ÖZET: Bu karar, başvuranın sözleşmeli personel olarak çalıştığı Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda, görev tanımına uymayan ek işlerin verilmesi, disiplin işlemleri ve mobbing iddialarına ilişkin taleplerini kapsamaktadır. Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine dayanarak disiplin işlemlerinin uygulanmasını talep etmiştir. Ancak, sözleşmeli personel için disiplin hükümlerinin uygulanmasına dair özel bir düzenleme bulunmadığı ve bu nedenle disiplin cezalarının uygulanamayacağı belirtilmiştir.

İdare, başvuranın disiplin suçlarına ilişkin tutanaklar düzenlemiş, ancak bu tutanakların sözleşmeli personelin özlük dosyasına etkisi olmadığı ifade edilmiştir. Mobbing iddiaları ise, yapılan incelemeler sonucunda doğrulanmamış ve başvuranın görev tanımına uygun işlerin verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talepleri kısmen kabul edilerek, idarenin uygulamalarında hukuka uygunluk bulunmadığına dair bir değerlendirme yapılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/2513-S.22.3814

BAŞVURU NO : 2021/15350

KARAR TARİHİ : 24/02/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın sözleşmeli personel olması sebebiyle kendisine verilen görevler, ikaz yazıları ve mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09/09/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı Sahil

Güvenlik Mersin Onarım Komutanlığı Plan Keşif Kısım Amirliğinde 2018 yılı itibariyle gemi yapımı teknisyeni (4B sözleşmeli personel) olarak görev yaptığını, yaptığı işle ilişkili olmayan ek işlerin mevzuata aykırı olarak tarafına verildiğini belirtmektedir. Başvuran, gemi inşa teknisyeni görev tanımı TMK’ ya uygun olmayan ek işlerin iptal edilmesini, 23/08/2019 tarihli “sözleşmeli personel görev tanımları” konulu emrin iptal edilmesini, sağlık mazereti ve 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununa aykırı olan “kargo takip” işinin tarafından alınmasını, kurumun hizmet sözleşmesinde değişiklik yapılarak “ilgilinin görevi sırasında Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde geçen disiplin suçu gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunda, bu husus sözleşme yenilenmesi aşamasında değerlendirmeye alınacaktır” maddesinin eklenmesinin Maliye Bakanlığı’nın mevcut 22/03/2013 tarihli mevcut hizmet sözleşmesi örneğine aykırı olduğunu ve idare tarafından keyfi sözleşme feshi uygulamalarının istenmesine sebep olabileceğinden iptal edilmesini, özlük dosyasındaki tutanak ve ikazların iptal edilerek dosyasından çıkartılmasını, amirleri tarafından kendisine uygulanan mobbing uygulamalarının sonlandırılmasını, 4B sözleşmeli personele disiplin yönetmeliği kapsamında

İdari soruşturmalar yapılamayacağının hatırlatılarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 05/11/2021 tarih ve

sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Adı geçen personelin, 09/11/2018 tarihinde Sahil Güvenlik Mersin Onarım Komutanlığı Plan Keşif

Kısım Amirliğine sözleşmeli personel (gemi inşa teknisyeni) olarak atandığı, 06/12/2018 tarihinde görevine başladığı, personelin halihazırda mevcut görevine devam etmekte olduğu ve sözleşmeli personel olması

nedeni ile kadro ve derecesinin bulunmadığı, görev yaptığı birimdeki birinci amiri SG Binbaşı

, ikinci amirinin ise SG Binbaşı olduğu,

2.2) Şikâyete konu uyuşmazlıklara ilişkin “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar”

konulu Bakanlar Kurulu Kararı’nın uygulandığı, ancak söz konusu kararda disiplin hükümlerinin bulunmaması nedeniyle İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığından görüş talep edildiği, söz konusu görüş kapsamında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125’inci maddesinin referans norm olarak alınacağının bildirildiği ve adı geçen personelin söz konusu Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında uyarıldığı

2.3) Personelin gemi inşa teknisyeni olarak, görev tanımlarının “Plan Keşif Kısım Amirliği Teknisyen

(Gemi İnşa) Görevleri” başlığı altında 26/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği,

2.4) Başvuranın disiplin cezalarına konu eylemlerine karşın amirleri tarafından;

23/08/2019 tarihinde “verilen emri yerine getirmemek ve kamu kurumunda çalışan personele uygun olmayan ve nezaket kurallarına uymayan üslupta bulunmak”, 23/08/2019 tarihinde, “görevin icrasında imtina etmesi”, 18/09/2019 tarihinde “usulsüz müracaat”, 18/09/2019 tarihinde “verilen emri yerine getirmemesi”, 14/06/2021 tarihinde “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” nedenleriyle yapılan disiplin soruşturma dosyalarının ve bunların sonucunda düzenlenen Uyarı tutanaklarının bulunduğu,

2.5) Söz konusu uyarı tutanaklarının, 7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar

Konulu Bakanlar Kurulu Kararında sözleşmeli personelin disiplin hususlarına ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle sözleşme yenileme döneminde yapılacak değerlendirmeye esas olması maksadıyla verildiği, başvuranın sözleşmeli personel olması nedeniyle işlemiş olduğu disiplinsizlik fiili ile birlikte müteakip dönemde aynı veya başka bir disiplinsizliğinin tespiti halinde sözleşme yenileme aşamasında bu hususların göz önünde bulundurulacağı kendisine tebliğ edildiği, sözleşmeli personel olarak çalışması nedeniyle düzenlenen tutanakların özlük/sicilinde herhangi bir etkisinin olmadığı,

2.6) Başvuranın, 21/05/2021 tarihli dilekçesi ile SG Bnb. tarafından kendisine mobbing

uygulandığını belirterek başvuruda bulunduğu, bir üst amir tarafından yapılan inceleme neticesinde herhangi bir mobbing olayının olmadığına karar verildiği,

2.7) Başvurana verilen kargo dağıtım görevinin, gelen malzemenin durumuna ilişkin olarak hangi birim ile

ilgili ise o birimde çalışan personelin görevlendirilmesi usulü ile yapıldığı, bu kapsamda bu görevi sadece kendisinin yapmadığı, farklı birimlerde çalışan diğer personelin de eksik personel olması nedeniyle kendi birimlerine ait bu görevi yaptığının tespit edildiği,

2.8) Başvurana verilen “malzeme tedarik işi”, “Plan Keşif Kısım Amirliği uhdesinde yürütülen diğer

görevleri yapmaktan sorumludur” emir yazıları ile başvuran tarafından 26/08/2019 tarihinde imzalandığı,

2.9) Adı geçen personelin “yazılı olarak ikaz edilmesine ilişkin işlemin iptali” maksadıyla Mersin 1. İdare

Mahkemesi nezdinde Sahil Güvenlik Komutanlığına dava açtığı, söz konusu davanın hâlihazırda devam ettiği,

2.10) Davacının tabi olduğu Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar Bakanlar Kurulu Kararı

incelendiğinde, sözleşmeli olarak çalıştırılan personele hizmet sözleşmesinde belirtilen hükümlere aykırı davranması nedeniyle ceza verilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte sözleşmeli personelin cezai hükümlere tabi diğer personele de kötü örnek olacak şekilde hizmete uygun olmayan

davranışları neticesinde ikaz edilmesi maksadıyla herhangi bir yazılı uyarı verilmeyeceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığı,

2.11) Genel bir kolluk kuvveti olan Sahil Güvenlik Komutanlığı personel teşkilat yapısı incelendiğinde,

davacının da bulunduğu sözleşmeli personelin yanında, subay, astsubay, devlet memuru, uzman erbaş ve işçi gibi farklı statülerde personelin bulunduğu, örneğin hesap sorumlusu, mal sorumlusu vb. unvanlarda hem astsubay, hem devlet memuru, hem de sözleşmeli personelin istihdam edilmekte olduğu, benzer işleri yapan bahse konu personelin yaptığı görev ile ilgili disiplin cezası gerektiren eylemlerinden diğer personeller ceza alırken, aynı işi yapan sözleşmeli personele ise hukuken herhangi bir ceza verilemediği, sözleşmeli personel dışındaki diğer tüm statüdeki personelin disiplin suçu gerektiren fiil ve eylemlerine karşılık ilgili oldukları mevzuatta karşılığı olan disiplin cezaları verilerek personel disiplin altına alındığı ve diğer tüm statüdeki personele de kötü emsal teşkil etmesi engellenerek Sahil Güvenlik Komutanlığına tevdi edilen hizmetlerin aksaksız bir şekilde yerine getirilmesinin sağlandığı,

2.12) Adı geçenin, 5 farklı tarihte gerçekleştirdiği disiplin suçu gerektiren 5 ayrı fiil ve eylemine karşı 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun disipline ilişkin hükümlerinin referans norm olarak kullanıldığı, kendisine herhangi bir ceza verilmeyip sadece diğer personele emsal teşkil etmemesi maksadıyla disiplin suçu gerektiren eylemlerden kaçınması konusunda ikaz edildiği, yapılan bu ikazların, davacı da dâhil olmak üzere hiçbir sözleşmeli personelin bilgi sistemine işlenmediği, herhangi bir ceza puanı vb. işleme tabi tutulmadığı, sözleşmeli statüsündeki personele ceza verilmesine ilişkin meri mevzuatta herhangi bir hüküm olmasa da, kanun koyucu tarafından idareye personelini etkin ve verimli kullanması ve gerekli her türlü disiplin tedbirlerini alma yetkisinin verildiği, bu yetkiye istinaden tüm personele objektif yaklaşılması ve davacı da dâhil olmak üzere sözleşmeli statüdeki personelin yasal olarak disiplin cezası almasa da ikaz edilmesi suretiyle, suç teşkil eden davranışlardan kaçınmaları gerektiği konusunda gerekli uyarıların yapılmasının sağlandığı,

2.13) İdarenin mevcut yasalar çerçevesinde kendisine verilen yetki doğrultusunda yapmış olduğu idari

işlemin; başvuranın talebi üzerine ortadan kaldırılması halinde, bu hususun idarenin başta sözleşmeli personel olmak üzere tüm personeli disipline etme yetkisini elinden alacağı, diğer personelin de disiplinsiz davranmaları yönünde kötü emsal teşkil ederek usul olacağı ve genel bir kolluk kuvveti olan Sahil Güvenlik

Komutanlığında kamu hizmetlerinin akılcı ve verimli olarak arzu edilen başarı seviyesinde yerine getirebilmesi konusunda ciddi güçlüklerle karşılaşılacağının kıymetlendirildiği,

2.14) Sahil Güvenlik Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın 05.11.2021 tarih ve E.254270

sayılı görüş yazısında özetle; Hali hazırda Komutanlığımız bünyesinde çalışan sözleşmeli personele disiplin cezası uygulanabileceği yönünde herhangi bir idari düzenleme bulunmadığı, bununla birlikte idare tarafından hizmet sözleşmesine, mevzuat ve emirlere aykırı ve kurumun genel disiplinini bozucu nitelikte davranışlarda bulunması halinde sözleşmeli personeli hakkında idari tahkikat yapılmasının önünde hukuken bir engel bulunmadığı, idarenin hiyerarşi denetimi kapsamında aynı kamu tüzel kişiliği içinde üstün astını denetlemesinin olağan bir yetki olduğu ve bu konuda açık bir yasal izne ihtiyaç bulunmadığı, bu kapsamda başvurucu hakkında yapılan idari tahkikatlara ilişkin sonuç raporlarının ve ikazların özlük dosyasından çıkarılması talebinin kabul edilebilir olmadığının değerlendirildiği, yerleşik yüksek yargı kararları ile de kabul edildiği üzere, personelin tutum ve davranışlarında daha dikkatli ve tutarlı davranması hususunda ikaz edilmesine ilişkin işlemin disiplin cezası niteliği taşımadığı ancak idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu ve dava konusu edilebileceğinin açık olduğu, dava konusu edilerek hukuka aykırılığı bir yargı kararı ile tespit edilmiş olmadıkça idari işlem niteliğinde olan söz konusu ikazların bir el idari işlem olmaları nedeniyle kesinlik, icrailik ve hukuka uygunluk karinesinden yaralanacağı mütalaa edildiği,

6 Haziran 1978 tarihli 15754 sayılı “Sözleşmeli Personel Çalıştırılması Hakkında Esaslar” başlıklı Bakanlar

Kurulu Kararı (08 Mayıs 2020 tarihli, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Cumhurbaşkanı

Yönetmeliği) incelendiğinde, “Sözleşmenin Feshi” başlıklı Ek madde 6 ç bendinde sayılan; “Hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle bağlı bulundukları yöneticileri tarafından yazılı olarak uyarılmasına rağmen söz konusu koşullara uymama halinin tekrarlanması” halinde idarenin sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceğine dair düzenleme Danıştay 12. Dairesinin 10/12/2014 tarihli ve

E.2011/6048 E, K: 20214/8538 sayılı kararı ile iptal edildiği, anılan iptal kararının gerekçesinde; “…personelin hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması sebebiyle bağlı bulundukları yöneticileri tarafından yazılı olarak uyarılmasına rağmen, söz konusu koşullara uymama halinin tekrarlanması halinde ilgilinin sözleşmesinin idare tarafından tek taraflı olarak feshedileceği düzenlenmiş ise de; sözleşmede belirtilen koşullar arasında -fiil ve hallerin ağırlığı yönünden herhangi bir ayrım yapılmadan tüm ihlal hallerinin sözleşme feshi nedeni olarak düzenlenmesinin; (ölçülülük); isnat olunacak sözleşme ihlali halinin tespiti için soruşturma yapılması, savunma alınması, birden farklı kişinin sürece katılmasının sağlanması gibi herhangi bir filtre sistemi öngörülmeden sözleşme feshinin personelin bağlı olduğu yönetici tarafından uyarılmasına bağlanmasının (objektiflik); yöneticilere tanınan yetkinin aynı ve benzer olay ve durumlarda, aynı doğrultuda ve aynı işlemleri ortaya koyacak şekilde kullanılmasını sağlayacak ölçütler içermemesi (nesnellik-eşitlik ), uyarıya rağmen koşullara uymama halinin aynı nitelikte eylem için mi, yoksa farklı nitelikte eylem için mi düzenlendiğinin tereddütsüz ortaya konulamaması (netlik), iptali istenen düzenlemenin farklı uygulamalara ve kararlara neden olabilecek nitelikte olması; bir diğer ifade ile idarenin genel, eşit ve objektif işlem tesis etme yükümlülüğünden uzaklaşmasına yol açabilecek nitelikte olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, düzenlemede hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı” şeklinde olduğu, anılan iptal kararını onayan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel

Kurulu 18/12/2017 tarihli, E:2015/1889, K:2017/4349 sayılı kararında ise; “Daire kararında, isnat olunacak sözleşme ihlali halinin tespiti için soruşturma yapılması ve savunma alınması gerekliliği vurgulanarak davaya konu düzenlemede, buna imkan verilmemesi bir eksiklik ve hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edilmiş ise de; sözleşmenin feshi halleri ile disiplin cezasını gerektiren hallerin özdeş olmayıp, farklı süreçler olduğunun dikkate alınması gerektiği, bir başka deyişle, sözleşmenin feshini gerektiren hallerde mutlak şekilde soruşturma açılması ve savunma alınması zorunluluğundan bahsetmenin olanaklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, Dairenin bu yöndeki gerekçesinde hukuka uygunluk bulunmamakla birlikte, ihlal fiili ve hallerinin ağırlığı yönünden herhangi bir ayrıma gidilmemesi, yöneticilere tanınan yetkinin nesnellikten uzak olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu düzenlemede hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, sonucu itibarıyla Daire kararında hukuki isabetsizlik görülmemiştir.” gerekçesine yer verildiğinin görüldüğü, yüksek mahkeme kararları ve gerekçeleri incelendiğinde yazılı olarak ikaz edilmenin hukuka aykırılığına ilişkin bir tespitin olmadığı, bu ikaza bağlanan sözleşmenin feshi sonucunun yukarıdaki gerekçelerle hukuka aykırılığı yönünde bir tespit yapıldığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından 2021 hizmet sözleşmesine eklenen “ilgilinin görevi sırasında

Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine geçen disiplin suçu gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunda, bu husus birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunda, bu husus sözleşme yenilenmesi aşamasında değerlendirmeye alınacaktır” ibaresi incelendiğinde Danıştay iptal kararına konu yukarıda bahsi geçen düzenlemeden farklı olarak, sözleşmeli personelin Devlet Memurları Kanunu’nun 125’inci maddesine geçen disiplin suçu gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunun, doğrudan sözleşmenin feshi sonucunu doğurmadığı sadece sözleşmenin yenilenmesi aşamasında değerlendirme kriteri olarak düzenleme altına alındığı, ayrıca anılan durumun tespitinin soruşturma yapılması şartına bağlanmış olmasının da yüksek yargı kararı ile uyumlu olduğunun değerlendirildiği,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4’üncü maddesinin b bendinin 3’üncü fıkrasında geçen “…. Bu

şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca

sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler” ibaresi ve Sözleşmeli Personel

Çalıştırılması Hakkında Esaslar’ın 7’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan; “Bu statüde çalışanların sözleşme koşullarına uymaması nedeniyle kurum tarafından, …. , sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi hallerinde, iş sonu tazminatı ödenmez.” düzenlemesi ve yargı kararları göz önünde bulundurulduğunda hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmenin sözleşmenin feshi sonucu doğuracağı ama bu durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiğinin değerlendirildiği, ayrıca sözleşmenin feshi ve sözleşmenin yenilenmemesinin ayrı hukuki kurumlar olduğu da göz önünde bulundurulması gereken hususlar olduğu, Sözleşmeli Personel Çalıştırılması Hakkında Esaslar’ın 1’nci maddesi; “Bu Esaslar, 14/7/1965 tarihli ve

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası hükmü uyarınca “kamu idare,

kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri hakkında uygulanır.”, yine aynı Esasların 5’inci maddesi; “Sözleşme süreleri mali yıl ile sınırlıdır.” hükmünü amir olduğu, anılan hükümlerden de anlaşılacağı üzere söz konusu hizmet sözleşmelerinin 1 mali yıl ile sınırlı olmak üzere yapılmakta olduğu, sözleşme süresinin sonunda idarenin sözleşmeyi yenilememe konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının ve idarece işlemin nedeni olarak ileri sürülen nedenlerin gerçek ve işlemi haklı kılacak nitelikte olup olmadığı hususunun yargı organlarınca denetleneceği, aksi durumun kabulünün keyfi idare anlayışına yol açacağı, Başvurucu tarafından “ilgilinin görevi sırasında Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine geçen disiplin suçu gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunda, bu husus sözleşme yenilenmesi aşamasında değerlendirmeye alınacaktır” ibaresinin, Maliye Bakanlığı’nın mevcut 22/03/2013 tarihli mevcut hizmet sözleşmesi örneğine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; sözleşmeli personel hakkında uygulanacak mevzuatın; Sözleşmeli Personel Çalıştırılması

Hakkında Esaslar, tip hizmet sözleşmesi ve idare ile sözleşmeli personel arasında imzalanan sözleşme olduğu, idare ile sözleşmeli personel arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde anılan esaslara ve esasların özellikle mali hususların düzenlenmesi konusunda atıf (Esasların 3’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında yer alan düzenleme vb.) yaptığı konularda, Maliye Bakanlığınca vize edilen tip sözleşmelere aykırı hükümler içermediği, İdare tarafından sözleşmenin yenilenmesi aşamasında bir değerlendirme kriteri olarak eklenen, mali hükümlere ilişkin olmayan söz konusu hususun yukarıda izah edilen nedenlerle üst norm olan esaslara aykırılık teşkil etmediğinin değerlendirildiği”, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”,

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”,

3.3) “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

3.4) “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak

ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

3.5) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların

hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.6) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.7) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinde;

“Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;

5.1) “Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve

Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.

Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır.”

5.2) “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.

A) Memur:

Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır.

… B) Sözleşmeli personel:

Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.”

5.3) “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124’ncü maddesinde; “(Değişik birinci

fıkra:29/11/1984 – KHK-243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir. (Değişik: 12/5/1982 – 2670/30 md.) Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.”

5.4) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125’inci maddesinde;

“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, …

d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak, …

B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama

cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak, …

j) Verilen emirlere itiraz etmek

…

D – Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

…

n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak”

6) 28/06/1978 tarihli ve 16330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 06/06/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararı Eki Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların;

6.1) 1’inci maddesinde;

“Bu Esaslar, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası hükmü uyarınca kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri hakkında uygulanır”.

6.2) 4’üncü maddesinde;

“Personel, sözleşmelerinde belirtilen görev yeri dışında çalıştırılamaz….”

6.3) 5’inci maddesinde;

“ (Değişik:22/11/2010-2010/1169) Sözleşme süreleri mali yıl ile sınırlıdır.”

6.4) 6’ncı maddesinde;

“İlgililer sözleşmelerinde belirtilen görev dışında başka bir işte çalıştırılamaz.”

6.5) 10’uncu maddesinde;

“ Resmi tabip raporu ile kanıtlanan hastalıklar için yılda 30 günü geçmemek üzere (Danıştay Onikinci

Dairesinin 11/03/2013 tarihli ve E:2009/3956, K:2013/1443 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/10/2015 tarihli ve E:2013/1713, K:2015/3762 sayılı kararı ile onanmıştır.) ücretli hastalık izni verilebilir. Hastalık sebebiyle, Sosyal Sigortalar Kurumunca ödenen geçici iş göremezlik tazminatı ilgilinin ücretinden düşülür.”

6.6) 13’üncü maddesinde;

“Devlet memurları için saptanan çalışma saat ve süreleri sözleşmeli personel için de uygulanır.. Ancak, tam gün çalışmayı gerektirmeyen durumlarda Cumhurbaşkanlığının onayı alınmak kaydıyla birinci fıkra hükmü dışında düzenlemeler yapılabilir. Bu Karar Esaslarına göre çalıştırılacak sözleşmeli personel o gün bitirilmesi gereken işlerin bitimine kadar çalışmak zorundadır. Normal çalışma sürelerini aşan bu süreler için ilgili kanunlarında öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla her sekiz saati için bir gün hesabıyla izin verilir. (Ek:14/05/2018-2018/11809) Günün yirmi dört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan sözleşmeli personelin çalışma saat ve şekilleri kurumlarınca düzenlenir…”

6.7) “Sözleşmenin Feshi” başlıklı Ek 6’ncı maddesinde;

“a) İşe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması, b) İşe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini sonradan kaybetmesi, c) Sözleşme dönemi içerisinde mazeretsiz ve kesintisiz üç gün veya toplam on gün süreyle görevine gelmemesi, ç) Hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle bağlı bulundukları yöneticileri tarafından yazılı olarak uyarılmasına rağmen söz konusu koşullara uymama halinin tekrarlanması, (Danıştay On ikinci Dairesinin 10/12/2014 tarihli ve E:2011/6048, K:2014/8538 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)

d) Hizmetinin gerektirdiği pozisyona ihtiyaç kalmaması, e) Bir proje kapsamında işe alınması durumunda istihdam edildiği projenin tamamının veya proje bölümlerinin sözleşmede öngörülen süreden önce tamamlanması, f) (Ek: 20/02/2017-2017/9949) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olması, bu örgütlere yardım etmesi, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanması ya da kullandırması, bu örgütlerin propagandasını yapması, hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca sözleşmesi tek taraflı feshedilir.

Personel; kendi isteği ile bir ay önceden haber vermek koşuluyla veya Ek 1 inci maddenin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bendi uyarınca sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir.

Hizmet sözleşmesi, ölüm ve 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sayılan hallerde kendiliğinden sona erer.”

7) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; “kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.”

Şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvuran özetle; sözleşmeli personel (gemi inşa

teknisyeni) olması sebebiyle görev tanımında olmayan ek işlerin ve 23/08/2019 tarihli “sözleşmeli personel görev tanımları” konulu emrin iptal edilmesini, kurumun hizmet sözleşmesinde “ilgilinin görevi sırasında

Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesine geçen disiplin suçu gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirdiğinin yapılacak soruşturma neticesinde tespit edilmesi durumunda, bu husus sözleşme yenilenmesi aşamasında değerlendirmeye alınacaktır” ifadesinin keyfi sözleşme feshi uygulamalarına sebebiyet vereceği gerekçesiyle kaldırılmasını, özlük dosyasındaki tutanak ve ikazların iptal edilerek dosyasından çıkartılmasını, amirleri tarafından kendisine uygulanan mobbing uygulamalarının sonlandırılmasını, 4B sözleşmeli personele disiplin yönetmeliği kapsamında İdari soruşturmalar yapılamayacağının hatırlatılarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.

10) Konuyla ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde, Anayasamızın 128 inci maddesi ile kamu hizmetinin

gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüldüğü, 657 sayılı

Kanun’un 4/A maddesinde ise asli ve sürekli kamu hizmetlerinin ifası ile görevli olanların memur olduğunun düzenlendiği, aynı maddenin (B) bendinde sözleşmeli personel ve (D) bendinde de işçi tanımına yer verildiği anlaşılmaktadır.

11) Bilindiği üzere, devlet memurları bakımından disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller ile bu fillere

karşılık verilecek olan disiplin cezaları 657 sayılı Kanunun 125’inci ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Aynı Kanunun 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında ise, sözleşmeli personel hakkında ancak 657 sayılı Kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanabileceği hükmü öngörülmektedir. Bu hüküm doğrultusunda, 657 sayılı Kanun incelendiğinde, söz konusu Kanunun 4/B maddesi kapsamında çalıştırılan sözleşmeli personel hakkında, adı geçen Kanunun 125’inci maddesinde düzenlenen disiplin hükümlerinin

uygulanabileceğine dair özel bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan, sözleşmeli personele uygulanacak hükümlerin düzenlendiği “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” da da sözleşmeli personellere uygulanacak disiplin fiilleri ve cezalarına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemekle birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun disiplin hükümlerine de herhangi bir atıfta bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

12) Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik” tir. Bu

ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

13) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun madde 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen personele ilişkin

genel esaslar, 06/06/1978 tarih, 15754 sayılı BKK ile düzenlenmiştir. Yapılan bu düzenleme, sözleşmeli personelin kamuda istihdamına ilişkin genel esaslar belirlenmiştir. Söz konusu düzenleme, sözleşme ücretleri, görev yeri, sözleşme sürelerinin mali yılla sınırlandırılması, emeklilik hakları, izin hakları, mesai saatleri gibi konuları içermektedir. Ayrıca sonradan yapılan değişikliklerle yeniden hizmete alınma, sınav şartı, kurum içi yer değişikliği, unvan değişikliği, sözleşme fesih nedenleri gibi hükümler eklenmiştir.

14) Sözleşmeli personelin disiplin işlemlerine ilişkin, Ek 6. maddesinde sözleşmeyi sona erdiren hâller

sayılmıştır. Anılan maddenin (ç) bendi, hizmet sözleşmesinde yer alan koşullara uygun hareket edilmemesi üzerine, sözleşmeli personelin yazılı olarak uyarılmasına rağmen koşullara uymama hâlinin tekrarı hâlinde sözleşmenin idarece fesih edilebilmesi hükmünü içermekteyken, Danıştay 12. Dairesinin 10/12/2014 tarihli ve E:2011/6048, K:2014/8538 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu hüküm, sözleşme fesih nedenleri arasındaki disipline ilişkin tek düzenleme olarak görülmektedir. Ancak hükmün iptali ile sözleşme fesih nedenleri ile disiplin uygulamalarının bir bağı kalmamıştır.

15) Anayasanın 7 nci maddesinde, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve

devredilemeyeceği; 8 inci maddesinde, yürütme yetkisinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak yerine getirileceği belirtilirken; 123 üncü maddesinde idarenin kanuniliği ilkesine yer verilmiştir. Buna göre, Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirli olmayan bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının

Anayasa’nın 7 nci maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.

16) Anayasanın 38 inci maddesi ile düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca, yasaklanan

eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Bu kapsamda idari ve adli cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmadığından disiplin cezalarının da bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğu değerlendirilmektedir.

17) Sözleşmeli personele nasıl bir disiplin süreci işletileceği, müeyyidelerin neler olduğu gibi konularda

herhangi bir düzenleme söz konusu olmasa da kimi kurum ve kuruluşlar, sözleşmeli personele yönelik disiplin yönetmelikleri hazırlarken kimileri de hizmet sözleşmelerinde bazı düzenlemeler yapma yoluna gitmektedirler.

18) Bir diğer uygulama da bazı kurum ve kuruluşların sözleşmeli personelle imzaladığı tip sözleşmelerinde

disiplin işlemlerine ilişkin genel hükümlere yer vermesi ya da sözleşme metninde, sözleşmeli personele belli durumlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki hükümlerine göre disiplin işleminin uygulanacağı yönünde bir ifadeye yer verilmesi şeklinde gerçekleştirilebilmektedir.

19) Nitekim Danıştay 12 nci Dairesinin 09/09/2015 tarihli ve E:2015/1695, K:2015/4717 sayılı

kararında; “Memurlarla aynı işi yapsalar da 657 sayılı Kanun gereğince statüsü, çalıştırılma amacı, süresi, hakları ve yükümlülükleri Devlet memurlarından farklılık arz eden geçici personelin istihdam koşulları ile ilgili olarak, yine 657 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak her yıl yayınlanan Bakanlar

Kurulu kararlarında, 657 sayılı Kanun’un memurlar için öngördüğü koşullardan farklı düzenlemelere gidilmiştir. Dolayısıyla, 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi ile ilgili uyuşmazlıkların yargı mercilerince çözümünde, 657 sayılı Kanun’un memurlarla ilgili hükümlerini doğrudan uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bununla birlikte 57 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan düzenlemelerin, 4/C maddesi kapsamında görev yapan geçici personel (bu statünün ilga edilmesiyle 4/B sözleşmeli personel statüsü kazanılmıştır) hakkında referans norm olarak uygulanabileceği açıktır.” ifadelerine yer verilerek,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun hükümlerinin referans norm olarak uygulanmasının yerinde

olduğuna hükmedilmiştir.

20) Benzer şekilde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08/06/2017 tarihli ve E:2015/4402,

K:2017/2483 sayılı kararında; “Dolayısıyla, memurlarla aynı işi yapsalar da 657 sayılı Yasa gereğince aynı hukuksal durumda olmamaları nedeniyle özlük haklarının farklı olarak belirlenmesi mümkün olan sözleşmeli personelin istihdam koşulları ile ilgili olarak, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar’da, 657 sayılı Yasa’nın memurlar için öngördüğü koşullardan farklı düzenlemelere gidilmiş, söz konusu Esaslar’da, bu Esaslarda hüküm bulunmaması halinde 657 sayılı Yasa’nın memurlar için öngördüğü düzenlemelerin uygulanacağı yolunda bir hükme de yer verilmemiştir. Ancak, 657 sayılı

Yasa’nın 4/B maddesi ile ilgili uyuşmazlıkların yargı mercilerince çözümünde, 657 sayılı Yasa’nın memurlarla ilgili hükümleri doğrudan uygulanamasa bile, bu hükümlerin referans olarak alınacak bir norm niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.” denilerek 657 sayılı Kanun hükümlerinin referans norm olarak uygulanabilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

21) Başvuruya konu uyuşmazlıklardan biri de idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem, eylem,

tutum ve davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.

22) Anayasanın 17 nci maddesinde herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip

olduğu düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasanın “5 inci maddesinde devletin amaç ve görevleri arasında kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır. Anayasanın 49 uncu maddesinde devletin çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları korumak ve çalışma barışını sağlamak için; 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alacağı belirtilmek suretiyle devletin yükümlülükleri gösterilmiştir.

23) Ayrıca, ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası sözleşmeler ile

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir.

24) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

25) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

26) Bu açıdan şikayete konu uyuşmazlıkların, başvurana görevi olmayan işlerin verilip verilmediği,

başvuranın mobbing iddiası ve sözleşmeli personele referans norm olarak 657 sayılı Kanununun 125.

maddesi hükümlerine göre disiplin işlemi uygulanıp uygulanamayacağı noktasından çıktığı anlaşılmaktadır.

27) Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; kanunların,

tüzüklerin ve yönetmeliklerin emrettiği ödevleri yerine getirmeyen, uyulmasını zorunlu kıldığı hususlara uymayan ve yasakladığı işleri yapan devlet memurlarına durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre verilen cezalardır. Diğer deyişle disiplin cezaları kamu hizmetinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesi için alınan önlemlerden biridir. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu bilinmektedir.

28) Yargı kararlarında da belirtildiği üzere soruşturmanın, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız

bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan bütün kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.

29) Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi

hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

30) İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke

genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

31) Bu açıklamalar çerçevesinde; başvuran hakkında 23/08/2019 tarihinde iki tane, 18/08/2019 tarihinde

iki tane ve 14/06/2021 tarihinde verilen bir tane uyarı tutanakları (ikaz yazıları) ve mobbing iddiasına ilişkin

konunun incelenmesi neticesinde:

31.1) 2018 yılı itibariyle Sahil Güvenlik Mersin Onarım Komutanlığı Plan Kesif Kısım Amirliğinde 4/B

sözleşmeli personel olarak çalışan başvuran hakkında disiplin cezalarına konu eylemlerine karşın amirleri tarafından disiplin soruşturmaları ve bunların neticesinde uyarı tutanakları tutulmuştur. Söz konusu soruşturmalarda, beş ayrı fiil üzerinden incelemeler ve araştırmalar yürütülmüştür. Bunlar; 23 Ağustos 2019 tarihinde “verilen emri yerine getirmemek” ve “kamu kurumunda çalışan personele uygun olmayan ve nezaket kurallarına uymayan üslupta bulunmak, görevin icrasında imtina etmesi”, 18 Eylül 2019 tarihinde

“usulsüz müracaat”, “verilen emri yerine getirmemesi” iddialarıdır. Yapılan idari tahkikat raporları sonucunda UYARI tutanakları düzenlenmiştir. Ayrıca 31 Mart 2021 tarihli tutanak ile “disiplin suçu gerektiren eylemleri hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesinin D-Kademe ilerlemesi bendi n fıkrasında belirtilen “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” ve B-Kınama bendi c fıkrasında belirtilen “Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak” suçunu gerektirdiğinin değerlendirildiği ve bununla birlikte “müteakiben aynı veya başka bir disiplin suçunu gerektiren eylemi gerçekleştirdiğinizin tespit edilmesi durumunda bu durumunuzun sözleşme yenilenmesi aşamasında değerlendirileceğinin ve bundan sonraki çalışmalarınız ve davranışlarınızda daha dikkatli olmanız gerektiğini hatırlatırım” şeklinde ikaz yazısının bulunduğu, söz konusu yazının ise Mersin İdare

Mahkemesinde dava konusu edilmesi sebebiyle Kurumumuzca incelenmemiştir.

31.2) Kurumumuza ilgili idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden; 09/08/2019 tarihinde Plan Kesif

Kısım Amirliği vekili . ’ ın ’ya verdiği araç talep formunu

“benim görevim değil” diyerek bu görevi yapmaktan imtina ettiğinin tutanak altına alındığı, yine 09/08/2019 tarihinde öğleden sonra SG Bnb ‘ dan izin aldığı, ancak izinsiz olarak

Mersin Valisi ile S.G. Mersin Komutanlığında yasadığını iddia ettiği sorunları sözlü olarak aktardığı, Sahil

Güvenlik Mersin Onarım Komutanlığı’nın 21.08.2019 tarihli yazısına istinaden oluşturulan İdari Tahkikat

Heyetince hazırlanan İdari Tahkikat Sonuç Raporunda; ‘ nın bilgi/tecrübe eksikliği sebebiyle asıl görevi olan arıza keşif, malzeme tespiti, adam/gün sayısı gibi arıza keşif görevlerini yerine getiremediği, bu görevleri ilgili arızanın atölye posta başı ustasının/atölye astsubayı tarafından yapıldığı göz önüne alındığında, iş emri çıkarma dışında bir görevi olmayan ’nın kendisine verilen basit bir araç talep formu imzalatma görevinden imtina etmesinin, çalışma ahlakına uygun olmadığı, SG Mersin Onarım Komutanlığı personeline müracaat usulleri hakkında bilgi verilmesi ye bunu her personele imza karşılığı tebliğ edilmesi ve 18/09/2019 tarihinde yazılı ve sözlü olarak uyarılmasının uygun olacağının değerlendirildiği,

31.3) 05/08/2019 tarihinde Motor Atölyesinde Mak./ Mot.Atl.A. SG Mk.Asb.Kd.Bcvş.

ile Söz.Per. ’ın görüşmesi neticesinde SG Mk.Asb.Kd.Bçvş.

’nun Söz.Per. ’a hazırlanması maksadıyla 3 adet Onarım Raporu (ONRAP)

teslim etmesi, SG Yüzbaşı ’ nın direktifi doğrultusunda Söz.Per. ’ ın almış olduğu ONRAP’ları hazırlaması için Söz.Per. ‘ ya teslim etmesi esnasında

Söz.Per. ’ nın “Artık Onrap çekmiyorum Biliyor, çok istiyorsa gelsin kendisi yazsın” şeklinde ifade kullanması sebebiyle tutanak tutulduğu, yine 24/07/2019 tarihinde 19/02/2019 tarihli “Satın Alma Faaliyetleri Hk” konulu yazısı gereği Satın Alma Komisyon Üyesi olduğu için imza atması gerektiğinden Söz.Per. tarafından, Söz.Per. ‘ ya getirilen Piyasa Araştırma, Tutanağına benim görevim değil diyerek imza atmaktan imtina ettiğinin tespit edildiğine dair rapor düzenlendiği, 22.08.2019 tarihli İdari Tahkikat Sonuç Raporunda; Söz.Per.

’ nın S.G. Akdeniz Bölge Komutanı ile yapmış olduğu Hizmet Sözleşmesinin 1’inci maddesinde, “Kurumca gösterilecek görev yerlerinde mevzuat ve verilecek emirler çerçevesinde göreviyle ilgili kendisine verilen tüm işleri yapmayı taahhüt eder” ibaresine istinaden söz konusu personelin imzalamış olduğu hizmet sözleşmesinin tekrar hatırlatılması, söz1ü ve yazılı ikazda bulunulması kanaatine varıldığı ve UYARI yazısı tebliğ edildiği,

31.4) Yine başvuranın S.G. Mersin Onarim Komutam SG Bnb. tarafından hakkınızda “SG

Mk.Asb.Kd.Bçvş ‘ın tarafınıza malzeme tedarik ihtiyaç olduğu bilgisini vermesine rağmen, üstlenmiş olduğu görev ye sorumluluğu yerine getirmediği, ancak SG Bnb. l tarafından yazılı olarak bildirimde bulunulması halinde bahse konu işleri yapacağını beyan ettiği, dolayısıyla tevdi edilen görevleri yavaşlattığı ye yapmadığı” hususuna iliskin olarak 21.05.2021 tarihinde hazırlanan tutanak kapsamında disiplin soruşturması başlatıldığı, 16/08/2021 tarihinde verilen görevleri yapmaktan imtina edecek tavır ve davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125.madde “D” fıkrası “n” bendine göre “Verilen görev ye emirleri kasten yapmamak” maddesi kapsamında “Kademe ilerlemesinin durdurulması” disiplinsizlik fiili ile birlikte müteakip dönemde aynı veya başka bir disiplinsizliğinizin tespiti halinde sözleşme yenileme aşamasında bu hususların göz önünde bulundurulacağının belirtildiği görülmektedir.

32) Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve E:2013/15, K:2013/131 sayılı kararında; disipline konu

eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesinin de hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu, eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengenin, ölçülülük ilkesi olarak da adlandırıldığı ve bu ilkenin alt ilkelerinin de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinden oluştuğundan bahisle elverişlilik ilkesinin, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, zorunluluk ilkesinin öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve orantılılık ilkesinin ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade ettiği açıklanmaktadır.

33) Danıştay 8. Dairesinin 11/02/1997 tarihli ve E:1995/3680, K:1997/3928 sayılı kararına göre de, bir

memur hakkında takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ilkesi disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yine Danıştay 8. Dairesinin aynı yönde 12/10/1998 tarihli ve E:1998/4988, K:1998/3015 sayılı kararı bulunmaktadır.

34) Başvuranın iddiaları ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; İdare ile başvuran arasında bir takım

anlaşmazlıklar olduğu, taraflar arasında iletişimden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların ve yargılamaya da konu edilen eylemlerin olduğu, bu eylemler ile ilgili sıralı sicil üstlerince görevde verimli olunamadığının saptanması neticesinde idarenin, kamu hizmetini ön planda tutarak disiplin işlemi için takdir yetkisini kullandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede disipline ilişkin mevzuat hükümleri ve İdarenin öne sürdüğü gerekçeler dikkate alındığında, söz konusu disiplin işlemi için kullanılan takdir yetkisinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

35) Açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer husus ise, başvuranın TMK da bulunan gemi inşa teknisyeni

görev tanımında bulunmayan işlerin kendisine verilmesi ve bu sebeple amiri konumunda bulunan SG

Bnb tarafından mobbing yapıldığı iddiasıdır.

35.1) Sözleşmeli Personel Çalıştırılma Esasları Madde-6 ya göre “ilgililer sözleşmelerinde belirtilen görev

dışında başka bir iste çalıştırılmaz.” hükmünün mevcut olduğu, Kurum tarafından belirlenen görevler karşılaştırıldığında; TMK ile belirlenen görev tanımları incelendiğinde, 13 maddeden oluştuğu ve genel olarak yapılacak işlerinden bahsedildiği, ayrıntılı bir tanımlama yapılmadığı, 23/08/2019 tarihli

“Sözleşmeli personel görev tanımları” konulu yazısı incelendiğinde 34 maddeden oluşan ve daha ayrıntılı belirlenen görev tanımlarından oluştuğu görülmektedir. Başvuran tarafından verilen 21/05/2021 tarihli görev talep dilekçesinde; bel fıtığı rahatsızlığına ait sağlık raporu olmasına rağmen kamu yararı gözeterek gönüllülük esasına göre kargo alım işinin tarafından alınmasını, ayrıca görev sorumluluğunda olmayan iş ve işlemlerin kamu yararı gözetilerek tarafına verilmek istenmesi durumunda yazılı emir verilmesini, görev sorumluluğunun haricindeki işlerin ise EYS üzerinden veya şifahen verilmemesini talep etmektedir. SG

Albay Akdeniz Bölge Komutanı ’in mütalaası ise; kargo alım işlemlerinin Plan Kesif Kısım

Amirliği Teknisyen (Gemi İnşa) Görevleri madde 16’da açıkça belirtildiği, S.G. Mersin Onarım

Komutanlığı Plan Kesif Kısım Amirliğinde halihazırda 2 teknisyen ve 1 büro personelinin görev yaptığı, teknisyenlerin görev tanımları incelendiğinde ofiste aynı görevlerin farklı pozisyon isimleri ile icra edildiği (iş emri hazırlamak, işçi personelin ihtiyaç duyduğu malzemeleri LYBS üzerinden hazırlamak vb.), Plan

Keşif Kısım Amiri tarafından maiyetinde görev yapan tüm personele pozisyonları göz önünde bulundurularak adil bir görev dağılımın yapıldığı, elektronik teknisyeninin görevlerinin sadece teknisyenler arasında paylaştırıldığı, dilekçede bahsedilen kişinin büro personeli olarak görev yaptığı, bu nedenle pozisyonlar arası kıyaslamanın mesnetsiz olduğu, ayrıca elektronik teknisyeninin görevini sadece ofiste icra ettiği, arıza keşiflerine gönderilmediği, kendi pozisyonuyla alakalı ofiste icra ettiği faaliyetlerin aynısını elektronik teknisyeni pozisyonu içinde icra ettiği, görev yaptığı pozisyon haricinde işlerde çalıştırılmadığı/ görevlendirilmediği, emrin yazılı ve sözlü olarak verilebileceği gerçeğinden hareketle ayrıca yazılı bir emir verilmesine ihtiyaç olmadığı, dolayısıyla yazılı emir vermemesi nedeniyle Plan Keşif

Kısım Amiri SG Bnb. ’ın herhangi bir mobbing (bezdiri) uygulamadığı değerlendirilmiştir.

35.2) Somut olayda, idarenin işleminde mobbingin unsurlarını oluşturan bir tutum veya başvuranın

kendisine yönelik sübjektif bir tavır sergilemediği, dolayısıyla mobbing iddiasını doğrular nitelikte bir durum tespit edilemediği, bu kapsamda yukarıdaki paragraflarda anlatılan mobbingin unsurları da gözetildiğinde başvuranın çalışma şartlarının zorlaştırılarak mobbing uygulandığına yönelik bir kanaate varılamamıştır.

36) Yukarıda yapılan açıklamalar, dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat hükümleri, yüksek

yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Başvuranın, gemi inşa teknisyeni görev tanımı TMK’ ya uygun olmayan ek işlerin iptal edilmesi, 23/08/2019 tarihli “sözleşmeli personel görev tanımları” konulu emrin iptal edilmesi, kurumun hizmet sözleşmesinde değişiklik yapılması, 4B sözleşmeli personele disiplin yönetmeliği kapsamında İdari soruşturmalar yapılmaması, özlük dosyasındaki tutanak ve ikazların iptal edilerek dosyasından çıkartılması, amirleri tarafından kendisine mobbing uygulamalarının sonlandırılması taleplerinin reddinde hukuken geçerli ve kabul edilebilir sebeplere dayanılarak işlem tesis ettiği, bu nedenle idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, ancak “kargo takip” işinin başvuranın sağlık raporu nedeniyle kendisinden alınması gerektiği, kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

37) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

38) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından

reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma

süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Mersin İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın; gemi inşa teknisyeni görev tanımı TMK’ ya uygun olmayan ek işlerin iptal edilmesi, 23/08/2019 tarihli “sözleşmeli personel görev tanımları” konulu emrin iptal edilmesi, kurumun hizmet sözleşmesinde değişiklik yapılması, 4B sözleşmeli personele İdari soruşturmalar yapılmaması, özlük dosyasındaki tutanak ve ikaz yazılarının iptal edilerek dosyasından çıkartılması ve amirleri tarafından mobbing uygulandığı iddialarının REDDİNE, “kargo takip” işinin sağlık raporu nedeniyle kendisinden alınması hususunda SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti

Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi