| ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açtığı davada mahkemece kendisine hükmedilen vekalet ücretinin tahsilinde, idarenin kendisine ödemeye davet yazısı göndermeden doğrudan icra takibine gitmesini hukuka aykırı bulmakta ve icra masraflarının iadesini talep etmektedir. Danıştay, 5502 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, Kurum aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin tahsilinde yazılı başvuru şartı öngörmediğini belirterek, idarenin doğrudan icra takibine gitmesinin hukuka aykırı olmadığını ifade etmiştir. Ancak, idarenin bu uygulamasının iyi yönetim ilkeleriyle bağdaşmadığını ve vatandaşların alacaklarının tahsilinde öncelikle idareye başvurma zorunluluğu getirilmişken, idarenin bu yükümlülüğü yerine getirmeden icra takibine gitmesinin hakkaniyete uygun olmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvuranın icra masraflarının iadesi talebi reddedilmiş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’na, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/3072-S.23.5162
BAŞVURU NO : 2022/14422
KARAR TARİHİ : 10/03/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın, aleyhine icraya gidilmeden önce kendisine ödemeye davet
BAŞVURUNUN KONUSU :
yazısı gönderilmesi ve doğrudan icraya konularak tahsil edilen fazlaya ilişkin miktarın iadesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 04/10/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda Başvuran özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine
Ankara 7. İdare Mahkemesi nezdinde açmış olduğu davayı kaybettiğini, vekalet ücretine hükmedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, ödeme için meblağın ve hesap numarasının tarafına bildirilmesini beklerken idarenin doğrudan icraya gittiğini ve bu durumun mağduriyetine neden olduğunu belirterek; mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesi hususunda idarenin uyarılmasını ve doğrudan icraya konularak tahsil edilen fazlaya ilişkin miktarın da iadesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 25/08/2022 tarihli ve sayılı Gönderme Kararı üzerine Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen 07.09.2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvurucu tarafından Kurum aleyhine emekli ikramiyesinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin reddine dair, 15/03/2021 tarih ve / sayılı işlemin iptali talepli Ankara 7. İdare
Mahkemesi’nin Esasına kayıtlı dava ikame edildiği,
2.1.1. Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin Sayılı,17.05.2022 tarihli kararında
“davanın reddine” karar verdiği Kurum lehine 2.550,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği,
2.1.2 Gerekçeli kararın başvurucu vekili tarafından istinaf edildiği Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari
Dava Dairesi’nin sayısı ile yargılamanın devam ettiği,
2.1.3 Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsili amacıyla başvurucu aleyhine Ankara 24. İcra
Müdürlüğü’nün Esasına kayden ilamlı icra takibi başlatıldığı, 2.1.4. Başvurucu tarafından 16.08.2022 tarihinde icra dosyasına 3.171,25 TL ödeme yapıldığı 02.09.2022 tarihi itibari ile dosya kapsamında 343,89 TL bakiye borcun bulunduğu, 2.1.5. İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasının ” Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” hükmüne haiz olduğu, söz konusu kanun kapsamında vekalet ücretinin ve yargılama giderinin tahsili hususunda idare nezdinde başvuru zorunluluğunun öngörülmediği, 2.1.6. Kesinleşmesi gerekmeyen karara yönelik muaccel hale gelen borç hususunda İdarenin davacının borcu ödemesini bekleme ve davacıya borcunu bildirme zorunluluğu bulunmadığı, 2.1.7. İlama bağlanan alacağın tahsili amacıyla yapılan işlemde usul ve kanuna aykırı bir durum söz konusu olmadığı, nitekim Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin sayılı, 19.10.2018 tarihli kararında da ” Her ne kadar davacı tarafça takipten önce borcun ödeneceği belirtilerek alacaklı kuruma başvuruda bulunulmuş ise de; kanunlarda kurumun bu başvuruya cevap verme ve borcun ödenmesini bekleme süresi ve zorunluluğu bulunmadığı, alacaklının temerrüde düşmesi halinde borcun tevdiinin ve itfasının ilgili hükümlere göre borçlu tarafından yapılabileceği ve yapılması gerektiğinden şikayetin reddine ” şeklinde karar verildiği, 2.2. 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 38’inci maddesi ile değişiklik yapılan 5502 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında “Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir.” hükmünün bulunduğu, 2.3. 6552 sayılı Kanunla getirilen anılan düzenlemenin; “… Kurumun taraf olduğu ve konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile Kurumun taraf olduğu ayrım yapılmaksızın adli ve idari her türlü davalarda Kurum aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin doğrudan icra takibine konu edilememesi, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödemelerin yapılacağı, bu sürede ödeme yapılamazsa icra
takibi başlatılabileceği düzenlenmektedir. Değişiklikle, vatandaşların alacağını talepten itibaren otuz gün gibi kısa bir sürede tahsil etmesi sağlanarak, vatandaşların icra takibi açmak külfetinden kurtarılması da sağlanmakta ve bu konuda İdari Yargılama Usulü Kanununa paralel bir düzenleme getirilmektedir.” denilmek suretiyle gerekçelendirildiği, 2.4. Bu bağlamda, Kurum lehine sonuçlanan davalar sonucunda oluşan Kurum alacağının, ilgililerle irtibata geçildikten sonra tahsil edilmesi hususunda herhangi bir düzenleme yer almadığı, 2.5. Diğer taraftan, “İlama bağlı vekalet ücreti borcu, borçlu tarafından kendi rızası ile kural olarak hemen ödenmelidir. Zira borçlunun vekalet ücreti borcunu ödemesi gerektiği mahkeme kararı ile tespit edilmiştir.
Borçlunun mahkeme kararı ile tespit edilen vekalet ücreti borcunun muacceliyetini sağlamak için kendisine tekrar bir bildirimde bulunulması zorunlu değildir. Çünkü ilamın tebliği ile birlikte borçlu vekalet ücreti borcunu öğrenmiştir. Dolayısıyla icra emri tebliğinden öncesinde tekrar bir bildirimde bulunmaya, borcu talep etmeye gerek yoktur. Keza, ilama bağlı alacağın ödenmesi için ayrıca kayıt veya şart da getirilemez.
İlama bağlanmamış bir alacak için dava açılmadan yahut takibe geçilmeden önce dava veya cebri icra sürecini bertaraf edecek, ihtiyari ödemeyi sağlayacak yolların öngörülmesi hiç şüphesiz yararlıdır. Ancak ilama bağlanmış bir alacağın ödenmesini sağlamak için alacaklının borçludan tekrar talepte bulunmasını istemek, ilamın bertaraf edilmesi” anlamına geleceği, 2.6. 5502 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemenin, Kurumun taraf olduğu ve konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda Kurum lehine hükmedilen miktar ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin doğrudan icra takibine konu edilmemesini kapsamadığı, ayrıca
Kurum lehine verilen kararların uygulanmasında ilamların icraya konulmasından önce Kurum tarafından ödeme tebligatı yapılması gerektiğine dair bir düzenleme de bulunmadığı göz önüne alındığında başvuruya ilişkin işlemin hukuka aykırılık teşkil etmediği, başvuran aleyhine sonuçlanan dava neticesinde ortaya çıkan masrafların tahsili için ödemeye davet yazısı gönderilmeden başlatılan icra takibi neticesinde oluşan icra masrafı ve icra vekalet ücretinin başvurana iadesine olanak bulunmadığı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.3. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’nci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun; 5.1. “İcra emri ve muhtevası” başlıklı 32’inci maddesinin ilk fıkrasında; “Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.”, 5.2. “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60’ncı maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır.
Emir:…
2.Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını, 3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını…
5. Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”, 5.3. “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138’nci maddesinde; “…Vekil vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”, 6. 5502 Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Muafiyetler” başlıklı 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Ankara 7. İdare
Mahkemesi tarafından aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, alacaklı idare olan Sosyal Güvenlik
Kurumu tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmeden doğrudan icra yoluna gidilmesi sonucu kendilerinin icra masrafı ve icra vekalet ücreti ödemek durumunda kaldıklarını belirterek ödemiş olduğu icra vekâlet ücreti ile icra harç ve masraflarının iadesini ve mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesi hususunda idarenin uyarılmasını talep etmektedir.
9. 6552 sayılı Kanunun 38’inci maddesi ile değişiklik yapılan 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna
İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında, Kurumun taraf olduğu adli ve idari davalarda Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin alacaklı veya vekili tarafından Kuruma yapılacak müracaat üzerine başvuru tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ödeneceği, bu süre geçemeden Kurum aleyhine icra yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiş olup, söz konusu düzenleme ile vatandaşların alacağını talepten itibaren otuz gün gibi kısa bir sürede tahsil etmesi sağlanarak, vatandaşların icra takibi açmak külfetinden kurtarılmasının amaçlandığı madde gerekçesinde ifade edilmiş, ancak söz konusu düzenlemelerde Kurum lehine sonuçlanan davalarda vekalet ücretinin tahsil edilmesine ilişkin herhangi bir usule yer verilmediği görülmüştür.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5502 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin uygulanmasına ilişkin çıkarın 30/10/2014 tarihli ve 2014/30 sayılı ‘6552 sayılı Kanuna ilişkin dava ve icra takibi uygulamaları’ konulu Genelgede Kurumun taraf olduğu davalardan Kurum aleyhine verilen kararlarda yer alan miktarların, icra takibine konu edilmeden önce Kurumun ilgili biriminden yazılı olarak talep edileceği, ancak 30 günlük süre içerisinde ödeme yapılmazsa Kurum aleyhine icra takibi başlatılabileceği, bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yoluna başvurulması halinde şikayet yolu ile icra takibinin iptalinin talep edileceği hususları düzenlenmiştir.
11. Bu kapsamda yukarıda yer alan ilgili düzenlemelerde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde idare için herhangi bir yazılı bildirim şartının öngörülmediği dolayısıyla 5502 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin somut olayda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. İdarenin buna dayanarak herhangi bir yazılı bildirimde bulunmaksızın ödenmeyen vekalet ücreti için icra takibi başlatmasında mer’i mevzuat hükümleri açısından hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, konunun hukukun genel ilkeleri ve iyi yönetim ilkeleri açısından ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
12. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Ankara 7. İdare
Mahkemesinin esas sayılı dosyası kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu lehine 2.550,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsili amacıyla başvurucu aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğü’nün Esasına kayden ilamlı icra takibi başlatıldığı,
başvurucu tarafından 16.08.2022 tarihinde dosyaya 3.171,25 TL ödeme yapıldığı, 02.09.2022 tarihi itibari ile dosya kapsamında 343,89 TL bakiye borcun bulunduğu anlaşılmıştır.
13. Diğer yandan başvuruya konu uyuşmazlık hukukun genel ilkeleri ve iyi yönetim ilkeleri açısından ele alındığında; 6552 sayılı Kanunun 38’inci maddesi ile değişik 5502 sayılı Kanun 36’ncı maddesinin gerekçesinde; vatandaşların alacağını talepten itibaren otuz gün gibi kısa bir sürede tahsil etmesi sağlanarak, vatandaşların icra takibi açmak külfetinden kurtarılmasının amaçlandığı ifade edilmesine rağmen idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiği durumlarda alacağın doğrudan icra takibine konu edilmesi neticesinde vatandaşa icra dosya masrafı ve icra vekalet ücreti yükletilmesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, idarelerin aleyhine vekalet ücretine hükmedilen uyuşmazlıklarda vatandaşa öncelikle idareye başvurma zorunluluğu getirilmişken, tam tersi durumda idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğinde idarenin ödemeye davet yazısı yazmaksızın alacağı icra takibine konu etmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, söz konusu uygulamanın güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri ile de bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Somut dosya özelinde ise; uyuşmazlık konusuna ilişkin Ankara 7. İdare
Mahkemesinin 17.05.2022 tarihinde karar verdiği, Mahkeme kararı neticesinde İdare lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsili amacıyla başvurucu aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğü’nün Esasına kayden yazılı bildirimde bulunmaksızın alacağın İdare tarafından ilamlı icraya konu edildiği görülmüş olup, idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun davranmadığı değerlendirilmiştir.
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin ödenmesi hususunda meri mevzuat hükümlerinin idareyi, ödemeye davet yazısı göndermekle yükümlü kılmadığı, bu nedenle icra dosyasına yatırılmış tutarın iadesinin ya da ilgili tutarın tazminat olarak ödenmesinin mümkün olamayacağı dolayısıyla ilgili tutarın iadesi talebinin idarece reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan her ne kadar idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğu bulunmasa da 5502 Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı
Düzenlemeler Hakkında Kanunda idare aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin idareden tahsili için ön başvuru yapma zorunluluğunu düzenleyen ilgili hükmün günümüz kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerinde de emsalen uygulanması beklendiğinden idarenin işleminin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun Gönderme Kararına ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davrandığı, öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere idarenin hukuken korunan bir amaca ulaşmak için seçmiş olduğu yöntem ve araçların, gerekli, orantılı ve elverişli olmasını, idarenin tesis ettiği işlemlerde bireysel menfaat ile kamusal menfaat arasındaki dengenin korunmasını ifade eden “ölçülülük” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, İdarenin bundan böyle bu ilkeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca
başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ KISMEN
KABULÜ ile, Başvuranın ödediği icra dosya masrafları ve icra vekalet ücretinin taraflarına iadesini taleplerinin
REDDİNE,
İdarenin bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararının BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi