|
ÖZET: Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanun’un 19. maddesi, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan engellilik durumunda, sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalması gerektiğini belirtmektedir. Bu bağlamda, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde, ilgili sağlık kurullarının raporları ve bu raporların geçerliliği önem taşımaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %28.2 olarak tespit edilmesinde isabetsizlik görmemiştir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini vurgulamış ve davalı sigortalının meslekte kazanma gücündeki kaybın başlangıç tarihinin de raporda açıkça belirtildiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz edilen kararın, tarafların iddiaları ve dayandıkları belgeler doğrultusunda usul ve kanuna uygun olduğu, dolayısıyla davalı Kurum vekilinin itirazlarının yerinde görülmediği belirtilerek, kararın onanmasına hükmedilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/9589 E. , 2024/11873 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1177 E., 2024/1072 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/343 E., 2023/30 K.
Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacıya ait iş yerinde çalışan davalı …’ye 31.03.2015 tarihinde geçirdiği iş kazasından ötürü bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle SGK tarafından davacı aleyhine açılan Bursa 1. İş Mahkemesinin 2019/2015 E. sayılı rücu davasının yargılama aşamasında, davalı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti davası açması için davacıya süre verildiğini belirterek davalı sigortalının 31.03.2015 tarihinde geçirdiği iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik derecesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinin tespiti olduğunu, dava açılmadan önce Kuruma başvurulma zorunluluğunun açık olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili Kurum sigortalısı …’nin davacıya ait işyerinde 25.11.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik durumuna girdiğini, iş kazasının müvekkili Kurumca araştırılması neticesinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunu 31.03.2015 tarihli kararı ile sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının %26,2 olduğu, başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığı, kontrol kaydı gerekmediğinin tespit edildiğini, sürekli iş göremezliğe ilişkin peşin sermaye değerli gelirleri %26,2 oranı üzerinden hesaplandığını, dava açıldıktan sonra müvekkili Kurum tarafından Bursa 1.İş Mahkemesi 2019/215 Esas sayılı dava dosyasına gönderilen evraklardan da anlaşılacağı üzere Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine ilişkin Kurum Sağlık Kurulunun 16.01.2019 tarihli kararıyla Kurum sigortalısının sürekli iş göremezlik oranının %26,2’den %43’e yükseldiğini, oluşan yeni oran üzerinden peşin sermaye değerli gelir miktarının güncellendiğini ve miktarda arttırıma gidildiğini, söz konusu iş kazası için oluşan bu Kurum zararları için davacıya Bursa 1.İş Mahkemesi 2019/215 Esas sayılı dosya ile rücuen tazminat davası yöneltildiğini, bu dosyadan alınan Adli Tıp Raporlarını kabul etmediklerini, açılan davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davanın reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, tespit davasının şartlarının da iş bu dava için açılmadığını, ayrıca söz konusu tespit davasında davacının güncel, mevcut bir hukuki yararı bulunmadığını, tespit davasının şartlarının iş bu davada vukuu bulmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporları dikkate alınarak Mümün oğlu, 1978 doğumlu …’nin 31.03.2015 tarihinde maruz kaldığı iş kazasına bağlı sol el bileği hareket kısıtlılığı, bilateral kalkaneus kırığı, tibia kırığı ve nazal septum deviasyonu arızası nedeniyle; olay tarihinde yürürlükte olan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 6 (altı) olduğu belirtilmekle; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 08.06.2016 tarih ve 1864 sayılı kararında çalışır tarihi (sürekli iş göremezliğe girdiği tarih) olarak bildirilen 21.10.2015’ten itibaren E cetveline (yaşına) göre %28.2 (yüzdeyirmisekiznoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sigortalının kaza tarihinden sonrada çalışmaya devam ettiğini, eldeki davada hiçbir araştırma yapılmadan tazminat davasında alınan raporlar doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, davalı sigortalının sürekli iş görmezlik derecesinin %43’e yükselmesi nedeniyle gelirin güncellendiğini, müvekkilinin taraf olmadığı davada alınan ATK raporlarının Kurum yönünden bağlayıcı olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK 2. Üst Kurulunun son merci durumunda bulunması ve mütalaasının bağlayıcı nitelikte olması, davalı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin başlangıç tarihinin de anılan raporda açıkça belirtilmesi ve hükümde de gösterilmesi karşısında davalı sigortalının, geçirdiği iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünü %28.2 oranında kaybettiğinin tespitine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-01.10.2008 sonrası yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde de “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendiren sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri,
A) Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi,
B) Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden aybaşından başlar” hükmü getirilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için meslekte kazanma gücünün % 10 oranında azalmış olması ve azalma olan tarihin tespiti gerekmektedir;
3-Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde (506 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.