitekim Kurum tarafından gerçekleştirilen her bir icra işlemi ile söz konusu prim borçları hakkındaki zamanaşımı süresinin kesildiği, her bir icra işleminden sonra yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye
/
başlaması yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin sonucudur. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu edilen prim borçlarına ilişkin olarak, gerek ödeme emrinin tebliği gerekse haciz uygulanmasına yönelik gerçekleştirilen icra muameleleri ile birlikte zamanaşımı süresinin kesildiği anlaşılmaktadır. (Aynı yönde bk. 3/8/2021 tarihli ve 21.17993 sayılı Ret Kararı)
18) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; S.S. No.lu Söke Seyahat Motorlu
Taşıyıcılar Kooperatifinin, başvuranın yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ait Sosyal Güvenlik
Kurumuna ödenmeyen borçlarından dolayı başvuranın sorumluluğuna gidilmesine yönelik Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Aydın İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin reddine;
Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi