onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, suçtan zarar görme kavramını, yalnızca doğrudan zarar görenlerin davaya katılma hakkı olduğunu belirterek değerlendirmiştir. Bu bağlamda, Hazine ve Adalet Bakanlığı’nın, sanıklara isnat edilen suçlardan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle temyiz haklarının bulunmadığına hükmetmiştir. Ayrıca, ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine karar verilmiştir.

Mahkeme, sanıkların rüşvet verme ve alma teşebbüsleri ile ilgili olarak, suç tarihlerinde yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulunarak, bu suçların zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Bu nedenle, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak, sanıkların beraat hükümleri kesinleşmiş ve temyiz talepleri reddedilmiştir.

Bu karar, suçtan zarar görme kavramının kapsamını netleştirirken, zamanaşımı süresinin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurlarının oluşmadığına dair verilen karar, hukuki değerlendirmelerin somut olaylara nasıl yansıdığını göstermektedir.

5. Ceza Dairesi         2021/5553 E.  ,  2024/11202 K.

    “İçtihat Metni”


    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
    SAYISI : 2012/117 Esas, 2014/83 Karar
    SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : Hazine, …

    HÜKÜMLER : Beraat
    TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar görenler vekili, sanıklar Barbaros ve Canan müdafii
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
    EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
    Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanıklar …, …, …, …, … ve …’e isnat edilen görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin ve Adalet Bakanlığının, sanık …’e isnat edilen rüşvet vermeye teşebbüs suçundan doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının kamu davasına katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, bu suçlar yönünden vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesine göre rüşvet almaya teşebbüs, rüşvet vermeye teşebbüs ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile rüşvet almaya teşebbüs ile ihaleye fesat karıştırma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, Adalet Bakanlığının ise aynı Yasa’nın 7417 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle değişik 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, incelemenin sanıklar … ve … müdafiinin vekalet ücretine münhasır, katılanlar vekillerinin sanıklardan …, …, … ve … hakkında ihaleye fesat karıştırma, … hakkında rüşvet vermeye, … hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçları ile her iki sanık hakkında ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü;
    Sanıklar hakkında doğrudan temin yöntemi ile yapılan malzeme alımlarına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davası açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle somut olayda ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle sanıkların eylemlerinin sübutu halinde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, diğer yandan görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerinin temyiz taleplerinin reddine karar verilmekle kesinleşmesi, ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden ise gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle işbu Karar ile düşme kararları verilmesi karşısında kamu görevlisi olan …’a yönelik rüşvet almaya teşebbüs ve …’e yönelik rüşvet vermeye teşebbüs isnatlarının sübutu halinde suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklar yönünden ise özgü suç niteliğindeki bu suça 5237 sayılı Kanun’un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak etme suçunu oluşturacağı, belirtilen suçların 5237 sayılı Kanun’un 257. maddesinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.12.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.