ÖZET: Başvuran, 1991-1994 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde sözleşmeli personel olarak çalıştığını ve 2021 yılında emekli olduğunu belirterek, bu süre zarfındaki çalışmalarının emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınmasını talep etmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın sözleşmeli personel statüsündeki hizmetinin 2005 yılında yürürlüğe giren yeni düzenlemeler öncesinde sona erdiği ve bu nedenle emekli ikramiyesi ödenemeyeceği ifade edilmiştir.

SGK’nın açıklamalarında, sözleşmeli personel olarak geçen sürelerin emekli ikramiyesine dahil edilebilmesi için, sözleşmenin iş sonu tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği vurgulanmıştır. 2005 tarihinden önce sona eren sözleşmeler için böyle bir tazminat ödemesi yapılmadığı belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olmadığını değerlendirerek, ret kararı verilmesini önermiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi talebi, ilgili mevzuat ve mevcut yargı kararları çerçevesinde reddedilmiştir. Başvuranın, SGK’nın kararına itiraz edebilmesi için yargı yolunun açık olduğu bildirilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/4740-S.22.7207

BAŞVURU NO : 2021/17472

KARAR TARİHİ : 07/04/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Memur kadrosuna atanılması nedeniyle 02/09/2005 tarihinden önce sona eren sözleşmeli personel statüsünde geçen çalışmaların emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/10/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 04/10/1991-30/12/1994 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesinde 657 sayılı

Kanunun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel statüsünde kimyager olarak görev yaptığını, çalışmasına hiç ara vermeden kadroya geçtiğini ve 26 yıl daha görev yaptıktan sonra 15/03/2021 tarihinde emekliye ayrıldığını, ancak tarafına yalnızca 26 yıllık çalışması karşılığı emekli ikramiyesi ödendiğini belirterek 4/B sözleşmeli statüde geçen çalışmaları karşılığı tarafına emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 10/12/2021 tarihli ve – – sayılı yazısı ve eklerinde mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Başvuranın idari hizmet sözleşmesinin 31/12/1994 tarihi itibarıyla istifa yoluyla son erdiği ve başvurana memuriyet öncesi iş sonu tazminatı ya da kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığı, 2.2. Kamuda çalışanların istihdam şekillerinin genel itibarıyla 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde belirlendiği,

2.3. Emekli ikramiyesine kimlere ve hangi şartlarda ödeneceğinin ise 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı

Kanunun 89 uncu maddesi ile mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun 12 nci maddesinde düzenlendiği, 2.4. Buna göre, mülga 2829 sayılı Kanuna göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların sadece 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda İş Kanununa tabi (prim ödemek suretiyle geçen süre) ve/veya 5434 sayılı Kanuna tabi (kesenek ödemek suretiyle geçen süre)

sürelerine emekli ikramiyesi ödenebildiği, sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermesi gerektiği, 2.5. 657 sayılı Kanunun 4/B kapsamında sözleşmeli personel olarak çalışanların çalıştırılmasına ilişkin işlemlerin 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Sözleşmeli

Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” çerçevesinde yürütüldüğü, 2.6. Anılan esaslarda 02/09/2005 tarihli ve 25924 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2005/9245 sayılı

“Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar”a ilişkin

Bakanlar Kurulu Kararıyla değişikliğe gidildiği ve maddede belirlenmiş şartların gerçekleşmesi halinde bu kapsamda çalışanlara iş sonu tazminatı ödenmesi uygulamasının başladığı, bu tarihten önce görevlerinden ayrılanların görevlerinden ne şekilde ayrıldıklarına bakılmaksızın, söz konusu çalışma sürelerine iş sonu tazminatı ya da aynı başka bir ad altında olsa da aynı mahiyette bir ödeme yapılmadığı, ayrıca 02/09/2005 tarihinden önce göreve girip yine bu tarihten önce hizmet sözleşmesi sona erenlere de iş sonu tazminatı ödenmesini düzenleyen bir hükme bugüne kadar yer verilmediği, 2.7. Başvuranın emeklilik dosyasının tetkikinde; ilgilinin Hacettepe Üniversitesinde 04/10/199130/12/1994 tarihleri arasında 657 sayılı Kanunun 4/(B) bendine tabi sözleşmeli personel kapsamında kimyager çalışmakta iken istifa edip 02/01/1995 tarihinde aynı Üniversitede memuriyete atandığı, 2.8. Daha sonra, 15/02/2021 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilmesi üzerine, 26 yıl 2 ay 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamında fiili hizmet süresi, 2 yıl 10 ay 27 gün sözleşmeli personel olarak

5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında çalışması olmak üzere toplam 29 yıl 27 gün hizmet süresi

üzerinden aylık bağlandığı ve yalnızca 26 tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.

…

B) Sözleşmeli personel:

Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.

Ancak, yabancı uyrukluların; tarihi belge ve eski harflerle yazılmış arşiv kayıtlarını değerlendirenlerin mütercimlerin; tercümanların; Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin; dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatlarını, kadrolu istihdamın mümkün olamadığı hallerde tabip veya uzman tabiplerin; Adli Tıp Müessesesi uzmanlarının; Devlet

Konservatuvarları sanatçı öğretim üyelerinin; İstanbul Belediyesi Konservatuvarı sanatçılarının; bu

Kanuna tâbi kamu idarelerinde ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.

Sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri Devlet

Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.

Bu şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.

…”, 6. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun “Emekli İkramiyesi” başlıklı 89 uncu maddesi; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya

vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.

7. Mülga 2829 Sayılı “Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12 nci maddesi; “… kendilerine bu

Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli

Sandığına tabi tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.

4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için,

iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır…” 8. 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Sözleşmeli

Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ın 2/9/2005 tarihli ve 25924 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2005/9245 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 7 nci maddesi; “Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık

çalışma saati süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel hariç olmak üzere, en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan; a)506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması, b)Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi, c)İstihdamına ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi, d)İlgilinin ölümü, hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta olduğu pozisyon unvanı itibariyle, Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarında iş sonu tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır.

…”

Hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, emekli olduğu kurumda ve aynı görevde 26/12/1990-14/04/1995 tarihleri arasında

657 sayılı Kanunun dördüncü maddesinin (B) bendi kapsamında sözleşmeli personel olarak geçirdiği

sigortalılık süresinin emekli ikramiyesi hesabına dâhil edilerek söz konusu süreler için tarafına emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 04/10/1991-31/12/1994 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında sözleşmeli personel olarak geçtiği, 2829 sayılı Kanunun emekli ikramiyesi başlıklı 12 nci maddesine göre, 4/B kapsamında sözleşmeli personel olarak geçen sürelere emekli ikramiyesi ödenebilmesinin hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlı olduğu, sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesi uygulamasının 2005/9245 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararı üzerine 02/09/2005 tarihinden itibaren başladığı, buna göre anılan düzenlemeden önce istifa etmek suretiyle idari hizmet sözleşmesini sonlandıran ve memur kadrosuna geçen sigortalıya

sözleşmeli personel olarak geçen süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesine imkân bulunmadığı ifade edilmiştir 12. Başvuranlar tarafından aynı kurumda memuriyet kadrolarına atanmaları nedeniyle 02/09/2005 tarihinden önce sonlanan 657 sayılı Kanunun 4/B kapsamında sözleşmeli personel statüsünde geçen çalışmalarına emekli ikramiyesi ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış ve karar bağlanmış birden fazla başvuru bulunmaktadır. Anılan başvurular üzerine verilen kararlarda özetle; başvuranların 657 sayılı

Kanun kapsamında sözleşmeli personel olarak istihdam edilmekteyken istifa ederek aynı Kurumda memuriyet kadrosuna geçtiği, söz konusu dönemde idari hizmet sözleşmelerinin sona ermesinden dolayı sözleşmeli personele tazminat mahiyetinde herhangi bir ödeme yapılmasının öngörülmediği, sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesi uygulamasının 02/09/2005 tarihinde başladığı, uygulamanın başladığı tarihten önce sözleşmesi sona erenlere iş sonu tazminatı ya da aynı mahiyette olup başka bir ad altında ödeme yapılacağına dair herhangi bir düzenlemeye gidilmediği, 2829 sayılı Kanunun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan sigortalılara ödenecek emekli ikramiyesi belirlenirken sözleşmeli personel olarak geçen sürelerin iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette bir ödemeye hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiğinin düzenlendiği, dolayısıyla idari hizmet sözleşmeleri 02/09/2005 tarihinden önce sona erenlerin iş sonu tazminatına ya da aynı mahiyette bir ödemeye hak kazandığından söz edilemeyeceği, buna göre anılan kapsamdaki sürelere emekli ikramiyesi ödenemeyeceği sonucuna ulaşılarak başvuruların reddine karar verilmiştir (19/01/2018 tarihli ve 2017/10394 Başvuru No’lu Ret Kararı, 05/03/2018 tarihli ve 2017/11526 Başvuru No’lu Ret Kararı, 26/11/2018 tarihli ve 2018/6624 Başvuru No’lu Ret Kararı vd.).

13. Öte yandan ilerleyen süreçte, Kurumumuza yaptıkları başvuruları reddedilen bir kısım başvuran yanında başkaca sigortalılar tarafından da aynı mahiyetteki taleplerin idari yargıya taşındığı görülmüştür.

Yargılama sürecinde mahkemelerce verilen kararlarda aşağıdaki gerekçelere yer verilmiştir.

13.1. Sözleşmeli personel olarak görev yapmaktayken 657 sayılı Kanunun ek geçici 59 uncu maddesi uyarınca kadroya geçmeyi tercih eden Ahıska Türkleri ve Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlardan Türk vatandaşlığına geçmiş olan davacıya yönelik olarak “… sözleşmesinin istifa ederek son bulmadığı, haklı nedenle feshine de neden olmadığı, bir başka deyişle 1475 sayılı Kanunun 14. Maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermediği” (Ankara 14. İdare Mahkemesi

16/5/2019, E.2018/2229, K.2019/1058),

13.2. Aynı durumdaki başka bir davacı yönünden başka bir davada “… birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması yeterli olup, Kanunda sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesine ilişkin düzenlemenin yapıldığı 2005 yılı öncesi veya sonrası şeklinde bir ayrıma gidilmediği… dosyada kadroya geçirilmesi esnasında sözleşmeli dönem için iş sonu tazminatı veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminat ödendiğine dair bir belge olmadığı dolayısıyla iş sonu tazminatı ödenmesi şartlarının mevcut olduğu göz önüne alındığında sözleşmeli olarak çalıştığı döneme ilişkin emekli ikramiyesi ödenmemesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.” ( Ankara 15. İdare Mahkemesi 19/2/2020, E. 2019/487, K. 2020/278),

13.3. Sözleşmeli personel olarak görev yapmaktayken 657 sayılı Kanuna 418 sayılı KHK’nın 15 inci maddesiyle eklenen ek geçici madde uyarınca kadroya geçmeyi tercih eden davacıya yönelik olarak; “bu durumda, İs Kanunu hükümlerine tabi çalışmakta iken davacı için daha iyi bir statü olan memur kadrosuna girmeye hak kazandığı, memuriyet kadrosunda çalışabilmesi için mevcut kadrosundan ayrılması gerektiği, bu ayrılısın 1475 sayılı Is Kanunu kapsamında istifa olarak değerlendirilemeyeceği, 2829 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nca, davacıya söz konusu süreler için emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından…” bu ayrılışın 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında istifa olarak değerlendirilmeyeceği…” (Ankara 4. İdare Mahkemesi 17/4/2019, E.2018/2049, K.2019/843), 13.4. Başka bir davanın istinaf incelemesinde “… davacının sözleşmeli olarak çalışmakta iken aynı kurumda memur kadrosuna atandığı ve ara vermeksizin memur kadrosunda göreve başladığının anlaşıldığı,… önceki kamu görevinden gerçek anlamda bir istifa ile ayrıldığı kabul edilemeyeceğinden, anılan döneme ilişkin emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiği,” yönünden hüküm kurulan Ankara 14.

İdare Mahkemesinin 21/12/2016 tarihli ve E.2016/3344, K.2016/5744 sayılı kararı hakkında “… karar, usul ve yasa hükümleri ile hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine…” şeklinde karar verilmiştir (Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi

13/4/2017, E.2017/2912, K.2017/22873).

13.5. Diğer yandan idare tarafından Kurumumuza sunulan başka bir mahkeme kararında yukarıdakilerden farklı olarak “… 02/09/2005 tarihinden önce … sözleşmeli olarak çalışıp, bu tarihten önce görevinden ayrılanların, sözkonusu çalışma sürelerinin emekli ikramiyesine esas hizmet sürelerine dahil edilmesine kanunen imkan bulunmadığından… sözleşmeli personel olarak geçen … hizmetine karşılık sehven emekli ikramiyesinin ödendiğinin anlaşılması üzerine, … yersiz ödenen …TL’nin borç çıkartılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…” şeklinde karar verildiği görülmüştür (Ankara 13.

İdare Mahkemesi E.2018/2094, K.2019/1125).

14. Bahse konu mahkeme kararlarının incelenmesinde, iptal kararlarının gerekçelerinde sözleşmenin istifa ederek son bulmadığı, haklı nedenle feshine de neden olmadığı/ [iş sonu tazminatına hak kazanma şartı yönünden] Kanunda 2005 yılı öncesi ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilmediği, iş sonu tazminatı ödenmesi şartlarının mevcut olduğu/ ayrılışın 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında istifa olarak değerlendirilemeyeceği/ ayrılışın gerçek anlamda bir istifa kabul edilemeyeceği şeklinde farklı ifadelere yer verilmesi nedeniyle gerekçelerde açık bir yeknesaklıktan bahsedilemese de netice itibarıyla 02/09/2005 tarihinden önce kadroya geçmekle sonlanan sözleşmeli sürelere emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı ve davacılara emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemlerinin iptali yönünde hüküm kurulduğu görülmektedir. Öte yandan aynı nitelikteki bir uyuşmazlıkla ilgili başka bir mahkeme kararının gerekçesinde 02/09/2005 tarihinden önce sona eren sözleşmeli sürelerin emekli ikramiyesine esas hizmet sürelerine dahil edilmesine kanunen imkan bulunmadığı tespitine yer verildiği görülmüştür.

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmiştir.

16. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

17. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60) ifade edilmektedir.

18. Yüksek Mahkeme ayrıca Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkının mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olduğunu, bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkının, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme’yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde olmadığını, bu durumun istisnasının ise belli durumlarda bir “ekonomik değer” veya icrası mümkün bir “alacağı” elde etmeye yönelik “meşru bir beklenti” olduğunu ifade etmektedir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37; Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 32).

19. Mahkemece meşru beklentinin kavramı bu konudaki AİHM kararlarına atıfla; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti şeklinde tanımlanmış, temelsiz bir hak kazanma beklentisinin veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığının meşru beklentinin kabulü için yeterli olmadığının altı çizilmiştir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37; Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 32) (Atıf yapılan AİHM kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan, B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002, §§ 44-45; Hüseyin Remzi Polge, B.

No: 2013/2166, 25/6/2015, § 33).

20. Mahkemece meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespitinin mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olduğunu, bu tanımanın ise mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapıldığı belirtilmiştir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 51;

Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37; Hüseyin Remzi Polge, B. No:

2013/2166, 25/6/2015, § 34).

21. Bunların devamında Mahkeme yine AİHM kararlarına atıfla; bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir

menfaatinin doğduğu kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır (Hüseyin Remzi Polge, B. No:

2013/2166, 25/6/2015, § 36) (Atıf yapılan AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).

22. Anayasa Mahkemesi, başvuranlar yönünden meşru beklenti oluşturduğu tespit edilen soysal güvenlik pozisyonları gibi gayri maddi malvarlığı haklarına yönelik müdahaleleri mülkiyet hakkına müdahale olarak nitelendirilmekte ve Anayasa’nın 35’inci maddesi uyarınca mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılması gerektiğini değerlendirmektedir.

23. Somut olayda başvuranın sözleşmeli personel statüsünde geçen çalışmalarına, iş sonu tazminatı ödemesi uygulamasının başladığı 02/09/2005 tarihinden önce sona ermesi, dolayısıyla iş sonu tazminatına hak kazanmadan sona ermesi nedeniyle anılan dönemdeki çalışmalarına ilişkin emekli ikramiyesi ödenmemiştir. Ancak aynı mahiyetteki idari işlemlerin iptali için açılan davalar üzerine verilen kararlarda mahkemelerce ağırlıkla, 02/09/2005 tarihinden önce kadroya geçmekle sonlanan sözleşmeli sürelere emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiği değerlendirmesi yapıldığı ve anılan döneme ilişkin emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemlerinin iptali yönünde hüküm kurulduğu görülmüştür. Ancak anılan kararların gerekçeleri arasında bir yeknesaklık bulunmadığı gibi aksi yönde tespit içeren karara da rastlanmıştır. Bu durumda uyuşmazlık konusu hakkında bu aşamada henüz tartışmasız seviyede yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadının oluştuğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

24. Buna göre, başvuranın 02/09/2005 tarihinden önce sona eren sözleşmeli personel statüsündeki çalışma sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasına yönelik beklentisinin, istikrarlı bir yargı içtihadı gibi somut bir temele dayandığı söylenemediğinden, başvuran yönünden meşru beklenti oluşturmak bakımından da yeterli olduğu sonucuna ulaşılamamıştır. Meşru beklenti niteliğine ulaşmayan talebin ise mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesine imkân bulunmamaktadır.

25. Yukarıda yer verilen çerçevede Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın 657 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli personel olarak istihdam edilmekteyken istifa ederek aynı Kurumda memuriyet kadrosuna geçtiği, söz konusu dönemde idari hizmet sözleşmelerinin sona ermesinden dolayı sözleşmeli personele tazminat mahiyetinde herhangi bir ödeme yapılmasının öngörülmediği, sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesi uygulamasının 02/09/2005 tarihinde başladığı, uygulamanın başladığı tarihten önce sözleşmesi sona erenlere iş sonu tazminatı ya da aynı mahiyette olup başka bir ad altında ödeme yapılacağına dair herhangi bir düzenlemeye gidilmediği, 2829 sayılı Kanunun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan sigortalılara ödenecek emekli ikramiyesi belirlenirken sözleşmeli personel olarak geçen sürelerin iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette bir ödemeye hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiğinin düzenlendiği, dolayısıyla idari hizmet sözleşmesi 02/09/2005 tarihinden önce sona eren başvuranın iş sonu tazminatına ya da aynı mahiyette bir ödemeye hak kazandığından söz edilemeyeceği, buna göre anılan kapsamdaki sürelerine emekli ikramiyesi ödenemeyeceği, ayrıca mevcut yargı kararlarının da Kurumumuzca daha önce verilmiş kararlardan ayrılmayı gerektirecek bir nitelik de kazanmadığı değerlendirildiğinden söz konusu sürelerin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmaması yönünde tesis edilen işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi