TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/5136-S.7671

BAŞVURU NO : 2019/969

KARAR TARİHİ : 04/07/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirildikten sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı verilmesi ile birlikte yoksun kalınan geriye dönük tüm haklarının iadesi talebi hakkında

BAŞVURU TARİHİ : 18/01/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

Başvuranlar tarafından özetle; Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatının personel ihtiyacının karşılanması için 6-8 Aralık 1996 tarihleri arasında yapılan sınavın yazılı ve sözlü aşamalarında başarılı oldukları ve atamalarının gerçekleştirildiği, 12 ila

20 ay görev yaptıktan sonra bahsi geçen sınavın iptal edildiği gerekçesiyle görevlerine son

verildiği, bu açıdan 28 Şubat süreci mağduru oldukları, 2013 yılında 6495 sayılı Kanun’un

Geçici birinci maddesine istinaden Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Eti Maden

İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı işletmelere ataması yapılıp göreve başladığı halde sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı tanındığı, anılan maddede Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne yer verilmediğinden mağduriyetlerinin giderilmediği, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddialarıyla Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirildikten sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı verilmesi ile birlikte yoksun kalınan geriye dönük tüm haklarının iadesi talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

1) Devlet Personel Başkanlığı’nın 15/05/2017 tarihli ve … sayılı yazısında, özetle;

1.1) 6495 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile kapatılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk

Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde iptal edilen sınavlar nedeni ile mağdur edilen adayların lehine hükümler getirildiği,

1.2) 1999 yılı öncesinde gerçekleştirilen sınavların merkezi sınav sonuçları kullanılmaksızın

yapıldığı, 1999 yılı öncesinde B grubu kadro ve pozisyonlara ilişkin personel alımlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca yürürlükteki mevzuata göre yürütüldüğü,

1.3) 6495 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile kapatılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk

Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde iptal edilen sınavlar nedeni ile mağdur edilen adayların 6 ay içinde başvuru yapmaları halinde tekrar kamu hizmetine girme imkanı getirildiği,

1.4) Ancak kapatılan SSK Genel Müdürlüğü’nün personel ihtiyacının karşılanması amacıyla

Aralık 1996 da yapılan sınavda başarılı olup göreve başlatılan ve bir süre çalışan personelin sonradan sınav iptali nedeniyle görevlerine son verilmesi sürecine ilişkin idarelerinde bilgi ve belge bulunmadığı,

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Personel Daire Başkanlığı’nın 26/04/2019 tarihli

ve … sayılı yazısında, özetle;

2.1) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün mülga 23.10.1996 tarih ve …

sayılı ve 06.01.1997 tarih ve … sayılı atama müsaadelerine istinaden Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı’nın 06.11.1996 tarihli ve … sayılı yazısı ile sınav açma yetkisi verilmesi üzerine 09.11.1996 tarihli ve 22812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan sınav duyurusunda belirtilen esaslar çerçevesinde sınav gerçekleştirildiği,

2.2) Mülga SSK Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında yapılan personel alımına ilişkin

sınavlarla ilgili olarak mülga Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri ile SSK

Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından soruşturma yürütüldüğü, sonucunda da

23.03.1998 tarihli ve (…) sayılı soruşturma raporu düzenlendiği,

2.3) Anılan soruşturma raporunda yazılı sınav sonuçlarının ilan edilmesinden sonra herhangi

bir nedenle sınav kazandırılmayan 80 adaya sınav sonuçlarına itiraz ettirilmek suretiyle sınav kazandırıldığı, bu adaylar için sözlü sınav yapılmadığı halde organize bir şekilde gerçekleştirilen işlemlerle sözlü sınav yapılmış gibi gösterildiği ve sahte sözlü sınav tutanakları düzenlendiği, bunlardan yedek olarak sınav kazandırılan 79 adayın Kurumun muhtelif ünitelerine atandığı belirtilerek isimleri raporda belirtilen 80 aday memurun ve okuryazar olmadıkları anlaşılan kişilerin atama onaylarının iptal edilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği,

2.4) Soruşturma raporundaki hususlar dikkate alınarak 08.07.1998 tarihli ve … sayılı olur ile

81 personelin atamalarının iptali ve Kurumla olan ilişiğinin kesilmesinin uygun

görüldüğü, açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

3.1) “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası; “Devlet

organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.3) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer

kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5

inci maddesinin birinci fıkrasında;“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 02/08/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici birinci maddesinde;“(1) Kapatılan Sosyal

Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü taşra teşkilatı tarafından 14/6/1997 tarihinde yapılan personel sınavında başarı gösterip Devlet memuru olarak atanan ve göreve başlayan ancak daha sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle Devlet memurluğu sona erdirilen kişilerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına müracaat etmeleri hâlinde ve Devlet memuru olabilmek için aranan genel şartları kaybetmemiş olmaları şartıyla, mezkur

Bakanlığın taşra teşkilatının durumlarına uygun memur kadrolarına herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın açıktan atamaları yapılır.

(2) Bigadiç Maden İşletmeleri Müessesesi, Şarkkromları Ferrokrom İşletmesi

Müessesesi, Kırka Boraks İşletmesi Müessesesi, Seydişehir Alüminyum İşletmesi ve 100.

Yıl Gümüş İşletmesi Müdürlüklerinde 7/6/1997 tarihinde yapılan sınavda başarı gösterip

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (II) sayılı cetvelinde yer alan koruma ve

güvenlik görevlisi unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına ataması yapılıp göreve başladığı halde sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlerden, tabi oldukları sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde emeklilik aylığı, yaşlılık aylığı, malullük aylığı veya sürekli tam iş göremezlik geliri bağlananlar ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olanlar hariç olmak üzere, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinde aranan genel şartları kaybetmemiş olanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne müracaat etmeleri hâlinde, anılan Genel Müdürlük veya bağlı birimlerinde memur unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına atanırlar. Bu fıkra çerçevesinde atama işlemi yapılmasıyla birlikte memur unvanlı pozisyon ihdas edilmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilen pozisyonlar herhangi bir sebeple boşalması hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu madde çerçevesinde ataması yapılanlar 1 ay içinde

Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunlara geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmaz.”

6) 19/02/2014 tarihli ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

6518 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1 inci maddesinde;

“Kapatılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü taşra teşkilatı tarafından 14/06/1997 tarihinde yapılan personel alımı sınavı sonucunda asil listede yer alan ve sınavın iptal edilmesi nedeniyle; atanma şartlarını haiz olduğu hâlde

Devlet memurluğuna atanmayan, Devlet memurluğuna atanıp göreve başlatılmayan kişilerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Aile ve Sosyal

Politikalar Bakanlığına müracaat etmeleri hâlinde ve Devlet memuru olabilmek için aranan genel şartları kaybetmemiş olmaları şartıyla, mezkûr Bakanlığın taşra teşkilatının durumlarına uygun memur kadrolarına herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın açıktan atamaları yapılır.”

7) 03/09/1999 tarihli ve 23805 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

4455 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezaları Hakkında

Kanun’un birinci maddesinde;“23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kinci suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle kurumla sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı

Hâkimler ve Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin (e) ve (i) bentlerine ve 69 uncu maddesinin bir ilâ dördüncü fıkralarına göre verilmiş yer değiştirme veya meslekten çıkarma, mülga 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 92 nci maddesinin bir, iki, dört ve altıncı fıkralarına göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir.

Ancak bu af, ilgililere geçmiş süreler için parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez.”

8) 07/07/2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı

Hakkında Kanun’un “Disiplin affının kapsamı” başlıklı birinci maddesinde;“Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve

69 uncu maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri

sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden 14/02/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir. … Disiplin cezalarının affı ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez.”

9) 6191 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin 7 nci fıkrası ile 926 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Geçici 32 nci maddede;“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya

Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay

Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

Başvurunun kabulü hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Bu kişilerin ilişiklerinin kesildiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreleri Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş kabul edilir. Bu süreler karşılığında 5434 sayılı Kanunun mülga 32 nci maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesi uyarınca fiili hizmet süresi zammı ve 5434 sayılı Kanunun mülga 36 ncı ve mülga 37 nci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi hükümleri dikkate alınarak itibari hizmet süresi zammı verilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesildiği tarih ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih arasındaki dönem içinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış olan sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılıkları ile fiili hizmet süresi zammı ve itibari hizmet süresine ait kurum karşılıkları, statülerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesildiği tarihten aynı neşetli emsali subay (general olanlar hariç) veya astsubayın (subay olanlar hariç) sınıf, rütbe ve kıdemi üzerinden Milli Savunma Bakanlığına müracaat ettikleri tarihteki katsayı esas alınmak suretiyle ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel

Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca hesaplanarak Sosyal Güvenlik

Kurumuna defaten ödenir. Bu fıkranın (c) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (ç) bendine göre araştırmacı kadrolarına atananlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ile göreve başlama tarihleri arasındaki süreye ilişkin kesenek ve kurum karşılıkları ile fiili hizmet süresi zammı ve itibari hizmet süresine ait kurum karşılıkları, emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademeleri ile ek gösterge rakamları ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca tespit edilir ve göreve başladığı kamu kurum ve kuruluşları tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna defaten ödenir.

b) Bu kişilerden statüsüne göre aynı neşetli emsali subay (general olanlar hariç) veya ast-subayın (subay olanlar hariç) tamamı emekli olanların kendilerine, bunlardan vefat etmiş olanların hak sahiplerine, statüsüne göre aynı neşetli en son emekli olan emsali subay (general olanlar hariç) veya astsubayın (subay olanlar hariç) emekli olduğu tarihteki sınıf, rütbe ve kıdemi üzerinden, 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış olan toptan ödeme tutarlarının toptan ödeme aldıkları tarihte bıraktıkları derece, kademe ve ek gösterge tutarları dikkate alınmak suretiyle Milli Savunma Bakanlığına başvuruda bulundukları tarihteki katsayı ve emekli keseneğine esas aylığın hesabına ait diğer unsurlar üzerinden ve faizsiz hesaplanarak bulunan tutar, kendileri veya hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinden mahsup edilir. Emekli ikramiyesinin ihya tutarını karşılamaması hâlinde eksik kalan tutar 48 eşit taksit hâlinde aylıklarından tahsil edilmek ve mülga 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkın-da Kanunun 8 inci maddesi hükmü uygulanmaksızın 5510 sayılı

Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması şartlarını haiz olanlara Milli Savunma Bakanı tarafından verilen karar tarihini takip eden aybaşından itibaren, aylık bağlanması şartlarını haiz olmayanlara ise bu şartları haiz oldukları tarihten itibaren emekli veya dul ve yetim aylığı bağlanır.

Bunlara Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesildiği tarih ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenir. Ancak bunlardan, daha önceden herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlara, yüksek olan aylık veya gelir bağlanır.

c) Statüsüne göre aynı neşetli emsali subay (general olanlar hariç) veya astsubayın (subay olanlar hariç) tamamı emekli olmayanlardan;

1) İsteyenlere veya vefat etmiş olanların hak sahiplerine, statüsüne göre aynı neşetli

emsa-li subay veya astsubayın sınıf, rütbe ve kıdemi üzerinden, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış olan toptan ödeme tutarlarının toptan ödeme aldıkları tarihte bıraktıkları derece, kademe ve ek gösterge tutarları dikkate alınmak suretiyle Milli

Savunma Bakanlığına başvuruda bulundukları tarihteki katsayı ve emekli keseneğine esas aylığın hesabına ait diğer unsurlar üzerinden ve faizsiz hesaplanarak bulunan tutar, kendileri veya hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinden mahsup edilir. Emekli ikramiyesinin ihya tutarını karşılamaması hâlinde eksik kalan tutar 48 eşit taksit hâlinde aylıklarından tahsil edilmek ve mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi hükmü uygulanmaksızın 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dâhil 5434 sayılı

Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması şartlarını haiz olanlara Milli Savunma Bakanı tarafından verilen karar tarihini takip eden aybaşından itibaren, aylık bağlanması şartlarını haiz olmayanlara ise bu şartları haiz oldukları tarihten itibaren emekli veya dul ve yetim aylığı bağlanır. Bunlara Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesildiği tarih ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenir. Ancak bunlardan, daha önceden herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlara, yüksek olan aylık veya gelir bağlanır.

2) İsteyenler, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki genel şartları taşımaları

kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının araştırmacı unvanlı kadrolarına atanmak üzere Milli Savunma Bakanlığı tarafından mali ve sosyal haklarına esas olacak derece, kademe ve rütbeleri belirtilmek suretiyle Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Anılan

Başkanlık tarafından 45 gün içinde kamu kurum ve kuruluşlarına bunların atamaları teklif edilir. Söz konusu teklife ilişkin yazının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Atama emri ilgiliye atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. İlgililerin işe başlama sürelerine ve işe başlamama hâlinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 62 nci ve 63 üncü maddelerinin hükümlerinin uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç 15 gün içinde Devlet

Personel Başkanlığına bildirir. Bunlara statüsüne göre bu Kanun hükümleri uyarınca karargâhta görevli emsali sınıf, rütbe ve kıdemdeki subay veya astsubaya ödenmekte olan aylık ve diğer mali haklar (tayın bedeli ve fiilen çalışma karşılığı yapılan ödemeler hariç)

ödenir. Aylıklar, emsalleri esas alınarak her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi işlemine tabi tutulur. Bu şekilde yükseltilen aylıklarda, azami rütbe tavanı subaylarda kıdemli albay, astsubaylarda iki kademeli kıdemli başçavuştur. Bunlar bu fıkranın (b) bendi veya (c) bendinin (1) numaralı alt bendi hükümleri çerçevesinde emekliye ayrılabilirler.

ç) Statüsüne göre emsalleri emeklilik hakkı kazanamamış olanlardan isteyenler hakkında da üçüncü fıkranın (c) bendinin (2) numaralı alt bendi hükümleri uygulanır. Üçüncü fıkranın (b) ve (c) bentleri kapsamında ihya talebinde bulunanlardan, bu bentlerin hükümlerine göre yapmış olduğu ihya ile birlikte emekli aylığı bağlanmasına yeterli hizmetlerinin olmaması durumunda, ihya tutarları tebliğ tarihinden itibaren 48 eşit taksit hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenir.

d) Bu fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında olanlardan hâlen herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışanlardan isteyenler, bu madde uyarınca ihdas edilen araştırmacı kadrosuna kurumlarınca atanırlar ve bunlara statüsüne göre bu Kanun hükümleri uyarınca karargâhta görevli emsali sınıf, rütbe ve kıdemdeki subay veya astsubaya ödenmekte olan aylık ve diğer mali haklar (tayın bedeli ve fiilen çalışma karşılığı yapılan ödemeler hariç) ödenir. Aylıklar, emsalleri esas alınarak her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi işlemine tabi tutulur. Bu şekilde yükseltilen aylıklarda, azami rütbe tavanı subaylarda kıdemli albay, astsubaylarda iki kademeli kıdemli başçavuştur. Bunlar bu fıkranın (b) bendi veya (c) bendinin (1) numaralı alt bendi hükümleri çerçevesinde emekliye ayrılabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları bu durumdaki personele ilişkin bilgileri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 15 gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler.

e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilgili mevzuatına göre her ne suretle olur-sa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, bu madde uyarınca yapılacak emekli ikramiyesi ödemesinde esas alınacak sürelerden mahsup edilir.

f) Bu madde gereği yapılacak her türlü ödemelerle ilgili zamanaşımı süresi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

g)Bu kişilerin varsa öğrenim giderleri borcu tahsil edilmez.

ğ) Bu kişilere, ilişiklerinin kesildiği tarihteki rütbe ve kıdemleri üzerinden emekli kimlik kartı verilir ve bu kişiler emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına tanınan sosyal haklardan genel hükümlere göre yararlanırlar. Ayrıca bu kişilere, emsali subay ve astsubaylar gibi silah, silah taşıma ruhsatı ve pasaport verilir.

Bu madde uyarınca yapılacak atamalarda kullanılmak üzere, genel idare hizmetleri sınıfından 5 inci dereceli 2000 adet araştırmacı kadrosu ihdas edilmiştir. Bu kadroları derece değişikliği yapmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis etmeye, Devlet

Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Tahsis edilen kadrolar, Bakanlar Kurulu kararında belirtilen kurumlara ait 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı

Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yer almayan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlerin kurumlarınca atanması durumunda ise kurumun statüsüne uygun olarak atama yapılan sayı kadar araştırmacı unvanlı kadro başka bir işleme gerek kalmaksızın kurumun kadrolarına eklenir. İhdas edilen bu kadrolardan kullanılmayanlar ile herhangi bir nedenle boşalanlar, başka bir işlem yapılmasına gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Buna ilişkin bilgiler ilgili kurumlarca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.”

10) 12/07/2012 tarihli ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

6353 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’un 40 ncı maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 44 üncü maddede;“23/4/1999 ile 14/2/2005 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanların bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 3 ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde ve yaş haddine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla; memuriyetlerinin sona erdiği tarih ile 22/6/2006 tarihi arasındaki dönem içinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılığı toplamları, görevden ayrıldıkları tarihteki derece ve kademelerine hizmet olarak sayılacak sürenin her üç yılına bir derece ve her yılına bir kademe verilmek ve öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesindeki yükselebilecekleri dereceleri geçmemek üzere tespit edilecek derece ve kademeleriyle başvuru tarihinde uygulanmakta olan katsayılar esas alınarak belirlenecek emekli keseneğine esas aylık tutarları üzerinden Kurum tarafından hesaplanarak halen çalıştıkları veya kamu görevlisi olarak en son çalışmış oldukları kamu idarelerine bildirilir ve söz konusu tutarlar bu idareler tarafından üç ay içerisinde

Kuruma defaten ödenir.

Haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile 5525 sayılı Kanun uyarınca ortadan kaldırılmış olanlardan memuriyetten çıkarılmış oldukları kuruma yeniden atanmak üzere başvuranların, bu başvurularının ilgili kurumların kayıtlarına geçtiği tarihten başlayarak bu kurumlarda yapılan ilk atamalarının kendilerine tebliği tarihine kadar olan dönem içerisindeki uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış süreleri hakkında ise, birinci fıkra uyarınca yapılmış olan derece yükselmesi ve kademe ilerlemeleri saklı kalmak kaydıyla, yukarıdaki fıkra hükümleri çerçevesinde işlem yapılır. Ancak, bu fıkra kapsamına girenlerden ataması bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış olanların bu fıkra hükümlerinden yararlanabilmesi için, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içerisinde, bu maddenin yürürlük tarihinden önce atama talebinde bulunduğu halde atama işlemleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra tamamlanacakların ise, atamalarını izleyen altı ay içerisinde Kuruma başvuruda bulunmaları zorunludur.

Bu madde uyarınca ilgililer adına kesenek ve kurum karşılığı ödenmiş olması; birinci fıkrada belirtilen dönem içerisinde ödenmiş olan emeklilik veya malullük aylıkları ya da dul ve yetim aylıkları için kendilerine borç çıkarılmasını, emekli ikramiyesi farkı ve geriye dönük olarak aylık farkı ödenmesini gerektirmez.”

11) 02/08/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’un 41 inci maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 51 inci maddede;“Geçici 44 üncü madde kapsamında bulunanlardan öngörülen süre içinde başvuru hakkını kullanmamış olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2013 tarihine kadar Kuruma başvurmaları hâlinde, geçici 44 üncü madde hükümlerinden yararlandırılır.

Geçici 44 üncü madde hükümleri, 28/2/1997 ile 23/4/1999 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 8/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanlar hakkında da aynı usul ve esaslar çerçevesinde uygulanır ve anılan maddede öngörülen süreler bu fıkra kapsamında bulunanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

12) Başvuranların ve aynı durumda olanların memuriyete dönüşlerinin sağlanması ve

geçmişe dönük haklarının verilmesi için mevzuat değişikliği çalışması yapılması amacıyla gerekli girişimlerde bulunma hususunda başvurunun kabulü yönündeki öneri

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

13) Başvuranlar, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları

gerçekleştirildikten sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı verilmesini ve yoksun kalınan geriye dönük tüm haklarının iadesini talep etmektedir.

14) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan

en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır.

Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda

Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk

Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah

Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

15) Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve

kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

16) Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde

yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

17) 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan

her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür.

Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

18) 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi

sonrasında Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun

“uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

19) Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve

hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır.

Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.

20) Bu şekilde Refah-Yol Hükümeti döneminde gerçekleştirilen Sosyal Hizmetler ve Çocuk

Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün taşra teşkilatlarına ilişkin sınav ile Etibank

Genel Müdürlüğü’nün müesseselerine ilişkin sınavlar sonucunda başarılı olan kişiler de

28 Şubatta genel olarak hakim olan yaklaşımın hedefi olmuşlardır.

Başvuranların, memuriyete dönüşlerinin sağlanması talebi yönünden;

21) (Mülga) Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra ünitelerinin

personel ihtiyacını karşılamak amacıyla, personel alımı için sınav açılmasına ilişkin

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 06.11.1996 tarihli ve … sayılı Olur’una istinaden 1996 Aralık ayında personel alımı sınavı yapılmış; ancak, yapılan sınavlarda usulsüzlük yapıldığına yönelik yoğun ihbar ve iddialar gerekçe gösterilerek, oluşturulan müfettiş heyeti marifetiyle mahallinde yapılan denetimler sonucunda hazırlanan soruşturma raporunda yazılı sınav sonuçlarının ilan edilmesinden sonra herhangi bir nedenle sınav kazandırılmayan 80 adaya sınav sonuçlarına itiraz ettirilmek suretiyle sınav kazandırıldığı, bu adaylar için sözlü sınav yapılmadığı halde organize bir şekilde gerçekleştirilen işlemlerle sözlü sınav yapılmış gibi gösterildiği ve sahte sözlü sınav tutanakları düzenlendiği, bunlardan yedek olarak sınav kazandırılan 79 adayın Kurumun muhtelif ünitelerine atandığı belirtilerek isimleri raporda belirtilen 80 aday memurun ve okuryazar olmadıkları anlaşılan kişilerin atama onaylarının iptal edilmesi gerektiği mütalaa edilmiş, 08.07.1998 tarihli ve … sayılı olur ile de 81 personelin atamaları iptal edilmiştir.

22) Bunun üzerine ataması iptal edilen adayların idare mahkemeleri nezdinde açtıkları

yürütmeyi durdurma ve iptal davaları sonucunda, bir kısmı idare mahkemelerinin yürütmeyi durdurma ve/veya iptal davaları sonucunda görevlerine iade edilmiş ise de, gerek idare mahkemelerince verilen iptal kararları üzerine idarenin temyiz yoluna gitmesi sonucunda, gerekse idare mahkemelerinin ret kararları üzerine ilgilerin temyiz yoluna gitmeleri sonucunda, Danıştay tarafından verilen kararlarda idare mahkemelerinin iptal kararları bozulmuş veya ret kararları onanmıştır.

23) 02/08/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6495

sayılı Kanun’un Geçici birinci maddesine istinaden Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme

Kurumu ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı işletmelere ataması yapılıp göreve başladığı halde sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı tanınmış, ancak aynı hak Sosyal Sigortalar Kurumu

Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirildikten sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere tanınmamıştır.

24) Anayasa’da yer almayan veya açıkça düzenlenmeyen konulara ilişkin düzenleme yapma

yetkisi yasama organına aittir. Bu açıdan, yasama organının bir alanı düzenleme yetkisi, genel ve asli bir yetkidir. Yasama organının düzenleme yetkisinin genel olması, kanuni düzenleme yaparken konu bakımından bir sınırı olmadığını ve Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla kanunla her konuda ve dilediği ölçüde ayrıntılı düzenleme yapabileceği; asli olması ise, yasama organının bir konuda doğrudan doğruya yani araya başka bir işlem girmeden düzenleme yapabileceği anlamına gelmektedir. Anayasa

Mahkemesi de vermiş olduğu birçok kararında da bu konuya temas etmiş, yasama yetkisinin asli bir yetki olması dolayısıyla yasama organının dilediği alanda düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir.

25) Kanun koyucu tarafından idarenin nasıl işlem tesis edeceğinin sınırları önceden bir hukuk

kuralıyla kesin olarak belirlenmişse, idareye belli bir yönde hareket etme hususunda bir tercih tanınmamışsa veya idareye belli bir tasarrufta bulunması kesin olarak emredilmişse bağlı yetki söz konusudur. İdarenin bağlı yetki içinde tesis ettiği işlemlerde, sebep ve konu unsuru açısından takdir yetkisi söz konusu değildir. İdare, bağlı yetki durumunda her türlü eylem ve işlemlerinde kanun hükümlerine uygun davranmak, kanunun öngördüğü sebebi tespit ettiğinde yine kanunun öngördüğü işlemi yapmak ve kanunun belirlediği sınırları aşmamak zorunda olup, idarenin kanunla yapılan düzenlemelere aykırı işlem tesis etmesinin mümkün olmadığı izahtan varestedir.

26) Memurların atanmaları ve her türlü özlük haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği

yönündeki Anayasa hükmü ve idarenin yasama organı tarafından kanunla verilmemiş bir yetkiyi kullanmasının söz konusu olamayacağı veya kanunda öngörülen sınırların dışına çıkarak kanuna aykırı hareket edemeyeceği gerçeği dikkate alındığında, idarenin başvuranların görev dönme hakkı verilmesi ve geçmişe dönük haklarının verilmesi yönündeki talebini reddetmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

27) Her ne kadar başvuranların taleplerinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık

bulunmamakta ise de, hakkaniyet yönünden bir kanaate varılabilmesi için 2709 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinde belirtildiği üzere “Kanun Önünde

Eşitlik” ilkesi bağlamında bir değerlendirme yapma zarureti hasıl olmuştur.

28) Anayasa Mahkemesi’nin 14.02.2018 tarih ve E:2017/124, K:2018/9 sayılı kararında

eşitlik ilkesi ile ilgili olarak; Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz…” denilmiştir. Maddede yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilkeyle eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişiler arası ayrım yapılmasını ve kişilere ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.” ifadelerine yer verilmiştir.

29) Yukarıda bir örneği verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği gibi Kanun

önünde eşitlik; herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmemekte olup, durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralların ve uygulamaların mümkün olabileceği, aynı hukuksal durumlarda bulunanlara aynı, farklı hukuksal durumlarda bulunanlara farklı kurallar uygulanmasının Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesini zedelemeyeceği yönünde ifade edilen bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır.

30) Kanun koyucu tarafından 6495 sayılı Kanunun Geçici 1 inci 6495 sayılı Kanun’un Geçici

birinci maddesi ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Eti Maden

İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı işletmelere ataması yapılıp göreve başladığı halde sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere yeniden görevlerine dönme hakkı tanınmış iken aynı durumda olan ve aynı mağduriyeti yaşayan Sosyal

Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirildikten sonra sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere göreve dönme hakkı tanınmaması eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu kapsamda, benzer sürecin mağduru olarak görülen bu kişilerin her birine benzer nitelikte haklar tanınması hakkaniyet gereğidir.

Başvuranların, geçmişe dönük yoksun kalınan tüm haklarının iadesi talebi yönünden;

31) Kanun koyucu 6495 sayılı Kanunun Geçici birinci maddesinde açık bir şekilde görevine

iade edilenlere geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmayacağı hükmüne yer vermiş,

6518 sayılı Kanunda ise geçmişe yönelik haklarının verilmesi yönünde bir hükme yer

vermemiştir.

32) Öte yandan, kanun koyucu tarafından sınav iptali nedeniyle görevlerine son verilenlerin

mağdur olduğu kanaatine varılarak, 2013 yılında çıkarılan 6495 sayılı Kanun ile Kanunda belirtilen kişilere görevlerine geri dönüş imkanı tanımıştır. Her ne kadar, kanun metninde bu kişilere geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmayacağı açıkça ifade edilmiş olsa da;

5525 ve 4455 sayılı af kanunlarında da benzer bir hüküm yer almasına rağmen, kanun

koyucu tarafından, daha sonradan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na eklenen maddeler vasıtasıyla, af kanunlarıyla görevine iade edilenlerin geçmişe dönük olarak çalışmadıkları süreleri hizmetlerine sayılarak kademe ve derece artışından yaralanmalarının sağlandığı ve bu süreler boyunca sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılığı toplamlarının ilgili kurumlar tarafından ödenmesi yönünde düzenleme yoluna gidildiği görülmektedir.

33) Ayrıca, 6191 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 7 nci fıkrası ile 926 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Geçici 32 nci madde vasıtasıyla, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askeri Şura kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlere, araştırmacı kadrosuna atanma, görevine son verilme tarihi ile göreve dönme tarihi arasında geçen sürenin kurumda çalışmış gibi kabul edilmesi, kademe ve derecelerinin emsallerine göre hesaplanarak aylıklarının buna göre ödenmesi, çalışılmamış olan döneme ilişkin sigorta primlerinin ve emeklilik keseneklerini ve bunların kurum karşılıklarının kurumlarınca ödenmesi, emekli aylıklarının ve emekli ikramiyelerinin buna göre hesaplanması, vefat etmiş olanların hak sahiplerine ödenecek aylıkların buna göre hesaplanması, diğer sosyal haklardan yararlanma, silah ruhsatı ve pasaport gibi haklardan yararlanma gibi oldukça ayrıntılı haklar tanındığı görülmektedir.

34) Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk

Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir.

35) Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan,

kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

36) Somut olayımızda, 1996 Aralık ayında gerçekleştirilen sınav sonucunda Sosyal Sigortalar

Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirilenlerin sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verildiği görülmektedir. Ancak bu kişilerin, 2013 yılında yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanun ile 2014 yılında yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun uyarınca memuriyete iadeleri sağlanmamıştır. Aynı şekilde, YAŞ Kararları sonucunda

Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen askerlerin 2011 yılında yürürlüğe giren 6191 sayılı Kanun ile emsalleri ile aynı mali ve özlük haklarına sahip olacak şekilde kamu kurumlarına araştırmacı kadrosu ile atanma imkânı getirilmiş ve bu kişilere ayrıntıları söz konusu Kanunda yer alan çeşitli haklar tanınmıştır. Bununla beraber, memuriyetlerine disiplin soruşturması sonucu son verilen vatandaşlarımız da 4455 ve 5525 sayılı af Kanun ile memuriyetlerine iade edilmiş ve 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 44 ve Geçici 51 inci maddeleri ile kurum karşılıklarının ve emekli keseneklerinin ilgili kurumları tarafından ödenmesi imkânı tanınmıştır. Diğer bir ifadeyle, kanun koyucu tarafından benzer hukuksuz uygulamaların mağdurları olarak görülen Sosyal Sigortalar Kurumu

Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirilenlerden sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlerin memuriyete dönüşleri sağlanmadığı gibi bu kişilere geriye dönük mali ve sosyal hakları da tanınmamış ancak eski silahlı kuvvetler mensuplarına çok ayrıntılı mali ve sosyal haklar tanınmış ve disiplin affı Kanunu ile göreve iadesi sağlananlara ise sosyal güvenlik sistemine yönelik imkân sunulmuştur.

37) 28 Şubat dönemi uygulamalarından muzdarip, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel

Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirilenlerden sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilen mağdurların memuriyete dönüşleri sağlanmadığı gibi mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak da, herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu kapsamda, benzer sürecin mağduru olarak görülen bu kişilerin her birine benzer nitelikte haklar tanınması hakkaniyet gereğidir.

38) Bu bağlamda, benzer durumda olan, 1996 Aralık ayında gerçekleştirilen sınav sonucunda

Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne atamaları gerçekleştirilenlerden sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine son verilenlere de, eşitlik ilkesi, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, yeni bir yasal düzenlemeyle, memuriyete dönüşlerinin sağlanması ve geçmişe dönük olarak aynı hakların verilmesi (sigorta primi ve emekli ödeneklerinin kurumlarınca ödenmesi, bu dönemde çalışmış sayılarak kademe ve dereceleri yönünden intibaklarının yapılması, diğer sosyal ve özlük haklarının iadesi)

amacıyla gerekli mevzuat değişikliği çalışması yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

39) Öte yandan, ilgililerin bu geçen sürede (yasanın çıktığı tarihe kadar) bitirdikleri

mezuniyetlere göre atanabilecekleri unvanlara doğrudan atanma hakkının verilmesi hususlarının da mevzuat değişikliği çalışması yapılması sırasında göz önünde bulundurulmasında fayda mülahaza edilmektedir.

40) Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, eşitlik ilkesi, sosyal

hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince ilgililerin memuriyete dönüşlerinin sağlanması ve geçmişe yönelik haklarının verilmesi için bir mevzuat değişikliği çalışması yapılması konusunda ilgili idarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

41) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde İyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içerisinde cevap verilmediği anlaşıldığından idarenin

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

42) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Sosyal hukuk devleti, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri gereğince başvuranların ve aynı durumda olanların memuriyete dönüşlerinin sağlanması ve geçmişe dönük haklarının verilmesi için mevzuat değişikliği çalışması yapılması amacıyla gerekli girişimlerde bulunulması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın başvuranlara, gereği için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na, mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere bilgi amaçlı Cumhurbaşkanlığı (Hukuk ve

Mevzuat Genel Müdürlüğü’ne) tebliğine, bilgi için ise Adalet Bakanlığı ve Devlet

Personel Başkanlığı’na gönderilmesine,

6328 sayılı Kanun’un 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığı’nca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi