|
ÖZET: Başvuru, Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (BUSKİ) yönelik olarak, su faturalarındaki kademelendirmenin kaldırılması ve hanede yaşayan kişi sayısına göre bir uygulama yapılması talebini içermektedir. Başvuran, mevcut kademeli faturalandırma sisteminin adaletsiz olduğunu, özellikle birden fazla kişinin yaşadığı hanelerin daha yüksek faturalar ödediğini belirtmiştir. BUSKİ, su tarifelerinin belirlenmesinde yasal çerçevelere uygun hareket ettiğini, kademeli sistemin su tasarrufunu teşvik ettiğini ve su kaynaklarının korunmasına katkı sağladığını savunmuştur.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek kısmen kabul ve kısmen red kararı vermiştir. Kademeli faturalandırma uygulamasının kaldırılması talebi reddedilirken, hanede yaşayan kişi sayısına dayalı bir uygulama yapılması talebi üzerine alternatif çözüm önerilerinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İdarelerin bu konuda daha adil bir yaklaşım benimsemesi ve kademeli tarifelerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, BUSKİ’nin mevcut uygulamalarının, su tasarrufu ve sosyal destek açısından önem taşıdığı belirtilmiş, ancak hanelerdeki kişi sayısının sürekli takibinin zorluğu nedeniyle bu konuda alternatif çözümler geliştirilmesi gerektiği önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4077-S.24.6462
BAŞVURU NO : 2023/17473
KARAR TARİHİ : 19.04.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
Su faturalarındaki kademelendirmenin kalkması ve bu duruma kadar
BAŞVURUNUN KONUSU :
hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02.11.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusu dilekçesinde kayıtlı hususlarda özetle, Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresinin (BUSKİ) aboneleri zorda bırakan, haksız bir uygulamayı alınan bir karara dayandırarak sürdürdüğünü, bu konudaki başvurulara cevap verilmediğini, faturalandırma sisteminde daha adilane ve hakkaniyete uygun bir düzenlemeye gidilerek “kademeli faturalandırma” uygulamasındaki 1.
3 kademe limitinin Bursa’daki her bir hane için 12 m olarak belirlenmesi yerine hanede yaşayan kişi sayısı
bazında bir uygulama yapılması gerektiğini, kendisinin evinde beş kişi olduğunun dikkate alınmayarak 2.
kademe kapsamında işlem gördüğünü, ancak hanesinde bir kişi olanların da aynı uygulamaya tabi olduğunu, 1. kademe sınırını aşanların iki katı bedel ödemek zorunda kaldığını, bu yönüyle katlamalı, aşırı pahalı faturalar ödenmek zorunda kalındığını, kademelendirme yapılacaksa idarenin 1. kademe kullanım limitini daha adil bir şekilde değiştirmesi gerektiğini, getirilen kademeyi aşanların iki kat daha pahalı faturalandırılmaması gerektiğini, bu yolla su tüketiminin azaltılması düşüncesinin doğru olmadığını, her 3 bir hanedeki kişi sayısının idarenin kayıtlarında mevcut olduğunu, 12 m sınırının hanede yaşayan kişi 3 sayısı dikkate alınarak uygulanması gerektiğini, yani bir kişinin yaşadığı hanede 12 m lük sınır korunurken 3 beş kişinin yaşadığı hanede 60 m lük sınırın belirlenmesi gerektiğini iddia ve ifade ederek su faturalarındaki kademelendirmenin kalkması ve bu duruma kadar hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 01.12.2023 tarihli ve sayılı yazı ve
19.01.2024 tarihli ve sayılı yazı ile Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünden, 23.02.2024 tarihli ve sayılı yazı ile Tarım ve Orman Bakanlığından,
23.02.2024 tarihli ve sayılı yazı ile Türkiye Belediyeler Birliğinden bilgi-belge talebinde
bulunulmuştur. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 26.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı, Tarım ve Orman Bakanlığının sayılı yazısı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sayılı yazısı ile Türkiye Belediyeler Birliğinin 07.03.2024 tarihli ve sayılı yazısı
Kurumumuza ulaşmıştır.
2.1. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında özetle,
Genel Müdürlüğün, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun’un verdiği yetkiyle kurulduğu; Kanun’un 23’üncü maddesinde, su satışı için ayrı tarifelerin yapılacağı, bu tarifelerin tespitinde yönetim ve işletme giderlerinin de esas alınacağı, tarifelerin tespiti ve tahsilatla ilgili usul ve esasların ise yönetmelik ile belirleneceğinin belirtildiği; yönetmelikle hizmet bedelleri, tarife ve bedel çeşitlerinin genel kurulca belirleneceğinin de hüküm altına alınacağı;
İçme ve kullanma suyunun dağıtımı, depolanması, atık suyun uzaklaştırılması ve fiyatının belirlenmesi sırasında tekel konumunda olan su ve kanalizasyon idarelerinin, su hizmetleri ile ilgili yıpranan su hatlarının yenilenmesi, yeni su kaynaklarının geliştirilebilmesi, su kayıp ve kaçaklarının kabul edilebilir düzeye çekilmesi, kanalizasyon hizmetleriyle ilgili olarak da atık su arıtma tesisinin ilerleyen yıllarda yapılacak yenileme maliyetlerini karşılaması gerektiği;
Suyun en uygun şekilde fiyatlandırılmasının, doğal kaynak konumundaki suyun korunmasında en etkili yollardan biri olduğu; suyun fiyatlandırılması kadar çevresel zararların önlenmesi bakımından atık su maliyetlerini uygun şekilde yansıtacak olan atık suyun da fiyatlandırılmasının gerektiği; fiyatlandırmada maliyetlerin belirlenmesinde, genişleme ve yeni altyapı ihtiyaçları ile bakım, tamir, yenileme programları için bütçelerin önem kazandığı; yerel anlamda bakıldığında, belediyeler ve büyükşehir belediyeleri kapsamında halkın su israfının önlenmesine yönelik çalışmalara katılımının sağlanmasına ve bilinçlendirilmesine de önem verilmesi gerektiği; suyun sadece ekonomik bir mal olarak değil, insanın yaşam hakkı olduğunun gözden kaçırılmaması ve suyun fiyatlandırılmasında bu hususun bilhassa dikkate alınması gerektiği;
İdareler açısından suyun birim maliyetinin her idare için farklı olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu; ancak maliyet kalemleri aynı iken idarelerin satışlarında kullandıkları fiyatlama yöntemleriyle maliyetin üstünde veya altında bir gelir elde etme yoluna gittiği; kademeli su satışının, suyun korunması ve uygulama birliği açısından önem arz ettiği; “yükselen blok tarife” adıyla da nitelendirilen bu uygulamada abonenin tüketimi arttıkça daha fazla ödeme yaptığı; nitekim dünyada ve Türkiye’de suyun artan önemiyle beraber su kaynakları üzerindeki baskının arttığı; bu sebeple, devletin suyun kullanımı konusunda stratejik planlar yapmak ve suyu verimli kullanmak maksadıyla 04.10.2021 tarihinde Birinci Su Şurası’nı tertip ettiği; bu toplantının sonuç bildirgesine, “Belediyelerce içme suyu sistemlerinde %35 seviyesinde olan su
kaybı oranı %25 seviyesinin altına indirilecek. Bunun yanında sürdürülebilir su hizmetleri sağlanabilmesi amacıyla 2023 yılından itibaren tam maliyet esaslı su ve atık su fiyatlandırması ile ilgili çalışmalara başlanarak suyun tasarruflu kullanımını hedefleyen kademeli tarifeler ile düşük gelirli hane gruplarını gözeten sosyal ve adil su tarifeleri uygulanacaktır” maddesinin eklendiği;
Kademeli su tarifesinin, esasında gerektiği gibi su kullanmayı teşvik eden ancak ihtiyaçtan fazla su kullanma halinde de suyun ücretini artıran bir uygulama olduğu; insani tüketim amacıyla gereksinimi karşılamak için makul bir ücretle su hizmeti sunmayı hedeflemekle birlikte gereğinden fazla da su kullanılmasını engelleme gayesindeki bir uygulama olduğu; giderleri büyük oranda öz gelirleri ile finanse eden bu idarelerin hizmetleri karşılığında ücret almasının da 2560 sayılı Kanun’da yer aldığı ve bu hususun yönetmelikle düzenleneceğinin hüküm altına alındığı;
Aslında bu konunun şehirlerde yaşayan dar gelirli vatandaşların hane halkı nüfusu ve gelir düzeyi açısından ele alınarak incelenirse, ortaya bilinenden çok farklı bir tablonun çıkacağı; ancak bunun yerine toptancı bir anlayışla kademeli su tarifesinin abonelerin büyük bölümünü koruduğu, su tasarrufu yapıldığı ve suyu belli bir miktarın üzerinde kullanan abonelerden ise daha fazla su bedeli alınarak “çok kullananın çok ödeyeceği” bir politikanın benimsendiğinin ifade edildiği; kademeli su tarifesi sisteminin, su kullanımında “abone başına tespit edilen” ilk kademenin aşılmamasını teşvik ederek nüfusu fazla olan hanelerde daha az suyla yaşanmasını sağlayabileceği; yağışların az olması nedeniyle barajlardaki doluluk oranlarının da düşük seviyelerde kaldığı; Türkiye’nin bilinenin aksine su kıtlığı yaşayan bir ülke haline geldiği; su israfının önüne geçmek için kademeli su faturası uygulamasına geçilmesi tespitinin en önemli argüman olarak tanımlandığı;
3
Genel Müdürlüğün mesken grubu abonelerine yönelik uygulanan 2 kademeli (0-12 m arası 1. kademe, 12 3 m > 2. kademe) tarife uygulamasının, ülkemizde küresel iklim değişikliğinin yoğun olarak hissedilmesi ve buna bağlı olarak kuraklık ve su kıtlığı riski içerisinde bulunulması, aynı zamanda su tasarrufunun teşvik edilmesi, nihayetinde aşırı tüketimin önüne geçilmesinde önemli bir etken olması, kıt kaynak olan su rezervinin kontrol altına alınmasını sağlaması, ayrıca birinci kademenin en düşük fiyatlı kademe olduğu ve bu kademenin ortalama “düşük gelirli hane halkının” temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda olması nedeniyle kaldırılmasının söz konusu olmadığı; hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe aralığı uygulanması için o hanedeki kişi sayısının bilinmesinin gerekeceği gibi kişi sayısı değişimlerinin de sürekli olarak takibinin gerektiği; dolayısıyla hanede yaşayan kişi sayısının ne kadar olduğu ile kişi sayısındaki artış ve azalışın taraflarının bilemeyeceği ve bunlara ilişkin herhangi bir altyapı, sistem yahut programsal bir imkan olmadığından vatandaşın talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı;
Kademeli tarife uygulamasına ilk olarak 26.07.1991 tarihli, 1991/11 esas sayılı ve 32 karar numaralı Bursa
Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla geçildiği;
3
Kademe için 12 m lük su tüketimi sınırının 2019 yılındaki meclis kararı gereğince belirlendiği ve geçmişten günümüze farklı tarihlerde güncellendiği;
3
Bursa ilinde bulunan mesken abonelerinin ortalama su tüketimi miktarının, 2022 yılı için 10,79 m , 2023 3 yılı için bu miktarın 10,95 m olduğu; meskenlerde yaşayan kişi sayısına veya başka bir sebebe göre su tüketiminin artıp artmadığı konusunda taraflarınca bir araştırma veya tespit yaptırılmadığı;
2022 yılı 1. kademe su+atık su tahakkukunun 932.663.961,42 TL, 2. kademe su+atık su tahakkukunun
259.250.222,09 TL olduğu; 2023 yılında 1. kademe su+atık su tahakkukunun 1.257.227.209,47 TL, 2.
kademe su+atık su tahakkukunun ise 379.080.148,09 TL olduğu;
Hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe aralığı uygulanması için o hanedeki kişi sayısının bilinmesi gerekeceği gibi kişi sayısı değişimlerinin de sürekli takibinin gerektiği; dolayısıyla hanede yaşayan kişi sayısının taraflarında mevcut olmaması ve kişi sayısındaki artış ve azalışın taraflarınca bilinemeyeceği ile bunlara ilişkin herhangi bir altyapı, sistem yahut programsal bir imkan olmadığından hanede yaşayan kişi sayısı baz alınarak bir uygulama yapılmasının teknik ve hukuki açıdan mümkün olmadığı;
Başvurudakine benzer taleplerin farklı tarihlerde Genel Müdürlüğe iletildiği; bu talepler hakkında başvuru sahiplerine mevzuat hükümleri çerçevesinde taleplerinin karşılanamayacağı bilgisinin verildiği; kademeli faturalandırmaya ilişkin uygulamada değişiklik öngören yeni bir düzenlemenin planlanmadığı;
Başvuruya konu talep hakkında taraflarının muhatap olduğu ve yargı organları nezdinde ele alınan/alınmış 3 olan bir dava veya kararın olmadığı; başvuruya konu kademeli faturalandırma uygulamasıyla 12 m 1.
kademe sınırı hakkındaki meclis kararları ve ücret tarifelerine ilişkin açılan/açılmış dava veya bu bağlamda karar olmadığı;
Uygulamaların, kanun ve yönetmelikler çerçevesinde yapıldığı ve mevzuata aykırı bir uygulamanın bulunmadığı
açıklamalarına yer verilmiştir.
2.2. Tarım ve Orman Bakanlığının cevabi yazısında özetle,
İçme ve kullanma suyu birim fiyatı belirleme yetkisinin, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile 2560 sayılı Kanun gereğince belediye ve büyükşehir belediyesi meclislerine verildiği; bu meclislerin, su hizmetlerinin yatırım ve işletme-bakım maliyetlerine karşılık gelen harcamalar ve bunların takibi, tahsili, personel gideri gibi masrafları dikkate alarak bir su tarifesi belirlediği;
Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği’nin 11’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “İdare su tasarrufunu teşvik, az kullanana sosyal yardım sağlamak ve gelirini artırmak amacıyla kademeli tarife uygulaması yapabilir. Gerekli kademe aralıklarını uygulama zamanını ve tarifeleri tespitte Genel Kurul yetkilidir” hükmünün yer aldığı; mevcut mevzuat hükümleri gereğince büyükşehir belediye meclisinin içme suyu fiyatını belirleme yetkisini haiz olduğu;
Su faturalarındaki kademelendirme uygulamasının kaldırılması veya hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması kararının ilgili idarenin takdirinde olduğu;
Kademeli faturalandırmanın yaygın olarak kullanılan ve her bir kademede ücretin artması esasına dayanan bir faturalandırma türü olduğu; bu tür tarife yapısının, su kaynaklarının korunmasını teşvik için geliştirildiği; aynı zamanda AB Su Çerçeve Direktifi’nin (2000/60/EC) de su kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması için yeterli teşvik sağlayan fiyatlandırma politikalarının uygulanmasını tavsiye ettiği;
Bu kapsamda, kademeli tarifenin, İspanya, İtalya, Arnavutluk, Malta, Belçika, Hırvatistan, İskoçya, Kuzey
Makedonya, İrlanda, Slovenya gibi ülkeler tarafından kullanıldığı; bu ülkelerde yaygın olarak iki kademeli tarife sistemi kullanılmakla birlikte hacim aralığı ve kademe sayısının her bir ülke ve bölge için farklılıklar içerebildiği;
Bakanlık tarafından mahalli idareler ile su ve kanalizasyon idarelerinin uygulamalarına yönelik yönlendirici herhangi bir işlem yapılmadığı;
Değişen iklime uyum sağlanması, su kaynaklarının kalite ve miktar açısından korunması, sürdürülebilir yönetimin sağlanması ve konuya ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla 31.01.2023 tarihinde başlatılan
Su Verimliliği Seferberliği’nin Bakanlık koordinasyonunda yürütüldüğü;
Seferberlik kapsamında, kentsel, endüstriyel, tarımsal ve bireysel su verimliliğine ilişkin çalışmaların yürütüldüğü; tüm sektörlere özgü rehber dokümanların hazırlandığı ve ulusal stratejiler ile uyumlu olarak
“Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033)”nın 2023/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle yayımlandığı;
Bu Eylem Planı kapsamında, belediyeler/su ve kanalizasyon idareleri için belirlenen ana hedeflerin,
– Yerel idarelerde su verimliliğinin artırılmasıyla bütün belediyelerde su kayıp oranının 2033 yılına kadar % 25; 2040 yılına kadar % 10 seviyesine düşürülmesi,
– Hanelerde ve bireysel su kullanımında verimliliğin artırılmasıyla kişi başı günlük ortalama su tüketiminin
2030 yılına kadar 120 lt, 2050 yılına kadar 100 lt’ye düşürülmesi,
– Su verimliliğini artıracak ve teşvik edecek yasal, idari ve teknik düzenlemeler ve planlamalar yapılması,
– Havzalardaki su mevcudiyetinin izlenmesi, iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerine yönelik projeksiyona göre havza ölçeğinde verimlilik tedbirleri dikkate alınarak planlamalar yapılması,
– Alternatif (geleneksel olmayan) su kaynaklarının (yağmur suları, gri sular, kullanılmış sular, deniz suyu, acı su vb.) kullanımının yaygınlaştırılması,
– Tam maliyet (finansal, çevresel ve kaynak) esaslı ve su verimliliğini önceleyen su fiyatlandırması mekanizmasının uygulanması
şeklinde öngörüldüğü; bu hedefler doğrultusunda sorumlu olunan eylemlerin belirlendiği; söz konusu eylemlerin takibinin ise Bakanlık tarafından altı ayda bir resmi yazışmayla yapıldığı;
Bakanlık tarafından AB Su Çerçeve Direktifi’ne uyumlu Nehir Havza Yönetim Planları’nın (NHYP)
hazırlanması çalışmasının yürütüldüğü; NHYP çalışmalarının bir bölümünün, sosyoekonomik analiz çalışmaları olduğu; bu analizlerden birinin de fiyat ve tarife analizi olduğu; fiyat ve tarife analizinde, havzada yer alan illerde uygulanan mevcut kırsal ve kentsel tarife türleri ve ücretlerinin bilgi amaçlı NHYP kapsamında bir bölüm olarak paylaşıldığı;
Bu kapsamda, Bakanlık tarafından hanede yaşayan kişi sayısı baz alınarak yapılmış ve uygulamaya dönük, zaman-maliyet açısından fizibil detaylı teknik bir çalışmanın bulunmadığı
açıklamalarına yer verilmiştir.
2.3. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında özetle,
Genel Müdürlük tarafından belediyelerin içme suyu ihtiyacının 1053 sayılı Kanun gereğince ilgili belediyeler ile imzalanan protokoller doğrultusunda karşılandığı; proje bazında harcanan mezkur Kanun gereği ilgili belediyeler tarafından protokollerin mali hükümler bölümünde yer alan hususlar çerçevesinde meskenlere uygulanan en yüksek kademedeki su satış tutarına yapılan zam oranında artırıldığı ve belediyelere gönderilen ödeme planlarına göre otuz yılda geri ödendiği;
Bu kapsamda, zaman zaman belediyeler ile yapılan görüşmelerde, kademeli fiyat uygulamasına geçilmesindeki ana amacın, vatandaşların gereksiz su israfının önüne geçilerek özellikle suyun içme ve kullanma amaçlı olarak kullanılmasının sağlanması ve sulama gibi faaliyetlerin önüne geçilmesi olduğu, bunun da içinde bulunulan kurak dönem dahilinde su kaynaklarının korunmasında büyük önem arz ettiğinin taraflarına ifade edildiği;
Ancak belediyelerin kademeli uygulamadan vazgeçmesi ya da hanede yaşayan kişi sayısına göre uygulama yapması hususunun belediyeler tarafından değerlendirilmesinin uygun görüldüğü;
Ülkemizde su kaynaklarının etkin yönetimi ve verimli kullanımı amacıyla üst düzeyde koordinasyon ve iş birliği sağlayacak Ulusal Su Kurulunun kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin
29.11.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği; bahse konu Kurulun görevleri
arasında “su kaynaklarının koruma-kullanma dengesi gözetilerek verimli kullanılması, su politikalarının sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması, su tahsisinde arz-talep dengesinin sağlanması, su kaynaklarının daha etkin şekilde korunması, geliştirilmesi, uygulamaların ve yatırımların kurumlar tarafından daha sıkı takip edilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesi”nin bulunduğu;
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından, su teminini ifa eden idarelerce su kayıplarının azaltılmasına yönelik çalışmaların izlenmesi, disipline edilmesi, teşvik edilmesi, suyun etkin kullanılması ve israfının önlenmesi amacıyla “İçme Suyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıplarının Kontrolü
Yönetmeliği”nin yayımlandığı; bu Yönetmelik’le, belirlenen ilgili belediyelerce su kaybı hedeflerine ulaşılması, hatta hedeflere yaklaşılması durumunda dahi yeni su kaynaklarının geliştirilme tarihlerinin ötelenebileceği ve kısıtlı su kaynaklarının en iyi şekilde korunması, kullanılması ve yönetilmesinin sağlanabileceği
açıklamalarına yer verilmiştir.
2.4. Türkiye Belediyeler Birliğinin cevabi yazısında özetle,
5393 sayılı Kanun’un 15’inci maddesi, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’nci maddesi ve
2560 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin su hizmetlerinin sunumu bağlamında yetkili idareleri gösterdiği;
4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde, indirimli su ücreti uygulanacak durumların belirtildiği; bu hüküm gerekçe gösterilerek geçmişte bazı belediye başkanlarının indirimli/ücretsiz tarife uyguladığı için “görevi kötüye kullanma” suçundan yargılandığı;
6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1’inci maddesinin ikinci fıkrasıyla, Bursa Büyükşehir Belediyesinin görev ve sorumluluk alanının il mülki sınırlarına genişlediği; aynı
Kanun’un Geçici 1’inci maddesinde, tüzel kişiliği kaldırılan köy ve beldelerde farklı oranlı tarifelerin
belirleneceğinin düzenlendiği; su ve kanalizasyon idarelerinin, bu kapsamda verilen içme sularının “bahçe sulamasında” kullanıldığı tespitlerini yaptığı;
Yine 5393 sayılı Kanun ile 5216 sayılı Kanun’da da indirimli veya ücretsiz surette su hizmetinin verilebileceğine dair hükümler bulunduğu;
16.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4920 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla insani su hakkı
kapsamında ücretsiz ve indirimli su tarifesi belirlenebileceği ve bundan yararlanacakların 4736 sayılı
Kanun’un 1’inci maddesinden muaf tutulduğu; bu indirimlerin mesken aboneliklerine uygulandığı;
On İkinci Kalkınma Planı’nda, yoksulluk riskini azaltmaya yönelik eğitim, sağlık, barınma ile içme suyu ve kanalizasyon gibi kamu hizmetlerinin iyileştirileceği, sosyal yardım-istihdam bağlantısının güçlendirileceği, sosyal yardım faydalanıcılarına yönelik iş arama desteği gibi uygulamaların yaygınlaştırılacağı, sosyal yardımların fırsat eşitliği gözetilerek yürütüleceği; yoksullar, kadınlar, çocuklar, engelliler ve yaşlılar olmak üzere nüfusun tümünün afetler ile ekonomik, sosyal ve çevre sorunları gibi durumlar için dirençlerinin artırılacağı hedeflerine yer verildiği;
2560 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesinde, tam maliyet esasına işaret edildiği;
Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve
Esaslara İlişkin Yönetmelik’in 17’nci maddesinde, “Atıksu hizmetleri için ücretlendirme yapılırken tam maliyet ve kirleten öder esasları kullanılır…” denildiği ve Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde, tam maliyet esaslı tarifenin, atık su ve evsel katı atık ile ilgili verilen tüm hizmetler karşılığında ortaya çıkan toplam sistem maliyetinin bu hizmetlerden yararlananlara yansıtılmasına yönelik yöntemi ve bu yöntemle hesaplanmış ücretler listesi olarak tanımlandığı;
Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (İSU) 2023 yılı 1. Olağan Genel Kurulu’nda alınan kararla su fiyatlarında, “hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe uygulaması”na geçildiğinin bilindiği; İSU’nun 2024 yılı 1. Olağanüstü Toplantısı’nda, hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe 3 uygulamasından faydalanan aboneliklerde 1. kademenin, 4 kişi ve altında ikamet edenlere 12 m , 5 kişi
3 3 3
ikamet edenlere 14 m , 6 kişi ikamet edenlere 16 m , 7 kişi ve üzeri ikamet edenlere 17 m olarak belirlenmesi yönünde karar alındığı;
Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (KOSKİ), kurumsal internet sitesinden duyurduğu
“Suyun Fiyatlandırılmasında Temel İlkeler” arasında yer alan “Hakkaniyet ve Satın Alınabilirlik” ilkesini, “Su fiyatlandırması, maliyetin tamamını karşılamayı hedeflerken, su hizmetlerinin toplumun tüm kesimleri, özellikle dezavantajlı veya düşük gelirli nüfus için karşılanabilirliğini de dikkate almalıdır. Sosyal eşitlik endişeleri, kademeli fiyatlandırma yapılarının veya hedeflenen sübvansiyonların uygulanmasına yol açabilir” şeklinde tanımladığı;
3 3
KOSKİ Su ve Atıksu Tarifesi’nde öncelikle aylık 15 m ve altı kullanım ile 15 m üstü kullanım olacak şekilde iki kademeli bir belirleme yapıldığının görüldüğü; KOSKİ’nin kullanım miktarı odaklı kademelerin 3 altında ise, merkez ve merkez dışı ilçeler ile kırsal mahalleleri gruplara ayırarak m bedellerini ayrıca 3 sınıflandırdığı; örneğin, Meram ilçesinde 1. kademenin üst kullanım limiti olan 15 m suyun birim bedelinin 20,58 TL iken, Çumra ilçesinde bu bedelin 15 TL, kırsal mahallelerde ise 5,15 TL olduğu; standart uygulama bu şekilde olmakla birlikte, hane halkı sayısı 6 kişi ve üzeri olan abonelerde, 1. kademenin 0-20 3 m olarak uygulanması şeklinde KOSKİ’nin nüfus odaklı bir kademe uygulamasının da bulunduğu; bunların dışında KOSKİ’nin malul-gazi olarak aylık bağlananlar, şehit yakını sıfatıyla aylık veya gelir
bağlanmış abonelere ve 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşları ile % 40 ve üzeri engelli raporu bulunan abonelere ayrıca indirim uyguladığı;
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) Su ve Atıksu Tarifesi’nde konut aboneleri için
3 3 3 3
0-15 m aralığı için 21,86 TL/m , 16-30 m için 30,62 TL/m şeklinde fiyatlandırmanın bulunduğu;
3 3
belediyeden sosyal yardım alan konut abonelerine mahsus 0-10 m aralığında 1 TL/m bir belirleme yapıldığı;
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ) su birim fiyatları incelendiğinde, konutlarda 3 m bazlı bir kademelendirme bulunduğu, kırsal mahallelerin ise bu kademelendirmeden hariç tutularak daha düşük fiyatlandırıldığı;
Mevzuat hükümleri ve belediye uygulamaları doğrultusunda,
– Belediyelerin, ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için ücret almaya yetkili olduğu; 2560 sayılı Kanun’da tarife belirlemenin esaslarının düzenlendiği;
– 4736 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanı kararlarında belirtilenler dışında belediyelerin ücretsiz veya indirimli hizmet sunmasının ticari gerekçelerle mümkün olabildiği; esasen kamu hizmetlerinin sürekli şekilde ücretsiz/indirimli sunulmasının sürdürülebilir olmadığı;
– Birden fazla kanunda belediyelerin önemli gelir kalemleri arasında yer alan su ücretleriyle ilgili indirimlere yer verildiği;
– Kademeli faturalandırma uygulamasının, mevzuatta tanımlanmadığı; bunun, Belediye Su ve
Kanalizasyon Hizmetlerinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in güvence bedeli ile ilgili 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde dolaylı olarak bahsedildiği;
– Ücretsiz/indirimli tarifelerle ilgili açılan görevi kötüye kullanma davalarında verilen beraat kararları, insani su hakkı, su tasarrufu veya ihtiyaç sahibi kullanıcıların suya erişimini kolaylaştırmak amacıyla belediyelerin, meclis/genel kurullarının takdiri ve bütçe imkanları çerçevesinde kademe uygulaması öngörmeye başladığı; kademe kriterlerinin değişkenlik gösterebildiği;
– On İkinci Kalkınma Planı’nda sosyal yardımlarla istihdam ilişkisine dikkat çekildiği; sosyal yardımların yoksullukla mücadele yöntemlerinden sadece birini ve arızi olanı teşkil ettiği; esas olanın, sosyal yardım alanların iş gücüne katılımının sağlanması olduğu; kamu hizmetlerinin sunumunda ve maliyetlerinin belirlenmesinde eşitlik, adalet ve genellik ilkelerinin dikkate alınması gerektiği;
– Belediye ve bağlı idarelerin büyük çoğunluğunun tarife ve abone hizmetleri yönetmeliklerinde konut tarifelerinde kullanım miktarına dayalı olarak kademeli tarife uygulamasına yer verdiği; kullanım miktarına dayalı kademelendirmenin yanında bazı belediyelerin merkezden uzak yerleşim yerleriyle kırsal mahallelerde daha düşük fiyatlandırmalar yaptığı; sanayi ve iş yerlerinin konutlara kıyasla daha yüksek fiyatlandırıldığı;
– Kocaeli ve Konya illerinde kullanıma bağlı kademeli tarifelerde, hanede bulunan nüfusa mahsus uygulamalar olduğu;
– İdarelerin yönetmelikleri ve aldıkları kararlar incelendiğinde, kademeli tarife uygulanırken hem su tasarrufunun teşvikini hem de kullanıcılara sosyal destek sağlamanın amaçlandığının anlaşıldığı;
– Su ve kanalizasyon idarelerinin kendi hizmet alanlarında yaşayanların MERNİS kayıtlarına ulaşabilmesi mümkün olmakla birlikte, bu kayıtların hanede yaşayan kişi sayısını öğrenmeye imkan verecek düzeyde olmadığı; ayrı bir çalışma yapılması gereken verilerin paylaşıma konu edilmediği; bu bakımdan, tarifelerde hanede yaşayan kişileri esas alarak yapılacak bir kademelendirme hukuken mümkün görülmekle beraber, su ve kanalizasyon idarelerinin hane nüfusundaki gelişmeleri sürekli takibinin ve güncel durumun yakalanmasının zorluklar içereceği
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;
4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
4.2. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında ise, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,
5. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun’un “Tarife tespit esasları” başlıklı 23’üncü maddesinde, “Su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile, amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve bir kar oranı esas alınır.
Tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esaslar bir yönetmelik ile belirlenir”,
6. Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in;
6.1. “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; …
j) Tam maliyet esaslı tarife: Atıksu ve evsel katı atık ile ilgili verilen tüm hizmetler karşılığında ortaya çıkan toplam sistem maliyetinin bu hizmetlerden yararlananlara yansıtılmasına yönelik yöntemi ve bu yöntemle hesaplanmış ücretler listesini, …
ifade eder”,
6.2. “İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde, “Sürdürülebilir atıksu ve evsel katı atık hizmetlerinin yönetilmesi amacıyla tarifelerin belirlenmesinde;
a) Toplam sistem maliyetlerinin tarifelere yansıtılması, b) Tarifelerin kirleten öder ilkesine göre belirlenmesi, c) Atıksu hizmetlerinden tahsil edilen ücretlerin, atıksu; evsel katı atık hizmetlerinden tahsil edilen ücretlerin de evsel katı atık ile ilgili hizmetler dışında kullanılmaması,
esastır”
6.3. “Toplam sistem maliyeti” başlıklı 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Toplam sistem maliyeti, yatırımın finansal maliyeti, sistemin işletilmesi ve bakımı, sabit varlıkların amortisman maliyetleri, yönetim ve izleme giderleri, vergiler, kamulaştırma ve sistemin finansal sürdürülebilirliğini sağlayacak özkaynak getirisinden oluşan tam maliyeti içerir. Toplam sistem maliyeti, atıksu veya evsel katı atık sisteminin işletilmesi ve sürdürülebilirliği ile bağlantısı olmayan maliyetleri içermez”,
6.4. “Atıksu hizmetleri için ücretlendirme” başlıklı 17’nci maddesinde, “Atıksu hizmetleri için ücretlendirme yapılırken tam maliyet ve kirleten öder esasları kullanılır…
Atıksu hizmetlerinin sürdürülebilirliği için asgari atıksu ücreti 0,30 TL/m3’tür. Belirlenen miktarın bu asgari ücretten daha düşük olması durumunda Bakanlığın uygun görüşü alınır. Mevzuattaki yükümlülüklere uygun şekilde atıksu hizmetlerinin verilebilmesi için asgari atıksu ücretinin yeterli olmaması durumunda tam maliyet esaslı tarifeye göre atıksu ücreti belirlenir. Belirlenen metreküp temelindeki atıksu ücreti, metreküp su ücretinin % 50’sini aşamaz”,
6.5. “Atıksu tarife türleri” başlıklı 19’uncu maddesinde, “Atıksu hizmetleri üç farklı tarife türü üzerinden
ücretlendirilebilir:
a) Debi ve kirlilik yüküne göre değişken tarife, b) Abonelerin belirli özelliklerine göre sayaç okuma, vidanjör gibi hizmetler için sabit tarife, c) Kanalizasyon sistemine yeni abonelerin bağlanması durumunda alınacak bağlantı ücreti.
(2) Atıksu altyapı yönetimleri birinci fıkrada yer alan seçeneklerden birini kullanabilecekleri gibi bunları birleştirme yoluna da gidebilirler. Bu durumda ilk iki tarife türü düzenli olarak faturalandırılır, üçüncü tarife türü ise bağlantı sırasında bir sefere mahsus alınır. Bununla birlikte atıksu altyapı yönetimleri abonelere hizmet maliyetlerini tam olarak yansıtabilmek için birinci fıkrada yer alan seçenekler dışında ayrı bir tarife belirleyebilirler.
(3) Atıksu altyapı yönetimleri her aboneye sadece aldıkları hizmetlerin maliyetlerini dikkate alarak tarife belirlerler”,
7. İçme Suyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıplarının Kontrolü Yönetmeliği’nin “Su kayıplarının azaltılması” başlıklı 9’uncu maddesinde, “Büyükşehir ve il belediyeleri su kayıplarını 2023 yılına kadar en fazla %30, 2028 yılına kadar ise en fazla %25 düzeyine; diğer belediyeler su kayıplarını
2023 yılına kadar en fazla %35, 2028 yılına kadar en fazla %30, 2033 yılına kadar ise en fazla %25
düzeyine indirmekle yükümlüdürler…”,
8. 2023/9 sayılı Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) ile ilgili Cumhurbaşkanlığı
Genelgesi’nde, “Ülkemizde kentsel, endüstriyel ve tarımsal faaliyetler için su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir kullanılmasının sağlanması ve su verimliliğini arttıracak bilgi ve teknolojinin yaygınlaştırılması için başlatılan Su Verimliliği Seferberliği sürecinde Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) hazırlanmıştır…
Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi hususunda gereğini…”,
9. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği’nin “Su abonelerine uygulanacak tarife esasları” başlıklı 11’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “İdare su tasarrufunu teşvik, az kullanana sosyal yardım sağlamak ve gelirini artırmak amacıyla kademeli tarife uygulaması yapabilir. Gerekli kademe aralıklarını uygulama zamanını ve tarifeleri tespitte Genel Kurul yetkilidir…”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle; evinde beş kişi olarak 1. kademe kapsamında işlem gördüğünü, ancak hanesinde bir kişi olanların da aynı uygulamaya tabi olduğunu, 1. kademe sınırını aşanların iki katı bedel ödemek zorunda kaldığını, kademelendirme yapılacaksa idarenin 1. kademe kullanım limitini daha adil bir şekilde değiştirmesi ve hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması gerektiğini iddia ve ifade ederek su faturalarındaki kademelendirmenin kalkması ve bu duruma kadar hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılmasını talep etmektedir.
12. Su, insanların yaşamsal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri, temizlik ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri ve tarım başta olmak üzere pek çok hizmet alanında kullanımı zorunlu olması yönüyle büyük önem taşımaktadır. Öyle ki tarih boyunca suya erişimin zorlaştığı ve kuraklığın baş gösterdiği zamanlarda, bunun ekolojik dengeye olan etkisine paralel olarak insan topluluklarının da düzenini değiştirdiği; bu durumun yaşandığı coğrafyalardan yoğun göçlerin olduğu ve buralardaki devletlerin zayıfladığı, hatta yıkıldığı bilinmektedir. Bu nedenle, su, her dönemde toplumsal düzenin merkezinde yer almış, şehirler su kaynaklarına yakın yerlere kurulmuş, özellikle suyun temini için medeniyetin sahip olduğu imkanlar zorlanarak kimi yerlerde büyük su kemerleri, sarnıçlar ve su dağıtım sistemleri inşa edilmiştir. Son yüzyıl içinde ise, çok daha ileri teknikler sayesinde suyun kullanımı yaygınlaştırılmış ve suya erişim kolaylaştırılmıştır. Ancak geçmişte olduğu gibi günümüzde de suyun kıt bir kaynak olması hali değişmemiştir. Özellikle dünya nüfusunda yaşanan değişimin içilebilir, temiz su talebini artırması ve iklim
değişikliğinin su kaynaklarına yönelik olumsuz etkisi dikkate alındığında, suyun bu özelliği kendini daha fazla hissettirmeye başlamıştır. Nitekim son yüzyıl içinde dünya nüfusunun üç kat artmasına karşılık su 3 kaynaklarına ilişkin talep yedi kat artmış ve dünyadaki toplam su tüketimi 1940 yılında 1.000 milyar m 3 iken bu miktar 1960’da iki katına çıkmış, 1990 yılında 4.130 milyar m olmuştur (Türkiye’nin Su Riskleri
Raporu, WWF-Türkiye, İstanbul, 2014, s. 10,
https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/turkiyenin_su_riskleri__raporu_web.pdf, Erişim tarihi:
02.04.2024). Yine iklim değişikliği bağlamında; ekstrem hava olayları nedeniyle kış aylarında nehir akışlarının, yüzey akışlarının ve taşkınların artması, yüksek sıcaklık ve yağışın artması nedeniyle kuraklıkların yaşanması, akıştaki değişikliklerin hidroelektrik santralleriyle temiz güç üretimini azaltması, sulama suyu ihtiyacının artması, kar kütlesinde % 25 oranındaki azalmayla su temininin değişmesi, nehir akışlarındaki değişimlerin su temini, su kalitesi, balıkçılık ve rekreasyon faaliyetlerini etkilemesi, hidrolojik değişimler ve artan su talebi nedeniyle düşük olan su seviyesi sonucunda derin olmayan bazı kuyuların kuruması, tarımsal, kentsel ve çevresel su talebinin artması, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle tuzlu su girişimi deltaları ve kıyı akiferlerinin etkilenmesi, deniz seviyesindeki artışın su setlerini tehdit etmesi, ısınmış nehir sularının somon gibi soğuk suda yaşayan balıklara olumsuz etki etmesi beklenmektedir (Demuth S., Assessment of Climate Change on Water Resources and How to Adapt, UNESCO, Paris, 2017, aktaran Çapar G., Su Kaynakları Yönetimi ve İklim Değişikliği, İklim Değişikliği Eğitim Modülleri Serisi 8, Ankara, 2019, s. 11-12, https://suyonetimi.ankara.edu.tr/wpcontent/uploads/sites/88/2019/10/%C4%B0klim%C4%B0N-Projesi-E%C4%9Fitim-SerisiMod%C3%BCl-8.pdf, Erişim tarihi: 02.04.2024). Bu kapsamda ülkemizin durumu ele alındığında, Küresel
İklim Değişikliğinin Etkilerinin En Aza İndirilmesi, Kuraklıkla Mücadele ve Su Kaynaklarının Verimli
Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonunun 2021 yılında hazırladığı raporda, 2020 yılında kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.339 3 m /kişi/yıl olduğu ve bu durumun Türkiye’nin “su sıkıntısı” yaşayan bir ülke olduğuna işaret ettiği 3 belirtilmiştir. Ayrıca aynı Rapor’da “Teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir su miktarı 112 milyar m /yıl olduğuna göre; TÜİK verilerine göre 2023 yılında öngörülen nüfus 87 milyon olduğunda kişi başına düşen 3 3 yıllık su 1287 m , 2050 yılında öngörülen nüfus 104 milyon olduğunda kişi başına düşen yıllık su 1069 m , 3
2070 yılında öngörülen nüfus 107 milyon olduğunda kişi başına düşen yıllık su miktarı 1040 m tahmin
edilmektedir. Bu durumda nüfus artışına bağlı olarak gelecekte kişi başına düşen yıllık su miktarı azalmaktadır. 2023-2070 döneminde öngörülen azalma oranı (1287-1040) / 1287 = %19’dur” tespitlerine yer verilerek kişi başına düşen yıllık su miktarında iklim değişikliğiyle yaşanabilecek farklılaşmaya işaret edilmiştir (Küresel İklim Değişikliğinin Etkilerinin En Aza İndirilmesi, Kuraklıkla Mücadele ve Su
Kaynaklarının Verimli Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan
Meclis Araştırması Komisyonu Raporu, Sıra Sayısı: 300, Aralık-2021, s. 372, 390, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D27/Y4/T10/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/7a14931f-17864d2f-becf-175f01821935.pdf, Erişim tarihi: 02.04.2024).
13. Su ihtiyacının artması ve su kaynaklarına dönük olumsuz beklentilerin varlığı, son dönemde ülkemizde su kaynaklarının artırılmasına yönelik bazı tedbirlerin alınmasına, çalışmalara hız verilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, değişen iklime uyum sağlanması, su kaynaklarının kalite ve miktar açısından korunması, sürdürülebilir yönetimin sağlanması ve konuya ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla
31.01.2023 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Su Verimliliği Seferberliği
başlatılmıştır. Bunu takiben, Bakanlık tarafından Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği
Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) hazırlanmış ve 04.05.2023 tarihli ve 32180 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle hukuki dayanağa kavuşarak yürürlüğe girmiştir.
Yine 29.11.2023 tarihli ve 32384 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi marifetiyle 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne 435/A maddesi eklenerek su kaynaklarının etkin yönetimi ve verimli kullanımının temini için üst düzeyde
koordinasyon ve iş birliğini sağlamak üzere Bakanlık bünyesinde Ulusal Su Kurulu kurulmuş, görev ve yetkileri düzenlemiş ve her su havzasında Bakanlıkça belirlenen koordinatör il valisi başkanlığında Havza
Su Kurulu, her ilde il valisi başkanlığında İl Su Kurulunun kurulacağı da belirtilmiştir.
14. Su kaynaklarının korunması ve verimli surette kullanımı bakımından yapılan çalışmalar arasında en dikkat çekici olan ise, Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) dır. Bu çalışma, Türkiye’nin su varlığının mevcut durumunu, gelecekte olması muhtemel değişiklikleri, suyun kullanımının belirginleştiği alanlar (kent yaşamı, tarım, sanayi) bakımından mevcut durum ve karşılaşılabilecek olumsuzlukları-riskleri ve bunların bertarafı veya en aza indirilmesi için amaçhedef-stratejileri bütüncül bir şekilde ortaya koymakta, belli bir takvimlendirme yapmak suretiyle amaçlar kapsamındaki hedeflere ve her bir hedefin altındaki eylemlerin sorumlu/ilgili idarelerini belirleyerek planlamanın detaylarına yer vermektedir. Söz konusu Strateji Belgesi ve Eylem Planı bağlamındaki eylemlerin takibi de Bakanlık tarafından altı ayda bir resmi yazışmayla yapılmaktadır.
15. Bununla birlikte, ülkemizin su varlığının muhafazası açısından titizlikle uygulanması gereken bu çalışmada, yakın gelecekte Türkiye’nin su kıtlığı sınırına çok yaklaşacağı ve akabinde su kıtlığı çeken bir ülke konumuna geleceği kaydedilmektedir (Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji
Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033), s. 19, https://suverimliligi.gov.tr/wp-content/uploads/2023/09/SU-
VERIMLILIGI-STRATEJI-BELGESI-ve-EYLEM-PLANI_dikey_260923.pdf, Erişim tarihi:
03.04.2024). Bu tespit karşısında öngörülen eylemlerden biri ise, “tam maliyet (finansal, çevresel ve kaynak) esaslı ve su verimliliğini önceleyen su fiyatlandırması mekanizmasının uygulanması” olarak kendine yer bulmuş ve söz konusu eylem için ilgili idareler arasında “belediyeler” de belirtilmiştir (Strateji
Belgesi ve Eylem Planı, s. 78). Bu bağlamda, belediyeler ile su ve kanalizasyon idarelerinin yaygın şekilde uyguladığı “kademeli faturalandırma uygulaması” üzerinde durulmayı hak etmektedir. Zira söz konusu uygulama, tüketim, hanede bulunan nüfus, yerleşim yeri gibi kriterlerin baz alınmasıyla belirlenen her bir kademede ücretin artması esasına dayanan, bu yönüyle ihtiyaçtan fazla su kullanımının önüne geçerek su tasarrufunu önceleyen ve su kaynaklarının israfını engellemeyi amaçlayan mali sosyolojik bir fiyatlandırma yöntemidir. Bir başka deyişle, Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda anılan eylem bakımından uygulanması öngörülen mekanizmalar arasında kademeli faturalandırma uygulaması da bulunmaktadır. Su kaynaklarının korunmasını teşvik için geliştirilen bu yöntem, İspanya, İtalya, Arnavutluk, Malta, Belçika, Hırvatistan, İskoçya, Kuzey Makedonya, İrlanda, Slovenya gibi ülkeler tarafından kullanılmakta, yaygın olarak iki kademeli tarife esasına göre düzenlenmekte ve tüketilen suyun hacim aralığı ile kademe sayısı her bir ülke ve bölge için farklılıklar içerebilmektedir. Ayrıca bahse konu uygulama, insani tüketim amacıyla gereksinimi karşılama ve makul bir ücretle su hizmeti sunularak dar gelirli abone gruplarına sosyal destek sağlama yönüyle de bir sosyal devlet faaliyeti olarak dikkati çekmektedir.
16. Başvuru kapsamında kademeli faturalandırma uygulaması ele alındığında, başvuruya muhatap Bursa
Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) Genel Müdürlüğünün mesken grubu abonelerine yönelik 2
3 3
kademeli (0-12 m arası 1. kademe, 12 m > 2. kademe) tarife uygulaması bulunduğu; kademeli tarife uygulamasına ilk olarak 26.07.1991 tarihli, 1991/11 esas sayılı ve 32 karar numaralı Bursa 3
Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla geçildiği; kademe için 12 m lük su tüketimi sınırının 2019 yılındaki meclis kararı gereğince belirlendiği ve geçmişten günümüze farklı tarihlerde güncellendiği görülmektedir. Başvuruya konu kademeli faturalandırma uygulamasının kaldırılması talebi hakkında ise, BUSKİ, Kurumumuza ilettiği cevabi yazıda, ülkemizde küresel iklim değişikliğinin yoğun olarak hissedilmesi ve buna bağlı olarak kuraklık ve su kıtlığı riski içerisinde bulunulması, aynı zamanda su tasarrufunun teşvik edilmesi, nihayetinde aşırı tüketimin önüne geçilmesinde önemli bir etken olması, kıt kaynak olan su rezervinin kontrol altına alınmasını sağlaması, ayrıca birinci kademenin en düşük fiyatlı kademe olduğu ve bu kademenin ortalama “düşük gelirli hane halkının” temel
ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda olması nedeniyle bahse konu uygulamanın kaldırılmasının söz konusu olmadığı bilgisini paylaşmıştır. Ayrıca idarece, Bursa ilinde bulunan 3 mesken abonelerinin ortalama su tüketimi miktarının, 2022 yılı için 10,79 m , 2023 yılı için bu miktarın 3 10,95 m olduğu; 2022 yılı 1. kademe su+atık su tahakkukunun 932.663.961,42 TL, 2. kademe su+atık su tahakkukunun 259.250.222,09 TL olduğu; 2023 yılında 1. kademe su+atık su tahakkukunun 1.257.227.209,47 TL, 2. kademe su+atık su tahakkukunun ise 379.080.148,09 TL olduğu; hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe aralığı uygulanması için o hanedeki kişi sayısının bilinmesi gerekeceği gibi kişi sayısı değişimlerinin de sürekli takibinin gerektiği; dolayısıyla hanede yaşayan kişi sayısının taraflarında mevcut olmaması ve kişi sayısındaki artış ve azalışın taraflarınca bilinemeyeceği ile bunlara ilişkin herhangi bir altyapı, sistem yahut programsal bir imkan olmadığından hanede yaşayan kişi sayısı baz alınarak bir uygulama yapılmasının teknik ve hukuki açıdan mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
17. Aynı şekilde Kurumumuzca görüşüne başvurulan Türkiye Belediyeler Birliği ise, kademeli faturalandırma uygulamasının, mevzuatta tanımlanmadığı; ücretsiz/indirimli tarifelerle ilgili açılan görevi kötüye kullanma davalarında verilen beraat kararları, insani su hakkı, su tasarrufu veya ihtiyaç sahibi kullanıcıların suya erişimini kolaylaştırmak amacıyla belediyelerin, meclis/genel kurullarının takdiri ve bütçe imkanları çerçevesinde kademe uygulaması öngörmeye başladığı; kademe kriterlerinin değişkenlik gösterebildiği açıklamalarında bulunmuştur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, belediyelerin/su ve kanalizasyon idarelerinin yetkili organlarının alacağı kararlar marifetiyle esas ve usullerinin düzenlenmesi hukuken mümkün olan kademeli faturalandırma uygulamasının, su kaynaklarının korunması ile verimli kullanımı bakımından arz ettiği önem ve dar gelirli abonelere yönelik sosyal destek özelliği karşısında kaldırılmasının yerinde olmayacağı ve idarenin söz konusu uygulamanın kaldırılmaması yönündeki işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmektedir.
18. Başvurudaki diğer talep olan “hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması” hususunda ise, BUSKİ tarafından, hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe aralığı uygulanması için o hanedeki kişi sayısının bilinmesi gerekeceği gibi kişi sayısı değişimlerinin de sürekli takibinin gerektiği; dolayısıyla hanede yaşayan kişi sayısının taraflarında mevcut olmaması ve kişi sayısındaki artış ve azalışın taraflarınca bilinemeyeceği ile bunlara ilişkin herhangi bir altyapı, sistem yahut programsal bir imkan olmadığından hanede yaşayan kişi sayısı baz alınarak bir uygulama yapılmasının teknik ve hukuki açıdan mümkün olmadığı yönünde açıklamada bulunulmuştur. Yine Türkiye Belediyeler Birliğinden alınan görüşte ise, belediye ve bağlı idarelerin büyük çoğunluğunun tarife ve abone hizmetleri yönetmeliklerinde konut tarifelerinde kullanım miktarına dayalı olarak kademeli tarife uygulamasına yer verdiği; kullanım miktarına dayalı kademelendirmenin yanında bazı belediyelerin merkezden uzak yerleşim yerleriyle kırsal mahallelerde daha düşük fiyatlandırmalar yaptığı; sanayi ve iş yerlerinin konutlara kıyasla daha yüksek fiyatlandırıldığı; Kocaeli ve Konya illerinde kullanıma bağlı kademeli tarifelerde, hanede bulunan nüfusa mahsus uygulamalar olduğu; su ve kanalizasyon idarelerinin kendi hizmet alanlarında yaşayanların
MERNİS kayıtlarına ulaşabilmesi mümkün olmakla birlikte, bu kayıtların hanede yaşayan kişi sayısını öğrenmeye imkan verecek düzeyde olmadığı; ayrı bir çalışma yapılması gereken verilerin paylaşıma konu edilmediği; bu bakımdan, tarifelerde hanede yaşayan kişileri esas alarak yapılacak bir kademelendirme hukuken mümkün görülmekle beraber, su ve kanalizasyon idarelerinin hane nüfusundaki gelişmeleri sürekli takibinin ve güncel durumun yakalanmasının zorluklar içereceği değerlendirmeleri paylaşılmıştır.
19. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun’un tarife tespit esaslarını düzenleyen 23’üncü maddesinde, su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifelerin yapılacağı ve bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile amortismanları doğrudan gider
yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve bir kar oranının esas alınacağı düzenlenmiştir. Söz konusu hükme ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapıldığı 26/01/2012 tarihli ve 2011/6 E., 2012/16 K. sayılı kararda ise, Anayasa Mahkemesi, “…İdareler hizmet sunarken zamana ve değişen şartlara göre daha önceden kanun ile alt ve üst sınırı belirlenmiş kârlılık oranının üstünde veya altında bir kârlılık oranı uygulanmasına ihtiyaç duyabilirler. Bu itibarla, idarece sunulacak su hizmetinin zaman içinde değişen şartlara göre farklı kârlılık oranlarını gerektirebilmesi nedeniyle su bedelinin tespitinde uygulanacak kârlılık oranının belirlenmesi ölçülü ve adil olmaları koşuluyla idarenin takdirine bırakılması gerekmektedir.
…
Anayasa’nın 127. maddesinde, yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağı öngörülmüş olup, büyükşehir belediyelerinin su hizmetlerini verimli bir şekilde sürdürebilmesi, daha kaliteli ve etkin bir şekilde hizmet sağlayabilmesi, yatırımlarda bulunabilmesi için ihtiyaç duyduğu malî kaynağın bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda büyükşehir belediyelerince sunulan hizmetlere karşılık talep edilen bedele ölçülü ve adil olarak belirlenen bir kâr oranının ilave edilmesinde Anayasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla, idarenin su tedariki ve suların uzaklaştırılması yönünde yaptığı hizmete karşılık ölçülü ve adil olarak belirleyeceği bir kâr oranını su tarifelerinin tespitinde esas alması ve bu tarifeye göre ücret istemesinde hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır” değerlendirmesiyle su ve kanalizasyon hizmetinin sunumunda oluşturulacak tarifelerde “kâr” öngörülmesinde hukuka aykırılık görmemiş ve bunun oranının şartlara göre tayin edilebilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Ayrıca su ve kanalizasyon hizmetine ilişkin tarifelerin belirlenmesiyle ilişkili Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf
Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in 17’nci maddesinin birinci fıkrasında, atık su hizmetleri için ücretlendirme yapılırken tam maliyet ve kirleten öder esaslarının kullanılacağı; 4’üncü maddesinde tam maliyet esaslı tarifenin, atık su ve evsel katı atık ile ilgili verilen tüm hizmetler karşılığında ortaya çıkan toplam sistem maliyetinin (yatırımın finansal maliyeti, sistemin işletilmesi ve bakımı, sabit varlıkların amortisman maliyetleri, yönetim ve izleme giderleri, vergiler, kamulaştırma ve sistemin finansal sürdürülebilirliğini sağlayacak öz kaynak getirisinden oluşan tam maliyeti) bu hizmetlerden yararlananlara yansıtılmasına yönelik yöntemi ve bu yöntemle hesaplanmış ücretler listesini ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
20. Söz konusu düzenlemeler ve yargı içtihadı göstermektedir ki idarelerin su ve kanalizasyon hizmeti bağlamında belirleyecekleri tarifelerde, yönetim ve işletme giderlerini, amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masraflarını, vergileri, kamulaştırma giderleri ile kar oranını göz önünde tutmaları gerekmektedir. Nitekim başvuruya muhatap BUSKİ de Kurumumuza gönderdiği yazıda, içme ve kullanma suyunun dağıtımı, depolanması, atık suyun uzaklaştırılması ve fiyatının belirlenmesi sırasında, tekel konumunda olan su ve kanalizasyon idarelerinin, su hizmetleri ile ilgili yıpranan su hatlarının yenilenmesi, yeni su kaynaklarının geliştirilebilmesi, su kayıp ve kaçaklarının kabul edilebilir düzeye çekilmesi, kanalizasyon hizmetleriyle ilgili olarak da atık su arıtma tesisinin ilerleyen yıllarda yapılacak yenileme maliyetlerini karşılaması gerekliliğini belirtmiştir. Yine Bursa Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği’nin 11’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “İdare su tasarrufunu teşvik, az kullanana sosyal yardım sağlamak ve gelirini artırmak amacıyla kademeli tarife uygulaması yapabilir” düzenlemesine yer verildiği ve BUSKİ Genel Müdürlüğü Merkez ve İlçeleri
Su ve Atıksu Tarifesi’nde de mesken grubu abonelerine yönelik kademeli faturalandırma uygulandığı;
3 3
burada 2 kademenin 0-12 m arası 1. kademe, 12 m den fazlanın 2. kademe olarak öngörüldüğü ve Ocak
3 3
2024’te 1. kademe için 22,76 TL/m , 2. kademe içinse 43,24 TL/m belirlendiği tespit edilmiştir.
21. Başvuruya konu kademeli faturalandırma uygulamasında öngörülen iki kademenin sınırını teşkil eden
3 3
12 m lük tüketim miktarı, 2019 yılında alınan büyükşehir belediye meclisi kararıyla 10 m ten yükseltilerek
belirlenmiştir. Özellikle Bursa ilinde bulunan mesken abonelerinin ortalama su tüketimi miktarının,
3 3
2022 yılı için 10,79 m , 2023 yılı için 10,95 m olduğu dikkate alındığında, abone davranışı ile belirlenen
sınır değerin uyumlu olduğu ve söz konusu kademeli faturalandırma uygulamasıyla amaçlanan su tasarrufuna da katkı sağlanabileceği görülebilmektedir. Başvuran, “hanede bir kişi ise 12 ancak kendisi gibi 5 kişi ise 60 metreküp 1. Kademe kullanım sınırı olması” gerektiğini ifade etmekte olup yapılan 3 incelemede kademelendirmede esas alınan 12 m ün, kişi bazlı değil, tüm şehir için bütün meskenlerin ortalaması alınarak onun üstünde belirlendiği anlaşılmıştır.
22. Başvuran, “tüm herkes 12 metreküp sonrası da neredeyse tam tamına 2 katı ücret ödemek zorunda kalıyor. Yani katlamalı, aşırı pahalı faturalar ödemek zorunda kalınıyor” iddiasında bulunmuş olsa da idarenin cevabından 2022 yılı (1. kademe su+atık su tahakkuku: 932.663.961,42 TL, 2. kademe su+atık su tahakkuku: 259.250.222,09 TL) ile 2023 yılında (1. kademe su+atık su tahakkuku: 1.257.227.209,47 TL, 2. kademe su+atık su tahakkuku: 379.080.148,09 TL) tahakkuk eden su ve atık su bedellerinin toplam miktarı incelendiğinde, her iki yıl bağlamında da 1. kademe üzerinden faturalandırılan abone sayısının, 2. kademeye oranla üç katından daha fazla olduğu; böylece daha düşük şekilde fiyatlandırılan bu kademe sayesinde dar gelirli abonelere yönelik sosyal destek maksadının da karşılandığı anlaşılmaktadır. Bu noktada, başvuranın, “kademelendirme getirip bunun üzerinde kullanımların tabiri caizse cezalandırıldığı” iddiasının aksine kademelendirmenin, meskenlerin ortalama rakamı üzerinden tespit edildiği için cezalandırmayı değil, ortalamanın altında olan meskenleri daha düşük ücrete teşvik etmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.
23. Başvuruda dile getirilen “hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması” talebine ilişkin ise, idare, “hanede yaşayan kişi sayısının taraflarında mevcut olmaması ve kişi sayısındaki artış ve azalışın taraflarınca bilinemeyeceği ile bunlara ilişkin herhangi bir altyapı, sistem yahut programsal bir imkan olmadığı” argümanlarıyla olumsuz bir yaklaşımda bulunmuştur. Kurumumuzun yazısı üzerine Türkiye
Belediyeler Birliğinin Kurumumuza ilettiği görüş yazısında da belirtildiği şekilde “su ve kanalizasyon idarelerinin hane nüfusundaki gelişmeleri sürekli takibinin ve güncel durumun yakalanmasının zorluklar içereceği” değerlendirmesi kabul edilebilir gibi gözükmektedir. Bununla birlikte, nüfus yoğunluğu, kentleşmesi, tarım, sanayi, ticaret alanlarında bulunduğu seviye bakımından büyükşehirler arasında farklı bir yere konumlanan Kocaeli ve Konya illerinde Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSU)
Genel Müdürlüğü ile Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi (KOSKİ) Genel Müdürlüğünün hanede bulunan nüfusa mahsus geliştirdiği kademeli faturalandırma yöntemini uygulaması, Bursa açısından farklı bir değerlendirme yapmayı gerektirmektedir. Bu kapsamda, öncelikle şuna işaret edilmelidir ki bahse konu iki idarenin de uygulaması aynı değildir. İSU, hanede yaşayan kişi sayısına göre kademe uygulamasından 3 faydalanan aboneliklerde 1. kademeyi, 4 kişi ve altında ikamet edenlere 12 m , 5 kişi ikamet edenlere 14
3 3 3
m , 6 kişi ikamet edenlere 16 m , 7 kişi ve üzeri ikamet edenlere 17 m olarak belirlemişken, KOSKİ,
3 3
tüketime dayalı kademe uygulamasını aylık 15 m ve altı kullanım ile 15 m üstü kullanım olacak şekilde iki kademeli belirleyip bunun içinde hane halkı sayısı 6 kişi ve üzeri olan aboneler bakımından 1.
3 kademenin 0-20 m olarak uygulanmasını öngörmüştür.
24. Bir anlamda, her iki idare, kendi özgün koşullarını dikkate alarak uygulamalarını farklılaştırmıştır.
Bu nedenle, İSU ve KOSKİ’nin söz konusu yaklaşımı gösterebilmesi karşısında, bunun başvuruya muhatap
BUSKİ bakımından ayrıca değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Zira BUSKİ’nin olumsuz tutumuna dayanak kıldığı hususlar, bahse konu illerdeki idareler açısından da geçerli olabilecek genel nitelikli savlardır. Bunların İSU ve KOSKİ tarafından ne şekilde çözümlendiği ve bu suretle uygulamanın devam ettirildiği noktasına odaklanılmasında fayda bulunmaktadır. İdarenin kendi yönetim ve işletme düzeniyle
uyumlu olabilecek ve abonelerin bahse konu talebe yönelmelerine sebep olan sıkıntılarını gidermeye matuf alternatif çözümler üzerinde çalışması önem taşımaktadır. Uygulamada iki kademe arasındaki fiyatlandırma farkı yaklaşık iki kat şeklindedir. Bu noktada, idare meskendeki kişi değişikliğini sürekli takip edemese de kademe sayısının ikiden fazla öngörülmesi ve her bir kademedeki fiyat farkının daha makul seviyelere çekilmesi, kademe aralıklarının farklılaştırılması gibi çözüm önerilerinin tekil veya bir bütün olarak kademeli faturalandırma uygulaması bağlamında dikkate alınabileceği değerlendirilmektedir.
25. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, kademeli faturalandırma uygulamasının kaldırılması talebinin reddi; hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması talebi hakkında ise, farklı su ve kanalizasyon idarelerinin bu yöndeki uygulamaları dikkate alınarak Bursa ilinin şartlarıyla uyumlu şekilde kademeli faturalandırma uygulamasının yeniden ele alınması ve bu doğrultuda, abonelerin bahse konu talebe yönelmelerine sebep olan sıkıntılarını giderecek alternatif çözümlerin de değerlendirilmesi yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, başvurana verilen cevapta, başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.
İdare tarafından bahse konu ilkeye riayet edilmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Bursa İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN
KISMEN REDDİ KISMEN KABULÜNE,
Kademeli faturalandırma uygulamasının kaldırılması talebinin REDDİNE,
Hanede yaşayan kişi sayısı bazında bir uygulama yapılması talebi hakkında ise, farklı su ve kanalizasyon idarelerinin uygulamaları dikkate alınarak Bursa ilinin şartlarıyla uyumlu şekilde kademeli faturalandırma uygulamasının yeniden ele alınması, sürekli olarak hanedeki kişi sayısının takip edilmesi zor olsa da iki
kademe arasındaki fiyat farkı çok yüksek olduğundan kademe sayısının ikiden fazla öngörülmesi, böylece her bir kademedeki fiyat artışının daha makul seviyelere çekilmesi, kademe aralıklarının farklılaştırılması gibi alternatif çözüm önerilerinin tekil veya bir bütün olarak değerlendirilmesi yönünde BURSA SU VE
KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine
tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURAN ile BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi