ÖZET: Başvuran, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde babasının ölümüne neden olan iddialarla İzmir Tabip Odası’na başvurmuş, ancak bu başvurunun yeterince incelenmediğini öne sürmüştür. Başvuruya ilişkin yapılan incelemelerde, hastanın tedavisinin uygun şekilde yürütüldüğü ve uzman hekimlerin bulunmadığı iddialarının soyut olduğu belirtilmiştir. İzmir Tabip Odası, başvuranın iddialarını değerlendirerek, hekimler hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.

Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu da, başvuranın itirazını değerlendirerek, mevcut bilgi ve belgeler ışığında hekimlerin uygulamalarında eksiklik veya kusur tespit edilmediğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın iddialarının yeterli delil sunulmadan soyut bir şekilde ileri sürüldüğü ve bu nedenle başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, sağlık hizmetlerinin sunumunda gerekli tıbbi standartların sağlandığını ve hasta haklarının ihlal edilmediğini göstermektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5204-S.22.7924

BAŞVURU NO : 2021/18895

KARAR TARİHİ : 15/04/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI

Başvuranın, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve

BAŞVURUNUN KONUSU :

Araştırma Hastanesinde babasının ölümüne sebebiyet verildiği iddiasıyla İzmir Tabip Odasına yaptığı başvuralar sonrasında konuyla ilgili gerektiği gibi inceleme ve araştırma yapılmadığı iddiası.

BAŞVURU TARİHİ : 04/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. İzmir Valiliği aracılığıyla tarafından Kurumumuza yapılan başvuru ve eklerinden özetle; 1.1. Babası ’ün her hangi bir böbrek yetmezliği, şeker hastalığı ya da tansiyon rahatsızlığı olmadığı, 26/11/2018 sabahı solunum sorunu nedeniyle Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil

Servisine götürdüğü, Göğüs Hastalıkları Kliniğinden gelen doktorun önerisi üzerine aynı gün Göğüs

Hastalıkları Kliniğine yatışının yapıldığı, burada sürekli balgam söktürücü ve idrar söktürücü verildiği, balgam söktürücü nedeniyle kendisinden hiç balgam çıkmadığı halde sadece sürekli öksürmek zorunda kaldığı ve kalbinin yorulduğu, diğer yandan uygulanan idrar söktürücünün babasının vücudundaki bütün potasyumu yok ettiği, vücudunun sodyum-potasyum dengesinin bozulduğunu ve tuz birikmesinin başladığı, yanlış tedavi nedeniyle komaya girdiği, yoğun bakıma kaldırıldığı, yoğun bakımda hastalığın gerçek sebebinin enfeksiyon olduğu tespiti yapılarak uygun antibiyotik tedavisi başlatıldığı, yoğun bakımda kısa sürede kendisine geldiği ve bilincinin açıldığı, bunun üzerine kendi başına nefes alıp verebildiği için taburcu edilmek istendiği, ancak Göğüs Hastalıkları Kliniğinin klinikte boş yer olduğu halde babasını geri almak istemediği, Yoğun Bakım ünitesi sorumlusunun 12/12/2018 tarihinden itibaren yazılı müracaatlarına Göğüs Hastalıkları Kliniğinin cevap vermediği, ancak 14/12/2018 tarihinde babasının Kliniğe sevkinin gerçekleşebildiği, babasının iyi durumda ve bilinci gayet açık iken yine balgam söktürücü ve idrar söktürücü verilmeye başlandığı, yeniden balgam söktürücü nedeniyle balgam dışarı atamadığı halde sürekli öksürmeye başladığı, olay günü yani 16/12/2018 tarihinde uzmanlık öğrencisinin ve iki hemşirenin aspirasyon aletini çalıştıramadığı, entübe yapılması gerektiği, ancak erkek görevli bulunamadığı, dakikalarca başka bölümlerden gelecek

erkek görevlinin beklendiği, bu suretle babasının ölümüne neden olunduğu, 1.2. Hastane Başhekimliğince tarafına verilen CİMER cevaplarında Göğüs Hastalıkları Kliniğinde nöbetçi uzman doktor olmadığının, sadece uzmanlık öğrencilerinin nöbete kaldıklarının ve uzman doktorların evde icap nöbeti tuttuklarının belirtildiği, ancak bu durumun hasta yakınları olarak kendilerine söylenmediği, şayet olay günü klinikte uzman doktor bulunmuş olsa idi ölüm olayının olmayacağı, ayrıca çalışanların yaka kartlarını takmadıkları, kimin uzmanlık öğrencisi kimin uzman olduğunu anlamanın mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle Hasta Hakları Yönetmeliğinin 7, 8 ve 9’uncu maddelerinin ihlal edildiği, 1.3. Şikayete konu doktorların eylemlerinin (Hasta haklarına saygı göstermemek, Tıpta Uzmanlık

Tüzüğüne göre alınmış bir uzmanlık belgesi olmadan herhangi bir biçimde uzmanmış gibi tanıtım yapmak, Sorumlusu olduğu sağlık kuruluşunda hekimleri ve diğer personelini sağlık alanı ile ilgili görev ve yetki alanı dışında çalıştırmak, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne göre alınmış bir uzmanlık belgesi olmadan herhangi bir biçimde uzmanmış gibi davranmak veya tanıtım yapmak suretiyle meslek uygulamasında bulunmak gibi eylemlerinin) Disiplin Yönetmeliğine göre “uyarma”, “para cezası” ve

“geçici olarak meslekten alıkoyma” cezalarını gerektirdiği, 1.4. Şikayet konusu Klinikte üç gün boyunca gece ve gündüz uzman doktorun uğramadığı, sadece uzmanlık öğrencilerin görev yapması nedeniyle Disiplin Yönetmeliğinin 3’üncü maddesinde tanımlanan hasta haklarının ihlali hususunun hiçbir şekilde incelenmediği, 1.5. Kaldı ki olayın olduğu 14/12/2018-16/12/2018 tarihleri arasında dosyada doküman olmadığının ve tekraren istendiği halde gelmediğinin Bilirkişi tarafından belirtildiği ve bilirkişi tarafından hasta hakları ihlali hiç incelenmeden duyuma dayalı yani hasta yakınları tarafından yemek yedirildiği vb. gibi belgeye dayanmayan asılsız iddialara itibar edildiği, 1.6. Diğer yandan uzmanlık öğrencilerinin Tıpta Uzmanlık Yönetmeliğinin 11’inci maddesi uyarınca ancak eğiticilerin gözetim ve denetiminde ve sağlık hizmeti sunumunda görev alabileceğinin belertilmesine rağmen başvuruya konu olayda babasının yoğun bakımdan çıktıktan sonra yatırıldığı kliniğe üç gün boyunca hiç uzman doktorun uğramadığı, yoğun bakımdan iyileşerek çıkan hastanın tedavisine nasıl devam edileceğinin uzman doktor tarafından tanımlanmadığı, 1.7. Babasına müdahale ederek ölümüne neden olan uzmanlık öğrencileri ve

’ın aletleri çalıştıramadıkları ve hastanın ölümüne neden oldukları iddiasının incelenmediği, 1.8. İddia edilerek, konuyla ilgili başvuruları neticesinde verilen Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur

Kurulunun 02-04 Temmuz 2021 tarihli ve – sayılı kararına itirazla konuyla ilgili

Kurumumuz tarafından inceleme ve araştırma yapılması, bilgi ve belgeler elde edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 01/03/2022 tarihli ve sayısı yazısı ile Türk Tabipleri Birliğinden bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Birliğin 01/04/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. İşlem dosyasında yer alan belgelerden; 2.1.1. Şikâyetçi ’ün İzmir Tabip Odası’na yaptığı şikayet başvurusunda; babası ’ün sağlıklı bir kişi olduğunu, böbrek, şeker, tansiyon rahatsızlığı olmadığını, babasını 26/11/2018 tarihinde solunum sorunu nedeniyle Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne götürdüğünü, aynı gün Göğüs Hastalıkları Kliniği’ne yatırıldığını, balgam ve idrar söktürücü

verildiğini, sürekli öksürmek zorunda kaldığı için kalbinin yorulduğunu, idrar söktürücü nedeniyle vücudundaki sodyum potasyum dengesinin bozulduğunu, yanlış tedavi nedeniyle babasının yoğun bakıma alındığını yoğun bakımda enfeksiyon tedavisine başlandığını, yoğun bakımdaki tedavisi sonrası iyileşmesine rağmen Göğüs Hastalıkları Servisi’nin babasını kabul etmediğini, bu nedenle yoğun bakımda kalmaya devam ettiğini, 14/12/2018 tarihinde Göğüs Hastalıkları Kliniği’ne getirildiğini, klinikte rahatlıkla kendileri ve diğer hasta yakınları ile sohbet edebildiğini, hemşirelerin yine balgam söktürücü ve idrar söktürücü verdiğini, sürekli öksürmeye başladığını, 16/12/2018 tarihinde saat 18.00 da uzmanlık öğrencisi Dr. ’ün ventilasyon cihazının fişini çekip yemeğe gittiğini kendisinden hastayı normal oksijen cihazına bağlamasını istediğini, aletleri tanımadığı için hemşireye bilgi verdiğini, oksijen tüpü getirildiğini, tüpün boş çıktığını, Dr.

isimli hekimin geldiğini, oksijen tüpünü bu hekimin de çalıştıramadığını, erkek görevli geldikten sonra cihazın çalıştırıldığını, saat 21.00 da babasının boğazına balgam takıldığını, Dr.

’ya haber verdiğini odaya geldiğinde aspirasyon cihazını çalıştıramadığını, diğer iki hemşirenin de çalıştıramadığını, entübe edilmesi gerektiğini, başka bölümlerden erkek görevli beklendiğini bu suretle babasının ölümüne neden olunduğunu, hastaya müdahale eden Dr.

ve Dr. ’ün uzmanlık öğrencisi olduğunu, kendilerini uzman doktor gibi tanıttıklarını, hastaya müdahale ederek ölümüne neden olan isimli kişinin hastanede çalışmadığı şeklinde bilgi verilerek hasta kayıtlarında tahrifat yapıldığını belirttiğinin, 2.1.2. Dr. ’ın açıklamasında; hastanın takip ve tedavisinin eksiksiz ve tıp kurallarına uygun yürütüldüğünü, hastanın vefatının 16/12/2018 günü hasta yakınlarınca hastaya yemek yedirilmesi ve hastanın yutma fonksiyonlarında bozukluk olması sebebiyle yemeğin akciğerine aspire etmesi, nöbetçi hekim tarafından hastanın entübe edilmesi, yaşam desteği sağlanmasına rağmen hastanın kurtarılamaması sonucunda gerçekleştiğini, bu esnada herhangi çalışmayan bir aletin yahut beklenen birisinin olmadığını, herhangi bir aldatma veya ihmalin söz konusu olmadığını belirttiğinin, 2.1.3. Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi eğitim görevlisi Doç.

Dr. tarafından hazırlanan bilimsel görüş yazısında; 89 yaşında olan 22/11/2018 tarihinde Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde pnömoni tanısıyla antibiyoterapi başlanarak ayaktan izleme alınan nefes darlığı yakınmaları olan erkek hastanın Göğüs Hastalıkları Kliniğine yatırıldığı, yatışında alınan kan gazı analizi ile solunum yetmezliği saptanan hastaya antibiyoterapi, total parenteral nutrisyon, brokondilatör tedaviye ek olarak aralıklı noninvaziv mekanik ventilasyon tedavileri uygulandığı, psikiyatri konsültasyonu ile deliryum tablosunun tespit edildiği, elektrolit denge bozukluğu nedeniyle dahiliye konsültasyonu istendiği, nöroloji konsültasyonu istendiği, uygulanan tedaviye rağmen kliniği düzelmeyen, alınan kan gazında hiperkarbik ve hipoksemik solunum yetmezliği, respiratuar asidoz saptanan hastanın entübe edildiği ve yoğun bakıma alındığı, 01/12/2018-11/12/2018 tarihleri arasında entübe izlenen hastaya 08/12/2018 tarihinde tüp torakostomi uygulandığı, enfeksiyon tedavisi uygulandığı, hastanın entübe olduktan sonra 3 gün daha yoğun bakımda izlendiği ve 14/12/2018 tarihinde servise alındığı, hastanın 14/12/201816/12/2018 tarihlerindeki yatışını kapsayan dönemde, pnömonsepsis tanısıyla izlendiği, brokodilatatör tedaviye ek olarak geniş spektrumlu antibiyoterapi başlandığı, oral alımı sıkıntılı olduğu için parenteral beslenme uygulandığı, tedavi ile kliniğinde düzelme olan ve arter gazı analizleri stabil seyreden hastanın servise naklinin ikinci gününde kliniğinde ani bozulma ve ağır solunum yetmezliği geliştiği, gözlem notundan ani klinik değişimin parenteral tedavi alan hastaya hasta yakınları tarafından yemek yedirilmesi ve buna bağlı aspirasyona bağlandığının anlaşıldığı, gerekli müdahaleler yapılmasına karşın hastanın vefat ettiği, mevcut bulgular eşliğinde göğüs hastalıkları açısından eksik veya kusurlu bir durum saptanmadığı kanaatinin bildirildiğinin,

2.1.4. İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulunun bilimsel görüş yazısında yer verilen değerlendirmeleri de dayanak göstermek suretiyle soruşturma açılmasını gerektirecek bir eylem olmadığı değerlendirmesiyle Dr. , Dr. , Dr. ve

Dr. hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı kararı verildiğinin, 2.1.5. Şikayetçi tarafından bu karara itirazı edilmesi üzerine itirazı inceleyen İzmir Tabip Odası Onur

Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve sayılı kararı ile; şikayetçinin hastanın serviste yattığı 3 günlük süre içinde uzman doktor uğramadığı, uzmanlık öğrencilerinin kendilerini uzmanmış gibi tanıttığı iddialarının soyut nitelikte olduğu, şikayetçinin hastanın tedavisi ile ilgilenen hekimlerin isimleri ve nitelikleri yönündeki iddialarının varsayıma dayandığı, uzmanlık öğrencilerinin ise tıp fakültesinden mezun olmuş, hekimlik yetkisine sahip, tıpta uzmanlık sınavı sonucu uzmanlık eğitimi almaya hak kazanmış hekimler olduğu, uzmanlık eğitimi öğrencilerinin, uzmanlık eğitiminin ayrılmaz bir parçası olarak uzman hekimler gözetiminde ve talimatları doğrultusunda tıbbi süreçlere katılmasının uzmanlık eğitimi müfredatı uyarınca yasal bir zorunluluk, aynı zamanda tıbbi gereklilik olduğu, dolayısıyla şikayetçinin bu yöndeki iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiğinin, 2.1.6. Şikâyetçi tarafından Tabip Odası Onur Kurulu kararına da itiraz edildiği, TTB Yüksek Onur Kurulu 17-19 Eylül 2021 tarih numaralı kararı ile kararın bozulmasını gerektirir bir neden görülmediğinden itirazın reddine karar verdiğinin, Görüldüğü, 2.2. Tabip Odaları ve Birlik tarafından yürütülen disiplin soruşturmalarının dayanağını Anayasa’nın 135’ inci maddesi ve 6023 sayılı Yasanın 1’inci maddesinin oluşturduğu, bu düzenlemeler uyarınca, diğer görevlerinin yanı sıra mesleki deontolojiyi korumakla görevli Türk Tabipleri Birliği’nin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, anılan Yasanın 59’uncu maddesine dayanılarak disiplin cezası verilmesinde uyulması gereken usul ve esasları saptamak amacıyla çıkarılan ve 28/04/2004 tarih 25446 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin de disiplin soruşturmalarına dayanak teşkil eden bir diğer mevzuat olduğu, öte yandan (disiplin soruşturmalarına konu edilen) hekimlerin uymaları gereken meslek etiği kuralları, hekimlik sanatı icrası hakkındaki 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 6023 sayılı

Yasa ve bu Yasa’nın 59’uncu maddesinin (g) bendine dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü başta olmak üzere, Organ ve Doku Nakli Hakkında Kanun, Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, Türk

Ceza Kanunu, Türkiye’nin de taraf olduğu İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi, İstanbul Protokolü, Helsinki Bildirgesi, Türk Tabipleri Birliği 47. Büyük Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği

Kuralları gibi çok sayıda ulusal ve uluslararası düzenleme bulunduğu, 2.3. Şikayetçinin bahse konu kararın yeterince araştırma yapılmadan verildiği ve taraflı olduğu, sunulan delillerin dikkate alınmadığı iddialarıyla ilgili olarak; Tabip Odalarının ve Türk Tabipleri Birliğinin disiplin soruşturmalarında bu mevzuata uymakla yükümlü olduğu ve verilen kararın dayanak mevzuata uygun olarak verildiği, 2.4. Hasta haklarının ihlali hususunun hiçbir şekilde incelenmediği iddiası hakkında: Bahse konu karar hakkında şikâyetçinin itirazı sonucunda Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından Oda

Onur Kurulu Kararının ve disiplin soruşturması dosyasının incelendiği; Oda Onur Kurulu Kararı verilmeden önce ise kişinin leh ve aleyhindeki bütün kanıtların toplandığının, bilirkişi görüşüne ve ek görüşüne başvurulduğunun, resmi kurum ve kuruluşların ilgili raporlarının, hasta dosyasının dosyaya kazandırıldığının görüldüğü; şikayetçinin dilekçesinde ileri sürdüğü hususların tüm bu bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek çok kapsamlı yapılan bir ön inceleme sonucunda soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verildiği,

2.5. Disiplin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde amacın kişiye yönelik suçlamayı kanıtlamak olmadığı, suçlamanın doğru olup olmadığını saptamak olduğu, itiraza konu Onur Kurulu kararına giden süreçte gerekli araştırmanın yapıldığı ve tıbbi deontoloji ve hekimlik meslek etiği kuralları çerçevesinde değerlendirilme yapıldığı tespit edildiğinden ve objektif bir eksiklik ya da tıp bilimine aykırılık tespit edilmediğinden Yüksek Onur Kurulu’na yapılan itirazın yerinde görülmediği, 2.6. Yukarıda yer verilen dosya içeriğinden kararın, hasta dosyası ve Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi eğitim görevlisi Doç. Dr. ‘ın 19/12/2019 tarihli bilirkişi raporunun ve 06/02/2020 tarihli ek görüş raporunun dikkate alınarak verildiğinin anlaşıldığı, 2.7. Şikeyteçinin 14/12/2018-16/12/2018 tarihleri arasında dosyada doküman olmadığı ve tekraren istendiği halde gelmediğinin bilirkişi tarafından belirtildiği, bilirkişi tarafından hasta hakları ihlali hiç incelenmeden duyuma dayalı yani hasta yakınları tarafından yemek yedirildiği vb. gibi bir belgeye dayanmayan asılsız iddialara itibar edildiği iddialarıyla ilgili olarak; Bilirkişi olarak görevlendirilen

Doç. Dr. ’ın 06/02/2020 tarihli ek görüş raporunda “14-16.12.2018 tarihlerindeki yatışını kapsayan dosya bilgileri incelendi. Pnömosepsis tanısıyla izlendiği yoğun bakım ünitesinden nakil olan hastaya brokodilatör tedaviye ek olarak, enfeksiyon hastalıkları görüşü alınarak geniş spektrumlu antibiyoterapi başlandığı, oral alımı sıkıntılı olduğu için parenteral beslenme uygulandığı görüldü.

Tedavi ile kliniğinde düzelme izlenen ve arter kan gazı analizleri stabil seyreden hastanın servise naklinin 2. Gününde (16.12.2018) kliniğinde ani bozulma ve ağır solunum yetmezliği gelişmiş. Gözlem notunda bu ani klinik değişimin; oral alım sıkıntısı nedeniyle parenteral tedavi almakta olan hastaya yakınları tarafından yemek yedirildiği ve buna bağlı aspirasyona bağlandığı anlaşıldı. ” denildiği, dolayısıyla şikâyetçinin bilirkişi tarafından 14/12/2018-16/12/2018 tarihleri arasındaki belgelerin incelenmediği ve hastaya yakınları tarafından yemek yedirildiği hususunun duyuma dayalı olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığı, ek görüş raporundan 14/12/2018-16/12/2018 tarihleri arasındaki belgelerin incelendiğinin ve hastaya yakınları tarafından yemek yedirildiğinin duyuma değil gözlem notuna dayandığının anlaşıldığı, 2.8. Şikâyetçinin hastanın yanına üç gün süre boyunca uzman doktorun uğramadığına ve uzmanlık eğitimi öğrencilerinin kendilerini uzman doktor gibi tanıttığına, uzmanlık öğrencisi hekimlerin hastaya müdahalesi sonucunda hastanın ölümüne neden olunduğuna ilişkin hususların dikkate alınmadığı iddiaları ile ilgili olarak; bu hususların soyut iddia niteliğinde olduğu, uzmanlık eğitimi alan öğrencilerin hekimlerin gözetiminde ve talimatları doğrultusunda bu süreçlerde yer almasında mevzuata aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, yine hasta dosyasından ve bilirkişi raporlarından gerekli tüm müdahalelerin kusura mahal vermeyecek şekilde yapıldığının anlaşıldığı, 2.9. Bu sebeplerle, dokuz hekim üyeden oluşan Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’nca, mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ile İzmir Tabip Odası Onur Kurulu tarafından verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığı, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”

3.2. “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135 inci maddesinde; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir…” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun (Tıp Meslekleri

Uygulamalarına Dair Kanun)

5.1. 1 inci maddesinde; “(Değişik: 11/10/2011-KHK-663/58 md.) Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.” 5.2. 8 inci maddesinde; “Türkiye’de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip

Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır.” 6. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun; 6.1. 1 inci maddesinde; “(Değişik: 7/6/1985 – 3224/48 md.) Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, (…) ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.” 6.2. 39 uncu maddesinde; “Haysiyet Divanı, evrakı kendisine tevdi edilen azaların fiil ve hareketlerinin mahiyetine göre

aşağıdaki inzibati cezaları verir:

a) Yazılı ihtar, b) (Değişik: 23/3/2006 – 5477/6 md.) O yılki en yüksek yıllık üye aidatının üç katından az, beş katından fazla olmayan para cezası, c) 15 günden 6 aya kadar geçici olarak sanat icrasından meni, d) Bir mıntakada üç defa sanat icrasından meni cezası almış olanları o mıntakada çalışmaktan meni.

Haysiyet divanları, bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını kullanırlar.” 6.3. 40 ıncı maddesinde;

“(Değişik: 19/6/1963 – 256/1 md.) Haysiyet divanları tarafından verilen disiplin cezaları aleyhine, kararın üyeye tebliğinden itibaren 15 gün zarfında yazılı olarak itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi, karar aleyhindeki belgelere dayanan savunma ile birlikte ve imza karşılığında (Yüksek Haysiyet Divanına gönderilmek üzere) Oda İdare Heyeti Başkanlığına verilir. Müddeti içinde itiraz edilmiyen disiplin cezalarından, yazılı ihtar ve para cezaları kesinleşir ve derhal tatbik edilir. Cezalandırma halinde karar aleyhinde itiraz vakı olmasa dahi geçici olarak sanattan veya bir bölgede çalışmaktan men kararları idare heyeti başkanlığınca yüksek haysiyet divanına gönderilir. Bu hususlara mütedair olan kararlar

Yüksek Haysiyet Divanının tasdikiyle tekemmül eder.” 7. Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 7.1. “Genel Hükümler” başlıklı birinci bölümün “Amaç ve Dayanak” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu

Yönetmelik, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu uyarınca disiplin cezası verilecek kişileri ve durumları belirlemek ve disiplin cezası verilmesinde uyulması gereken usul ve esasları saptamak amacıyla, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 59 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” 7.2. “Disiplin Suçları ve Cezaları” başlıklı ikinci bölümün 3 üncü maddesinde uyarma cezasını, 4 üncü maddesinde para cezasını, 5 inci maddesinde geçici olarak meslekten alıkoyma cezasını ve 6 ncı maddesinde oda bölgesinde çalışmanın yasaklanması cezasını gerektiren fiillere ilişkin, 7.3. “Disiplin Soruşturması” başlıklı üçüncü bölümün 7.3.1. “İlk İnceleme ve Soruşturmacı Atanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Oda yönetim kurulu, bildirim veya yakınmanın yapılmasından sonra bir ay içinde konuyu inceler.

Yönetim kurulu bildirim veya yakınmayı değersiz görürse, soruşturma açılmasına yer olmadığına dair kararını şikayet eden tarafa bildirir.

Bildirim veya yakınma soruşturmaya değer görüldüğünde ise yönetim kurulu aşağıdaki yollardan

birini izler:

a)Yönetim kurulu, ilgiliye yakınma veya bildirim konusunu yazılı olarak bildirerek tebliğinden itibaren en geç 15 gün içinde savunmasını ve varsa kanıtlarını bildirmesini ister. Bu sürenin geçmesi veya süresinde gelen yanıt ile birlikte toplanan kanıtlardan oluşan dosyayı inceleyerek soruşturulan kişinin onur kuruluna sevk edilip edilmeyeceğine karar verir.

b)Yönetim kurulu, bildirim veya yakınmayı inceleyerek gerekli gördüğü durumlarda oda üyelerinden birini veya birkaçını soruşturmacı olarak atar. Soruşturmacı yönetim kurulu kararı ile atanır. Soruşturmacı, bu kararın örneğini veya tarih ve sayısını, hakkında suçlamada bulunulan kişiye bildirir. Soruşturmacı olarak atanan hekim haklı sebeplerle görevi kabul etmeyebilir. Yönetim kurulu tarafından tabip odası sınırları içinden soruşturmacı atanması uygun görülmediği takdirde soruşturmacı belirlenmesi Merkez Konseyi’nden istenebilir.” 7.3.2. “Soruşturma veya Kovuşturma Açılmaması Kararlarına Karşı İtirazlar” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Oda yönetim kurulunun disiplin soruşturması veya kovuşturması açılmasına yer olmadığına ilişkin kararlarına karşı ilgililer, bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde, oda onur kuruluna itiraz edebilirler. İtiraz dilekçesi oda yönetim kurulu aracılığı ile oda onur kuruluna gönderilir.

Oda onur kurulu tarafından dosya üzerinde yapılacak inceleme sonunda, yakınma, bildirim veya istem konusu incelemeye değer nitelikte görülürse, oda yönetim kurulunun kararı kaldırılır. Oda

yönetim kurulu bu karara uymak ve soruşturmayı tamamlayarak onur kuruluna sunmak zorundadır.” 7.3.3. “Onur Kurulu Kararlarına Karşı İtiraz” başlıklı 17 nci maddesinde; “Oda onur kurulunun ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlarına karşı, oda yönetim kurulu veya ilgili kişi Yüksek Onur Kurulu’na itiraz edebilir.

Onur kurulu tarafından verilen her türlü karar aleyhine, kararın bildiriminden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak taraflarca itiraz edilebilir. Yönetim kurulu bakımından itiraz süresi onur kurulu kararının yönetim kuruluna tevdiinden itibaren başlar. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi de, onur kurullarının kararlarına karşı, kararı öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde Yüksek Onur

Kurulu’na başvurma hakkına sahiptir.

İtiraz dilekçesi, Yüksek Onur Kurulu’na gönderilmek üzere oda yönetim kurulu başkanlığına verilir.

Dosyanın Yüksek Onur Kurulu’na gidiş ve dönüş posta ücreti itiraz edenden alınır.

Onur kurulu kararına yapılan itiraz üzerine yönetim kurulu, öncelikle itirazın süresinde olup olmadığını kontrol eder. İtiraz süresinde değil ise kararın kesinleşmiş olduğu ilgililere bildirilir ve karar gereği yerine getirilir. İtiraz süresinde ise veya karar resen Yüksek Onur Kurulu denetimine tabi ise karar ve ekleri en kısa zamanda Yüksek Onur Kuruluna gönderilir.” 8. Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin “Uzmanlık öğrencisi” başlıklı 11 inci maddesinde; “(1) Uzmanlık öğrencisi; kurumlarındaki kadro unvanı ne olursa olsun, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde programlarda uzmanlık eğitimi gören, araştırma ve uygulama yapan kişilerdir.

(2) Programlara yerleştirilen uzmanlık öğrencilerinin istihdam şekli, kurumlarının özel mevzuat hükümlerine tabidir.

(3) Uzmanlık öğrencisi muayenehane açamaz, uzmanlık eğitiminin gerektirdiği durumlar dışında aylıklı veya aylıksız hiçbir işte çalışamaz, (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/03/2021 tarihli ve 2021/40 YD İtiraz No’lu Kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: bu şekilde çalıştığı tespit edilen uzmanlık öğrencisinin ilgili eğitim kurumunca ilişiği kesilir).

(4) (Değişik:RG-26/11/2020-31316) Uzmanlık öğrencileri, uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan işlerde görevlendirilemez. Ancak deprem, sel baskını, salgın hastalık gibi olağandışı ve hizmetin normal olarak sürdürülemediği hallerde uzmanlık öğrencileri, hekimlik görevlerini yürütmek üzere eğitim gördüğü kurumda veya aynı il içerisindeki sağlık tesislerine 3 aylık süreler halinde bir yıl içinde en fazla iki defa görevlendirilebilir. Bu görevlerde geçen süreler eğitim süresinden sayılır. Ancak yukarıda sayılan haller nedeni ile tezini yetiştiremeyen ve çekirdek eğitim müfredatındaki yetkinliklerini kazanamayan uzmanlık öğrencilerine program yöneticisinin önerisi üzerine eğitim kurumunun akademik kurulu kararı ile 6 aya kadar süre uzatımı verilebilir.

(5) Uzmanlık öğrencilerinin nöbet uygulaması üç günde birden daha sık olmayacak şekilde düzenlenir.

(6) Uzmanlık öğrencisinin programlarda, kurul tarafından belirlenmiş müfredat ve standartlarda (Ek ibare:RG-9/4/2015-29321) eğitim verilmesinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Nöbet, çalışma ve eğitim odaları gibi eğitsel ve sosyal gereksinimleri karşılayan altyapı ve diğer standartlar kurumca sağlanır.

(7) Uzmanlık öğrencisi, programda bulunan bütün eğiticilerin gözetim ve denetiminde araştırma ve eğitim çalışmalarında ve sağlık hizmeti sunumunda görev alır, deontolojik ve etik kurallara uyar.”

9. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 9.1. “Bilgi İsteme” başlıklı 7 nci maddesinde; “ Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.

Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.” 9.2. “Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme” başlıklı 8 inci maddesinde; “ Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.

Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir.

Ancak, kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yolaçıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.

Acil vak’alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.

Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.” 9.3. “Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.

Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.

Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.” 10. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 10.1. “Nöbet Esasları” başlıklı 41 inci maddesinde; “ Genel olarak yataklı tedavi kurumlarında nöbet; normal çalışma saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde dışarıdan gelecek hastalarla, kurum içindeki hastaların acil durumlarında tıbbi ve bununla ilgili idari ve teknik yardımları vaktinde sağlıya bilmek, olması muhtemel idari ve teknik olay ve kasalara zamanında müdahale edebilmek amacını güder.

a) Nöbet Saat 8.00 den ertesi gün 8.00 e kadar devam eder. Nöbetçi olanlar hiçbir surette kurumdan ayrılamazlar.

b) Nöbetçi personel nöbeti teslim alacak personel gelmeden ve nöbetinde geçen önemli olaylar, izlenecek hususlar hakkında gerekli bilgiyi vermeden ayrılamaz.

Nöbeti teslim alacak vaktinde gelmediği takdirde, durum baştabibe bildirilir, gerekli tedbir alındıktan sonra eskisi ayrılabilir.

c) Nöbet günleri ancak baştabiblik müsaadesiyle değiştirilir. Bu takdirde nöbetçinin kabul edilebilir bir mazeretinin bulunması, değişikliğin hastane müdürü tarafından daha önceden nöbet cetvellerine işlenmesi ve ilgililere duyurulması gerekir.

d) Nöbet hizmetleri, yataklı tedavi kurumlarının tiplerine, yatak ve personel kadrosuna, yer ve önemine, faaliyetinin çokluğuna göre ayrı ayrı hükümlere tabidir.

e) Gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez. Geceyi yoğun mesai ile uykusuz geçiren personele, kurumun personel durumu ve imkanları müsait olmak, hizmeti aksatmamak kaydıyle evinde veya kurum içersinde lüzum görüldüğü sürece dinlenmesi için baştabib izin verebilir. Bu takdirde de bunlar acil durumlarda baştabib veya nöbetçi tabibin davetine uymaya mecburdurlar.

Hafta tatillerinde ve resmi tatil günlerinde nöbet tutanlara hizmeti aksatmamak kaydıyle diğer iş günlerinde nöbet süresi kadar izin verilebilir.

f) Kurum nöbet cetvelleri her hizmet bölümü veya meslek grubu için ayrı ayrı düzenlenir. Nöbet listeleri aylık olarak hazırlanır; tabib ve doğrudan baştabibliğe bağlı görevlilerin listelerini baştabiblik, idareye bağlı personelin listesini hastane müdürlüğü, başhemşireliğe bağlı olanların listelerini ise baş hemşirelik düzenler ve bunları baştabib onaylar. Nöbet listelerinin birer örneği baştabib odasına, nöbetçi tabib odalarına ve ayrıca kurumun görülebilen bir yerine asılır. Birer örneği de Sağlık müdürlüğüne gönderilir.

Nöbet listeleri normal günler için ayrı, Cumartesi, Pazar, bayram ve tatil günleri için de ayrı olarak düzenlenir. Nöbet listelerinin düzenlenmesinde yıllık izinler dikkate alınır.

g) Nöbet tutan her meslek grubu için sahifeleri numaralı ve tasdikli bir nöbet defteri tutulur. Nöbetçiler bu deftere nöbetlerinde geçen önemli olayları saat belirleyerek ve bir sonraki nöbetçiye devredilen tıbbi, idari ve teknik işlerle ilgili önerilerini kaydeder. Nöbet defterleri hergün hastane müdürü tarafından tetkik edilerek gerekleri yapılır. Önemli hususlarda baştabibe iletilir.” 10.2. “Nöbet Türleri” başlıklı 42 nci maddesinde; “ Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder.

A) İcapçı nöbeti (Ev nöbeti): Uzman adedi nöbet tutacak miktarlardan az, fakat birden fazla olan kurumlarda uzmanlar sırayla ev nöbetini tutarlar. Bunun için aylık ev nöbet listeleri hazırlanır. Ev nöbetçisi mesai saatleri dışında kurumun idari ve tıbbi her türlü gereklerinden sorumludur. Ev nöbetçisi akşam vizitlerini yapmaya, mesai dışında bulunduğu yeri bildirmeye, kuruma her davette gelmeye mecburdur.

B) Normal Nöbetler: Mesai saatleri dışında personelin mesai başlangıç saatini değiştirerek veya vardiye sistemi ile gördürülemeyen veyahut bunların dışında kalan hizmetlerin yürütülmesi için düzenlenen nöbet şeklidir. Bundan amaç; ilgili hizmetin mesai saati dışındaki devamını sürdürerek

idari ve tıbbi hizmetlerde süreklilik sağlamaktadır. Bu nedenle, bu nöbete kalan görevliler mensub olduğu hizmet bölümü amirinin yetki ve sorumlulukları ile mesleğinin yetki ve sorumluluklarını haizdirler.

Bu nöbetin tutulduğu kurumlarda, acil vak’alar için ayrıca nöbet veya hizmet birimi bulunmadığı takdirde acil vak’a muayenesini ve gerekli ilk yardım ve tedaviyi nöbetçi tabib yapar. Vak’a kendi branşıyle ilgili değilse süratle ilgili dal uzmanını ve acil vak’a için gerekli görülen diğer personeli de davet eder.

Bu nöbetle birlikte acil veya branş nöbeti tutulan kurumlarda normal nöbeti tutan tabib, baştabib yetkilerini haiz olarak sadece idari amir sorumluluğunu yüklenir.

Eğitim hastaneleri dışında uzman baştabib yardımcısı ile birlikte uzman tabib adedi normal nöbet tutmaya müsait kurumlarda baştabib yardımcıları da normal nöbete girerler.

C) Acil nöbetler: Uzman durumu müsait olan kurumlarda lüzum görülen branşlar için normal nöbete ilave olarak ayrıca acil nöbeti konulabilir. Bu takdirde acil nöbetine iştirak edecek diğer sağlık ve yardımcı sağlık personelinin kimler olacağını ve bunların miktarını baştabib tesbit eder.

Acil nöbeti tutanlar bir başka nöbete dahil edilmezler.

Acil nöbeti tutan uzmanın talebi üzerine yapılacak, çağrıya ilgili dal uzmanı ve diğer personel uymaya zorunludur.

D) Branş nöbeti: Birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kurumlarında uzman ve klinik adedi gözönüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte branş nöbeti tutturulabilir. Gerek görülürse ve uzman adedi yeterli bulunduğu takdirde acil vak’ası bulunan dallardan birer uzman, yoksa kıdemli uzmanlık eğitimi görenler de bu ekibe eklenebilir, veya davet edilebilir. Branş nöbetini üstlenen klinikler, gece nöbetini ifa edecek tabib ve personel ekiplerini düzenleyerek gereği yapılmak üzere baştabibliğe verirler. Bu kliniklere gereğinde başka hizmetlerden personel takviyesi yapılabilir. Branş nöbetlerini üstlenen klinikler o dalın acillerinin yatarak tedavi hizmetlerini de ifa ederler ve bu klinik personeline başkaca nöbet hizmetleri verilmez.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran tarafından özetle; İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde babasının ölümüne sebebiyet verildiği iddiasıyla İzmir Tabip Odasına yapmış olduğu başvurusunun gerektiği gibi incelenmeyerek “ilgili doktorlar hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına” karar verildiği, bu karara itirazlarının reddedildiği belirtilerek, konuyla ilgili Kurumumuz tarafından inceleme ve araştırma yapılması, bilgi ve belgeler elde edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiştir.

13. Bilindiği üzere Türk Tabipleri Birliği kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen, tıbbi deontoloji ve hekimlik meslek etiği

kurallarına aykırı davranan hekimler hakkında soruşturma açmaya ve disiplin cezası vermeye yetkilidir.

Mevzuatla kendisine verilen görev ve yetkileri kapsamında tabip odaları ve Türk Tabipleri Birliği tarafından yürütülen disiplin soruşturmalarının temel dayanağını, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği

Kanunu ve bu kanunun 59 uncu maddesine dayanılarak çıkartılan Türk Tabipleri Birliği Disiplin

Yönetmeliği ile diğer ilgili mevzuat oluşturmaktadır.

14. Başvuruya konu iddialarla ilgili Türk Tabipleri Birliğinin açıklamaları ve Kurumumuza iletilen inceleme dosyasının tetkiki neticesinde özetle; 14.1. tarafından; babası ’ün Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs

Hastalıkları Kliniğinde gerektiği gibi tedavi edilmediği, yanlış tedavi nedeniyle yoğun bakıma alındığı, yoğun bakımda iken Göğüs Hastalıkları Kliniği tarafından kabul edilmediği, babasının Göğüs

Hastalıkları Kliniğinde yattığı 14/12/2018-16/12/2018 tarih aralığında hiçbir uzman hekim tarafından görülmediği, uzmanlık öğrencilerinin kendilerini uzman hekim gibi tanıttığı, 16/12/2018 tarihinde saat

21.00 da babasının boğazına balgam takıldığı, Dr. ’e haber verildiği, odaya geldiğinde

aspirasyon cihazını çalıştıramadığı, diğer iki hemşirenin de çalıştıramadığı, babasının entübe edilmesi gerektiği, başka bölümlerden erkek görevli beklendiği, bu suretle babasının ölümüne neden olunduğu iddiasıyla İzmir Tabip Odasına şikayet başvurusu yapıldığı, 14.2. İzmir Tabip Odası tarafından İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden ’e ait hasta dosyası temin edilerek Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Görevlisi Doç. Dr. ’a sunulduğu ve bilimsel görüş istendiği, Doç. Dr. tarafından 19/12/2019 tarihinde ilk raporun sunulduğu, eksik evraklar temin edildikten sonra tekrar görüş istendiği, 06/02/2020 tarihinde ek görüş raporunu sunduğu, şikâyete ilişkin klinik ve laboratuvar bulguları, ilgili hekimlerden alınan yazılı bilgiler ve adı geçen hastaya ait epikriz incelenmek suretiyle mevcut bulgular eşliğinde hasta izlemi değerlendirilerek göğüs hastalıkları açısından eksik veya kusurlu bir durum veya uygulamanın saptanmadığına dair görüş bildirildiği, 14.3. Bunun üzerine İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından; kayıtlar, tarafların beyanları ve bilimsel görüş yazısında yer verilen değerlendirmeler çerçevesinde hekimlik uygulaması açısından hata ve ihmal olmadığı kanaatine varılarak Dr. , Dr. , Dr.

ve Dr. hakkında 12/02/2020 tarih ve sayılı “soruşturma açılmasına gerek olmadığına” dair karar verildiği, 14.4. Şikayetçi tarafından bu karara itiraz edilmesi üzerine itirazı inceleyen İzmir Tabip Odası Onur

Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve sayılı kararında; şikayetçinin hastanın serviste yattığı üç günlük süre içinde uzman doktor uğramadığı, uzmanlık öğrencilerinin kendilerini uzmanmış gibi tanıttığı iddialarının soyut nitelikte olduğu, şikayetçinin hastanın tedavisi ile ilgilenen hekimlerin isimleri ve nitelikleri yönündeki iddialarının varsayıma dayandığı, uzmanlık öğrencilerinin ise tıp fakültesinden mezun olmuş, hekimlik yetkisine sahip, tıpta uzmanlık sınavı sonucu uzmanlık eğitimi almaya hak kazanmış hekimler olduğu, uzmanlık eğitimi öğrencilerinin, uzmanlık eğitiminin ayrılmaz bir parçası olarak uzman hekimler gözetiminde ve talimatları doğrultusunda tıbbi süreçlere katılmasının uzmanlık eğitimi müfredatı uyarınca yasal bir zorunluluk ve aynı zamanda tıbbi gereklilik olduğu, dolayısıyla şikayetçinin bu yöndeki iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, 14.5. Daha sonra, Şikâyetçi tarafından İzmir Tabip Odası Onur Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve sayılı kararına da itiraz edildiği ve TTB Yüksek Onur Kurulu tarafından 17-19 Eylül 2021 tarih numaralı karar ile kararın bozulmasını gerektirir bir neden görülmediğinden itirazın reddine karar verdiği, Görülmüştür.

15. Sağlık hizmetlerinin 24 saat kesintisiz biçimde sunulması gerektiğinden Yataklı Tedavi Kurumları

Yönetmeliğine göre, sağlık tesislerinde görevli hekimlerin, görev yaptıkları hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabip tarafından tespit edilen şekillerde nöbet hizmeti tutma görevi bulunmaktadır. Bu Yönetmeliğe göre nöbet hizmetleri icapçı nöbeti (evde nöbet), normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülmekte ve eğitim hastanelerinde uzman ve uzmanlık eğitimi görenler de baştabip tarafından nöbet hizmetine dahil edilebilmektedir. Dolayısıyla, başvuruya konu olayın geçtiği 16/12/2018 tarihinin pazar günü olması nedeniyle, uzmanlık öğrencilerinin nöbet hizmetini hastanede, uzman hekimlerin de evden icap nöbeti şeklinde ifa etmelerinin mevzuata aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.

16. Yine, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde nöbet cetvellerinin her hizmet bölümü veya meslek grubu için ayrı ayrı düzenlenip baştabip tarafından onaylandıktan sonra birer örneği baştabip odasına, nöbetçi tabip odalarına ve ayrıca kurumun görülebilen bir yerine asılacağı hususu düzenlenmiştir. Başvuru dosyasında yer alan belgelerde nöbet listelerinin gereken yerlere asıldığının ve klinik doktorlarının yaka kartı taktıklarının belirtildiği görülmüştür. Ayrıca, başvuranın babasının 26/11/2018 tarihinden itibaren yaklaşık yirmi gündür hastanede yatarak tedavi gördüğü ve klinikteki uzman hekimlerin (eğitim görevlilerinin) uzmanlık öğrencileri ile birlikte her gün yaptıkları vizit ziyaretlerinde de uzman hekim-uzmanlık öğrencisi (asistan) ayrımının net bir şekilde görüleceği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın “uzmanlık öğrencilerinin kendilerini uzmanmış gibi tanıttığı” iddiası soyut kalmıştır.

17. Ayrıca, başvuranın babası yoğun bakım servisinde yatıyorken göğüs hastalıkları kliniği doktorlarına konsültasyon ile danışıldığı, hastanın göğüs hastalıkları kliniğince takip edilmeye devam edildiği, servise çıkışı ile ilgili gerekli tıbbi koşullar oluştuğunda servise alındığı görülmüştür. Diğer taraftan, başvuranın babasının balgamını dışarı atamadığı için ölümün gerçekleştiği ve olay anında aletlerin çalışmadığı/çalıştırılamadığı iddialarına karşılık, doktorların hastaya yemek yedirilmesine ve buna bağlı aspirasyon nedeniyle vefat ettiği ve aletlerin çalışmaması/çalıştırılamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı şeklinde karşılıklı iddiaların bulunduğu, bu iddiaların dosyada mevcut bilgi ve belgeler kapsamında sübuta erdirilemediği sebebiyle herhangi bir tespit yapılamadığı anlaşılmaktadır.

18. Başvuran tarafından İzmir Tabip Odasına yapılan başvuruları sonrasında; İzmir Tabip Odası Yönetim

Kurulunca başvuruya konu iddialarla ilgili bilgi ve belgelerin toplandığı, bir göğüs hastalıkları uzmanın bilimsel görüşüne başvurulduğu ve görüş yazısında “…gerekli müdahaleler yapılmasına rağmen hastanın vefat ettiği, mevcut bulgular eşliğinde göğüs hastalıkları açısından eksik ve kusurlu bir durum saptanmadığı…” belirtildiğinden; ilgili hekimler hakkında “soruşturma açılmasına gerek olmadığına” dair verilen kararın, bu karara itirazı üzerine İzmir Tabip Odası Onur Kurulunca verilen ret kararının ve yine bu karar da itirazı üzerine Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulunu ret kararının Türk

Tabipleri Birliği Kanunu ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak verildiği değerlendirilmiştir.

19. Sonuç olarak; başvuranın, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde babasının ölümüne sebebiyet verildiği iddiasıyla İzmir Tabip Odasına yaptığı başvuralar sonrasında konuyla ilgili gerektiği gibi inceleme ve araştırma yapılmadığına dair herhangi bir tespit yapılamadığından, başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük,

yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükmüne yer verilmiş olup, dosya kapsamında ilgili idarelerce bahse konu ilkelere aykırı davranıldığına dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre başvurunun REDDİNE; Kararın BAŞVURAN ile TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi