ÖZET: Bu karar, İskenderun T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan bir kişinin eşi ve çocuğunun sosyal yardım talebinin reddedilmesi üzerine yapılan başvurunun değerlendirilmesine ilişkindir. Başvurucu, eşi ve çocuğunun gelirlerinin olmadığını, bu nedenle sosyal yardıma ihtiyaç duyduklarını belirtmiş, ancak Antakya Sosyal Hizmet Merkezi tarafından yapılan inceleme sonucunda, ailenin hane gelirinin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Hukuki değerlendirme, Anayasa’nın belirlilik ilkesine dayanarak, sosyal yardımların verilmesinde gelir kriterlerinin belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. İlgili mevzuat uyarınca, sosyal yardımların yalnızca muhtaç durumda olanlara sağlanabileceği, bu nedenle başvurunun reddedilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddi, sosyal yardım başvurularında aranan maddi kriterlerin karşılanmaması nedeniyle hukuka aykırılık taşımamaktadır. Bu durum, kamu denetimi açısından da benzer taleplerle ilgili emsal kararlarla desteklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/6237-S.21.10078

BAŞVURU NO : 2020/99745

KARAR TARİHİ : 19/04/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ANTAKYA KAYMAKAMLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Sosyal yardım talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, İskenderun T Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ev hanımı olan eşi ve çocuğunun bu süreçte ailesinin yanında kaldığını ve hiçbir gelirlerinin olmadığını, bu sebeple eşi ve çocuğunun sosyal yardımlardan faydalanabilmesi için Antakya Sosyal Hizmet Merkezine müracaat ettiğini, yardım başvurusunun reddedilmesi üzerine ailesi adına Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğunu, gerekli işlemlerin yapılması için şikayet başvurusunun Hatay Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne gönderildiğini, akabinde İl Müdürlüğü yetkililerinin eşi ile irtibata geçtiğini, ancak bu defa da eşi ve çocuğunun, babasının evinde kalmaları gerekçe gösterilerek sosyal yardımlardan faydalandırılmadığını iddia etmiş olup, konu hakkında gereğinin yapılmasını ve sosyal yardım başvurularının kabul edilmesinini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvurucu tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 17.09.2020 tarihinde Kamu Denetçiliği

Kurumuna başvurulduğu, şikayetçi söz konusu başvurusunda özetle; 20 aydır İskenderun T Tipi Ceza

İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ev hanımı olan eşi ve bir buçuk yaşındaki oğlunun bu süreçte akrabalarının yanında kaldığını ve hiçbir gelirlerinin olmadığını, bu sebeple eşinin Antakya

Sosyal Hizmet Merkezine sosyal yardım başvurusu için müracaat ettiğini, ancak Merkezde görevli personel tarafından eşi FETÖ/PDY üyeliği suçuyla cezaevinde kalanlara yardım yapılmadığının söylendiğini ve bu nedenle eşinin yaptığı sosyal yardım başvurusunun da kabul edilmediğini, bu şekilde kendisi cezaevinde kalırken eşi ve çocuğunun da haksız yere dışarıda cezalandırılmak suretiyle mağdur edildiklerini iddia ederek, ailesine gerekli sosyal yardımın yapılmasını talep ettiği, /

3. Kurumumuz tarafından, “adı geçenin eşi ve çocuğunun muhtaçlık durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi” için bahse konu şikâyet başvurusu hakkında Gönderme Kararı verildiği, ardından adı geçenin, eşi ve çocuğunun, bu defa da babasının evinde ikamet etmeleri gerekçe gösterilerek sosyal yardımlardan faydalandırılmadıkları iddiası ile tekrar Kurumumuza başvurduğu, Anlaşılmıştır.

4. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere ilgili kurumlar ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, Hatay Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl

Müdürlüğünün 06.10.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde özetle; Kamu Denetçiliği

Kurumunun 21.09.2020 tarihli yazısına istinaden İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi Kurumu

Müdürlüğünde hükümlü olarak kalan eşi ve çocuğu için ekonomik destek talebinde bulunulduğu, talebe istinaden başvurucunun ailesinin kaldığı eve 29.09.2020 tarihinde Antakya SHM personelinin sosyal inceleme için gittiği, elde edilen bilgiler kapsamında müracaatçı eşi ve çocuğunun kendi ailesiyle aynı hanede ikamet ettikleri, hanede elde edilen gelirin ailenin ihtiyaçlarını karşıladığı, çocuğun ise korunmaya muhtaç durumda olmadığı, bu haliyle ailenin sosyal ve ekonomik destek hizmeti kapsamı dışında olduğu, 5. Antakya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının sayılı cevabi yazısında ise

özetle; başvurucu eşi ve çocuğunun Aksaray Mah. 75.Yıl Bulvarı Yücedallar No:

Antakya/Hatay adresinde ikamet ettiği, haneye Vakıf sosyal yardım ve inceleme görevlisince ziyaret yapıldığı, merkezi sorgulamalar ve aileye yapılan hane ziyareti sonucunda, ; eşi cezaevinde olması sebebiyle bir yaşındaki çocuğu ile birlikte anne-babasına ait olan ve tapu kayıtlarında 75 m2 dubleks daire olarak görünen 4 odalı ve doğalgazlı apartman dairesinde, annebabası ve bir bekâr kardeşi ile birlikte ikamet ettiği, eşinin FETÖ/PDY üyeliği suçuyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum olduğu ve yaklaşık 20 aydır İskenderun T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, babası devlet memuru olduğu ve 4.313,69 TL aylık geliri olduğu, babası üzerine kayıtlı 2007 model Ford marka otomobil bulunduğu, annesi ev hanımı olduğu, Altınözü ilçesi Seferli köyünde bulunan üzerine kayıtlı 10 parça ve toplamda 932,87 m2 zeytinlik ve tarla kaydının olduğu, ayrıca kız kardeşi ön lisans öğrencisi olduğunun tespit edildiği, yapılan hane gelir hesabında, aylık ortalama hane gelirinin 5.818,69 TL. (Baba : 4.313,69

TL., İkametgâhın Hane Gelirine Etkisi: 300.000/240= 1.250 TL., Aracın Hane Gelirine Etkisi:

30.000/120= 250 TL., Diğer Taşınmazların Hane Gelirine Etkisi: 1.200/240= 5 TL.) olmak üzere hanede kişi başına düşen gelirin 1.163,74 TL olarak hesaplandığı, bu sebeple şikayetçinin eşi ve çocuğu için yaptığı sosyal yardım başvurusunun Vakıf Mütevelli Heyetinin 20.10.2020 tarihli ve 133 sayılı toplantısında görüşüldüğü ve oy birliğiyle reddedildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 6.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 6.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 7.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”, 9. 24.05.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”, 9.2. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”, 10. 29/05/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun; 10.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 10.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)

/

vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.

Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı

Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.

Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.

Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 10.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.

Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu

Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel

sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; adı geçen, İskenderun T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ev hanımı olan eşi ve çocuğunun bu süreçte ailesinin yanında kaldığını ve hiçbir gelirlerinin olmadığını, bu sebeple eşi ve çocuğunun sosyal yardımlardan faydalanabilmesi için

Antakya Sosyal Hizmet Merkezine müracaat ettiğini, yardım başvurusunun reddedilmesi üzerine ailesi adına Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğunu, gerekli işlemlerin yapılması için şikayet başvurusunun

Hatay Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne gönderildiğini, akabinde İl Müdürlüğü yetkililerinin eşi ile irtibata geçtiğini, ancak bu defa da eşi ve çocuğunun, babasının evinde kalmaları gerekçe gösterilerek sosyal yardımlardan faydalandırılmadığını iddia etmiş olup, konu hakkında gereğinin yapılmasını ve sosyal yardım başvurularının kabul edilmesinini talep etmiştir.

13. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de

“belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve Esas, Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan “belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

14. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye

Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir.

Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir

yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14 üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)

15. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2. baskı, Beta

Yayınları, s.190).

16. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; adı geçenin ilk olarak 17.09.2020 tarihinde

Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, şikayetçi söz konusu başvurusunda özetle; 20 aydır İskenderun

T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ev hanımı olan eşi ve bir buçuk yaşındaki oğlunun bu süreçte akrabalarının yanında kaldığını ve hiçbir gelirlerinin olmadığını, bu sebeple eşinin

Antakya Sosyal Hizmet Merkezine sosyal yardım başvurusu için müracaat ettiğini, ancak Merkezde görevli personel tarafından eşi FETÖ/PDY üyeliği suçuyla cezaevinde kalanlara yardım yapılmadığının söylendiğini ve bu nedenle eşinin yaptığı sosyal yardım başvurusunun da kabul edilmediğini, bu şekilde kendisi cezaevinde kalırken eşi ve çocuğunun da haksız yere dışarıda cezalandırılmak suretiyle mağdur edildiklerini iddia ederek, ailesine gerekli sosyal yardımın yapılmasını talep ettiği, Kurumumuz tarafından, “adı geçenin eşi ve çocuğunun muhtaçlık durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi” için bahse konu şikâyet başvurusu hakkında Gönderme Kararı verildiği, ardından adı geçenin, eşi ve çocuğunun, bu defa da babasının evinde ikamet etmeleri gerekçe gösterilerek sosyal yardımlardan faydalandırılmadıkları iddiası ile tekrar

Kurumumuza başvurduğu anlaşılmıştır.

17. Başvurucunun bahse konu iddiaları ile ailesinin sosyal yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilebilmesini teminen ilgili kurumlar ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, Hatay Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün cevabi yazısı ve ekinde özetle; Kamu Denetçiliği Kurumunun “Gönderme Kararı”na istinaden İskenderun T Tipi

Kapalı Cezaevi Kurumu Müdürlüğünde hükümlü olarak kalan eşi ve çocuğu için ekonomik destek talebinde bulunulduğu, talebe istinaden başvurucunun ailesinin kaldığı eve 29.09.2020 tarihinde Antakya SHM personeli tarafından sosyal incelemeye gidildiği, elde edilen bilgiler kapsamında müracaatçı eşi ve çocuğunun kendi ailesiyle aynı hanede ikamet ettikleri, hanede elde edilen gelirin ailenin ihtiyaçlarını karşıladığı, çocuğun ise korunmaya muhtaç durumda olmadığı, bu haliyle ailenin sosyal ve ekonomik destek hizmeti kapsamı dışında olduğu açıklamalarına yer verilmiştir.

18. Antakya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazısında ise özetle;

18.1. Başvurucu eşi ve çocuğunun Aksaray Mah. 75.Yıl Bulvarı Yücedallar No:

l37/10 Antakya/Hatay adresinde ikamet ettiği, haneye Vakıf sosyal yardım ve inceleme görevlisince ziyaret yapıldığı, 18.2. Merkezi sorgulamalar ve aileye yapılan hane ziyareti sonucunda, ; eşi cezaevinde olması sebebiyle bir yaşındaki çocuğu ile birlikte annebabasına ait olan ve tapu kayıtlarında 75 m2 dubleks daire olarak görünen 4 odalı ve doğalgazlı apartman dairesinde, anne-babası ve bir bekâr kardeşi ile birlikte ikamet ettiği, eşinin FETÖ/PDY üyeliği suçuyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum olduğu ve yaklaşık 20 aydır İskenderun T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, babası devlet memuru olduğu ve 4.313,69 TL aylık geliri olduğu, babası

üzerine kayıtlı 2007 model Ford marka otomobil bulunduğu, annesi ev hanımı olduğu, Altınözü ilçesi Seferli köyünde bulunan üzerine kayıtlı 10 parça ve toplamda 932,87 m2 zeytinlik ve tarla kaydının olduğu, ayrıca kız kardeşi ön lisans öğrencisi olduğunun tespit edildiği, 18.3. Yapılan hane geliri hesabında, aylık ortalama hane gelirinin 5.818,69 TL. (Baba

4.313,69 TL., İkametgâhın Hane Gelirine Etkisi: 300.000/240= 1.250 TL., Aracın Hane Gelirine Etkisi:

30.000/120= 250 TL., Diğer Taşınmazların Hane Gelirine Etkisi: 1.200/240= 5 TL.) olmak üzere hanede kişi başına düşen gelirin 1.163,74 TL olarak hesaplandığı, bu sebeple şikayetçinin eşi ve çocuğu için yaptığı sosyal yardım başvurusunun Vakıf Mütevelli Heyetinin 20.10.2020 tarihli ve 133 sayılı toplantısında görüşüldüğü ve oy birliğiyle reddedildiği, Belirtilmiştir.

19. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

20. Öte yandan, ilgili mevzuat hükümlerinde “muhtaçlığın”; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup, ayrıca 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışmayı Teşvik Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “… Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar…” hükmü ile geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” yardım yapılacağı düzenlenmiştir.

21. Yukarıda yer alan bilgi, belge ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar başvurucu ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle, eşi ve çocuğu yönünden yapılan sosyal yardım taleplerinin Antakya Sosyal Hizmet Merkezi tarafından usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de; başvurucunun eşi ve çocuğunun hali hazırda yaşadığı haneye (hane halkı: aynı aileden olan ve aynı evde oturan, gelir ve giderleri ortak olan kişilerin tümü) gerçekleştirilen ziyaretler sonrasında düzenlenen sosyal inceleme raporlarında kişi başına düşen hane gelirinin, 2020 yılı için hesaplanan muhtaçlık sınırının üzerinde olması ve ilgili mevzuat hükümlerinde hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” sosyal yardım yapılacağı düzenlenmiş olduğundan bahse konu sosyal yardım talebinin idarece kabul edilmemesine dair işlemin, ilgili mevzuatın sosyal yardım başvurusu yapan kişilerde aradığı maddi kriterlerin (somut başvuruda kişi başına düşen hane geliri kriterinin) karşılanmamasından kaynaklandığı ve bu haliyle idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, daha önce de benzer taleplerle ilgili olarak Kurumumuza yapılan şikayet başvurularında verilmiş emsal kararlar (12.01.2021 tarihli ve 2020/91884 başvuru nolu Ret

Kararı,vb.) bulunmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

/

22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Hatay İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU ile HATAY AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER İL

MÜDÜRLÜĞÜ ve ANTAKYA KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi