|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, eser sözleşmesine dayalı tazminat davasında, sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi ve bunun sonuçları üzerine odaklanmaktadır. Davacı, inşaat sözleşmesinin ifasının, davalı belediyenin imar planı değişikliği nedeniyle imkansız hale geldiğini ileri sürmüş ve toplam zararının 322.341.008,69 TL olduğunu talep etmiştir. Ancak, mahkeme, imar planı değişikliğinin davalı idarenin kusurundan kaynaklanmadığını belirterek, yalnızca gerçekleşen imalat bedelinin talep edilebileceğine hükmetmiştir.
Mahkeme, sözleşmenin 15. maddesi uyarınca, yüklenicinin menfi ve müspet zarar talep edemeyeceğine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi, davacının gerçekleştirdiği inşaat masraflarını değerlendirerek, 23.067.739,40 TL tutarında bir alacak belirlemiş ve bu tutarın tahsiline karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı bozarak, sözleşmenin imkansız hale gelmesi durumunda yüklenicinin talep edebileceği zarar kalemlerini yeniden değerlendirmiştir. Sonuç olarak, davacının talep edebileceği toplam tazminat tutarının yeniden hesaplanması gerektiğine hükmedilmiştir. |
6. Hukuk Dairesi 2024/79 E. , 2024/3773 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/398 E., 2023/526 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Davalı vekili
Taraflar arasındaki, eser sözleşmesine dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün, davacı … mirasçıları ve davacı … vekillerince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli edilen günde davacılar vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat…. ve feri Müdahil … vekili Avukat …..’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … ile dava dışı Koçoğlu-Genyapı Ortaklığı arasında bir takım spor kompleksinin yapımını konu alan 21.01.2008 tarihli sözleşme düzenlendiğini, sözleşmede inşaatın yapılacağı parselin bir kısmı ifraz edilerek, yüklenici ortaklığa iş bedeli olarak devredileceğinin kararlaştırıldığını, yüklenici ortaklığı oluşturan şirketlerden Koçoğlu İnş. San…A.Ş. ile müvekkili şirket arasında yapılan 29.02.2008 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinde ise inşaatın yapımının müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, bunun karşılığında da ifraz edilen ve ticaret alanı olarak ayrılan bölümün mülkiyetinin müvekkiline devredileceğinin taahhüt edildiğini, müvekkilinin bugüne kadar sözleşme gereği yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirdiğini, işin ifasına yönelik çeşitli masraflar yaptığını, davalı belediyenin daha sonra aldığı bir meclis kararı ile ifraz edilen söz konusu alanı, hizmet ve sosyal tesis alanı olarak tahsis ettiğini ve sözleşmenin ifasının bu nedenle imkansız hale geldiğini bildirdiğini, müvekkili şirketin, Koçoğlu İnş…A.Ş. ile yaptığı 24.06.2009 tarihli ibra ve temlik sözleşme ile adı geçen şirketin davalı belediyeden olan tüm hak ve alacaklarını temlik aldığını, bu hususun bir ihtarname ile davalıya bildirildiğini, davalı belediyenin hukuka aykırı olarak imar planı değişikliğine giderek sözleşmenin ifasını imkansız hale getirdiğini, sözleşmenin bu şekilde feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin ifası gereği yapılan masraflar için 87.205.841,27 TL, yoksun kalınan kazanç dahil tüm müspet zararları için 235.135.167,42 TL olmak üzere toplam 322.341.008,69 TL zararı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Islah yoluyla talebini 277.000.0000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesininde, imar planı değişikliğinin idare mahkemesinin kararına dayalı olarak yapıldığını, bu nedenle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini, yapıldığı iddia edilen işlerin ruhsatsız olduğunu, işe başlama tutanağı bulunmadığını, harfiyet izni bulunmadığını, tazminat taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin ifasının, idare mahkemesi kararına dayalı olarak yapılan imar planı değişikliği ile imkansız hale geldiği, söz konusu imkansızlığın ortaya çıkmasında davalı idarenin bir kusurunun bulunmadığı, inşaatın %5-6 seviyesine geldiği, sözleşmenin 15. maddesi uyarınca, yüklenici tarafın bu durumda sadece gerçekleşen imalatın bedellerini talep edilebileceği, menfi ve müspet zararını isteyemeyeceği, davacının gerçekleştirdiği inşaat ve diğer harcamaların toplam tutarının 23.067.739,40 TL olduğu, aynı alacak için yaptığı icra takibinde tahsil ettiği tutar mahsup edildiğinde, bakiye 8.943.967,87 TL alacağı kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile anılan tutarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde, temlik alan davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemiz’in (kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 04.07.2019 tarihli, 2018/2675 Esas, 2019/3153 Karar sayılı ilamıyla, sözleşmenin ifasının, uyulması zorunlu olan idare mahkemesi kararıyla imkansız hale geldiği, 21.01.2008 tarihli sözleşmenin “taahhüdün yapılması ve sözleşmenin feshi hali” başlıklı 15. maddesinin 7. fıkasında “ayrıca yükleniciden kaynaklanmayan bir nedenle sözleşmenin ifasının 6 aydan fazla süre ile durması nedeniyle sözleşmenin feshi veya tapunun verilememesi halinde, yüklenici tarafından sözleşmeye uygun olarak yapılan inşaata ilişkin maliyet (müteahhitlik, kâr harcı) genel hükümlere göre (mahkeme tarafından belirlenecek bilirkişiler marifetiyle) hesaplanarak tasfiye edilir” 8. fıkrasında ise “yüklenici bunun dışında proje maliyeti, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, teminat giderleri ile menfi ve müspet zararının tazminini de dahil hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamaz” düzenlemelerine yer verildiği, bu düzenlemelere göre, yüklenicinin, sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği ve bunun kendisine bildirildiği tarih (11.06.2009) itibarıyla mahalli piyasa rayiçlerine ve sözleşmenin 15. maddesinin yukarıda yer verilen 7 ve 8. fıkralarına göre hesaplanacak gerçekleştirdiği imalât bedelini, verdiği teminat mektubunu ve sözleşme gereği iş sahibine yaptığı ödemeleri ve somut olayda iddia edildiği gibi iş sahibinin talimatı ile yapılmış ise dava dışı üçüncü kişilere yaptığı ödemeleri (Antalya Spor Kulubü Derneği’ne yapılan 2.000.000,00 TL’lik bağışı) iş sahibinden talep edebileceği, bu durumda, dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkileri de giderecek şekilde, yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, yüklenicinin, davalı belediyenin sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiğini bildirdiği tarih itibariyle gerçekleştirdiği imalâtın sözleşmenin 15.7 ve 15.8 maddeleri de dikkate alınarak, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleri ile bedelinin hesaplattırılması ve bu bedele yüklenici tarafından iş sahibine ödenen ihale bedeli ile varsa sözleşme nedeniyle ödenen diğer bedeller ve davalı iş sahibinin talep ve talimatı ile dava dışı üçüncü kişilere ödendiği ispatlanan bedeller dahil edilerek ifanın imkânsız hale gelmesi sebebiyle yüklenicinin isteyebileceği toplam miktarın bulunması ve bu miktardan da Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/25993 sayılı takip dosyasında yapılan ödeme miktarı düşülerek kalan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek, taraflar yararına bozulmuştur.
İlk derece mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; yüklenici tarafından yapılan imalatın bedelinin 23.191.430,02 TL, yapılan genel giderler toplamının 5.109.152,32 TL, diğer masraflarının 5.775.921,22 TL, çeşitli firmalara yapılan siparişler nedeniyle yapılan ödemelerin ise 590.000,00+103.163,32+ 7.205.575,00 TL olduğu, sonuç olarak davacının davalı iş sahibi belediyeden 41.975.241,88 TL talep edebileceği, aynı alacak için icra takibinde yaptığı ödemeler mahsup edildiğinde, davacının talep edebileceği toplam tutarın 27.851.470,35 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan tutarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, temlik alan davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, temlik alan davacılar vekilinin ve davalının vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Az yukarıda özetlenen Dairemiz bozma ilamında, 21.01.2008 tarihli sözleşmenin 15.7 ve 15.8. maddesi hükümlerine göre, davacı (temlik eden) yüklenicinin isteyebileceği zarar kalemleri belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı yüklenicinin isteyebileceği zarar kalemlerine proje bedelleri olarak tespit edilen 5.261.076,02 TL, avan proje bedeli olan 590.000,00 TL ve 4.365.991,29 TL kur farkı giderleri dahil edilmiş ise de sözleşmenin anılan düzenlemeleri uyarınca, davacı yüklenici proje maliyet bedellerini talep edemez. Yine, kaynağı ve nasıl hesaplandığı belli olmayan, menfi zarar kapsamında kalan kur farkı giderlerini de talep etmesi mümkün değildir.
Dairemiz bozma ilamında, davacı yüklenici tarafın, sözleşme bedeli olarak ödediği tutarları isteyebileceği belirtilmiş olup, davacı taraf ihale bedeli ve sözleşme onayı için ödediği toplam 14.123.771,53 TL’nin tahsili amacıyla, davalı … hakkında Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/25993 E. sayılı dosyasında icra takibine girişmiş ve takip kesinleşmiştir. Mahkemece, söz konusu takibe konu asıl alacak tutarı, yüklenicinin talep edebileceği toplam tazminat miktarına öncelikli olarak eklenip, daha sonra toplam tutardan düşülmesi gerekirken, doğrudan düşülerek hesap hatası yapılmıştır.
Yine, davacı yüklenicinin, dosyaya ibraz edilen dernek makbuzları ile Antalya Spor Klubü Derneğine 2.000.000,00 TL bağış yaptığı anlaşılmış olup, Dairemiz bozma ilamında, bağış yapılan bu tutarın, davalı iş sahibi belediyenin talimatı ile yapılmış olması halinde istenebileceği belirtilmiştir. Adı geçen spor klubünün Antalya ilinde faaliyet göstermesi, bağışın yapıldığı tarihler ve bağış tutarı nazara alındığında, bu bağışın, hayatın olağan akışına uygun olarak, davalı iş sahibi Belediye’nin talimatı ile yapıldığının kabulü gerekir. Dolayısıyla davacı yüklenici bu tutarın da iadesini isteyebilir.
Sonuç olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği toplam tazminat tutarı 41.975.241,88 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tutardan, proje maliyet bedeli ve kur farkı zararı olarak belirtilen toplam (5.261.076,02 TL + 590.000,00 TL + 4.365.991,29) 10.217.067,31 TL düşüldüğünde bulunan tutar 31.758.174,57 TL dir. Bu tutara icra takibine konu ihale ve sözleşme onay bedeli olan 14.123.771,53 TL ve 2.000.000,00 TL bağış bedeli eklendiğinde isteyebileceği toplam tazminat tutarı 47.881.946,10 TL dir. İhale ve sözleşme onay bedeli olan 14.123.771,53 TL kesinleşen ayrı bir icra takibine konu olduğundan ve bozma ilamı gereği bu tutarın bu davada hüküm altına alınan tazminat tutarından tekrar düşülmesi gerektiğinden netice olarak, davacının bu davada talep edebileceği toplam tutar (47.881.946,10–14.123.771,53) 33.758.174,57 TL’dir. Bu durumda, mahkemece, 33.758.174,57 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye ve hesap hatasına dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu sebeplerle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin diğer temyiz sebeplerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, diğer temyiz sebeplerinin kabulü ile kararın taraflar lehine BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır olunanlar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, bir taraftan alınarak, karşı tarafa ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 05.11.2014 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.