|
ÖZET: Bu karar, başvuranın Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yöneticilere yönelik şikayetleri üzerine yapılan idari soruşturma ve disiplin cezası süreçlerine ilişkin bilgi edinme talebinin reddedilmesi üzerine şekillenmiştir. Başvuran, idareden, kendisi hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına dair raporların ve gerekçelerin kendisine verilmesini talep etmiştir. Ancak, idare, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, idari soruşturmalara ilişkin belgelerin açıklanamayacağını öne sürmüştür.
Danıştay, bilgi edinme hakkının, demokratik bir hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirterek, başvuranın talep ettiği raporların tamamlanmış bir soruşturma ile ilgili olduğunu ve bu nedenle istisna kapsamına girmediğini vurgulamıştır. Ayrıca, kişisel verilerin korunması gereklilikleri çerçevesinde, üçüncü şahıslara ait kimlik bilgilerinin çıkarılması koşuluyla bu raporların başvuranın erişimine açılması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, başvuranın bilgi edinme hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/11844-S.21.19088
BAŞVURU NO : 2021/4337
KARAR TARİHİ : 16/08/2021
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
ESKİŞEHİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, hastane yönetimine ilişkin şikayetleri üzerine yapılan incelemenin raporu ile kendisi hakkında yapılan disiplin soruşturmasının raporunun tarafına verilmesini talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 23/02/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan şikâyet başvurusunda başvuran özetle; çalışmakta olduğu Eskişehir Yunus
Emre Devlet Hastanesindeki nöbet düzenine ilişkin kendisinin ve bir diğer hekimin şikâyetlerini içeren dilekçeleri üzerine Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğünün 24.02.2020 tarih ve sayılı görevlendirme onayı ile açılan soruşturma sonucunda 28.07.2020 tarihli yazıyla yapılan tebligatta ‘haklarında inceleme yapılan yöneticiler hakkında herhangi bir iddianın doğruluğunu kanıtlayacak bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır” dendiğini, yasal haklarını kullanmak amacıyla söz konusu inceleme sonucunun gerekçesini defalarca istemelerine rağmen Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında
Yönetmelikte yer alan idari soruşturmalarla ilgili hükümler gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini, bu süreçte kendi haklarında soruşturma başlatıldığını ve kınama cezası verildiğini, ilgili mevzuat ve içtihat kapsamında söz konusu soruşturma dosyasını inceleme hakkı olduğunu ifade ve şikayet ederek, şikayeti üzerine açılan ilk soruşturmada muhakkikin gerekçelerini sunduğu sonuç raporunun ve ilgililerin ifadelerinin, Başhekimin kendisi hakkındaki şikayeti üzerine açılan ve kınama cezası verilen soruşturmada
Başhekim ve yardımcısının haklarındaki şikayet dilekçelerinin, haklarında alınan ifadelerin ve muhakkikin gerekçesini bildirdiği sonuç raporunun tarafına yazılı olarak tebliğ edilmesini Kurumumuzdan talep etmiştir.
2. Başvuran, aynı taleple 25/11/2020 tarihinde Kurumumuza başvuruda bulunmuş, verilen 25/12/2020 tarihli ve 2020/101539 başvuru numaralı Gönderme Kararında “başvuranın talebiyle ilgili olarak Eskişehir
İl Sağlık Müdürlüğü ile yazışma yapıldığı ancak talebin Sağlık Bakanlığı’na iletilmediği anlaşılmış olup; idari başvuru yolları tüketilmeden yapıldığı değerlendirilen başvurunun 6328 sayılı Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında Sağlık Bakanlığı’na gönderilmesine” karar verildiği anlaşılmıştır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Uyuşmazlığın çözümü için Sağlık Bakanlığı’ndan 15/03/20221 tarih ve sayılı yazımızla bilgibelge talebinde bulunulmuş olup; Eskişehir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nün 14/04/2021 tarihli ve
sayılı cevabi yazısında özetle:
3.1. Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Kadın Hastalıkları ve Doğum
Uzmanı Op. ‘in Yunus Emre Devlet Hastanesi yöneticileri hakkında dilekçeleri ile ilgili yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 20/07/2020 tarihli inceleme raporunda herhangi bir iddianın doğruluğunu kanıtlayacak bilgi ya da belgeye rastlanılmadığı, 3.2. Yunus Emre Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. ’nin 28/08/2020 tarihli dilekçesi ve Başhekim Yardımcısı 31/08/2020 tarihli dilekçelerinde; Uzm. ’a ait Yunus Emre Devlet Hastanesi Yöneticileri hakkında Baştabipliğe, CİMER’e ve Eskişehir Valiliği’ne yapılan şikayetleri ile ilgili yapılan inceleme neticesinde herhangi bir disiplin suçu gerektirecek bulgu saptanmamışsa, haklarında görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek, amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak, amirine ve maiyetindekilere, iş arkadaşlarına veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek fiillerine istinaden işlem yapılması talebinde bulunulduğu, 3.3. Söz konusu dilekçeler, inceleme raporu görüşü ve Op. ‘ın Eskişehir Valiliğine vermiş olduğu 23/11/2020 tarihli dilekçesi ve 26/11/2020 tarih ve sayılı ve 24/11/2020 tarih ve sayılı CİMER başvurusu ile Op. ‘in muhtelif tarihli başvurularında geçen iddiaların birleştirilerek incelenmesi neticesinde tanzim edilen 12/01/2021 tarihli disiplin soruşturma raporunda; Op. hakkında 657 sayılı DMK 125 maddesi B/l fıkrası uyarınca
“Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak.” fiilinden KINAMA cezası ile tecziye edilmesinin uygun olacağının belirtildiği, 3.4. Kınama cezasının savunma alınması neticesinde uygulanmasını müteakip İl Disiplin Kuruluna yapılan itiraz neticesinde dilekçesinde değinmiş olduğu hususların tarafına verilen KINAMA cezasını kaldıracak nitelikte olmadığı ve çeşitli nedenlerle aldığı disiplin cezalarının olduğu anlaşıldığından, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 135 inci maddesine istinaden itirazın REDDİNE…” karar verildiği, Hususları bildirilmiştir.
4. Başvuran; muhtelif tarihlerde farklı makam ve mercilere verdiği dilekçeler, CİMER veya e-posta ile yönetim hakkındaki iddia ve şikâyetlerini bildirmiş, ayrıca şikâyete konu inceleme/soruşturma raporu ile disiplin soruşturma raporunun tarafına verilmesini talep etmiştir.
5. İdare tarafından, başvuranın söz konusu başvurularının birleştirilerek verilen 10/02/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda, başvuranın diğer iddia ve taleplerine verilen yanıtların yanı sıra, işbu kararın konusunu oluşturan inceleme ve soruşturma raporlarına yönelik talepleri hakkında,
“Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan 25.11.2020 tarihli başvuruda geçen yöneticiler hakkında yapılan soruşturmanın sonuç gerekçesinin tarafına gönderilmediği hakkında yapılan inceleme/soruşturma raporunda; “Adı geçenlerin talepleri arasında geçen gerekçesi bildirilmedi isteği ise Disiplin Soruşturması bir Mahkeme aşaması olmayıp gerekçeli karar gibi bir karar da yazılmamaktadır. Raporun tahlil bölümünde iddialar ayrıntılı olarak tahlil edildikten sonra bir kanaat bildirilmektedir. Evrakların incelenmesinden de raporun sonucundan adı geçen şikâyetçi ve şikâyet edilenlerin bilgilendirildiği görülmektedir. Mevzuatlarda da belirtildiği üzere kişiler haklarında yapılan soruşturma sonucu herhangi bir suç tespiti yapılmazsa karşı taraf hakkında şikâyette bulunabilirler, bu da onların yasal hakkıdır” diye belirtildiği, Müdürlük Makamının 22/02/2020 tarih ve sayılı onayı ile inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinden 20/07/2020 tarihinde rapor tanzim edildiği ve akabinde rapor sonucunun Yunus
Emre Devlet Hastanesi Baştabipliğince 07/08/2020 tarihinde tarafına tebliğ edildiği,”
Hususlarının belirtildiği, ancak başvuranın talep ettiği bilgi ve belgelerin tarafına iletilmediği tespit edilmiştir.
6. İdare ile yapılan görüşmeler ve başvuranın UYAP bilgilerinin tetkikinden, bahsekonu disiplin cezasına karşı Eskişehir 1. İdare Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, ayrıca başvuranın görev yerinin değiştiği öğrenilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
7. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 7.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 7.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 7.3. “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesinde “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…” 7.4. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 7.5. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ncı maddesinde, “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. …”;
7.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde, “…(Ek fıkra:
7/5/2010-5982/8 md.) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (Ek fıkra:
7/5/2010-5982/8 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. …”;
8. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19 uncu maddesinde; “Herkes, görüş ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir: Bu hak, müdahale söz konusu olmaksızın … bilgi ve düşünceleri her türlü medya yoluyla aramak, almak ve yaymak özgürlüğünü içerir.” hükmüne, 9. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10 uncu maddesi; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak,…haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.…Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda…başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi…için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” 10. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinde, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 11. 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; 11.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”; 11.2. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir. …”; 11.3. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde, “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”; 11.4. “Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme” başlıklı 9 uncu maddesinde; “İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir. ”, 11.5. “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler ” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır. ”, 12. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun;
12.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” 12.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi “Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.” 12.3. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi “Bu Kanunun uygulanmasında; … d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi… ifade eder.” 12.4. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesi “(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. … e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.” 12.5. “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 6 ncı maddesi “(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” 12.6. “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinde “(1) Veri sorumlusu; a)
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. …” hükümlerini amirdir.
13. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında
Yönetmelik’in “İdari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 30 uncu maddesinde; “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır”
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme
15. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle, idareye şikâyeti üzerine açılan ilk soruşturmada muhakkikin gerekçelerini sunduğu sonuç raporunun ve ilgililerin ifadelerinin, Başhekimin kendisi hakkındaki şikâyeti üzerine açılan ve kınama cezası verilen soruşturmada
Başhekim ve yardımcısının hakkındaki şikâyet dilekçelerinin, hakkında alınan ifadelerin ve muhakkikin gerekçesini bildirdiği sonuç raporunun tarafına yazılı olarak tebliğ edilmesini Kurumumuzdan talep etmiştir.
16. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın haber ve görüş alma ve verme özgürlüğünü kapsadığı, gerekli hallerde hakkın sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabileceği belirtilmiştir. (Bkz. prg. 5-6) Anayasanın 26 ncı maddesinde de; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağı belirtilmiş, bu suretle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilmiştir.
17. Anayasanın 74 üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu belirtilerek, bilgi edinme hakkı ayrıca ve açıkça güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup, hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, bilgi edinme hakkı da mutlak bir hak olmayıp, ilgili mevzuatı kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulabilecektir.
18. Anayasa Mahkemesinin 4.12.2014 tarihli ve E:2013/114 ve K:2014/184 sayılı kararında “Bilgi edinme hakkı, yönetilenlerin yönetenleri denetleyebilmesinin, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesinin önemli bir aracı olarak işlev görmektedir. Bilgi edinme hakkı, devletin demokratik niteliğinin geliştirilmesi ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması hususlarında önemli bir rol oynadığından, demokratik hukuk devletinde vazgeçilmez bir hak niteliğine sahip bulunmaktadır. Bu hakkın sınırlanmasını öngören düzenlemelerin de Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen güvencelere ve bu bağlamda ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği açıktır.” denmek suretiyle, bilgi edinme hakkına getirilecek sınırlamanın çerçevesi çizilmiştir.
19. Bilgi edinme hakkının kanuni çerçevesi 9/10/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4982 sayılı Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu ile çizilmiştir. Kanunun amacı demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
20. Kanunun 4 üncü maddesinde herkesin bilgi edinme hakkı olduğu belirtilmiş; Kanunun 5 inci maddesinde ise kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Buna göre, bilgi edinme herkes için kanuni bir hak, bilgi vermek ise kamu kurum ve kuruluşları için, Kanunun istisna saydığı haller dışında, kanuni bir yükümlülüktür.
21. Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanunun 4. Bölümünde bilgi edinme hakkının sınırları düzenlenmiş ve 13 adet istisnaya yer verilmiştir. Bilgi Edinme
Değerlendirme Kurulu (BEDK) bu istisnaların uygulanma biçimini 22/06/2005 tarihli ve 2005/476 Karar sayılı kararında; “…4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Bu hükme göre bilgi edinme hakkının başvuru yoluyla kullanılabilmesi için ilgililik şartı aranmamaktadır. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası
ise “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla 4982 sayılı
Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu Kanun’un getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.” şeklinde belirtmiştir.
22. Somut dosyada başvuran, çalıştığı idareye yaptığı şikâyetler üzerine hazırlanan 20/07/2020 tarihli inceleme/soruşturma raporu ile 07/01/2021 tarihli disiplin soruşturma raporunu talep etmektedir.
23. İnceleme/Soruşturma raporunun incelenmesinden; başvuran ve bir diğer hekimin hastane yönetimi hakkında yaptığı şikâyetleri üzerine 28/02/2020 tarihinde başlatılan incelemenin 20/07/2020 tarihinde tamamlandığı, raporun sonucunun Eskişehir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 28/07/2020 tarihli ve sayılı yazısıyla başvurana tebliğ edildiği görülmüştür. Başvuranın raporun tarafına verilmesi için 07/10/2020 tarihli CİMER başvurusu ile bilgi edinme talebinde bulunduğu, yanıt verilmemesi üzerine 03/11/2020 tarihinde tekrar CİMER başvurusu yaptığı, bu başvuru üzerine idare tarafından CİMER üzerinden verilen 18/11/2020 tarihli yanıtta “07/10/2020 tarihli CİMER başvurusunun Müdürlüğe CİMER üzerinden 13/11/2020 tarihinde geldiği, gereği için ilgili birime gönderildiği” bilgisinin verildiği, son olarak CİMER üzerinden verilen 20/11/2020 tarihli yanıtta ise 4982 sayılı Kanunun Uygulama
Yönetmeliğinin 30 uncu maddesinde yer alan idari soruşturmalarla ilgili hüküm gerekçe gösterilerek talebin reddedildiği tespit edilmiştir. Başvuran 25/11/2020 tarihinde konuyla ilgili olarak Kurumumuza şikâyette bulunmuştur.
24. Disiplin Soruşturma Raporunun incelenmesinden ise; soruşturmanın 02/12/2020 tarihinde başlayarak 07/01/2021 tarihinde sonuçlandırıldığı, soruşturmanın seyri ve tahlil başlıklı bölümde başvuranın yöneticiler hakkında yapılan soruşturmanın sonuç gerekçesinin kendilerine gönderilmediği ile ilgili iddialarının incelendiği, netice ve kanaat bölümünde bu hususta “muhakkik tarafından 20/07/2020 tarihinde rapor tanzim edildiği, rapor sonucunun Yunus Emre Devlet Hastanesi Baştabipliğince 07/08/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği, muhakkikin başvuranı ifadeye davet ettiği ve ifade sırasında ve sonrasında başvuranın muhakkikten ek süre talep etmediğinin görüldüğü…” ifadelerine yer verildiği tespit edilmiştir.
25. Bilgi edinme hakkının istisnalarından biri, 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde düzenlenen “idarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgelere” ilişkindir. Anılan madde hükmünde, kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek nitelikte olan bilgi ve belgeler
Kanunun kapsamı dışında bırakılmıştır.
26. Öncelikle ifade edilmesi gerekir ki, 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yer alan “kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen idari soruşturmalar …kanun kapsamı dışındadır.” ifadesi ile ancak devam eden bir soruşturma ile ilgili olarak bilgi edinme başvurusunun reddedilebileceği anlaşılmaktadır (Döner, Ayhan, Şeffaf Devlette Bilgi Edinme Hakkı ve Sınırları, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2010, s. 247). Burada
Kanun koyucu, tamamlanmış idari soruşturmalara ilişkin bilgi-belgelerin Kanunun 19 uncu maddesi bakımından bir istisna niteliği taşımadığı yönünde irade oluşturmuştur.
27. Nitekim Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’nun 12/04/2006 tarihli ve sayılı kararında
“İtiraz sahibinin itiraz dilekçesinden bilgi edinme başvurusu ile talep ettiği soruşturma raporunun hali hazırda Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden ceza davasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Durum karşısında yürütülen idari soruşturmanın sonuçlanmış olup, konunun mahkeme önüne taşınmış olduğu görüldüğünden 4982 sayılı Kanunun idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgeler için istisna hallerini düzenleyen 19 uncu maddesinin başvuru bakımından uygulanma imkânı kalmamıştır. Ceza yargılamalarının aleni olup, iddia ve savunma makamlarının mahkeme önünde delil getirebilme serbestileri dikkate alındığında söz konusu soruşturma raporunun başvuru sahibi kişiye verilmesinde 4982 sayılı Kanun bakımından herhangi bir kısıtlamanın olamayacağı kabul edilmelidir.” denmek suretiyle tamamlanmış idari soruşturmalarda Kanunun 19 uncu maddesine atıfla bilgi edinme taleplerinin reddedilemeyeceğini belirtmiştir.
28. Bilgi edinme başvurusuna konu edilen bilgi veya belgelerin idari soruşturma kapsamında kalması durumunda da, doğrudan talebin bilgi edinme hakkının kapsamı dışında kaldığı söylenemeyecektir. Bilgi edinme başvurusu, ancak Kanunun 19 uncu maddesinde belirtilen dört durumdan biri veya birkaçının birlikte bulunduğu tespit edilirse, istisna kapsamında değerlendirilebilir. Talebin bilgi edinme hakkının dışında kaldığını iddia eden idare, iddiasını ispatlama külfeti altındadır.
29. Bilgi edinme başvurusuna muhatap olan idarenin, Kanunun 19 uncu maddesinde dört bent halinde belirtilen şartlardan hangisinin gerçekleştiğini somut ve maddi olaylarla açıklayarak gerekçeli bir şekilde başvuruyu değerlendirmesi gerekmektedir (Kaya, Cemil, İdare Hukukunda Bilgi Edinme Hakkı, Seçkin Yayıncılık, 2005, s.262).
30. Bir diğer ifadeyle, idari soruşturmalarla ilgili olarak istenen bilgi ve belgeler 4982 sayılı
Kanunun 19 uncu maddesinde yer alan istisnalardan en az birisinin kapsamına girmiyorsa başvuru sahibine verilmek zorundadır. 19 uncu madde kapsamında bilgi edinme başvurusunun reddedilebilmesi için sadece idari soruşturmanın varlığı yeterli olmayıp, ilgili hükümde düzenlenen diğer şartlardan birinin de gerçekleşmiş olması ve hangi şartın gerçekleştiğinin de maddi olaylara dayanarak açıklanması, olayların gerçekleştiğinin belgelendirilmesi ve olayların hukuki nitelendirmesinin doğru yapılmış olması gerekmektedir. 4982 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi
“İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur.
Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir” hükmünü amirdir. Anayasamız Türkiye
Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu değiştirilemez hükümleri arasında belirtmiştir.
Demokratik bir hukuk devletinde hak ve özgürlükler asıl, sınırlamalar ise istisnadır. Dolayısıyla bilgi edinme hakkı geniş, bu hakkın istisnaları ise dar ve amaca uygun yorumlanmak zorundadır. (Bkz: BEDK 2005/476 Karar sayılı 22/06/2005 tarihli kararı, BEDK 2005/422 Karar Sayılı, 01/06/2005 Karar tarihli Kararı)
31. Kanunun 19 uncu maddesinin (a) bendinde, yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkının dışında sayılmıştır. Özel hayatın gizliliği, idari soruşturmalar bakımından bir istisna teşkil etmesinin yanı sıra Kanunun 21 inci maddesinde de ayrıca bir istisna hali olarak düzenlenmiştir. Anılan madde “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği
hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
32. Bilgi edinme hakkının kapsamı içerisinde olduğu ifade edilen Kanun’un 21. maddesindeki niteliklere sahip bir bilgi veya belgenin genel, objektif bir şekilde sayılması ve tanımlanması da mümkün değildir. Bu noktada idare, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapmalı, bilgi veya belgelere erişimde kişilerin çıkarı ile bilgi ve belgelerin gizliliğindeki kamu yararı arasında adil bir denge kurarak, hakkın özünün ortadan kaldırmayacak şekilde Kanunda yer alan istisnaları dar yorumlamalıdır.
33. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun kararları bu yönde incelendiğinde, kişinin özel hayatına haksız bir müdahale oluşturacak nitelikte olmayan, başvurucunun kişisel haklarını yakından ilgilendiren, örneğin yapmış olduğu bir şikâyetin haklılığını kanıtlamasını sağlayabilecek nitelikte olan taleplerin, kamuoyuna yansıyan kusurların veya suçların ortaya çıkmasını sağlayabileceğinden kamu yararı gereği bilgi edinme hakkı kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirttiği görülmektedir. (BEDK, K.T.
11/2/2005, K.S. 2005/76; Aynı yönde bkz. BEDK, K.T. 7/9/2005, K.S. 2005/619, BEDK, K.T. 17/1/2005, K.S. 2005/38; BEDK,
K.T. 6/4/2005, K.S. 2005/222. BEDK, K.T. 25/10/2004, K.S 2004/140; BEDK, K.T. 1/6/2005, K.S. 2005/409)
34. Başvuru sahibinin itiraz dilekçesinde hakkında düzenlenen bir ön inceleme raporunun bulunduğu ve buna göre disiplin cezası almış olduğunu belirttiği ve hakkında düzenlenen müfettiş raporlarının kendisine verilmesi talebine ilişkin olarak BEDK 2005/55 Karar sayılı 31/01/2005 tarihli kararında; kişinin çalışma hayatını ve meslek onuru etkileyecek nitelikte sonuçlar doğuran müfettiş raporlarının kendisine verilmesi gerektiğini, bu nitelikteki raporların Bilgi Edinme Hakkı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında mütalaa edilemeyeceğini, Raporun 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yer alan; Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek bilgi ve belgelerden kabulünün mümkün olmadığını belirtmiştir.
35. Kurum içi husumetin ortaya çıkacağı gerekçesiyle açıklanmayan bir bilgi edinme başvurusunda ise
Kurul; “Üçüncü kişilerin ifadelerinin açıklanmasının bunların özel hayatına müdahale oluşturacak olması da geçerli kabul edilmemelidir. Herkesin kendisi hakkında kimin hangi suçu isnat ettiğini öğrenme hakkı vardır.” demek suretiyle, kendisi hakkında sonuç doğuran bir idari soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişiminin kişilerin özel hayatına haksız müdahale doğurmayacağına işaret etmiştir.
(BEDK, KT. 31.01.2005, KS. 2005/50)
36. Bu kapsamda yapılan başvurularda, Kurul tarafından örneğin teftiş kurulu ve müfettiş tahkikat raporlarının veya soruşturma ve ceza raporlarının ilgili kişiye verilmesi gerektiğine karar verildiği görülmektedir.(BEDK, 20.9.2004, KS. 2004/107; BEDK, 25.10.2004, KS. 2004/139)
37. Muhtelif BEDK kararlarında “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde kişilerin özel hayatına açıkça müdahale sonucunu doğuracak bilgi ve belgeler bilgi edinme kapsamı dışındadır. Dolayısıyla neticelenen bir idari soruşturmaya ilişkin bu hükmün ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Ayrıca başvurucunun kendisi hakkında sonuç doğuran bir idari soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimin kişilerin özel hayatına haksız müdahale doğurması da söz konusu değildir. Kanun uyarınca başvurucuya bilgi ve belgelerin verilmesi gerekmektedir.” dendiği görülmüştür. (BEDK, KT. 17.1.2005, KS. 2005/40; BEDK,
KT. 6.12.2004, KS. 2004/201; BEDK, KT. 18.08.2005, KS. 2005/580, BEDK, KT. 18.08.2005, KS. 2005/581.)
38. Uyuşmazlığın çözümü amacıyla; ilgili idare Kurumumuzca telefonla aranarak dostane çözüme davet edilmiştir. İdarece, talebin 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında kalmasının yanı sıra bahse konu raporda üçüncü kişilere ait ifadelerin bulunduğu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması
Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler gerekçeleriyle dostane çözüm talebine olumsuz yanıt verilmiştir.
39. Özel hayatın gizliliği hakkının özel bir biçimi olan kişisel verilerin korunması hakkı Anayasanın özel hayatla ilgili 20 nci maddesine 2010 yılında eklenen son fıkrada düzenlenmiştir. Anılan fıkrada, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi kapsadığı ifade edilmiştir.
40. Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esaslar 2016 tarihli 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda belirlenmiştir. Anılan Kanunda kişisel veri
“Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmış olup; veri sorumluları kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemekle yükümlüdür.
41. Kişisel veriler, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda ayrı bir istisna olarak düzenlenmemiştir. Ancak yazında “özel hayatın gizliliği hakkının kişisel verilere göre daha geniş kapsamlı olduğu, özel hayatın gizliliğinin kişisel verilerin korunmasını da kapsadığı” belirtilmektedir (Akgül, Aydın, Danıştay ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kişisel Verilerin Korunması, 2. Bs., İstanbul, 2016).
42. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda istisnalar arasında yer verilen “özel hayatın gizliliği”, kişisel verilerin korunmasını da kapsamakta ancak söz konusu Kanun, bu istisnaya birtakım sınırlamalar getirdiği için kişisel verilerin korunması ile bilgi edinme hakkının çatışması doğrudan bu yasal düzenleme ile çözüme kavuşturulamamaktadır. Bu sebeple bir başkasına ait kişisel verilerin veya bu kişisel verileri içeren bir bilgi veya belgenin talebi hâlinde, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’ndaki ve Kişisel Verilerin Korunması
Kanunu’ndaki yasal düzenlemeler ile Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kurallar birlikte değerlendirilerek bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulması sağlanmalıdır. (Doç. Dr. F. Ebru GÜNDÜZ – Dr. Öğr. Üyesi İsmail YAZICIOĞLU, Bilgi Edinme Hakkı
Çerçevesinde Kişisel Verilerin Korunması, Anayasa Yargısı, Cilt: 38, Sayı 1, Haziran 2021, https://ayam.anayasa.gov.tr/media/6537/38_1_tumu.pdf , Erişim tarihi: 04/08/2021).
43. Bilgi edinme hakkı kapsamında talep edilen bilgi veya belgelerde kişisel verilerin bulunması durumunda, söz konusu kişisel verilerin kapatılarak verilmesi mümkünse ve bu halde verilen bilgiler bilgi edinme hakkının etkin bir şekilde kullanımına olanak sağlıyorsa, talep edilen bilgi veya belgelerin bu şekilde paylaşılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 9 uncu maddesinde yer alan “İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.” hükmünü amirdir. Bu kapsamda, bilgi veya belgelerdeki bir başkasına ait kişisel verilerin, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gereğince “açıklanması yasaklanan bilgiler” olarak kabulü gerektiği ve 9. madde hükmü uyarınca kişisel veriler içeren bilgi veya belgelerde uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.
44. Kendileri hakkındaki soruşturma raporlarına, sicil raporlarına ve özlük dosyalarına ulaşmak isteyen başvurucuların talepleriyle ilgili olarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun, varsa üçüncü kişilere ait bilgiler çıkarıldıktan sonra talep edilen belgelerin onaylı suretlerinin başvuruculara verilmesini
kararlaştırdığı görülmektedir. (BEDK, K.T. 11/10/2004, K.S. 2004/128; BEDK, K.T. 11/10/2004, K.S. 2004/129; BEDK,
K.T. 25/10/2004, K.S. 2004/140; BEDK, K.T. 6/5/2005, K.S. 2005/308)
45. Benzer şekilde, Kurumumuza yapılan başvurular üzerine verilen Tavsiye Kararlarında da üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkan veren her türlü bilgi ve ifadenin, 4982 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesi çerçevesinde çıkarılmak/karartılmak suretiyle başvuru sahiplerinin erişimine sunulmasına karar verildiği tespit edilmiştir. (KDK, K.T. 09/08/2019 B.N. 2019/2185 Tavsiye Kararı, K.T. 29/08/2019
B.N. 2019/5350 Tavsiye Kararı, K.T. 16/09/2019 B.N. 2019/6396 sayılı Tavsiye Kararı)
46. Son olarak, demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereği olan bilgi edinme hakkının kendisi vazgeçilmez haklardan biri olmakla birlikte, diğer temel hakların kullanılmasında önemli bir rol oynadığı; somut dosya bağlamında, özellikle idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği ve kişilerin hukuksal durumlarını etkileyen işlemler karşısında “hak arama yollarının” etkin bir şekilde kullanabilmesinin çok önemli bir aracı olduğu ifade edilmelidir.
47. Danıştay 8. Dairesi, 2014/8893 E. ve 2015/3715 K. sayılı kararında, iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama hürriyetinin temelini” oluşturduğunu ifade ederken “Bu hakkın öngörülen şekilde kullanılabilmesi, idari işlem veya eylemle ilgili tüm tespit ve kanıtların bilinmesi, buna bağlı argümanlar geliştirilerek aksi yönde tespit ve kanıtların sunulmasıyla mümkündür. Bu kapsamda, bireylerin dilek ve şikâyetleri hakkında idari makamlara başvuruda bulunmaları ve bilgi edinme haklarını kullanmaları, eşitlik, tarafsızlık hukuki güvenlik ve açıklık ilkeleri temelinde demokratik ve şeffaf yönetimin bir gereğidir. Bu nedenle, kamusal yetki kullanılırken bireylerin tam ve gereğince bilgilendirilmeleri gerekmektedir.” demek suretiyle bilgi edinme hakkının hak arama hürriyetinin önemli bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
48. Danıştay 1. Dairesinin K. 2002/26 ve E. 2002/52 sayılı kararında ise; disiplin soruşturması sonucunda yetkili makamlarca bir disiplin cezası verilmesinin icrai ve kesin nitelikleri haiz bir idari işlem olduğu, disiplin soruşturması evresinde yapılan soruşturma işlemlerinin ise icrai olmayan hazırlık işlemleri olarak kabul edildiği belirtildikten sonra “Disiplin soruşturmasının yapıldığı aşamada bir belirsizlik arz eden bu durum, ilgilinin savunmasının istendiği andan itibaren savunma hakkının gerekleri açısından sonuç doğurabilecek nitelikte kabul edilmelidir. Bu nedenle de, disiplin soruşturmasında ilgilinin savunmasının istendiği andan itibaren disiplin soruşturmasının amacını tehlikeye düşürebilecek belgeler ile sicil dosyası hariç, ilgilinin veya avukatının disiplin dosyasının tamamını incelemeye ve istediği belgenin bir örneğini almaya hakkı bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir.” Demek suretiyle, savunma hakkı kapsamında yapılacak taleplerde idarelerce bilgi edinme hakkının etkin bir şekilde uygulanmasının önemine işaret etmiştir.
49. Yukarıdan bu yana anlatılanlar ışığında Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma sonucunda; 49.1. 20/07/2020 tarihli inceleme raporunun başvuran tarafından 07/10/2020 tarihinde talep edildiği, diğer bir ifadeyle raporun talebe konu edildiği tarihte tamamlanmış olduğu, dolayısıyla 4982 sayılı Kanunun idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgeler için istisna hallerini düzenleyen 19 uncu maddesinin başvuru bakımından uygulanma imkânı kalmadığı; 49.2. 07/01/2021 tarihli Disiplin Soruşturma Raporunun ise başvuran tarafından idareden talep tarihi açıkça tespit edilememekle birlikte, Kurumumuza yapılan işbu başvuru tarihi esas alındığında soruşturmanın tamamlanmış olduğu ve dostane çözüm davetine olumsuz yanıt verildiği dikkate alındığında bu raporun da
4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi uyarınca istisna kapsamında kalmadığının açık olduğu tespit
edilmiştir. Bu gerekçeyle, idarece bahse konu raporların 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi, Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 30 uncu maddesi, 6698 sayılı Kanun ya da konunun yargıya intikal etmiş olması gerekçe gösterilerek reddedilmesinin hukuka uyarlı olmadığı değerlendirilmiştir.
49.3. Öte yandan, bahse konu raporlarda kişinin kendisiyle ilgili olmayan kişisel bilgilerin de yer aldığı anlaşılmış olup; 4982 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkân veren her türlü bilginin çıkartılması /karartılması suretiyle söz konusu raporların başvuru sahibinin erişimine sunulması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 50. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak idare tarafından başvuranın dilekçesine verilen cevabi yazıda yukarıda açıklanan bilgi edinme hakkı ile ilgili ilkelere ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun hareket edilmediği değerlendirilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
51. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Eskişehir İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Başvuranın talebine konu 20/07/2020 tarihli inceleme raporunu ile 07/01/2021 tarihli Disiplin Soruşturma
Raporunun onaylı birer suretinin, bahse konu raporlardaki üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkân veren her türlü bilginin çıkartılması /karartılması suretiyle başvuranın erişimine açılması amacıyla SAĞLIK BAKANLIĞI’NA (ESKİŞEHİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ)
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Sağlık Bakanlığı ile Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’ne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi