ÖZET: Sözleşmeli personel olarak çalışanların emekli ikramiyesi ödemeleri, belirli şartlara bağlı olarak düzenlenmiştir. 2005/9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan değişiklikler, sözleşmeli personelin emekli ikramiyesi alabilmesi için hizmet sözleşmesinin iş sonu tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesini şart koşmaktadır. Bu düzenleme, 2 Eylül 2005 tarihinden önce sözleşmeli olarak çalışanların emekli ikramiyesi hesaplamalarında dikkate alınmamaktadır. Ayrıca, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca malullük veya yaşlılık aylığı bağlananların da emekli ikramiyesi alma hakkı bulunmamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak çalışanların, memuriyete geçişleri sırasında emekli ikramiyesi talepleri, ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sözleşmeli personel olarak geçirilen sürelerin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınabilmesi için, hizmet sözleşmesinin belirli şartlara uygun olarak sona ermesi gerekmektedir. Bu nedenle, başvuru sahibinin talebi, mevcut mevzuat hükümleri doğrultusunda reddedilmiştir.

Sonuç olarak, başvuru sahibinin sözleşmeli hizmet sürelerine dayanan emekli ikramiyesi talebi, hukuka uygun bir şekilde değerlendirilmiş ve gerekli şartların sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İlgili mevzuat, sosyal güvenlik haklarının korunması ve adaletin sağlanması amacıyla düzenlenmiştir.

sayılı Kanunla eklenen ikinci cümlesi ile de sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermesi şartı getirilmiş olup, bu hüküm özel hukuk gerçek kişi veya tüzel kişi işverenine bağlı olarak ve hizmet akdine tabi olarak geçirilen süreleri kapsamadığı,

2.2) 2005/ 9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 02/ 09/ 2005

tarihinden önce Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar kapsamında sözleşmeli olarak çalışıp bu tarihten önce görevlerinden ayrılanların görevlerinden ne şekilde ayrıldıklarına bakılmaksızın söz konusu çalışma sürelerinin emekli ikramiyesine esas hizmet sürelerine dahil edilmesi mümkün olmadığı,

2.3) Sözleşmeli personelden 02/ 09/ 2005 tarihinden önce göreve girip yine bu tarihten önce 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malullük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması, hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi, istihdamına ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi veya ilgilinin ölümü hallerinden birinin vuku bulması nedenlerinden dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere de iş sonu tazminatı ödenmesini düzenleyen bir hükme yer verilmediği,

2.4) Sözleşmeli personel olarak 02/ 09/ 2005 tarihinden önce çalışmaya başlayıp sözleşmeleri bu

tarihten sonra ve 2829 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde hükme bağlandığı üzere iş sonu tazminatına hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olanların 02/ 09/ 2005 tarihinden önceki sözleşmeli süreleri de emekli ikramiyesi ödemelerinde dikkate alındığı,

2.5) 01/ 03/ 1981 – 28/ 02/ 1982 tarihleri arasında 11 ay 23 gün, 21/ 02/ 1983- 23/ 06/ 1986 tarihleri

arasında 2 yıl 3 ay 16 gün 4/ 1-a kapsamında çalışması bulunan ve 23/ 06/ 1986 tarihinde 657 Sayılı

Kanunun 4/B bendine tabi sözleşmeli personel kapsamında Maliye Bakanlığında çözümleyici olarak göreve başlayan ilgilinin 15/ 12/ 1990 tarihinde bu görevinden ayrıldığı ve 418 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin 15’inci maddesi ile 657 Sayılı Kanuna eklenen ek geçici madde uyarınca memurluğa atanma talebi nedeniyle 15/ 12/ 1990 tarihinde memuriyete atandığı, 14/ 07/ 2016 tarihinde yaş haddinden emekliye sevk edilmesi üzerine, 25 yıl 7 ay 4/ 1-c kapsamında fiili hizmet süresi, 3 yıl

3 ay 9 gün 4/a kapsamında çalışması ve 4 yıl 5 ay 22 gün sözleşmeli personel olarak 4/ 1-b

kapsamında çalışması olmak üzere toplam 33 yıl 4 ay 1 gün hizmet süresi üzerinden 15/ 07/ 2016 tarihinden itibaren aylıklarının bağlandığı ve 25 tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,

2.6) 657 Sayılı Kanunun 4/B bendine tabi sözleşmeli hizmet sürelerine iş sonu tazminatı ödenmesine

imkan sağlayan ve 02/ 09/ 2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 2005/ 9245 sayılı Bakanlar Kurulu kararından önce 15/ 12/ 1990 tarihi itibariyle bu kapsamdaki çalışması sona eren ilgiliye açıklandığı üzere konuya ilişkin ayrıca bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle 4/ 1-a kapsamında geçen sözleşmeli hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesine

Kanunen imkan bulunmadığı,

2.7) Maliye Bakanlığı’nın 25/ 10/ 2017 tarih ve sayılı cevabi yazısında; ilgilinin 23/ 06/ 1986 –

14/ 12/ 1990 tarihleri arasında Bakanlıkta 657 Sayılı Kanunun 4/B maddesi ile 06/ 06/ 1978 tarihli ve 7/ 15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca sözleşmeli personel olarak çalıştığı, Bakanlık

2 / 10Makamının 16/ 06/ 1990 tarihli onayıyla 657 Sayılı Kanunun 45,76 ve 84’üncü maddeleri ile 418

sayılı KHK’nin 15’nci maddesi gereğince çözümleyici olarak atandığı, 15/ 12/ 1990 tarihte bu görevine başladığı,

2.8) Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının 7’nci maddesi ve 418 Sayılı KHK’nın 15’inci maddesi

gereğince sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken Devlet memurluğuna atananlara iş sonu tazminatı ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı,

2.9) Sözleşmeli personel olarak çalıştığı sürelere ilişkin iş sonu tazminatı ödenmediği, 3/ 8/ 2005

tarihli ve 2005/ 9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 2/ 9/ 2005 tarihinden önce hizmet sözleşmesi sona erenlere iş sonu tazminatı ödenmesine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği göz önüne alındığında 657 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin B fıkrası kapsamında sözleşmeli personel pozisyonunda çalışmaktayken Devlet memurluğuna atananlara sözleşmeli personel pozisyonunda geçen hizmet sürelerine karşılık olarak 5434 Sayılı Kanunun 89’uncu maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ödenebilmesine imkan bulunmadığı mütalaa edilmekte olup, benzer bir konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına 17/ 04/ 2017 tarih ve sayılı yazı ile aynı doğrultuda görüş verildiği, Açıklamaları yapılmıştır .

III- İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60’ncı maddesinde; Herkes, sosyal güvenlik

hakkına sahiptir . Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar .

4) Yine Anayasada ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı

74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir .” hükmüne amirdir .

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci

maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”

6) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4’üncü maddesinde ;

B) Sözleşmeli personel :

Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlan-ması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir .

Sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri

3 / 10Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca

belirlenir .

7) 5434 Sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanununun “Emekli İkramiye” başlıklı 89’uncu maddesinde;

“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/ 5/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş

ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/ 8/ 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz .

Yukarıdaki fıkralara göre… . mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş

ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz . Ancak, mülga 2829 sayılı

Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun

14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz .

8) Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanununda;

8.1) “Aylığı Bağlayacak Kurum” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde

çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz …”,

8.2) “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12. Maddesi; “ ( …) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi

uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T .C. Emekli Sandığına tabi daire,

4 / 10kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden,

5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir .(Ek cümle :

24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine

karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla

ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır .(Değişik 2. fıkra :

24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu

tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz . Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793

S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır .”

9) 28/ 06/ 1978 tarih ve 16330 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 06/ 06/ 1978 Tarih ve 7/ 15754 Sayılı

Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin

Esaslar”ın;

9.1) 02/ 09/ 2005 tarihli değişiklik öncesinde yürürlükte olan 7’nci maddesi :

“Sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz .Ancak, yurt dışında çalıştırılacak yabancı uyruklu personele bulundukları yer görenek, gelenek ve mevzuatları gereği mütekabiliyet esasına göre noel, nevruziye, ramazan ikramiyeleri ve iş sonu tazminatları ilgili Kurum bütçesinden ödenir .”

9.2.) 02/ 09/ 2005 tarihli değişiklik sonrasında yürürlükte olan 7’nci maddesi :

“(Değişik : 2/ 9/ 2005 tarihli R .G.) Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel hariç olmak üzere, en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan; a) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması, b) Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi, c) İstihdamına ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi, d) İlgilinin ölümü, hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta

5 / 10olduğu pozisyon unvanı itibariyle, Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri hizmet

sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarında iş sonu tazminatı ödenir .

Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır . Bu tazminatın ödenmesinde; daha önce iş sonu tazminatı, ikramiye ve kıdem tazminatı ile benzeri ödemelerde değerlendirilmiş süreler dikkate alınmaz . İş sonu tazminatı ödemesinde dikkate alınmış süreler kıdem tazminatı ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu hükümleri uyarınca ödenecek ikramiye hesabında değerlendirilmez .

Ölüm halinde, yukarıdaki fıkra uyarınca hesaplanacak tutar, ölenin kanuni mirasçılarına ödenir .

Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personelden; hizmetlerine gerek kalmaması veya yaş haddi nedenleriyle sözleşmesi fesh edilen veya yenilenmeyenler, yerel sosyal güvenlik mevzuatına göre emeklilik, malûllük veya ölüm nedeniyle ayrılanların iş sonu tazminatı konusunda, yerel mevzuata uyulmasının zorunlu olmadığı durumlarda, Dışişleri ve Maliye Bakanlıklarının uygun görüşleri alınmak koşulu ile sözleşmelere hüküm konulabilir . Ancak bu yolla ödenecek iş sonu tazminatı tutarı aralıksız olarak çalışılan her tam yıl için son aylık sözleşme ücretinin %50’sini geçemez . Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır .

Bu statüde çalışanların sözleşme koşullarına uymaması nedeniyle kurum tarafından, sözleşme esasları dışında herhangi bir nedenle çalışanlar tarafından, sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi hallerinde, iş sonu tazminatı ödenmez . İş sonu tazminatı ödemelerinde emsal belirleme hususları ile uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı yetkilidir .”​

10) 13943 sayılı Resmi Gazete’de 01.09.1971 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 25.08.1971

tarihli ve 1475 Sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesin birinci fıkrasında “Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81’inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

6 / 10Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona

erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .”

Düzenlemeleri yer almaktadır .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11) Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Başvuru sahibi 23/ 06/ 1986 ila 15/ 12/ 1990 tarihleri arasında 657 Sayılı Kanunun 4/B maddesi

uyarınca Maliye Bakanlığında sözleşmeli personel olarak çalıştığını, sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken 418 Sayılı KHK’nin 15’inci maddesi uyarınca aynı yerde ve aynı unvanla kadroya geçtiğini, emekli olduğunu, ancak statü değişikliği nedeniyle çalışmasına ara vermediğini, iş sonu tazminatı/kıdem tazminatı almadığını, 4/b’li olarak çalıştığı hizmet süresine ait ödenmeyen emeklilik ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte ödenmesini Kurumumuzdan talep etmektedir .

13) Sosyal güvenlik, uluslararası hukuk belgelerinde ve çağdaş Anayasalarda temel bir hak

niteliğinde görülerek “ekonomik ve sosyal haklar” bölümünde düzenlenmiştir . Toplumun tüm bireylerini kapsamına alma çabalarının bir sonucu olarak sosyal güvenlik, temel bir insanlık hakkı görünümü kazanmıştır . Sosyal güvenlik, sosyal hukuk devletinin dayanaklarından biridir . Sosyal güvenlik hukuku alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde, sosyal devlet kavramı anlayışına uygun olması zorunludur . Sosyal güvenlik, kısaca, kişinin yarınından emin olma gereksinmesini karşılayan bir kavramdır . Tehlikeyle karşılaşan ve yoksulluğa düşen bireye asgarî bir güvence sağlamak, sosyal güvenliğin varoluş nedenidir . Çağdaş hukuk sistemlerinde sosyal güvenlik, “sosyal risk” karşısında uğranılan zararın giderilmesi düşüncesine dayanır . Sosyal güvenlik, bir meslekî, fizyolojik ya da sosyoekonomik riskten ötürü geliri sürekli ya da geçici olarak kesilen kimselerin geçinme ve yaşamı devam ettirme gereksinimlerini karşılamayı amaçlayan bir sistemdir .(Anayasa

Mahkemesi 30/ 03/ 2011 Tarih, 2010/ 46 E . 2011/ 60 K.)

14) Bilindiği üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı

hem de emekli ikramiyesi ortak bir deyimle çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir . Her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir . Nitekim 1475 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi ile 5434 sayılı

Kanun’un 89’uncu maddesi her iki toplu ödemenin de ne zaman, hangi şartlar altında yapılacağını düzenlemektedir . Ancak farklı hukuki statülere tabi kişileri ilgilendiren bu düzenlemeler, çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasını amaçlayan, 2829 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde öngörülen

.

7 / 10farklı sosyal güvenlik sistemlerine tabi çalışmaların birleştirilmesi durumunda ödenecek emekli

ikramiyesi konusunda kesişmektedirler . 5434 sayılı Kanun’a göre emekli aylığı bağlanan kişilerden,

5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi statüsünde çalışmış olanların bu hizmet

sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş ilişkisinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş ve kişilere kıdem tazminatı veya bu mahiyette başka bir ödemenin yapılmamış olmasını gerektirmektedir .

15) Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, kamu kurumlarında işçi veya

sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşunda Devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin 190 Sayılı KHK’nin ek geçici 59’uncu madde uyarınca Devlet Memurluğuna atananların sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet sürelerinin emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hususuyla ilgili görüş yazısında da; “ 7/ 15754 Sayılı Bakanlar

Kurulu Kararının 657 sayılı Kanunun ek geçici 59’uncu maddesinin yürürlüğe girdiği 30/ 12/ 1994 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hükümleri uyarınca, sözleşmeli personel pozisyonunda istihdam edilenlere iş sonu tazminatı adı altında herhangi bir ödeme yapılmasına imkan bulunmadığı, anılan

Bakanlar Kurulu Kararında, 3/ 8/ 2005 tarihli ve 2005/ 9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 2/ 9/ 2005 tarihinden önce hizmet sözleşmesi sona erenlere iş sonu tazimatı ödenmesine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği, göz önüne alındığında, 657 sayılı

Kanunun 4’üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli personel pozisyonunda çalışmaktayken, aynı Kanunun ek geçici 59 uncu maddesi uyarınca Devlet memurluğuna atananlara sözleşmeli personel pozisyonunda geçen hizmet sürelerine karşılık olarak 5434 sayılı Kanunun 89’uncu maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ödenebilmesine imkan bulunmadığı” değerlendirmelerinde bulunulmuştur .

16) Konuyla ilgili 657 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle sözleşmeli personelle ilgili verilecek iş

sonu tazminat miktarı, sözleşme fesih halleri vb. hususların Bakanlar Kurulunca belirlenmesine açıkça yetki verildiği, 7/ 15754 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de yürürlüğe konulan ve Sözleşmeli

Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ’ın 7’nci maddesinde; i ş sonu tazminatı ödemelerinde uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır .

17) Yukarıda belirtilen Maliye Bakanlığı’nın konu hakkındaki görüşü ve anılan Bakanlıkça somut

duruma ilişkin sözleşmeli personel pozisyonunda çalışmaktayken Devlet memurluğuna atananlara sözleşmeli personel pozisyonunda geçen hizmet sürelerine karşılık olarak 5434 sayılı Kanunun 89’uncu maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ödenebilme imkanı olmadığı değerlendirilmesi yapılmıştır .

18) Yasama organı, yasama veya kanun koyma yetkisinin bir gereği olarak, kanuni yararlar ve/veya

yükümlülükler bakımından kişilerin ve durumların çeşitli özelliklerini esas alıp sınıflandırmalar veya kişiler arasında fark gözetip ayrımlar yapabilmek yetkisine sahiptir . Yasa koyucu; memur ve diğer kamu görevlileri ile bunların dışında çalışanlarla ilgili olarak, Anayasa’da belirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla düzenleme yapma yetkisine sahiptir . Nitekim memur, sözleşmeli personel, işçi statüleri, istihdam şekilleri, ayrıntılı

.

8 / 10biçimde yasalarla düzenlenmiş; belirtilen statülerde çalışanlara iş güvencesi ve sosyal güvenlik

hakları tanınmıştır . Sözleşmeli personele ödenecek ücretlerin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesine ilişkin yetki, işin özelliğinden kaynaklanan, çerçevesi çizilmiş, esasları belirlenmiş, ihtisas gerektiren ve teknik konulardaki ayrıntılara ilişkin objektif bir düzenleme yetkisi olması nedeniyle yasama yetkisinin devri niteliğinde de değildir .

19) Başvuru sahibinin 657 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin B bendi hükümleri kapsamında

sözleşmeli olarak çözümleyici olarak çalıştığı döneme ilişkin 23/ 06/ 1986, 01/ 01/ 1987, 01/ 01/ 1989, 01/ 01/ 1990 tarihli hizmet sözleşmesinin incelenmesinde, işten kendi isteği ile ayrılma durumlarında kendisine iş sonu tazminatı, ikramiye, kıdem tazminatı vb. ödemelerinin yapılacağına dair herhangi bir hükme yer verilmediği, esasen anılan Bakanlar Kurulu Kararında da, 3/ 8/ 2005 tarihli ve 2005/ 9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 2/ 9/ 2005 tarihinden önce hizmet sözleşmesi sona erenlere iş sonu tazimatı ödenmesine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği, öte yandan sözleşmelerin söz konusu değişiklik tarihinden sonra Bakanlar

Kurulu kararında belirtilen fesih halleri kapsamında (kendi isteği ile olsa bile) sonlandırılması durumunda çalışılan sürelerinin emekli ikramiyesinde dikkate alındığı görülmektedir .

20) 5434 sayılı Kanunun 89’uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8’inci

maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir .

21) Anayasa Mahkemesi 08/ 11/ 2012 tarihli, 2012/ 33 E . ve 2012/ 174 K. sayılı kararında; “Emekli

ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi vardır . Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır .” yer verilmiştir .

22) Buna göre diğer şartların yanında, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların

sözleşmeli personel olarak geçen sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet sözleşmesinin iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette bir ödemeye hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği maddede açık bir şekilde belirtilmiştir .

23) Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili

mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru sahibinin 657 sayılı Kanunun 4/B bendi kapsamında sözleşmeli personel olarak istihdam edilmekteyken kendi isteğiyle aynı

Kanunun 418 Sayılı KHK’nın ilgili maddeleri kapsamında aynı unvanda 15/ 12/ 1990 tarihinde memuriyet kadrosuna atamasını yapıldığı, söz konusu sözleşmeli çalışma döneminde sözleşmesinin sona ermesinden dolayı sözleşmeli personele herhangi bir ödeme yapılması öngörülmediği, aynı zamanda söz konusu Bakanlar Kurulu kararında da yer verilmediği, ancak buna ilişkin düzenlemenin 02/ 09/ 2005 tarihinden sonra sona eren sözleşmeler için ön görüldüğünden sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesine imkân veren düzenlemenin yürürlüğe girdiği 2/ 9/ 2005 tarihinden önce

.

9 / 10sözleşmenin sona erdiği anlaşıldığı, sözleşmeli personel olarak çalıştığı sürelere emekli ikramiyesi

ödenmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

24) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, başvuru sahibine verdiği cevapta hangi sürede hangi merciye başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, MALİYE BAKANLIĞI’NA ve ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK

BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.