|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacılar ile davalı arasında hayvan çiftliği yapımı için düzenlenen sözleşmelerin geçerliliği ve tarafların borç ilişkisini incelemektedir. Davacılar, davalıyı işin süresinde teslim etmemekle ve eksik iş yapmakla suçlayarak, icra takiplerinin iptalini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, davacıların borçlu olmadığını tespit etmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmelerin muvazaalı olduğunu belirterek, davalı tarafın iddialarını kabul etmiştir.
Mahkeme, taraflar arasındaki gerçek iradenin ikinci sözleşme ile belirlendiğini ve bu sözleşmeye göre yapılan ödemelerin gerçek olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca, davalı tarafın dava konusu bonolara ilişkin ödeme yaptığını ispatlayamadığına ve işin eksik yapıldığını da ispatlayamadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacıların temyiz başvurusunu kabul ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş ve eksik araştırma ile karar verildiği gerekçesiyle dosyanın yeniden incelenmesine karar vermiştir. Bu durum, taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisini netleştirmek amacıyla uzman bilirkişi raporu alınmasını gerektirmektedir. |
6. Hukuk Dairesi 2023/3592 E. , 2024/4927 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/390 E., 2023/478 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kulu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2022/272 E., 2022/778 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat …, davacı asil … ile davalı vekili Avukat …..’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkiline ait taşınmaz üzerine hayvan çiftliği yapımı işi için davalı ile anlaşıldığını, ancak davalının işi süresinde teslim etmediğini, eksik yaptığı işlerden dolayı Tarımda Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından verilen hibe tutarının kesintiye uğradığını ileri sürerek, Konya 10. İcra Müdürlüğü’nün 2016/9089 Esas sayılı dosyasına konu 80.000,00 TL tutarındaki senet ile Konya 10. İcra Müdürlüğü’nün 2016/9236 Esas sayılı dosyasına konu 724.000,00 TL tutarındaki senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takiplerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 05.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile takip dosyalarındaki miktar da dahil sözleşme bedeli olan 1.380.970,02 TL bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında iki farklı sözleşme düzenlendiğini, noterde onaylanan ve kuruma ibraz edilen sözleşmeye göre yapılan ödemelerin hibenin alınması amacıyla müvekkili tarafından davacıların hesaplarına ve davacı …’ün oğlunun hesabına yapıldığını, müvekkilinin sözleşmedeki tüm edimlerini yerine getirerek işi teslim ettiğini, müvekkili ile davacılar arasında imzalanan 09.06.2016 tarihli yapım işleri geçici kabul tutanağı ile işlerin eksiksiz olarak yapılıp teslim edildiğine dair tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, TKDK’nın bu teslimi kabul ve uygun görmesi ile davacılara taahhüt edilen ücretin de ödenmiş olduğunu, ancak davacıların asıl uygulanması gereken sözleşmede kararlaştırılan borçlarını ödemediklerini, dava konusu bono senetlerinin halen müvekkili elinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraf şirketler arasında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu nezdinde akdedilen 14.11.2015 tarihli Yapım İşleri Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşme ve taraf şirketler arasında imzalanmış İnşaat Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile ticari ilişki tesis edildiği, sözleşme bedelinin tamamının davalı firmaya ödendiğini ihtiva eden ve yine davalı firma tarafından düzenlenerek imzalanan 13.06.2016 tarihli ibraname, yine adı geçen kurum tarafından dosyaya gönderilen davacı firmanın davalı firmaya bu sözleşmeden dolayı yapmış olduğu ödemelerin kayıt ve makbuzları, davacı şirket defter kayıtlarının bonoya bağlanmış borç kaydı içermediği dikkate alındığında davacı tarafın borçlu olmadığının tespiti kanaatine varıldığı, ıslahla talebin arttırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Kulu İcra Müdürlüğü’nün 2019/51 Esas sayılı ve 2017/84 Esas sayılı dosyalarında davacıların borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, taraflar arasında düzenlenen 14.11.2015 tarihli sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığının ikinci sözleşme ile ispat edildiği, taraflar arasında nispi muvazaa söz konusu olup, TBK’nın 19. maddesi uyarınca gerçek ve ortak iradeleri esas alınması gerektiği, tarafların gerçek ve ortak iradesini yansıtan ikinci sözleşmenin 8/b. maddesinde tarafların bankalar aracılığıyla yapılacak ödemelerin gerçek olmadığı, mal sahiplerinin yapımcıya aslında böyle bir ödeme yapmadığı belirtildiğine göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde bankalar aracılığıyla yapılan ödemelerin, buna uygun olarak düzenlenen ticari defterlerin ve kuruma ibraz etmek üzere düzenlenen ve 14.11.2015 tarihli sözleşmeye atıfta bulunan ibranamenin esas alınmasının mümkün olmadığı, iş sahibinin ikinci sözleşmede belirlenen ödeme planına göre ödeme yapıp yapmadığının değerlendirilmesi gerektiği, borçlu tarafından dava konusu bonolara ilişkin olarak ödeme yapıldığının usulünce ispatlanamadığı, bono asıllarının da halen yüklenicide olduğu, işin eksik yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekilince süresinde duruşmalı olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re’sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Taraflar arasında 14.11.2015 tarihli ve süt üretme tesisi binalarının yapımı işi konulu “Yapım Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile tarih içermeyen “İnşaat Sözleşmesi” başlıklı ve çardak, yem deposu… inşaası, mevcut çardağın ve sağımhanenin tadilatı, çevre düzenlemesi konulu iki ayrı sözleşme düzenlenmiştir. Sözleşmeler dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacılar iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
14.11.2015 tarihli sözleşmenin davacının hibe desteği almak için Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na sunulmak üzere hazırlandığı, tarihsiz sözleşmenin ise taraflar arasındaki ilişkiyi düzenlediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 14.11.2015 tarihli sözleşmede iş bedeli KDV hariç 1.380.970,02 TL olarak belirlenmiş ve ödemelerin yüklenicinin banka hesabına yapılacağı kararlaştırılmış, tarihsiz sözleşmede ise iş bedelinin anahtar teslimi 1.225.000 TL olduğu, ödeme şeklinin ise 03.11.015 tarihinde 200.000 TL nakit, 05.12.015 vadeli 20.920,00 bedelli çek, 25.12.015 vadeli 200.000,00 bedelli bono, 25/07/2016 vadeli 80.000,00 bedelli bono ve 724.080,00 bedelli bono ile yapılacağı belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince borçlu tarafından dava konusu bonolara ilişkin olarak ödeme yapıldığının usulünce ispatlanamadığı, bono asıllarının da halen yüklenicide olduğu, işin eksik yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Öte yandan Tarımda Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun 03.01.2019 tarihli yazısında eksik imalat nedeniyle 134.040,86 TL bedel kesintisi yapıldığı belirtildiği halde, mahkemece bu yönde de inceleme yapılmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, taraflar arasında düzenlenen 14.11.2015 tarihli sözleşme ve tarihsiz sözleşme hükümleri çerçevesinde, özellikle davalı yüklenicinin davacı iş sahibine gönderdiğini iddia ettiği meblağı banka hesap kayıtları incelenmek suretiyle tespit etmek, taraflar arasında başka bir hukuki ilişki bulunmadığından ve buna karşı davacının aşamalarda bir itirazı olmadığı da anlaşıldığından iş sahibi davacı şirket yetkilisi Hasan Tümtürk ve bu nedenle oğlu Muzaffer Tümtürk’e gönderilen toplam meblağ da tespit edildikten sonra, kurumun 03.01.2019 tarihli yazısı gereğince eksik iş bedeli de hesaplanarak davalı yüklenicinin hak ettiği toplam iş bedelini belirlemek, taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisini net olarak ortaya çıkarmak ve dava konusu iki adet senetten dolayı davacı tarafın borçlu olup olmadığı tespit edilerek, davacının menfi tespit istemi ile ilgili karar vermekten ibarettir.
Eksik araştırma ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden davacılar vekilinin temyiz sebeplerinin kabulü ile kararın BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacılar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17.12.2024 oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.