ÖZET: Danıştay kararında, suça sürüklenen çocukların kimliklerinin gizli tutulması ve ifşa olmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Başvuran, bazı mahkemelerin, tebligat yapılamadığı durumlarda suça sürüklenen çocukların bilgilerini Resmi Gazete’de ilan etmesinin ciddi bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtmiştir. Bu uygulamanın, çocukların haklarını ihlal ettiği ve onları ifşa ettiği ifade edilerek, bu durumun derhal düzeltilmesi için tavsiye kararı talep edilmiştir.

İlgili mevzuat incelendiğinde, çocukların yargılamalarının kapalı yapılması gerektiği ve tebligatın yalnızca son çare olarak ilanen yapılabileceği belirtilmiştir. Mahkemelerin, ilanen tebligat öncesinde detaylı bir adres araştırması yapması gerektiği, aksi takdirde çocukların haklarının ihlal edileceği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, çocukların üstün yararının korunması ve gizlilik ilkesine riayet edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, suça sürüklenen çocuklar için alternatif bir tebliğ yöntemi belirlenmesi ve mevcut yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, çocuk adalet sisteminde ikincil örselenmenin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11391-S.21.18329

BAŞVURU NO : 2021/6111

KARAR TARİHİ : 06/08/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Suça sürüklenen çocuğun ve davanın tüm ayrıntılarını ifşa

BAŞVURUNUN KONUSU :

eden ilanen tebligat uygulamasının kaldırılması ve konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 15/03/2021

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza Barosu adına Barosu Başkanı Avukat tarafından yapılan başvuruda, başvuran özetle “Çocuk adalet sistemimizin en temel ilkelerinden biri de suça sürüklenen çocukların ifşa olmaması ve kimliklerinin gizli tutulmasıdır. Bu ilkenin dayandığı mevzuatımızda birçok düzenleme bulunmaktadır. Bunların bir kısmı; -Ceza Muhakeme Kanunu Zorunlu kapalılık madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. -5352 Adli Sicil Kanunu madde 10 – (1) Arşiv bilgileri; (3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. Duruşmaların kapalı olması sadece duruşmaya dışarıdan yetkisiz bir kişinin girmesi değil, kapalı duruşmada yapılan işlemlerin ve kararların dışarıda tekrar edilmesinin yasaklanmasıdır. Suça sürüklenen çocuklarda; hükmün tefhimi dahi kapalı yapılacağı düzenlemesi karşısında, suça sürüklenen çocuğun kimliği ve sürüklendiği suçun gizli tutulması, yargılamanın tüm paydaşlarının temel bir ödevidir. Ancak bazı mahkemeler, suça sürüklenen çocuklar açısından son derece tehlikeli ve ağır bir insan hakkı ihlali niteliğindeki uygulamayı yaygın biçimde sürdürmekte olduğu görülmektedir. Uygulamada suça sürüklenen çocukların taraf olduğu dosyalarda eğer ki taraflara bir tebliğ edememe sorunu yaşandığında; karar, Tebligat Kanunu 29 vd maddelerince ilanen tebliğ edilmekte ve bu tebliğ yapılırken suça sürüklenen çocuğun ve davanın tüm ayrıntıları Resmi Gazetede ilan edilmektedir. Ekte 05.03.2021 tarihli Resmi Gazetenin yargı ilanları

bölümünde alınmış bir Çocuk Mahkemesi ilanı bulunmaktadır. Suça sürüklenen çocukların haklarını mahkeme ve devlet eliyle ağır şekilde ihlale uğratan, onları ifşa eden bu uygulamanın ivedilikle ortadan kaldırılması için ilgili kuruluşlara tavsiye kararı alınmasını talep ederim.” hususlarını belirterek konuyla ilgili idarelere tavsiyede bulunulmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi belge istemine cevaben Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi

Başkanlığınca E- sayılı 06.05.2021 tarihli yazıyla cevap verilmiştir.

Anılan yazıda detaylı olarak yer verilen mevzuata ilişkin açıklamalar kararın İlgili Mevzuat kısmında zaten bulunduğundan, bilgi belge talebine cevaben idarece açıklanan bilgi ve değerlendirmeler aşağıda

sunulmuştur:

2.1. (…) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesinde mahkemelerde duruşmaların herkese açık olacağı, duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebileceği, ayrıca küçüklerin yargılanması hakkında Kanunla özel hükümler konulacağı düzenlenmiştir.

2.2. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında da yargılamanın açık yapılıp hükmün de açık oturumda verilmesi gerektiği ancak genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık yapılmasının adaletin selametine zarar verebileceği özel durumlarda mahkeminin zorunlu gördüğü ölçüde tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak yapılabileceği düzenlenmiştir.

2.3. Kovuşturma aşamasındaki duruşma safhasını düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

182 ve devamı maddelerinde ise, duruşmanın herkese açık olduğu ancak sanık onsekiz yaşını doldurmamış

ise duruşmanın kapalı yapılacağı ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanacağı, kapalı duruşmada mahkemenin bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebileceği, bu hâlde adı geçenlerin duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılacakları ve kapalı duruşmanın içeriğinin hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamayacağı düzenlenmiştir.

2.4. Bu hükümleri tamamlayıcı nitelikte olarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 22 nci maddesinde ise çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisinin duruşmada hazır bulunabileceğine ilişkin hükümler yer almaktadır. Yine bu doğrultuda Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde de düzenlemeler yer almaktadır.

2.5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2015 tarihli ve 2015/6-221 Esas, 2015/310 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kural olarak duruşmalar herkese açık yapılmalıdır. “Aleniyet” yahut “duruşmanın açıklığı” bir usul ilkesi olup, gizlilikse istisnadır. 5271 sayılı Kanun duruşmanın açıklığı kuralını benimsemiş ancak çocukların bulundukları özel durum nedeniyle yargılama sürecinde onları koruyucu bir önlem olarak duruşmanın kapalı yapılmasını benimsemiş ve duruşmaya katılması zorunlu kişiler dışında kimlerin katılabileceğine ise mahkeme hâkiminin karar vereceğini düzenlemiştir.

2.6. Öte yandan, Bakanlığımız tarafından, fail ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen öncelikli olarak mağdur, tanık, suça sürüklenen çocukların, cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları, engelli bireyler ile kırılgan gruba dahil diğer mağdurların ifade ve beyanlarının uzman eşliğinde özel ortamda alınması için 2017 yılında Adli Görüşme Odaları (AGO) uygulamasına geçilmiştir. AGO

/

uygulaması sayesinde öncelikle çocuğun üstün yararı ilkesi uyarınca çocuk dostu adli usullerin işletilmesi amaçlanırken, mağdur, tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları ile engelli ve yaşlı mağdurlar gibi kırılgan gruba dahil kişilerin ifade ve beyan işlemleri, şüpheli veya sanıkla yüz yüze getirilmeden özel ortamda uzmanlar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

2.7. Diğer taraftan, tebligat hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir biçimde yazı veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemidir.

Tebligat, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36 ncı maddesiyle korunan adil yargılanma hakkının gerçekleştirilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır.

Ceza muhakemesi sistemimizde gerek soruşturma gerekse kovuşturma evrelerinde tarafların adli merciler önüne davet edilmeleri, süreç ve kendilerini etkileyecek mahiyetteki işlemler hakkında bilgilendirilmeleri, haklarında verilen kararlardan ve bu kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarından haberdar edilmeleri, tebliğ ile gerçekleştirilmektedir. Kaldı ki, ceza muhakemesi sistemimizde yer verilen sürelerin çoğu tebliğ tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu sebeple tebligatın hem yargılamanın taraflarını hem de yargılamanın kendi ilerleyişini etkileyen iki yönü bulunmaktadır.

2.8. Ceza Muhakemesi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan tebligatın özel hükümler saklı kalmak kaydıyla ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılacağı şeklindeki düzenlemeden ceza yargılamasında da Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların bilinen en son adresine tebligat çıkartılması esastır. Ancak, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.

2.9. Daha önce bildirdiği adrese usulüne uygun şekilde tebligat çıkarılmış ancak adresin değişmesi nedeniyle bulunamayan kişiler bakımından, Tebligat Kanununun 35 inci maddesi uyarınca, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimseler adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlüğü yerine getirmeyerek adresini değiştiren kimselerin yenisini bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi halinde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılmak suretiyle tebliğ işlemi gerçekleşecektir.

2.10. Tebligat Kanunu ve bu kanuna göre çıkartılan Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır.

Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi hâlinde adres meçhul sayılır. Adresi meçhul olanlara tebligat son çare olarak ilanen yapılır.

2.11. Özetle, ilanen tebligat bu usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir. Yine, ilan, tebliğ yapılacak kişinin en güvenilir, en kolay, en çabuk bir şekilde öğrenmesini sağlayabilecek ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazetede ve elektronik ortamda Basın İlan Kurumu vasıtasıyla yapılır. Muhatabın en güvenilir bir şekilde öğrenmesini sağlayabileceği umulan gazete, tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazete ise, ayrıca bir diğer gazete ile ilan yapılmasına gerek olmamaktadır.

2.12. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.12.1982 tarihli ve 1981/14-655 Esas, 1982/939 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Resmi Gazete her yerde serbest olarak satılan ve herkes tarafından okunan bir gazete değildir. Resmi dairelerde, belli ve çok sınırlı abonelere gönderilen bir gazetenin ilan konusunu ilgilinin bilgisine ulaştıracak en emin bir gazete niteliği taşıdığı söylenemez. Bu nedenle Resmi

Gazete ile yapılan ilan tebligat için yeterli görülmemiştir. İlanın davanın görüldüğü yerde yayımlanan gazete varsa onunla, yoksa orada okunabilen bir gazete ile de yapılması gerekir.

2.13. Öte yandan, ilanen tebligat için tebligat yapılacak muhatabın kimliğinin belli olması ve muhatabın adresinin meçhul olması (tüm aramalara rağmen bulunamaması) gerekmekle birlikte, ilanen tebligattan beklenen faydanın elde edilebilmesi için ilanda ilgililerin ad ve soyadları, işleri, yerleşim yeri veya mesken ya da işyeri adresleri, tebliğ olunacak evrakın içeriğinin özeti, tebliğin anlaşılabilecek şekilde konusu, sebebi, ilanın hangi merciden verildiği, ilan daveti gerektiriyorsa nerede ve ne için, hangi gün ve saatte hazır bulunacağı hususlarına yer verilmesi gerekir.

2.14. Görüşe konu olayda da, yargılaması yapılan suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan mahkumiyetine dair gerekçeli karar Tebligat Kanunun ilgili hükümleri uyarınca ilanen tebliğ edilmesi için 05.03.2021 tarihli ve

31414 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Yukarıda detaylı olarak anlatıma konu edilen meri mevzuat

hükümleri ile diğer açıklamalar doğrultusunda çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önüne geçmek adına çocuğun üstün yararı ve gizlilik ilkesine riayet edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, adresi meçhul olan suça sürüklenen çocuk hakkındaki kararın tebliğinde çocuğun en az zarar göreceği yöntemlerin uygulanması yerinde olacaktır.

2.15. Suça sürüklenen çocuğun adresinin öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden ya da olaya göre tespit edilecek başkaca yerlerden etraflıca araştırılması, neticeden tebligata esas bir adres tespitinin yapılamaması halinde en son çare olarak ilanen tebliğ yolunun kullanılması gerekmektedir. İlânen tebligat, tebligatta başvurulacak son çaredir. Mahkeme, zabıta araştırması ile yetinmemelidir. Kişinin adresinin bulunabileceği ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından da (Örn: Tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü, belediye, esnaf odası, meslek kuruluşları, kaymakamlık gibi) adresi sorulmalıdır. Buna rağmen adres tespit edilemez ise son çare olarak ilanen tebligat yoluna gidilmelidir.

2.16. Öte yandan, 2019-2023 dönemine ilişkin Yargı Reformu Stratejisinin “Tebligattan kaynaklanan sorunlar giderilecektir” kenar başlıklı 4.6 No’lu hedefi kapsamında elektronik tebligat uygulamasının yaygınlaştırılmasına, tebligattan kaynaklanan sorunların önlenmesi için tebligat görevlilerine yönelik, mahallinde zorunlu eğitim şartı getirilmesine ve tebligat mevzuatının tebligat yapılmasını önlemeye yönelik davranışları engelleyecek şekilde yenilenmesine dair faaliyetlere yer verilmiş olmakla birlikte, suça sürüklenen çocukların taraf olduğu dosyalarda, ilanen tebligat yapılması halinde suça sürüklenen çocuklara ait bilgilerin yayımlanması sonucu oluşan hak ihlallerini önlemek amacıyla, alternatif bir tebliğ yöntemi belirlenmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”

3.2. “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.” 3.3. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 4. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin, 4.1. 1 inci maddesinde “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 4.2. 2 nci maddesinde “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 4.3. 3 üncü maddesinde “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” 4.4. 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf

Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da . cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.” 6. 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”

7. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

7.1. “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35 inci maddesinde “(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.”

7.2. “Tebligat ve yazışma usulü” başlıklı 36 ncı maddesinde “(1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar. (2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.”

7.3. “Tebligat usulleri” başlıklı 37 nci maddesinde “(1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır. (2) Uluslararası antlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.”

7.4. “Duruşmanın açıklığı” başlıklı 182 nci maddesinde; “(1) Duruşma herkese açıktır. (2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. (3) Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.”

7.4. “Zorunlu kapalılık” başlıklı 185 inci maddesinde “(1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.”

7.5. “Kapalı duruşmada bulunabilme” başlıklı 187 nci maddesinde “(1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu hâlde adı geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır. (2) Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz. (3) Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.”

7.6. “Duruşmada hazır bulunacaklar” başlıklı 188 inci maddesinde “(1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir. (2) (Mülga: 18/6/2014 – 6545/103 md.) (3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.”

8. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun “Duruşma” başlıklı 22 nci maddesinde “(1) Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir. (2) Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.

(3) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.”,

9. 7201 sayılı Tebligat Kanununun; 9.1. “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 10 uncu maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” 9.2. “Vekile ve kanuni mümesile tebligat” başlıklı 11 inci maddesinde “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.

Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.” 9.3. “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 inci maddesinde “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.” 9.4. “İlanen Tebligat” başlıklı 28 inci maddesinde “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.

Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.”, “Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler

bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.”, 10. 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun “Arşiv bilgilerinin istenmesi” başlıklı 10 uncu maddesinde “(1)

Arşiv bilgileri; a) Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili, b) Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, c) Yetkili seçim kurulları, d) Özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları, Tarafından istenebilir. (…) (3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.” 11. 25/01/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun

Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin, “Adresin meçhul olması” başlıklı 48 inci maddesinde “Bu

Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır. Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır. Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. İlânen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir.” 12. 24/12/2006 tarihli ve 26386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuk Koruma Kanununun

Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kovuşturma” başlıklı 13 üncü maddesinde “(1) Çocukların duruşmaları kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir. (2) Kovuşturma sırasında onsekiz yaşını doldurmuş çocuklar hakkında yargılama açık yapılır, hükümde açık tefhim edilir. Ancak, 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanununun 182 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen koşulların varlığı hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. (3) Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.

Sosyal çalışma görevlisi, çocuğa bu süreçte haklarını öğretmek, yargılama süreci hakkında bilgilendirmek ve kendini güvende hissetmesi, süreci anlaması ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi için ona yardım etmekle görevlidir. (4) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun tanıklığa ilişkin hükümleri uygulanır. (5) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk, bu suça ilişkin kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (6) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır. (7) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir. (8) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait kovuşturmalar görevli mahkemelerce Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılır.”

hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle suça sürüklenen çocukların ifşa olmaması ve kimliğinin gizli tutulması temel ilkesi ile suça sürüklenen çocuklarda hükmün tefhiminin dahi kapalı yapılacağı düzenlemesi karşısında bazı mahkemelerce, suça sürüklenen çocukların taraf olduğu dosyalarda uygulamada taraflara bir tebliğ edememe sorunu yaşandığında, kararın Tebligat Kanunu ilgili maddelerince ilanen tebliğ edildiği ve bu tebliğ yapılırken suça sürüklenen çocuğun ve davanın tüm ayrıntılarının Resmi

Gazetede ilan edildiği, suça sürüklenen çocuklar açısından son derece tehlikeli ve ağır bir insan hakkı ihlali niteliğindeki bu uygulamanın yaygın biçimde sürdürülmekte olduğunun görüldüğü hususlarını belirtilerek suça sürüklenen çocukların haklarını mahkeme ve devlet eliyle ağır şekilde ihlale uğratan, onları ifşa eden bu uygulamanın ivedilikle ortadan kaldırılması için ilgili kuruluşlara tavsiye kararı alınmasını talep etmiştir.

15. Konuyla ilgili mevzuat incelendiğinde, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre suça sürüklenen çocuk; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu ifade eder. Türk Ceza

Kanununa göre ceza kanunlarının uygulanmasında çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır. Adli Sicil Kanununa göre onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. Tebligat Kanununa göre vekile ve kanuni mümesile tebligatta, Ceza

Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümlerinin saklıdır.

Dolayısıyla gerekçeli mahkeme kararının suça sürüklenen çocuğa tebliği yasal açıdan zorunlu olup başvuruda ilanen tebligatın suça sürüklenen çocuklar açısından yol açtığı hak ihlalleri konu edilmiştir.

16. Adalet Bakanlığının konuyla ilgili bilgi belge talebine verilen cevapta tebligat işlemleri konusundaki açıklamaları çerçevesinde Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapıldığı, bu mercinin, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabildiği ve tespit ettirebildiği, yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi hâlinde adresin meçhul sayıldığı ve son çare olarak ilanen yapıldığı belirtilmiştir.

17. Dolayısıyla ilanen tebligat öncesinde mahkemenin zabıta araştırması ile yetinmemesi gerektiği, kişinin adresinin bulunabileceği tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü, belediye, kaymakamlık gibi kamu kurum ve kuruluşlarından da adresin sorulması gerektiği, buna rağmen adres tespit edilemez ise son çare olarak ilanen tebligat yoluna gidilmesi gerektiği yönündeki idarenin açıklaması ile başvuranın mahkemelerce ilanen tebligat uygulamasının yaygın biçimde sürdürülmekte olduğu iddiası birlikte değerlendirildiğinde uygulamada bazı mahkemelerin idarenin açıkladığı usulde detaylı araştırma yapmadan ilanen tebligat yöntemine

başvurabildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar bakımından hak ihlallerine yol açan ilanen tebligat konusunda tüm mahkemelerde idarece açıklanan usulde detaylı araştırma yapılması ve son çare olarak ilanen tebligata başvurulması hususlarında uygulama birliği sağlanmasının önem arz ettiği ve bu konuda idarenin tedbir alması gerektiği değerlendirilmektedir.

18. Ayrıca idarenin cevabında, ilanın tebliğ yapılacak kişinin en güvenilir, en kolay, en çabuk bir şekilde öğrenmesini sağlayabilecek ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazetede ve elektronik ortamda Basın İlan Kurumu vasıtasıyla yapıldığı belirtilerek çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önüne geçmek adına çocuğun üstün yararı ve gizlilik ilkelerine riayet edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Hem Çocuk Koruma Kanunu hükümleri hem Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları

Sözleşmesi uyarınca idarenin çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun üstün yararını koruması ve gizlilik ilkesine riayet etmesi esas olup çocuk adalet sisteminde çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önlenmesi amacı bakımından da idarenin mevcut işleyişi ivedilikle gözden geçirerek önleyici tedbirler almasına ve uygulamayı makul sürede iyileştirmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

19. Suça sürüklenen çocukların davalarıyla ve kendileriyle ilgili bilgilerin gazetede ilan edilmesinin, mevcut ve gelecekteki yaşamları üzerindeki olumsuz etkileri gözetildiğinde, konunun suça sürüklenen çocuklar bakımından öncelikle bir hak ihlali olduğunun ve adresi meçhul olan suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kararların tebliğinde çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda zarar görmeyecekleri bir yöntemin uygulanmasının, idarece de belirtildiği üzere suça sürüklenen çocuklara ait kimlik, atılı suç ve diğer bilgilerin yayımlanması sonucu oluşan hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla alternatif bir tebliğ yönteminin belirlenmesi için Tebligat Kanunu’nda yasal düzenleme yapılmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

20. Öte yandan 2019-2023 dönemine ilişkin Yargı Reformu Stratejisinin “Tebligattan kaynaklanan sorunlar giderilecektir.” kenar başlıklı 4.6 No’lu hedefi kapsamındaki faaliyetler idarece açıklanmıştır. Yargı

Reformu Stratejisinde suça sürüklenen çocuklarla ilgili ilanen tebligattan kaynaklanan hak ihlallerine ilişkin herhangi bir hedef veya faaliyete yer verilmemekle birlikte tebligattan kaynaklanan sorunlar kapsamında konuyla ilgili tedbirlerin gündeme getirilerek makul sürede somut çözüm sağlanması ve çocuk haklarına duyarlı bir adalet anlayışı çerçevesinde başvuru konusunun ilerleyen dönemde Yargı Reformu

Stratejisine dahil edilerek uygulama birliğinin sağlanması, yargı mensuplarının ve ilgili personelin bilgilendirilmesi suretiyle sürecin izlenmesi idareye önerilmektedir.

21. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, yukarıda açıklanan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun üstün yararının korunması ve gizlilik ilkesine riayet edilmesi ile çocuk adalet sisteminde çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önlenmesi çerçevesinde suça sürüklenen çocuklar bakımından hak ihlallerine yol açan ilanen tebligat konusunda yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar geçecek sürede tüm mahkemelerde, idarece açıklanan usulde detaylı araştırma yapılması ve son çare olarak ilanen tebligata başvurulması hususlarında uygulama birliği sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması, suça sürüklenen çocuklar bakımından ilanen tebligat yoluyla bilgilerinin yayımlanmasının bir hak ihlali olduğu esas alınarak alternatif bir tebliğ yönteminin belirlenmesi ve Tebligat Kanunu’nda konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması, çocuk haklarına duyarlı bir adalet anlayışı çerçevesinde konuyla ilgili olarak yargı mensuplarının ve ilgili personelin bilgilendirilmesi ve konunun Yargı Reformu Stratejisi kapsamında izlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin

Kurumumuzun bilgi ve belge istemine süresi içinde cevap verdiği ve iyi yönetim ilkelerine uygun davrandığı değerlendirilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun üstün yararının korunması ve gizlilik ilkesine riayet edilmesi ile çocuk adalet sisteminde çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önlenmesi çerçevesinde suça sürüklenen çocuklar bakımından hak ihlallerine yol açan ilanen tebligat konusunda yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar geçecek sürede tüm mahkemelerde idarece açıklanan usulde detaylı araştırma yapılması ve son çare olarak ilanen tebligata başvurulması hususlarında uygulama birliği sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alınması, yargı mensuplarının ve ilgili personelin bilgilendirilmesi,

Suça sürüklenen çocuklar bakımından ilanen tebligat yoluyla bilgilerinin yayımlanmasının bir hak ihlali olduğu esas alınarak alternatif bir tebliğ yönteminin belirlenmesi ve Tebligat Kanunu’nda konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması için kapsamlı bir çalışma yapılması,

hususlarında ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;

Bu kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi