|
ÖZET: Başvuru, Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan bir mahkûmun ayrımcılığa ve psikolojik baskıya maruz kaldığına dair iddialar içermektedir. Başvuran, %85 engelli olduğunu belirtmekte ve tedavi süreçlerinin aksadığını, hastalıklarının kontrol muayenesi ve psikoterapi görüşmelerinin uzun süredir yapılmadığını ifade etmektedir. Ayrıca, hastane dönüşünde yaşadığı olaylar sonucunda darp edildiğini ve can güvenliğinin olmadığını iddia etmektedir. Başvuru, kurumun denetlenmesi ve gerekli soruşturmanın yapılması talebiyle yapılmıştır.
Adalet Bakanlığı, başvuranın sağlık durumunun düzenli olarak takip edildiğini, gerekli tedavi ve muayenelerin yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın iddialarının çoğunun gerçeği yansıtmadığını, yaşanan olayların disiplin ihlali kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. Kurumun iç güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan müdahalelerin, başvuranın davranışları nedeniyle gerekli olduğunu savunmuştur. Ancak, başvuranın durumunun dikkate alınarak daha soğukkanlı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın iddialarının çoğu reddedilmiş, ancak ceza infaz kurumlarında yaşanan olaylarda personelin daha dikkatli ve özenli davranması gerektiği konusunda Adalet Bakanlığı’na tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu tavsiyeler, kurum içindeki disiplin ve güvenlik uygulamalarının daha insani bir çerçevede ele alınmasını hedeflemektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7590-S.24.11854
BAŞVURU NO : 2023/18006
KARAR TARİHİ : 22.07.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin iddia ve şikâyet hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13.11.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan mahkûm başvurucu tarafından iletilen ve Kurumumuzca tarihinde kayıt altına alınan mektupta yer verilen hususlarda özetle; takriben 17 aydır tutulduğu bu Kurumda ayrımcılığa ve psikolojik baskıya maruz kaldığı, hastalıklarının gün geçtikçe arttığı, % 85 oranında engelli olduğu, hastalıklarının kontrol muayenesi ile birlikte psikoterapi ve psikiyatri görüşmelerinin 6-7 aydan fazladır yapılmadığı, yıllardır psikolojik tedavi gördüğü için psikolojisinin zayıf olduğu; Kurumda ayrımcılığa, psikolojik baskıya ve hakarete maruz kaldığı; vücudunda 100’e yakın dikiş olmasına rağmen sakinleşme müdahalesi adı altında hastane dönüşü isimleri mektupta anılan memurlarca yerlerde sürüklendiği, buna gerekçe olarak, şahsının kendilerine saldıracağı endişesinin belirtildiği, ancak boynunda 40 dikiş, sol kolunda 40-50 dikiş olduğu için bunun mümkün olmadığı, bu olayların asıl sebebinin, başvuru belgesinde ismi kayıtlı başmemurun kendisini daha önce darp ettiği olaydan ve Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden / numaralı soruşturmadan kaynaklandığı, darp edilişinin iki tane Kurum ikinci müdürünün gözünün önünde olduğu, yaka kameralarının istenmeyen şeyler söylediğinde kapatıldığı, kendisinin . ’nın ölümü hakkında söz söylemesinin üzerine kameraların kapatıldığı ve kendisine saldırıldığı, bu yaşananların 20.10.2023 tarihi
Saat 14.30-15.00 sıralarında vuku bulduğu; hasımlı olduğu . hakkında idareye daha evvel bilgi vermesine ve olayın önlenebilir olmasına rağmen, bu kişi ile kavga etmek durumunda kaldığı ve kendisini savunduğu, önlenemeyen olaylardan bir tanesinin de . isimli mahkûmun kendisine bıçak ile saldırması olduğu, olaydan 15 gün önce birinci müdüre mektup yazarak durumu anlatıp tehlikeyi bildirdiği ancak kimse tarafından dikkate alınmadığı; hâlâ hasımlı olduğu bu iki mahkûmla gereğince tecrit edilmedikleri, bu kişilerin havalandırmaya çıktıklarında sesini duymaya ve kendilerini görmeye devam ettiği, tüm bu yaşadıklarının kendisini ölme arzusu içine ittiği, idarenin yoğun baskıları dolayısıyla 20.10.2023 tarihinde gırtlağını, boynunu ve bileklerini kesmek suretiyle intihar girişiminde bulunduğu, can güvenliği
bulunmadığı hususları iddia ve şikâyet edilerek, bulunduğu Kurumun denetlenmesi, kendisinin ve bahsettiği yetkililerin ifadelerinin alınarak Kurumda gerekli soruşturmanın yapılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(2) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda,
30.11.2023 tarih ve S. sayı, 15.01.2024 tarih ve S. sayı, 20.03.2024 tarih ve S.
ve son olarak 15.05.2024 tarih ve S. saylı yazılarımızla adı geçen Bakanlıktan bilgi, belge, kamera kaydı, doktor raporları, soruşturma evrakı ve Bakanlıkları tarafından bahse konu Kurumda en son teftişin hangi tarihte gerçekleştirildiği, buna ilişkin raporun bir sureti, ilgili Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi
İzleme Kurulunun adı geçen Kurumda en son gerçekleştirdiği ziyaretin tarihi ve buna ilişkin raporun bir sureti ile varsa Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Türkiye İnsan
Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından hazırlanmış olan raporların birer suretinin iletilmesi talep edilmiştir.
(3) Adalet Bakanlığından alınan 11.03.2024 tarih ve Esayılı ve 06.06.2024 tarih ve E- sayılı cevabi yazılarda özetle, (3.1) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, Mevzuata göre, hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine, muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, Bu kapsamda, adı geçenin 07.07.2022 tarihinde anılan Kuruma alındığı, Kurum revir biriminde kurum doktoru tarafından yapılan ilk muayenesinde hükümlünün herhangi bir darp cebir izine rastlanılmadığı, hükümlünün diyabet, behçet hastalığı, epilepsi, antisosyal kişilik bozukluğu nöropatik ağrı hastalıklarının bulunduğu, Adı geçenin, söz konusu rahatsızlıkları ile alakalı gerek Kurum revir biriminde, gerekse Iğdır Dr. Nevruz
Erez Devlet Hastanesi ilgili poliklinikleri tarafından düzenli olarak muayene ve kontrollerinin yapıldığı, yapılan muayeneler sonucunda kullanmış olduğu ilaçların reçete edildiği, reçete edilen ilacın temin edilerek kendisine kontrollü bir şekilde verildiği, adı geçenin anılan kuruma alındığı günden itibaren 06.12.2022 ve
18.10.2023 tarihlerinde 2 defa ceza tehiri işlemleri başlatıldığı ancak ret kararı verildiği,
Hükümlünün şikâyetlerine istinaden 92 defa Kurum revir birimine çıkartılarak gerekli muayenesinin aile hekimi tarafından yapıldığı, yapılan muayeneler sonucunda ilaçlarının reçete edildiği, hükümlünün ileri tetkik, tedavisi ve kullanmış olduğu uzman doktorun reçete etmesi gereken ilaçlarının reçete edilmesi için
85 defa Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesine sevk edildiği, adı geçenin 7 defa ise il dışı (Erzurum,
Kars, Samsun, İstanbul) illerine ileri tetkik ve tedavi ve ceza tehiri raporu ile sevkinin sağlandığı, hükümlünün kurum reviri tarafından genel muayene ve kontrollerinin düzenli olarak yaptırıldığı ve genel durumunun iyi olduğunun tespit edildiği, hükümlü iddiasında engellik durumunun %85 oranında olduğunu
/
belirtilmiş ise de bunun gerçeği yansıtmadığı, bu oranın %62 oranında olduğunun kayıtların tetkikinden anlaşıldığı, (3.2) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2 ve 3’üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasına müsamaha gösterilmediği, Ceza infaz kurumlarında oda ve koğuş yerleştirme işlemlerinin, 5275 sayılı Kanunun 5’inci bölümünde yer alan ‘Hükümlülerin Gözlem ve Sınıflandırılması’ baslığı altındaki maddeler ile Gözlem ve Sınıflandırma
Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde suç grupları ve türleri, risk durumları, yas, cinsiyet, hüküm alıp almadığı, risk, kurum güvenliği gibi kriterlere göre kurum idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilerek yapıldığı, verilen karara karşı yargı yolunun açık olduğu, Bu kapsamda, adı geçenin iddia ettiği şekilde diğer hükümlü ve tutuklulardan rahatsız olduğu ve odaların değişmesi yönünde herhangi bir talebinin olmadığı, anılan Kurumda hükümlü ve tutukluların bir araya getirilirken aralarında hasımlık durumlarına dikkat edildiği ve bu kişiler yan yana gelirken aralarında hasımlık olmadığına dair kendilerinden dilekçe alındığı, kaldı ki adı geçenin de belirttiği kişiler ile aynı odaya geçmek istediğine dair 29.09.2022 tarihinde yazmış olduğu talep dilekçesinin olduğu, (3.3) Anılan Kurumda 03.02.2023 tarihinde saat 15.15 sıralarında Blok ve no.lu üçlü tekli odadan gelen bağrışma seslerinin üzerine görevli personel tarafından gidilip bakıldığı, odada kalmakta olan hükümlülerden ve hükümlü . ‘nin kavga ettiklerinin – no.lu odada kalmakta olan hükümlü . tarafından söylendiği, vardiya başmemurluğuna ve hazır kuvvet birimine bilgi verilerek yeteri kadar personelle gerekli güvenlik önlemleri alınarak odaya girildiği ve hükümlülerin odadan çıkartıldığı, adı geçen hükümlülere neden kavga ettiklerinin sorulması üzerine hükümlü . ‘nin “ben üçlü tekli odada kalmak istemiyorum beni tekli odaya alın, o yüzden ile kavga ettim.” dediği, kavga eden hükümlüler hakkında darp cebir raporu alınmak üzere Iğdır Devlet Hastanesine sevk planlamasının yapıldığı ancak, hükümlü hastaneye gitmek istemediğini yazmış olduğu dilekçede belirterek hastaneye kendi isteği ile gitmediği, bunun üzerine Kurum doktoru tarafından darp cebir raporu alındığı, hükümlü . ‘nin ise hastaneye sevk edildiği, hastane dönüşünde güvenlik ve tedbir amaçlı geçici olarak Blok no.lu odaya alındığı, revir evrakında “sol göz kızarıklık mevcuttur, durum bildirir kati hekim raporudur” şeklinde not düşüldüğü, hükümlü . ‘nin revir evrakında “Sol el 3 parmak tırnak ucu 1 eritem, sağ scapula üzerinde 10 cm lik deformasyon mevcuttur. Durum bildirir kati hekim raporudur” şeklinde not düşüldüğü, yine hükümlü . ‘nin darp cebir raporunda “Darp cebir beyanı yok. Covid-19 açısından bulgu yok.” notunun düşüldüğü, ve hükümlü . hakkında 03.02.2023 tarihli olaya ilişkin tanzim edilen tutanak neticesinde başlatılan
17.02.2023 tarihli ve / sayılı disiplin soruşturmasında, hükümlüler ve . ‘nin
savunması, olay tutanağı, tanık ifadeleri, kamera görüntüleri, darp cebir raporları ve tüm dosya ile birlikte değerlendirildiği, olay günü hükümlüler . ve . ‘nin ortak havalandırma bahçesine çıktığı, tartışmaya başladıkları ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, birbirlerine vurdukları, kamera görüntüleri ve olay tutanağı neticesinde tespit edildiği, ancak kavganın başlama sırasında adı geçenlerin kameranın görüş açısında bulunmadığından kavganın kim tarafından başlatıldığının tespit edilemediği; Kurum Disiplin Kurulunun 17.02.2023 tarihli ve / Karar sayılı karayla hükümlü
“ / daha az cezayı gerektirecek şekilde kasten yaralamak” eyleminden dolayı “Bir günden on güne kadar hücreye koyma” cezası ile cezalandırılması gerektiği, ancak 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 48’inci maddesinin ikinci fıkrası gereği infazını tamamlamış ancak kaldırılmamış disiplin cezası olması nedeniyle “On bir (11) gün hücreye koyma” disiplin
cezası ile cezalandırılmasına, hükümlü . ‘nin “ / daha az cezayı gerektirecek şekilde kasten yaralamak” eyleminden dolayı “Bir (1) gün hücreye koyma” disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, (3.4) Yine adı geçenin iddiasına konu olan 11.07.2023 tarihli olaya ait kamera görüntülerinin incelemesi soncunda, 11.07.2023 tarihinde adı geçenin elinde bıçakla ortak havalandırmayı kullandıkları odasından çıkarak hükümlü . ’nin odasının kapısına gittiği ve kendisini kışkırttığının, tavır, davranış ve hal hareketlerinden tespit edildiği, . ’nin bulunduğu odadan dışarı çıktığı ve boğuşmaları sırasında adı geçenin hükümlü . ’nin yaralanmasına sebep olduğu, bunun üzerine de görevli personelin koğuşa giderek kavga eden hükümlüleri koğuştan çıkarttığı, görevli personel tarafından tanzim edilen tutanak sonucunda soruşturma başlatıldığı, koğuştan alınan 3 hükümlünün üçlü tekli odalara İdare ve Gözlem
Kurulu kararı ile yerleştirildiği, adı geçen hükümlülerin, söz konusu kavga olayı nedeniyle başlatılan darp cebir işlemlerinden sonra geçici odalara yerleştirildiği, daha sonra hükümlü aynı odaya verildiği, diğer hükümlü . ’nin ise iki gün geçici odada tutulduktan sonra 13.07.2023 tarihinde adı geçenin koğuşu ile aralarında bağlantı bulunmayan, ziyaret günleri, revir günleri ve telefon saatleri farklı günlere denk gelen uzak bir koğuşa yerleştirildiği; ayrıca hükümlüler ve .
hakkında 11.07.2023 tarihinde kavga etmelerinden dolayı tanzim edilen tutanak sonucunda idari yönden disiplin soruşturması başlatıldığı, hükümlü Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi
Genel Adli Muayene Raporunda geçici hekim raporu verildiği, bundan dolayı Adli Tıp Kurumundan kati hekim raporu istenildiği, istenilen kati hekim raporunun anılan Kuruma gönderilmediği, bu nedenle disiplin soruşturmasının tamamlanmadığı, disiplin soruşturmasının tamamlanması için adı geçene ait Adli Tıp
Kurumu kati hekim raporunun anılan Kuruma ulaşmasından itibaren başlatılmak üzere 7 gün ek süre talep edildiği, Iğdır İnfaz Hâkimliğinin 21.07.2023 tarihli ve / Dosya, / Karar sayılı kararı ile
“hükümlü hakkında kati hekim raporu kuruma intikalinden itibaren 7 gün uzatıldığı” yönünde karar verildiği, hükümlü hakkındaki 28.07.2023 tarihli adli tıp raporunda “Yüzde sabit iz açısından olay tarihinden 6 (altı) ay sonra tarafımızca muayenesinin gerektiği” yönünde karar verildiğinden, hükümlü ve hükümlü . hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının tamamlanamadığı, (3.5) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların eşyasının Ceza İnfaz Kurumlarında
Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca kendilerine teslim edildiği, kendilerine teslim edilmesinde sakınca bulunan eşyanın ise emanet eşya deposunda muhafaza altına alındığı; bahse konu kurumda, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç islemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karsı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yasam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların kurum uygulamalarına karsı öncelikle infaz hâkimliklerine şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karsı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, bunun yanında Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde şikâyet başvurusunda bulunabildikleri, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karsı ise, süresinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz imkânının bulunduğu, yargı bağımsızlığına sahip hâkim kararlarına karsı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkânı bulunmadığı, /
(3.6) 20.10.2023 tarihinde saat 07.40 sıralarında Merkez Kontrol birimine blok numaralı odada bulunan hükümlü uzun süredir tuvalete girdiği, çıkmadığının ve odanın tuvaletinin önünde kan olduğunun belirtilmesi üzerine yeteri kadar personel ile odaya gidildiği, mazgaldan hükümlüye seslenildikten sonra adı geçenin kapının önüne geldiği, boyun bölgesinde, kolunun iç kısmında ve bileğinde kesik olduğunun görüldüğü, görevli personelin bunun üzerine hükümlüye sakin olması gerektiği, elindeki jileti bırakıp tedavisi için revire çıkması gerektiğinin söylendiği, adı geçenin elindeki jileti tuvalete attıktan sonra Kurum revir birimine çıkmayı kabul ettiği, revir birimine çıkmaya ikna edilen hükümlünün ilk tedavisi için Kurum revir birimine götürüldüğü, revirde tedavi olmak istemeyen hükümlü için 112 Acil
Servisin arandığı, durum hakkında bilgi verilen hükümlü 112 Acil Servis görevlilerince muayenesi için mahkûm kabul birimine götürüldüğü, 112 Acil Servis personeli tarafından ilk muayenesi yapıldıktan sonra hastaneye gitmesi gerektiğinin söylendiği ancak, adı geçenin hastaneye gitmek istemediğini belirtmesi üzerine nöbetçi müdür ve infaz ve koruma başmemuru tarafından yaralarının ciddi olduğu ve hastaneye gitmesi gerektiği söylenip bir süre sonra ikna edilerek hastaneye sevkinin sağlandığı, hastaneye sevk edilen hükümlünün gerekli tetkik ve tedavisinin yapıldığı, Adı geçenin, söz konusu intihar girişiminden dolayı Kurum Disiplin Kurulunun 03.11.2023 tarihli ve
/ Karar sayılı kararıyla “Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak” eyleminden dolayı 5275 sayılı Kanun’un 43’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” cezası ile cezalandırılması gerektiği ancak, 5275 sayılı
Kanun’un 48’inci maddesinin ikinci fıkrası gereği infazını tamamlamış ancak kaldırılmamış disiplin cezası olması nedeniyle “bir(1) gün hücreye koyma” disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, (3.7) Öte yandan, adı geçenin 20.10.2023 tarihinde hastane dönüşü saat 14.30-15.00 sıralarında darp edildiğini iddia ettiği ancak, iddialarının gerçeği yansıtmadığı, her ne kadar yaka kamerasının kapatıldığını iddia etmiş ise de olay günü yaka kameralarının açık olduğu ve her hangi bir darp olayının yaşanmadığı, Adı geçenin hastane dönüsü kendisiyle birlikte poşet içerisinde getirdiği sodaları ceza infaz kurumuna sokmak istediği, bunun üzerine görevli personel tarafından adı geçene ceza infaz kurumlarına kurum dışından getirilen hiç bir yiyecek veya içecek sokulamayacağı bilgisinin verildiği, ancak adı geçenin yapılan uyarılara agresif tavırlar sergileyerek sodaları odasına götürmek konusunda ısrar ettiği, söz konusu davranışları nedeniyle görevli personelin orantılı güç kullanarak sakinleşmesi için koridorda bekletildikten sonra koğuşuna götürüldüğü, daha sonra adı geçenin darp cebir raporu alınması için hastaneye sevk edilmek istendiği, adı geçen dilekçe vererek kendi isteğiyle hastaneye gitmek istemediğini beyan ettiği, söz konusu eylemine ilişkin tanzim edilen tutanak neticesinde disiplin soruşturması başlatıldığı, Kurum Disiplin
Kurulunun 03.11.2023 tarihli ve / sayılı kararıyla “Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” dair karar verildiği, Adı geçen her ne kadar hastane dönüşü yerde sürüklendiğini iddia etmiş ise de yaka kameraları ve kurum kameralarının görüntü kayıtları incelendiğinde iddialarının gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, (3.8) Hükümlü sorunlu hükümlü olması nedeniyle çoklu odada barındırıldığı zamanlarda sürekli gözetim altında olduğu, söz konusu olayın yaşandığı üçlü tekli odaya da kendi talebi üzerine psikolojisinin bozulmaması için yerleştirildiği, adı geçenin uyumsuz tavırları nedeniyle asayiş, güvenlik ve disiplin nedenleri ile 35 defa ceza infaz kurumu değiştirdiği, ayrıca adı geçenin 28.02.2020 tarihli Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen “Antisosyal kişilik bozukluğu” tanılı raporunun olduğu, (3.9) Başvuru belgesinde ismi geçen . ’nın, müteaddit suçlar nedeniyle verilen “43 yıl 93 ay 90 gün hapis” cezasını hükümlü olarak infaz etmekte iken 20.02.2022 tarihinde vefat ettiği, adı geçenin vefatı ile
ilgili olarak başlatılan adlî soruşturma neticesinde Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2022 tarihli ve
/ Soruşturma sayılı kararıyla “Kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verildiği ayrıca idari soruşturma neticesinde de kurum idaresinin 20.10.2022 tarihli ve / sayılı kararıyla kurum personeline disiplin cezası verilmesine yer olmadığı dair karar verildiği; ayrıca, . ile yapılan görüşmeler neticesinde kendisine zarar verme eğiliminin yüksek olduğunun tespit edilmesi üzerine, kurum psiko-sosyal servisi görevlileri tarafından kendisiyle düzenli olarak bireysel görüşmeler yapılarak telkinlerde ve iyileştirme çalışmalarında bulunulduğu, psikolojik sorunları nedeniyle farklı tarihlerde psikiyatri servisine sevkinin sağlanarak tetkik ve tedavilerinin yaptırıldığı, (3.10) Yine başvuru belgesinde ismi geçen . ’nın ise 25.09.2023 tarihinde saat 03.08’de Merkez Kontrol
Birimi tarafından yapılan kontrol sırasında yerde uzanmış hareketsiz olarak görülmesi üzerine derhal odasına gidildiği, yapılan ilk kontrolde vücut sıcaklığının bulunduğu, 112 Acil Servis arandığı, gelen 112
Acil Servis personeli tarafından yapılan müdahale sonrasında hükümlünün yaşamını yitirdiğinin bildirildiği; hükümlü . ’nın ölümü olayına ilişkin / numaralı soruşturma dosyasının derdest olduğu, ifadelerine yer verilmiştir
III. İLGİLİ MEVZUAT
(4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; (4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.
(4.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(4.3) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmüne yer verilmek sureti ile etkili başvuru hakkı güvence altına alınmıştır.
(4.4) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
(5) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 5’inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8’inci maddesinde de herkesin kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı olduğu hususu düzenlenmiştir.
(6) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 7’nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10’uncu maddesinde, birinci fıkrasında özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
(7) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya
Cezaya Karşı Sözleşme’nin, “İşkenceyi önleme yükümlülüğü ve işkenceyi haklı gösterme yasağı” başlıklı 2’nci maddesinde, her bir Taraf Devletin, kendi egemenliği altındaki ülkelerde işkence fiillerinin işlenmesini önlemek için etkili yasal, idari, yargısal veya diğer tedbirleri alacağı, her ne olursa olsun, savaş durumu, savaş tehdidi, iç siyasal huzursuzluk veya diğer olağanüstü hal gibi her hangi bir istisnai durum, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemeyeceği, bir amirin veya bir kamu makamının verdiği bir emrin, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemeyeceği; “İşkence yasağı hakkında eğitim verilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde, her bir taraf devletin işkence yasağı konusundaki eğitim ve bilginin sivil veya askeri bütün kanun adamlarının, sağlık personelinin, kamu görevlilerinin ve her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen bireylerin nezaretiyle, sorgulanmasıyla veya ıslahıyla meşgul olan diğer kimselerin eğitim programlarına dâhil edilmesini sağlayacağı; “Sorgulama yöntemlerini ve uygulamayı denetleme” başlıklı 11’inci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede her hangi bir işkence olayının meydana gelmesini önlemek amacıyla, sorguya dair kurallar, talimatlar, yöntemler ve uygulamalar ile her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen kimselerin nezareti ve ıslahına dair düzenlemelerini de sistematik olarak denetleyeceği; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12’nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikayet hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikayet etme ve şikayetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikayet edenin ve tanıkların, şikayetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
(8) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin (İnsan
Hakları Avrupa Sözleşmesi – İHAS) “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde de bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
(9) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; (9.1)“Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
(9.2) “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” hükmü düzenlenmiştir.
(10) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; (10.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal
köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı düzenlenmiştir.
(10.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu ifade edilmiştir.
(10.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde, “Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar” hükmü; (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü; (c) bendinde, “Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır” hükmü; (d) bendinde, “İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir” hükmü; (e)
bendinde, “Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir” hükmü; (f)
bendinde, “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” hükmü ve (h) bendinde de “Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır” hükmü düzenlenmiştir.
(10.4) “İyileştirmede başarı ölçütü” başlıklı 7’nci maddesi şu şekildedir: “(1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir. (2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usuller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usul ve esaslara göre uygulanır.” (10.5) “Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde, “(1)
Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur…” hükmüne yer verilmiştir.
(10.6) “Cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına uyma” başlıklı 26’ncı maddesinde, “(1)
Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür.
(2) Hükümlü, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. Her ne amaçla olursa olsun, bilerek kendi yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini tehlikeye
düşürecek eylemlere girişmeleri, cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğünün ihlâli sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
(10.7) “Kurumların iç güvenliği” başlıklı 33’üncü maddesi birinci fıkrasında, “(1) Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik görevlileri, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
(10.8) “Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı 37’nci maddesi şu şekildedir: “(1)
Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, (…) yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/23 md.) Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.
(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.”
(10.9) “Disiplin cezaları ve tedbirleri” başlıklı 38’inci maddesi aşağıdaki gibidir:
“(1) Çocuklar haricindeki hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre
şunlardır:
a) Kınama.
b) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma.
c) Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma.
d) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama.
e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma.
f) Hücreye koyma.
(2) Toplu, bedensel, zalimane, insanlık dışı veya küçültücü cezalar disiplin cezası olarak uygulanamaz.” (10.10) “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” başlıklı 43’üncü maddesi ikinci fıkrası (b) bendinde
“Aramaya karşı çıkmak.” hükmü düzenlenmiştir.
(10.11) “Hücreye koyma” başlıklı 44’üncü maddesi ikinci fıkrası (h) bendinde, “Sayım ve aramalar ile
43 üncü maddenin (e) bendinde belirtilen faaliyetlere şiddet kullanarak engel olmak veya buna kalkışmak.”
hükmü düzenlenmiştir.
(10.12) “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” başlıklı 49’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “(2)
Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır…” hükmü düzenlenmiştir.
(10.13) “Zorlayıcı araçların kullanılması” başlıklı 50’nci maddesinde, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların kullanılabileceği haller düzenlenmiş olup bunlar arasında a) sevk ve nakil sırasında
kaçmayı önlemek, b) tıbbî nedenlerle ve diğer kontrol usullerinin yetersizliği hâlinde kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak durumları sayılmıştır.
(10.14) “İyileştirme programlarının belirlenmesi” başlıklı 73’üncü maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir: “(1) Hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fizik yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınarak, toplumun hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir biçimde iyileştirme programları uygulanır. Bu programların hazırlanması ve uygulanması amacıyla ceza infaz kurumlarında eğitim ve psiko-sosyal hizmet servisleri oluşturulur.” (11) 17/12/2015 tarihli Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları’nın (Nelson Mandela Kuralları) (1955 tarihli BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar Bütününün revizyonu); (11.1) 1’inci maddesinde, “Bütün mahpuslara insanlık onuru ve değerine uygun olarak saygıyla davranılır. Hiçbir mahpus, gerekçesi ne olursa olsun işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ve cezaya maruz bırakılamaz ve bütün mahpuslar böylesi muamele ve cezaya karşı korunur…” hükmü, (11.2) 2’nci maddesinde, “Mevcut kurallar, taraf gözetmeden uygulanır. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da diğer bir statü temelinde bir ayrımcılık yapılamaz…” hükmü, (11.3) 3’üncü maddesinde, “Hapislik ve kişilerin dış dünyayla ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlanan diğer tedbirler, bu kişileri özgürlüklerinden yoksun bırakarak, kendi kaderlerini belirleme hakkını ellerinden aldığı için sıkıntı vericidir. Bu nedenle hapishane sistemi, olaya özgü olarak haklı görülebilir ayırma ya da disiplin gerekçeleri hariç, böylesi bir duruma ilişkin ıstırabı, daha ağır hale getiremez” hükmü, (11.4) 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Hapis cezasının ya da kişinin özgürlüğünü kısıtlayan benzer tedbirlerin amacı, öncelikle toplumu suça karşı korumak ve suçun tekrarını azaltmaktır. Ancak bu amaçlar, eğer hapislik dönemi, bu kişiler tahliye olduklarında mümkün olduğunca topluma yeniden uyumlarını sağlayacak biçimde kullanılırsa başarılabilir; böylece yasalara uymaları ve kendi yaşamlarını sürdürmeleri sağlanabilir” hükmü, (11.5) 36’ncı maddesinde, “Disiplin ve düzen, alıkonulmanın güvenli bir şekilde sürdürülmesi, ceza infaz kurumunun güvenli bir şekilde işletilmesi ve iyi-düzenli bir topluluk hayatının sağlanması için gerekli olandan daha fazla olmayan kısıtlamalarla sağlanacaktır.” hükmü, (11.6) 37’nci maddesinde, “Aşağıdakiler her zaman yasanın veya yetkili idari makam tarafından oluşturulacak düzenlemenin yetkilendirmesine tabi olacaktır: a) Disiplin suçu oluşturan davranış; b)
Uygulanabilecek yaptırımların türleri ve süresi; c) Bu yaptırımları uygulama yetkisine sahip makam; d)
Her türlü istemsiz ayrıma tabi tutulma veya bu tarz bir uygulamadan serbest bırakılmanın gözetilmesi ve kullanımına ilişkin politika ve prosedürler de dahil olmak üzere disiplin yaptırımı veya düzen ve güvenliğin korunması amacıyla hücre hapsi, tecrit, ayrım, özel bakım birimi veya ev hapsi gibi ister disiplin cezası olarak isterse de genel düzenin ve güvenliğin sağlanması gerekçesiyle olsun genel ceza infaz kurumu nüfusundan gayriiradi ayrım.” hükmü,
(11.7) 38’inci maddesinde, “1. Ceza infaz kurumu idareleri mümkün olduğunca, disiplin suçlarını önlemek veya anlaşmazlıkları çözmek için anlaşmazlık önleme, arabuluculuk veya herhangi bir alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizması kullanmaya teşvik edilir. 2. Ceza infaz kurumu idaresi, ayrı tutulan veya tutulmuş mahpusların, ceza infaz kurumundan tahliye edilmeleri sonrasında mahkûmiyetlerinin kendileri ve toplulukları üzerindeki muhtemel zararlı etkilerini hafifletmek için gerekli önlemleri alır.” hükmü, (11.8) 39’uncu maddesinde, “1. Kural 37’de belirtilen kanun veya yönetmelik düzenleme hükümleri ile adalet ve hakkaniyete uygun işlem ilkeleri dışında, hiçbir mahpusa yaptırım uygulanamaz…” hükmü, (11.9) 47’nci maddesinde, “1. Aşağılayıcı ve acı veren zincir, pranga veya diğer kısıtlayıcı aletlerin kullanımı yasaklanır. 2. Diğer kısıtlayıcı aletlerin kullanımı ise sadece kanunen izin verilen durumlarda ve aşağıdaki koşullarda mümkündür: a) Bir adli veya idari merciinin önüne çıktığında kaldırılması koşuluyla mahkumun nakli sırasında kaçmaya karşı bir önlem olarak; b) Diğer kontrol yöntemlerinin başarısız olması durumunda, ceza infaz kurumu müdürünün emriyle, mahpusun kendine veya başkalarına veya mülke zarar vermesini önlemek için; bu gibi durumlarda, müdür, doktor veya diğer yetkin sağlık uzmanlarını derhal uyarır ve durumu yüksek idari merciye bildirir.” hükmü, (11.10) 48’inci maddesinde, “1. Kısıtlayıcı araçların uygulanmasına 47. kuralın 2. paragrafı uyarınca izin verildiğinde, aşağıdaki ilkeler uygulanır: a) Kısıtlayıcı araçlar, ancak serbest hareketin doğurduğu riskleri gidermek için daha basit hiçbir kontrol biçimi etkili olmadığında uygulanır; b) Kısıtlama yöntemi, mahpusun hareketini kontrol etmek için gerekli olan ve risklerin düzeyine ve niteliğine bağlı olarak mümkün olan en az müdahaleci yöntem olmalıdır; c) Kısıtlayıcı araçlar sadece gerekli oldukları süre boyunca kullanılır ve serbest hareketin oluşturduğu riskler artık mevcut olmadığı takdirde en kısa süre içerisinde kaldırılır.” hükmü yer almaktadır.
(12) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 11/1/2006 tarihinde 952. Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 No.lu
Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarında; (12.1) 1 numaralı kuralda, “Özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm kişilere insan haklarına saygılı bir şekilde davranılmalıdır”, (12.2) 6 numaralı kuralda, “Bütün alıkonma biçimleri, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmelidir”, (12.3) 9 numaralı kuralda, “Bütün cezaevleri, düzenli olarak resmi denetime ve bağımsız izlemeye tabi tutulmalıdır” hususları düzenlenmiştir.
(13) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarih ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi
Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü’nün, “İnsani tarzda muamele yükümlülüğü” başlıklı 1’inci maddesi, “Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür” ifadesini haizdir. Söz konusu Prensiplerin “İşkence yasağı” başlıklı 6’ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı kayıt altına alınmıştır.
(14) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı Üzerine Sekizinci Birleşmiş
Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair
Temel İlkelerin 15’inci maddesinde, “Kanun adamları, kurum içinde güvenliğin ve düzenin sürdürülmesi
için gerekli olmadıkça veya kişisel güvenlikleri tehdit edilmedikçe, hapsedilen kişilerle olan ilişkileri sırasında zor kullanamazlar” düzenlemesine yer verilmiştir.
(15) Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi raporları.
(16) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihadı.
(17) Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün, Cumhuriyet Başsavcılıklarına muhatap, “Yumuşak malzeme ile hazırlanan odaların kullanımı” konulu 27/11/2017 tarih ve 77204178.207.99.06/15449/154746 sayılı tamimi.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. Dr. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
(18) Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin olarak hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (19) Şikâyet başvurusu; iş bu Kararın (1) numaralı paragrafında açıklandığı üzere, başvurucunun, barındırıldığı Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ayrımcılığa ve psikolojik baskıya maruz kaldığı; % 85 oranında engelli olmasına rağmen hastalıklarının kontrol muayenesi ile birlikte psikoterapi ve psikiyatri görüşmelerinin yapılmadığı; 20.10.2023 günü hastane dönüşünde, boynunda 40 dikiş, sol kolunda 40-50 dikiş olmasına rağmen yerde sürüklendiği ve darp edildiği; bu olayların asıl sebebinin, başvuru belgesinde ismi kayıtlı başmemurun kendisini daha önce darp ettiği olaydan ve Iğdır Cumhuriyet
Başsavcılığında devam eden / numaralı soruşturmadan kaynaklandığı, darp edilişinin iki tane
Kurum ikinci müdürünün gözünün önünde olduğu, yaka kameralarının istenmeyen şeyler söylediğinde kapatıldığı, kendisinin . ’nın ölümü hakkında söz söylemesinin üzerine kameraların kapatıldığı ve kendisine saldırıldığı, hasımlı olduğu . hakkında idareye daha evvel bilgi vermesine ve olayın önlenebilir olmasına rağmen, bu kişi ile kavga etmek durumunda kaldığı ve kendisini savunduğu, önlenemeyen olaylardan bir tanesinin de . isimli mahkûmun kendisine bıçak ile saldırması olduğu, hâlâ hasımlı olduğu bu iki mahkûmla gereğince tecrit edilmedikleri, bu kişilerin havalandırmaya çıktıklarında sesini duymaya ve kendilerini görmeye devam ettiği şeklindeki iddia ve şikâyetine istinaden tutulduğu
Kurumun denetlenmesi, kendisinin ve bahsettiği yetkililerin ifadelerinin alınarak Kurumda gerekli soruşturmanın yapılması talebi ile Kurumumuza iletilmiştir.
(20) Kurumumuzca başvurunun alındığı tarihten itibaren ilki ilk 15 gün içinde olmak üzere dört defa bilgi belge talep yazısı yazılmıştır. Bu kapsamda, 30.11.2023 tarih ve S. sayı, 15.01.2024 tarih ve
S. sayı, 20.03.2024 tarih ve S. sayı ve son olarak 15.05.2024 tarih ve S. saylı yazılarımızla adı geçen Bakanlıktan bilgi, belge, kamera kaydı, doktor raporları, soruşturma evrakı ve
Bakanlıkları tarafından bahse konu Kurumda en son teftişin hangi tarihte gerçekleştirildiği, buna ilişkin raporun bir sureti, ilgili Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi İzleme Kurulunun adı geçen Kurumda en son gerçekleştirdiği ziyaretin tarihi ve buna ilişkin raporun bir sureti ile varsa Türkiye Büyük Millet Meclisi
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından hazırlanmış olan raporların birer suretinin iletilmesi talep edilmiştir.
(21) Söz konusu iddialar bağlamında Adalet Bakanlığınca; hükümlünün şikâyetlerine istinaden 92 defa
Kurum revir birimine çıkartılarak gerekli muayenesinin aile hekimi tarafından yapıldığı, yapılan muayeneler sonucunda ilaçlarının reçete edildiği, hükümlünün ileri tetkik, tedavisi ve kullanmış olduğu uzman doktorun reçete etmesi gereken ilaçlarının reçete edilmesi için 85 defa Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet
Hastanesine sevk edildiği, adı geçenin 7 defa ise il dışı (Erzurum, Kars, Samsun, İstanbul) illerine ileri tetkik ve tedavi ve ceza tehiri raporu ile sevkinin sağlandığı, hükümlünün kurum reviri tarafından genel muayene ve kontrollerinin düzenli olarak yaptırıldığı ve genel durumunun iyi olduğunun tespit edildiği, hükümlü iddiasında engellik durumunun %85 oranında olduğunu belirtilmiş ise de bunun gerçeği yansıtmadığı, bu oranın %62 oranında olduğunun kayıtların tetkikinden anlaşıldığı, Adı geçenin iddia ettiği şekilde diğer hükümlü ve tutuklulardan rahatsız olduğu ve odaların değişmesi yönünde herhangi bir talebinin olmadığı, anılan Kurumda hükümlü ve tutukluların bir araya getirilirken aralarında hasımlık durumlarına dikkat edildiği ve bu kişiler yan yana gelirken aralarında hasımlık olmadığına dair kendilerinden dilekçe alındığı, kaldı ki adı geçenin de belirttiği kişiler ile aynı odaya geçmek istediğine dair 29.09.2022 tarihinde yazmış olduğu talep dilekçesinin olduğu, Yine adı geçenin iddiasına konu olan 11.07.2023 tarihli olaya ait kamera görüntülerinin incelenmesi soncunda, 11.07.2023 tarihinde adı geçenin elinde bıçakla ortak havalandırmayı kullandıkları odasından çıkarak hükümlü . ’nin odasının kapısına gittiği ve kendisini kışkırttığı, tavır, davranış ve hal hareketlerinden tespit edildiği kavga sonrası hükümlü aynı odaya verildiği, diğer hükümlü . ’nin ise iki gün geçici odada tutulduktan sonra 13.07.2023 tarihinde adı geçenin koğuşu ile aralarında bağlantı bulunmayan, ziyaret günleri, revir günleri ve telefon saatleri farklı günlere denk gelen uzak bir koğuşa yerleştirildiği, Adı geçenin uyumsuz tavırları nedeniyle asayiş, güvenlik ve disiplin nedenleri ile 35 defa ceza infaz kurumu değiştirdiği, ayrıca adı geçenin 28.02.2020 tarihli Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen “Antisosyal kişilik bozukluğu” tanılı raporunun olduğu, ifade edilmiştir.
(22) Başvurucunun öne sürdüğü iddialar ile Adalet Bakanlığının açıklamaları göz önünde tutularak, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesi ikinci fıkrası hükmü ile 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20’nci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince yargı organlarında görülmekte olan veya karara bağlanmış olan ve yargı yetkisinden ayrı bir şekilde incelenip değerlendirilebilmesi yasal olarak mümkün bulunmayan iddiaların Kurumumuzca incelenmesi mümkün olmadığından, iş bu inceleme ve araştırmanın kapsamı, “başvurucunun hastane dönüşü barındırıldığı ceza infaz kurumuna alınışı esnasında yaşanan vakaların hukuka uygunluğunun denetimi” ile sınırlandırılmıştır.
(23) Ülkemiz son dönemde, ceza adalet sisteminin işleyişinin, insan onurunu gözetecek şekilde teşkiline yönelik önemli adımlar atmıştır. Bu amaçla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununu, 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu bütüncül bir bakış açısıyla baştan sona gözden geçirilerek 2004 yılında kabul edilmiştir.
(24) Ceza infaz sisteminin işleyişinin temel dayanak belgesi niteliğinde olan, ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaç, kapsam ve ilkeleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetimine dair temel hukuk kurallarının belirlendiği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, ırk, dil, din,
mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken vs. hiçbir konuda ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı; ayrıca ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(25) Modern infaz sistemlerinin temel amacı, “tutulu kişilerin” bir yandan cezalarının infazı diğer yandan da bu kişilerin ıslahı ve topluma yeniden katılımlarının kolaylaştırılması amacına dayanmaktadır. Bu husus,
5275 sayılı Kanunun “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, hükümlünün öncelikle genel ve
özel önlemesinin sağlanması (cezanın infazı) yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak şeklinde tarif edilmiştir. Yine Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinde; ‘hükümlülerin güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulacakları’, ‘hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrumiyetin, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî şartlar altında çektirileceği’, ‘cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve imkânların kullanılacağı’, ‘hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkelerinin esas alınacağı’, ‘hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterileceği’ ve ‘ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu’ şeklinde açıklanan ilkelere yer vermek suretiyle bu amacın sağlanmasına yönelik tedbirler teminat altına alınmıştır.
(26) Görüleceği gibi 5275 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi hükmü uyarınca, hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrum bırakma ve ceza infaz kurumlarının “güvenlik” ve “düzen/disiplininin” sağlanmasına yönelik olarak Kanunla öngörülen müeyyideler haricinde bir “kısıtlama”, “tedbir” veya
“ceza” hukuka aykırılık oluşturacaktır.
(27) Kurumumuzca bundan evvel verilen çok sayıda kararda da belirtildiği üzere, meşru makamlar tarafından usulüne uygun şekilde hürriyetinden mahrum bırakılan ve kapalı kurumlarda barındırılan, dolayısı ile dış dünya ile iletişimi kısıtlanan veya sonlandırılan tutulu kişiler, temel hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında kamu idaresinin sorumluluğu altındadırlar. Bu kişilerin maruz kalabileceği hak ihlallerinin önüne geçilmesi ve yaşanabilecek mağduriyetlerin soruşturulması noktasında devletin sorumluluğu esastır.
(28) Bu nedenle kapalı kurumlarda tutulan kişilerin barındırılması, bu kişilerin kurumlara ilk girişinden itibaren mevzuatta ayrıntılı şekilde düzenlenmiş ve uygulanışına dair kurallar vazedilmiş olup; her kişi ve görevlinin sorumlulukları, ayrıca süreçlere dair ayrıntılı usul kuralları belirlenmiştir. On yıllar hatta yüz yıllar içinde yaşanan deneyimlerden hareketle hem “güvenlik/asayiş” hem de “disiplin/düzen” açısından zaruri olduğu tecrübe edilen bu ilke ve kurallar, en üst düzey ulusal ve uluslararası hukuk belgelerinde yer bulmuştur. Bu sayede hem söz konusu kurumlarda çalışan görevliler hem de bu kurumlarda tutulan kişiler açısından esenlik ve hukuki güvenliğin sağlandığı bir yaşam ortamı tesis edilmiştir. Meseleyi bir miktar daha mercek altına aldığımızda, bir mahkeme/hâkim kararı ile suç teşkil eden bir eylemi irtikâp ettiği ispat olunan veya ettiği iddia olunan ve bir ceza infaz kurumuna getirilen tutulu kişi hakkında çok sayıda kabul işlemi uygulanmaktadır. Bu iş ve işlemlerden birisi de hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarına kabul işlemleridir. 5275 sayılı Kanunun “Kuruma alınma ve kayıt işlemleri” başlıklı 21’inci maddesi birinci fıkrasında düzenlendiği şekliyle, her ne surette olursa olsun, ceza infaz kurumlarına girişlerinde
tutulu kişilerin üstleri ve eşyaları aranacaktır. Ceza infaz kurumlarının “güvenliği” açısından bu husus hayati öneme haizdir.
(29) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Disiplin Ceza ve Tedbirleri, Ödüllendirme” başlıklı Sekizinci Bölümünde, disiplin cezalarının niteliği ve uygulama şartları sarih bir şekilde vaz etmiştir. Buna göre disiplin cezasının niteliği, hükümlünün tutulduğu kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, “güvenliğin” ve “disiplinin” sağlanması bakımından kanun, yönetmelik ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl etmesi halinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları şeklinde tanımlanmıştır.
(30) Görüleceği üzere tutulu kişiler açısından disiplin cezası, yasal ve ikincil mevzuat ile öngörülen ve tutuk evinin “düzen”, “güvenlik” ve “disiplini” açısından vazgeçilmez kurallar bütününün, kasıtlı ve kusurlu şekilde ihlal edilmesi halinde uygulanacak olan ve ancak kanun ile öngörülen yaptırım araçlarıdır. Burada en önemli husus, tutuk evinin “güvenlik” ve “disiplininin” sağlanması açısından vazgeçilmez nitelikte olan davranış kalıplarının kusurlu şekilde ihlal edilmesi ve ihlal niteliğindeki bu eylemler ile karşılığı cezaların ise kanun ile somut şekilde öngörülmesi gerekmektedir.
(31) Başvuruya konu somut olay açısından meselenin tetkikinde; (31.1) Başvurucu tarafından, odada bulunan diğer mahpuslarla kavga etmesinin ardından intihara teşebbüs ettiği, hastane dönüşü boynunda 40 dikiş, sol kolunda 40-50 dikiş olmasına rağmen 20.10.2023 günü
Kuruma kabulü esnasında yere yıkılarak yerde sürüklendiği ve darp edildiği iddia edilmektedir.
(31.2) Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, adı geçenin, belirttiği kişiler ile aynı odaya geçmek istediğine dair 29.09.2022 tarihinde yazmış olduğu talep dilekçesinin olduğu, Yine adı geçenin iddiasına konu olan 11.07.2023 tarihli olaya ait kamera görüntülerinin incelemesi soncunda, 11.07.2023 tarihinde adı geçenin elinde bıçakla ortak havalandırmayı kullandıkları odasından çıkarak hükümlü . ’nin odasının kapısına gittiğinin ve kendisini kışkırttığının, tavır, davranış ve hal hareketlerinden tespit edildiği, daha sonra hükümlü aynı odaya verildiği, diğer hükümlü . ’nin ise iki gün geçici odada tutulduktan sonra 13.07.2023 tarihinde adı geçenin koğuşu ile aralarında bağlantı bulunmayan, ziyaret günleri, revir günleri ve telefon saatleri farklı günlere denk gelen uzak bir koğuşa yerleştirildiği, belgelere göre %85 değil %62 engelli olduğu,
20.10.2023 tarihinde saat 07.40 sıralarında intihar teşebbüsünde bulunan kişinin odasına girildiği,
sakinleştirildiği, revir birimine çıkmaya ikna edilen kişinin ilk tedavisi için Kurum revir birimine götürüldüğü, revirde tedavi olmak istemeyen hükümlü için 112 Acil Servisin arandığı, durum hakkında bilgi verilen hükümlünün 112 Acil Servis görevlilerince muayenesi için mahkûm kabul birimine götürüldüğü, 112 Acil Servis personeli tarafından ilk muayenesi yapıldıktan sonra hastaneye gitmesi gerektiğinin söylendiği, ancak adı geçenin hastaneye gitmek istemediğini belirtmesi üzerine nöbetçi müdür ve infaz ve koruma başmemuru tarafından yaralarının ciddi olduğu ve hastaneye gitmesi gerektiği söylenip ikna edilerek hastaneye sevkinin sağlandığı, hastaneye sevk edilen hükümlünün gerekli tetkik ve tedavisinin yapıldığı, Adı geçenin 20.10.2023 tarihinde hastane dönüşü saat 14.30-15.00 sıralarında darp edildiğini iddia ettiği, ancak iddialarının gerçeği yansıtmadığı, her ne kadar yaka kamerasının kapatıldığını iddia etmiş ise de olay günü yaka kameralarının açık olduğu ve her hangi bir darp olayının yaşanmadığı,
Adı geçenin hastane dönüsü kendisiyle birlikte poşet içerisinde getirdiği sodaları ceza infaz kurumuna sokmak istediği, bunun üzerine görevli personel tarafından adı geçene ceza infaz kurumlarına kurum dışından getirilen hiç bir yiyecek veya içeceğin sokulamayacağı bilgisinin verildiği, ancak adı geçenin yapılan uyarılara agresif tavırlar sergileyerek sodaları odasına götürmek konusunda ısrar ettiği, söz konusu davranışları nedeniyle görevli personel tarafından orantılı güç kullanılarak sakinleşmesi için koridorda bekletildikten sonra koğuşuna götürüldüğü, daha sonra adı geçenin darp cebir raporu alması için hastaneye sevk edilmek istendiği, adı geçenin dilekçe vererek kendi isteğiyle hastaneye gitmek istemediğini beyan ettiği, söz konusu eylemine ilişkin tanzim edilen tutanak neticesinde disiplin soruşturması başlatıldığı, Kurum Disiplin Kurulunun 03.11.2023 tarihli ve / sayılı kararıyla “Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” dair karar verildiği, Adı geçen her ne kadar hastane dönüşü yerde sürüklendiğini iddia etmiş ise de yaka kameraları ve kurum kameralarının görüntü kayıtları incelendiğinde iddialarının gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı ifade edilmiştir.
(31.3) Kurumumuzca kamera kayıtları tetkik edilmiş olup hareketli ve sesli yaka kamerası ile sadece görüntü alan sabit kamera kayıtlarının tetkikine göre yaşananların dakika dakika aşağıdaki şekilde
geliştiği anlaşılmaktadır:
Başvuranın aynı odadaki iki mahpus ile kavga etmesi akabinde intihara teşebbüs ettiği için hastaneye getirildiği, 23.10.2023 günü takriben Saat 16.20’de iki jandarma personeli tarafından mahkûm kabul kısmından Kuruma girişinin yapıldığı, evrak işlemlerinin ikmali amacı ile kabul giriş kısmında 5 dakika sandalyede dinlendirildiği, bu esnada evrak işlemlerinin yapıldığı, Jandarma personeli ayrılırken başvurucunun onlara el salladığı, kayıtlarının tetkikinden olağanüstü bir durumun gözlemlenmediği, Başvurucunun alt ve üst giyim eşyalarının kurumuş kan izleri ile kaplı vaziyette olduğu, intihar girişiminde bulunduğu için sol kolu ile boynunun sargı bezi ile sarılı olduğunun görüldüğü; Ardından x-ray cihazında üstünün ve eşyasının arandığı, kendisinin ve eşyalarının x-ray cihazından geçirildiği, bu esnada beraberinde poşet içerisinde getirdiği maden suyu ve ambalajı içindeki atıştırmalığı ceza infaz kurumuna sokmak istediği, bunun üzerine görevli personel tarafından, yasal mevzuat gereği, ceza infaz kurumlarına kurum dışından getirilen hiç bir yiyecek veya içeceğin sokulamayacağı bilgisinin verildiği, görevli personelin bu bilgilendirmeyi gayet sakin bir üslup ve herkesin anlayabileceği tarzda mevzuat dayanağını da belirtmek suretiyle ayrıntılı şekilde yaptığı, Saat 16.24,45’de 1 dakika 45 saniye boyunca görevli memurun mevzuatı da anlatıp dışarıdan bir şey getirilmesinin yasak olduğunu izah etmeye çalıştığı, bu yasağın sadece kendisine yönelik olmadığı, görevlilerin de arandığı bilgisini paylaştığı, başvurucunun “doktor bu maden sularını içmemi söyledi, sağlığım açısından gerekliymiş, daha önceden maden suyunu almıştınız” şeklinde karşılık verdiği, Saat 16.26,37’de başvurucunun birden el kol hareketi yapıp öfkeli hareketler sergilediği, mahkûmlara ait kısma doğru yöneldiği, “bırak ya, tamam ya” tarzında konuşup maden sularını almaktan vazgeçtiği, maden sularını masada bırakıp mahkûmlara ait kısma doğru yöneldiği, Ardından 16.26,45 ile 16.28,28 saatleri arasında koridorda serbestçe yürütüldüğü, ellerin serbest olduğu ancak tartıştıklarının görüldüğü, görevli memurun sürekli “ sakin ol” diye ikaz ettiği; koridor boyunca görevliler refakatinde ilerleyen kişinin Kurum başmemuruna yönelik sözlü itirazının devam ettiği, sonrasında görevli memurların adı geçenin boynunu eğip, ellerini arkaya getirdiği, baş/boyun eğik, duvara yaslı, eller arkadan kelepçeli vaziyette takriben 15 dakika koridorda bekletildiği, olayın sonunda sakinleşen başvurucunun, müdahaleye son verilerek serbest bırakıldığı,
Görüntülerde, olayın bahse konu yiyecek ve içecekleri adı geçenin cezaevine sokmakta direnmesinden kaynaklandığının, bunun olamayacağı ifade edildiğinde agresif hâl takındığının, yüksek sesle bu uygulamaya karşı çıkan cümleler sarf ettiğinin, ancak küfür ya da hakaret tarzında söylemlerde bulunmadığının gözlemlendiği, Ardından hastaneye gitmek istemediğine dair kendi iradesi ile evrak imzaladığı ve olaysız şekilde 16.57’de tutulduğu odaya konulduğu anlaşılmıştır.
Bu noktada başvuranın yere yıkılarak sürüklendiği ve darp edildiği ya da bu olayların asıl sebebinin, başvuru belgesinde ismi kayıtlı başmemurun kendisini daha önce darp ettiği olaydan ve Iğdır
Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden / numaralı soruşturmadan kaynaklandığı, kendisinin . ’nın ölümü hakkında söz söylemesi üzerine kameraların kapatıldığı ve kendisine saldırıldığı yönündeki iddiasının doğru olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca kamera görüntülerinde, yaka kameralarının sürekli açık olup konuşulanlar duyulabilmektedir.
Kayıtların kesintisiz olduğu anlaşıldığından kameranın kapatıldığı iddiası doğru değildir. Sadece saat 16.28 ila 16.50 arasında yaşananlar yaka kamerası yerine sabit kameralardan görülebilmektedir. Bu anlara ilişkin ise ses kaydı mevcut değildir.
(32) Bununla birlikte, başvuranın boynunun ve kolunun sargılı olması dikkate alınmadan, sırtı duvara yaslı vaziyette, başı dizine kadar eğdirilmiş ve elleri arkadan kelepçeli şekilde tutulduğu görülmektedir.
(33) Ceza infaz kurumlarının “güvenliği” ve “disiplininin” temini, kamu idaresinin en temel öncelik ve sorumluluklarından birisidir. Ancak burada, kurum iç güvenliğinin ihlali ile kurum disiplininin ihlalinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve buna göre yaptırım veya güç kullanımına başvurulması gerekmektedir. İç güvenliğin ihlali daha ciddi ve öncelikli bir mesele olarak görülebileceği; buna karşılık kurum disiplinin ihlaline yönelik her eyleme, “zor kullanarak ve zorlayıcı araçların kullanılması” yolu ile mukabele edilmeyeceği, mevzuatta öngörülen “disiplin cezaları” ile karşılık verilebileceği değerlendirilmektedir. Somut olayın, kurum iç güvenliğinin ihlalinden çok, kurum disiplinini bozan bir eylem olarak ortaya çıktığı görülmekte olup; dolayısı ile söz konusu eylemin derhal sonlandırılmasına yönelik fiziki müdahale ve zor kullanma yerine, bu eylemin niteliği, süresi ve doğurduğu etkiye göre infaz mevzuatından kaynaklanan yaptırımların (disiplin cezaları) devreye sokulması gerektiği değerlendirilmektedir. [benzer değerlendirme için bakınız: Kamu Denetçiliği Kurumu Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Kararı, başvuru no 2019/14033, karar tarihi 12.02.2020, paragraf 41.4] Farklı bir anlatım ile tutulu kişilerin yüksek sesle itiraz etme, slogan atma, agresif davranma vb. disipline mugayir eylemlerine yönelik olarak hemen doğrudan bir güç kullanımı yerine, doğrudan bir teması gerektirmeyen ancak mevzuattan kaynaklanan etkili bir cezalandırma (disiplin süreci) ile mukabele etmeleri gerekmektedir.
(34) Somut olayda başvuranın elinde bıçakla havalandırmaya çıkarak oda arkadaşları ile kavga ettiği, daha önceki yıllarda oda arkadaşları ile aynı odada kalması için dilekçe verdiği, olay sonrası mevcut durumda kavga ettiği oda arkadaşı ile aynı odada kalmadığı, görüş ve havalandırma saatlerinin farklı olduğu, bu noktada “halen bahçe penceresinden sesini duyabiliyorum, az da olsa görebiliyorum” sözünün makul bir açıklamasının olmadığı anlaşılmaktadır.
(35) Kavga sonrası intihar girişiminde bulunan ve boynu ile kolunun yaralanması nedeniyle hastanede uygulanan tedavi sonrası cezaevine getirilen adı geçene yönelik infaz koruma memurlarınca gerçekleştirilen X-ray araması esnasında, cezaevine sokulması mümkün olmayan bir eşyanın içeri alınmaması uygulamasına yaptığı itiraz nedeniyle o anki sargılı özel durumu dikkate
alınmaksızın başının öne doğru eğdirilerek arkadan kelepçelendiği anlaşılmaktadır. Kamera görüntüleri, görevlilerin art niyetli olduklarına ve kasıtlı davrandıklarına, başvuranın yerde sürüklendiğine ve daha önce vefat eden kişilerden bahsettiği için kendisine saldırıldığına ilişkin başvuranın iddialarıyla çelişmektedir. Ancak görüntülerin tetkikinden, başvurucunun eylemi Kurum “güvenliğini” değil
“disiplinini” ihlal eder nitelikte olduğu halde, görevli personel tarafından tutanak tutmak ve soruşturma açmak yerine kolları ve boynu sarılı olan başvuranın kelepçelendiği anlaşılmaktadır. Burada, başvurucunun eylemine mukabele sadedinde, idare memurlarının güç kullanmak sureti ile müdahale yerine, ilk başta olduğu üzere daha soğukkanlı, müzakereci ve sabırlı şekilde hareket ederek; mevzuattan kaynaklanan disiplin cezalarını ve tedbirlerini uygulama şeklinde bir yöntem izlemesi gerektiği değerlendirilmektedir.
(36) Başvuruya konu olayın başlangıcı, başvurucunun hastane dönüşü Kuruma girişinde, ceza infaz kurumlarına sokulmasına izin verilmeyen eşyayı beraberinde getirmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Kurum görevlilerinin, söz konusu eşyanın Kuruma girişine izin vermemeleri yasal mevzuatın gereğidir. Görevlilerin bu noktadaki kararlılıkları, Kurum güvenliği açısından elzem bir yaklaşımdır. Bu noktada meselenin kapanması beklenirken, şikayete konu olayın başvurucunun agresif davranışı ve yüksek sesli konuşması ile başladığı anlaşılmaktadır. Ancak Kurum görevlilerinin, başlangıç aşamasında, 1,5 dakikayı aşan ve mevzuatı açıklayan müzakereci tavrı sonrasında, güç kullanımı cihetine gittikleri görülmektedir. Oysa mahkûmun bu yöndeki sözleri ve davranışları bir tutanağa bağlanıp hakkında disiplin soruşturmasına konu edilebilecekken bu yapılmamış ve sakinleşmesi için arkadan kelepçelenmiş ve koridorda bekletilmiştir. Somut olayda mahkûmun sergilediği eylemler, Kurum “güvenliğini” değil, “disiplinini” bozucu niteliktedir. Bu sebeple başvuru konusu olayla ilgili tutanak tutup soruşturma açmak suretiyle disiplinin sağlanması mümkündür.
(37) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güçlü şekilde güvence altına alınmıştır. Aynı husus, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olmak üzere, ülkemizin de tarafı olduğu birçok uluslararası hukuk belgesinde de kayıt altına alınmıştır. AİHS’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde bu husus, hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde teminat altına alınmıştır. Hem Anayasanın bahse konu 17’nci maddesi hükmü hem de AİHS’in söz konusu 3’üncü maddesi hükmü, şüphesiz ki devlet otoritesinin meşru yasal güç kullanımının önünde bir engel değildir. Ancak bu güç kullanımına, kaçınılmaz olarak zor kullanmayı gerektiren bir durumda ve yine durumun gerektirdiği ölçüde başvurulması esastır. Aksi durumda işkence ve kötü muamele yasağı ihlal edilmiş olacaktır. Bu noktada hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hem de Anayasa Mahkemesinin, güç kullanımının hukuka uygunluğu, gerekliliği ve orantılı olup olmadığına yönelik müteaddit kararları mevcuttur.
(38) Keza Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi
Komitesi (AİÖK), cezaevi personelinin, şiddete başvuran mahkûmları kontrol altına almak için istisnai durumlarda güç kullanmak ve fiziki kısıtlayıcı gereçler kullanmak durumunda kalabileceğinden bahisle, mahkûmların kötü muamele görme ihtimalinin yüksek olduğu böylesi riskli durumlarda, özel önlemler (kurallara uygun surette tanzim edilecek doktor raporları vb.) alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.
[CPT/Inf(92)3-part2 sayılı raporu, (https://rm.coe.int/16806ce969)], [Kamu Denetçiliği Kurumu Kısmi Tavsiye Kısmi Ret
Kararı, başvuru no 2022/5414, karar tarihi 05.10.2022, paragraf 24.8]
(39) 17.12.2015 tarihli Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarında (Nelson Mandela Kuralları) (1955 tarihli BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar Bütününün revizyonu); disiplin ve düzen açısından, alıkonulmanın güvenli bir şekilde sürdürülmesi, ceza infaz kurumunun güvenli bir şekilde işletilmesi ve iyi-düzenli bir topluluk hayatının sağlanması için gerekli olandan daha fazla olmayan kısıtlamalara başvurulamayacağı (madde 36); ceza infaz kurumu idarelerinin mümkün olduğunca, disiplin suçlarını önlemek veya anlaşmazlıkları çözmek için anlaşmazlık önleme, arabuluculuk veya herhangi bir alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizması kullanmaya teşvik edileceği (madde 38); aşağılayıcı ve acı veren zincir, pranga veya diğer kısıtlayıcı aletlerin kullanımı yasaklanacağı, diğer kısıtlayıcı aletlerin kullanımının ise sadece kanunen izin verilen durumlarda ve aşağıdaki şartlarda mümkün olacağı; a) Bir adli veya idari merciinin önüne çıktığında kaldırılması şartıyla mahkûmun nakli sırasında kaçmaya karşı bir önlem olarak; b) Diğer kontrol yöntemlerinin başarısız olması durumunda, ceza infaz kurumu müdürünün emriyle, mahpusun kendine veya başkalarına veya mülke zarar vermesini önlemek için; bu gibi durumlarda, müdür, doktor veya diğer yetkin sağlık uzmanlarını derhal uyarıp durumu yüksek idari merciye bildirileceği (madde 47); kısıtlayıcı araçların, ancak serbest hareketin doğurduğu riskleri gidermek için daha basit hiçbir kontrol biçimi etkili olmadığında uygulanabileceği ve kısıtlama yönteminin, mahpusun hareketini kontrol etmek için gerekli olan ve risklerin düzeyine ve niteliğine bağlı olarak mümkün olan en az müdahaleci yöntem olması gerektiği ve kısıtlayıcı araçların sadece gerekli oldukları süre boyunca kullanılıp, serbest hareketin oluşturduğu riskler artık mevcut olmadığı takdirde en kısa süre içerisinde kaldırılacağını (madde 48), hususlarında yol gösterici somut ilkeler düzenlenmiştir.
(40) Netice olarak, Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvurucunun, kamera görüntülerinin tetkikinden darp edilmediği, yerlerde sürüklenmediği, kameranın kapatılmadığı, “olayların husumetten kaynaklandığı ve vefat eden başka mahpuslardan bahsettiği için başladığı” iddiasının doğru olmadığı, şikayet konusu olayın, mevzuat gereği cezaevine sokulması yasak cam şişedeki içeceğin başvuran tarafından cezaevine sokulmaya çalışılmasından dolayı başladığı, ilk başta görevli memurlarca sakin bir şekilde mevzuatın tekrar tekrar yaklaşık 1,5 dakika başvurana hatırlatıldığı, başvuranın el kol hareketleri yapıp agresif tavırlar sergilemesi nedeniyle müdahaleye ihtiyaç duyulduğu, yapılan müdahalede zor kullanma yetkisinin sınırlarını aşacak şekilde ölçüsüz bir müdahalenin söz konusu olmadığı, bu noktada görevlilerin eylemlerinde art niyetli ve kasıtlı bir davranışın ya da “işkence ve kötü muamele” boyutuna varan bir müdahalenin yaşanmadığı tespit edilmiştir.
(41) Ancak başvuranın 20.10.2023 günü hastane dönüşü Kuruma alınışı esnasında, boynunda dikiş olduğu da göz önünde bulundurularak, cezaevine sokulması mümkün olmayan bir eşyanın içeri alınmamasına sözlü şekilde itirazına karşı, başlangıçta olduğu üzere daha soğukkanlı, ikna edici ve sabırlı şekilde hareket edilerek; olayın tutanağa bağlanması suretiyle disiplin soruşturması başlatılması ve mahkûmun mevzuatın öngördüğü disiplin cezası ile tecziyesi cihetine gidilmesi gerektiği; bu hususun, Adalet Bakanlığın, tüm Ağır Ceza Cumhuriyet başsavcılıklarına muhatap
“Yumuşak malzeme ile hazırlanan odaların kullanımı” konulu 14.05.2019 tarih ve
/ / sayılı talimatnamesinde de ifade edildiği şekliyle güç kullanımına istisnai şekilde başvurulması ilkesinin de gereği olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (42) 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde bir dizi iyi yönetim ilkesine yer verilmiştir.
(43) Adalet Bakanlığının, Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun davrandığı görülmüştür. Ancak Bakanlık tarafından bilgi ve belge talep yazılarımıza süresinde cevap verilmediği anlaşıldığından, idarenin bundan sonra Kurumumuz yazılarına süresinde cevap verilmesini teminen, “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun olarak hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(44) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde, durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Kurumumuzca ilki başvuru alındığı tarihten itibaren ilk 15 gün içinde olmak üzere dört defa bilgi belge talep yazısı yazılmıştır. Esas hakkında karar vermek için gerekli bilgi belge temini ve inceleme devam ettiğinden, incelemenin 6 ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden 13.05.2024 tarihinde yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolunun yetkili idare mahkemeleri nezdinde açık olduğu, 03.05.2024 tarih ve S. sayılı yazımız ile başvurucuya bildirilmiştir.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci
fıkrası hükmü ile 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca başvuruya konu iddialardan adli mercilere intikal etmiş olanların İNCELENMEMESİNE, Başvurucunun, 20.10.2023 günü hastane dönüşünde, intihar girişiminde bulunduğu için boynunda ve sol kolunda dikiş olmasına rağmen yere yatırılarak sürüklendiği ve darp edildiği, kendisine karşı husumet beslendiği için müdahalenin gerçekleştiği iddiasının, kamera görüntüleri ve yapılan inceleme neticesinde gerçeği yansıtmadığının tespiti nedeniyle REDDİNE, Ancak, başvuranın sargılı olması dikkate alınarak ceza infaz kurumlarında yaşanan olaylarda personelin başvuracağı; “yaptırım veya güç kullanımında ‘kurum güvenliği’ ile ‘kurum disiplininin’ ayrı ayrı değerlendirilmesi ve buna göre yaptırım veya güç kullanımına başvurulması gerektiği, iç güvenliğin ihlalinin daha ciddi ve öncelikli bir mesele olarak görülebileceği; buna karşılık kurum disiplininin ihlaline yönelik her eyleme, ‘zor kullanarak ve zorlayıcı araçların kullanılması’ yolu ile mukabele etmek yerine, daha soğukkanlı, müzakereci ve sabırlı şekilde hareket edilerek; olayın tutanağa bağlanması suretiyle disiplin soruşturması başlatılması ve mahkûmun mevzuatta öngörülen disiplin cezası ile tecziyesi cihetine gidilmesi” hususlarında daha özenli hareket edilmesi, “Yumuşak malzeme ile hazırlanan odaların kullanımı” konulu 14.05.2019 tarih ve – / / sayılı talimatın gereklerine uyulması ve bu doğrultuda gerekli tedbirlerin alınması hususlarında ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, başvuran ve Adalet Bakanlığına tebliğine, /
6328 sayılı Kanunun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/