|
ÖZET: Başvuru, Emirdağ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan sosyal yardım taleplerinin haksız yere reddedildiği iddiasına dayanmaktadır. Başvurucu, yardım başvurularının muhtaçlık kriteri öne sürülerek ve kişisel kin güdülerek reddedildiğini, bu durumun ilgili personelin yetki kötüye kullanımı olduğunu belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetçileri tarafından yapılan incelemelerde, başvurucunun sosyal yardım taleplerinin reddedilmesinin, ilgili mevzuatın aradığı maddi kriterlerin karşılanmamasından kaynaklandığını tespit etmiştir.
Sonuç olarak, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığına ve başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, sosyal yardımlardan faydalanabilmek için belirli kriterlerin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmiş ve başvurucunun taleplerinin reddedilmesi hukuken geçerli bulunmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/587-S.21.910
BAŞVURU NO : 2020/91884
KARAR TARİHİ : 12/01/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMİRDAĞ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE
DAYANIŞMA VAKFI BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Sosyal yardım talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03/08/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, 15.11.2019 tarihli başvurusunda yer alan şikayet ve taleplerini yinelemek istediğini, Emirdağ Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından haklarının ihlal edildiğini, anılan Vakfa yaptığı yardım başvurularının “muhtaçlık kriteri” öne sürülerek ve kişisel kin güdülerek usulsüz bir şekilde reddedildiğini, ilgili personelin yetkisini kötüye kullanıldığını iddia etmiş olup, gerekli incelemelerin yapılarak Vakıf personelinin cezalandırılmasını ve ilgili Kanun kapsamında sosyal yardımlardan faydalanabilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvurucu tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 15.11.2019 tarihinde Kamu
Denetçiliği Kurumuna başvurulduğu, söz konusu başvuruda; Afyon/Emirdağ Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkilileri tarafından haklarının ihlal edildiğini, nakdi yardımlara her vatandaş gibi başvurmasına rağmen başvurularının kabul edilmediğini, ancak durumu kendisinden daha iyi olan kişilere anılan Vakıf tarafından sosyal yardımların bağlandığını, böylece Emirdağ Sosyal Yardım Fonu tarafından yetkinin kötüye kullanıldığını iddia ederek yaşadığı mağduriyetin giderilmesini ve ilgililer hakkında gereğinin yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine Kurumumuz tarafından “Emirdağ Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı yetkilileri hakkında öne sürülen iddiaların araştırılması, yapılan araştırma sonucunda iddiaların doğru çıkması halinde ilgililer hakkında gerekli işlemlerin yürütülmesi ve şikâyetçinin durumu ile ilgili gerekli incelemenin yapılarak şartları tutuyor ise talep ettiği yardımların kendisine bağlanabilmesi” için bahse konu şikâyet başvurusu hakkında
Gönderme Kararı verildiği, 3. Gönderme Kararına istinaden Afyonkarahisar Valiliği Hukuk İşleri Şube
Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; söz konusu iddialar hakkında gerekli incelemenin yapıldığı ve anılan Vakıfta görevli personelin dil, din, ırk ayrımı veya kin gütme gibi düşüncesinin olmadığı, bu sebeple anılan Vakıf personeli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunun 5. maddesi doğrultusunda ön incelemeye gerek olmadığı belirtilmiş ise de, Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ilgili mevzuat hükümleri gereğince söz konusu iddialar hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetçileri marifetiyle usulüne uygun yeni bir inceleme yapılmasının istendiği, 4. Anılan Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 29.04.2020 tarihli ve
1030920 sayılı yazısında; “COVID-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler dikkate alındığında,
Başkanlığımızca yürütülmekte olan teftiş faaliyetlerinin seyahat, konaklama, farklı topluluklarla temas niteliği taşıması nedeniyle salgın hastalığın yayılımını artıracağı ve bu hususun da halk sağlığı açısından büyük risk taşıdığı değerlendirildiğinden, acil ve günlü nitelikli görevler hariç, tüm teftiş ve denetim görevlerinin ertelenmesi kararı alınmış olup, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin 25.03.2020 tarihli ve 847575 sayılı yazı Başkanlığımızın tüm birimlerine duyurulmuştur. Bu doğrultuda, 17.04.2020 karar tarihli ve 2020/6190S.20.9820 sayılı yazınız ve eklerinde yer alan konular, COVID-19 salgınının bitimini müteakip incelenecek ve Kurumunuza bilgi verilecektir.” şeklinde cevap verildiği, 5. Akabinde başvurucu Ç tarafından aynı iddiaları içerir şikâyet dilekçesi ile tekrar Kurumumuza başvurulduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere adı geçenin bahse konu iddiaları ve sosyal yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Emirdağ Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilmiş olup, gerekli tüm bilgi ve belgelerin anılan Vakfın 06.11.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile Kurumumuza gönderildiği, 6. Diğer taraftan, başvurucunun söz konusu iddialarına istinaden Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı ile tekrar iletişime geçilmiş olup, anılan Başkanlığının 11.11.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; ‘in şikayetine istinaden Afyon Emirdağ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkilileri hakkında Denetçi görevlendirilerek inceleme yaptırıldığı, yapılan inceleme sonucunda Müşteki in iddia konularının sübuta ermediğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
7. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 7.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 7.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 7.3. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”, 7.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 8.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. 24.05.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”, 9.2. “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “ Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.”, 9.3. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”, 10. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 10.1. 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.
Birinci fıkra kapsamına girenlerden, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz.”, 10.2. 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrasında; “İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanır.
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz.”, 11. 29/05/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik
Kanununun; 11.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 11.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1) vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.
Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.
Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon
Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.
Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 11.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.
Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; adı geçen, 15.11.2019 tarihli başvurusunda yer alan şikayet ve taleplerini yinelemek istediğini, Emirdağ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfı tarafından haklarının ihlal edildiğini, anılan Vakfa yaptığı yardım başvurularının
“muhtaçlık kriteri” öne sürülerek ve kişisel kin güdülerek usulsüz bir şekilde reddedildiğini, ilgili personelin yetkisini kötüye kullanıldığını iddia etmiş olup, gerekli incelemelerin yapılarak Vakıf personelinin cezalandırılmasını ve ilgili Kanun kapsamında sosyal yardımlardan faydalanabilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
14. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
15. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak”
Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir. Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”
Güncelleştirilmiş 14 üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)
16. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699).
Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2. baskı, Beta Yayınları, s.190).
17. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; adı geçenin, ilk olarak 15.11.2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, söz konusu başvuruda; Afyon/Emirdağ
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkilileri tarafından haklarının ihlal edildiğini, nakdi yardımlara her vatandaş gibi başvurmasına rağmen başvurularının kabul edilmediğini, ancak durumu kendisinden daha iyi olan kişilere anılan Vakıf tarafından sosyal yardımların bağlandığını, böylece Emirdağ Sosyal Yardım Fonu tarafından yetkinin kötüye kullanıldığını iddia ederek yaşadığı mağduriyetin giderilmesini ve ilgililer hakkında gereğinin yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine Kurumumuz tarafından şikâyet başvurusu hakkında “Gönderme
Kararı” verildiği, verilen Karara istinaden Afyonkarahisar Valiliği Hukuk İşleri Şube
Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli cevabi yazısında özetle iddialar hakkında gerekli incelemenin yapıldığı ve anılan Vakıfta görevli personelin dil, din , ırk ayrımı veya kin gütme gibi düşüncesinin olmadığı, bu sebeple anılan Vakıf personeli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunun 5. maddesi doğrultusunda ön incelemeye gerek olmadığı belirtilmiş ise de, Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ilgili mevzuat hükümleri gereğince söz konusu iddialar hakkında Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetçileri marifetiyle usulüne uygun yeni bir incelemenin yapılması istenilmiş olup, anılan Bakanlığın Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının
29.04.2020 tarihli yazısı ile bahse konu iddiaların COVID-19 salgınının bitimini müteakip
inceleneceği belirtilmiştir.
18. Akabinde başvurucu tarafından aynı iddiaları içerir şikâyet dilekçesi ile tekrar Kurumumuza başvurulduğu, adı geçenin bahse konu iddiaları ve sosyal yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Emirdağ
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilerek gerekli tüm bilgi ve belgeler istenilmiş olup, anılan Vakfın 06.11.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; 18.1. isimli kişinin 2011 yılından bu yana Emirdağ SYD Vakfına müracaatlarda bulunduğu, taleplerinin Mütevelli Heyeti tarafından değerlendirildiği ve sonuçlandırıldığı, kendisine çeşitli tarihlerde toplam 5.700 TL. nakdi ve ayni (kömür) yardım yapıldığı, şahsa en son 15.05.2020 tarihinde 400 TL. nakdi yardım yapıldığı, 18.2. Mütevelli Heyetin kararı ile hane kişi başı geliri Emirdağ Belediyesinden alınan
31.01.2020 tarihli yazıya istinaden kış ayları için yevmiye 100 TL, yaz ayları için 150 TL
olarak yevmiye gelirinin hesaplanmış olduğu, 12.07.2012 tarihli ve 6353 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17.
maddesi ile 3294 sayılı Kanunun 2. maddesine iki yeni fıkranın eklendiği, eklenen bu fıkralar ile kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olan veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olup, hane içindeki kişi başına düşen geliri, on altı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’nden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanların Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre yararlanabileceği belirtildiğinden (2.250/2= 1.125-tl kişi başı gelir.) ve adı geçen hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporu 22. Yukarıda yer alan bilgi, belge ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar başvurucu sosyal yardım taleplerinin Emirdağ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı personeli tarafından kişisel kin güdülerek kabul edilmediğini iddia etmiş ise de; hem anılan
Bakanlık denetçisi tarafından yerinde yapılan incelemeler sonucu ortaya konulan tespitler hem de başvurucunun hanesine gerçekleştirilen ziyaretler sonrasında düzenlenen sosyal inceleme raporları ile adı geçene yapılan ayni ve nakdi yardımlara göre başvurucunun sosyal yardım taleplerinden bir kısmının idarece kabul edilmemesine dair işlemlerin, ilgili mevzuatın sosyal yardım başvurusu yapan kişilerde aradığı maddi kriterlerin karşılanmamasından kaynaklandığı ve bu haliyle yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Afyonkarahisar İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU ile AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve EMİRDAĞ KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi