|
ÖZET: Bu karar, başvuranın yürütülen idari soruşturmaya ilişkin bilgi edinme talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Anayasa’nın 74. maddesi, herkesin bilgi edinme hakkını güvence altına alırken, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, kamu kurumlarının bu hakkı etkin bir şekilde sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Başvuran, idari soruşturma dosyasına erişim talep etmiş, ancak idare bu talebi, söz konusu bilgilerin gizliliği gerekçesiyle reddetmiştir.
4982 sayılı Kanun’un 19. maddesi, idari soruşturmalarla ilgili bilgilerin açıklanmasının belirli durumlarda yasak olduğunu belirtse de, tamamlanmış bir soruşturma hakkında bilgi edinme talebinin reddedilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, başvuranın talep ettiği belgelerin, üçüncü kişilere ait kimlik bilgileri gizlenerek verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, idarenin bilgi edinme talebini reddetmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Bu karar, bilgi edinme hakkının önemini ve idarenin bu hakkı kısıtlayıcı tutumlarının denetlenmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/10539-S.22.16276
BAŞVURU NO : 2022/5886
KARAR TARİHİ : 18/08/2022
TAVSİYE KARARI
.
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; hakkında yürütülmüş olan idari soruşturmaya ilişkin bilgi edinme talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; olarak görev yapmaktayken Valilik Makamının 16/12/2020 tarih ve sayılı Oluru ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerince bir soruşturmaya tabi tutulduğunu, yapılan tahkikat neticesinde herhangi bir suçunun olmadığı tespitiyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, bahse konu soruşturmada, ”görevlendirildiğinden beri okula uğramayıp ek ders ücreti alarak haksız kazanç sağladığı, e-imzasını başkasına kullandırdığı, müdür yardımcısını müdür diye tanıttığı, ilçe müdürünün akrabası diye bu okula görevlendirildiği…” gibi suçlamalar ile muhatap olduğunu, bu iddiaların kasıtlı olarak öne sürüldüğünü düşündüğünü, bu nedenle soruşturmaya konu şikâyetçi bilgilerini ve şikâyete konu belgeleri CİMER üzerinden İl Milli Eğitim Müdürlüğünden talep ettiğini ancak Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu’nun 9, 19 ve 21’inci maddeleri gerekçe gösterilerek talebinin reddedildiğini, bunun üzerine Bilgi
Edinme ve Değerlendirme Kuruluna itirazda bulunduğunu ancak itirazının da reddedildiğini, görev yaptığı okuldan ve memuriyetten ayrılmış olmasına rağmen bahse konu bilgi ve belgelerin tarafına verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, nitekim soruşturmayı etkileyecek ya da mağduriyet yaratacak hiçbir durumun söz konusu olmadığını iddia ve ifade ederek bahse konu soruşturmaya ilişkin şikâyetçi bilgilerinin, şikâyet dilekçesinin ve şikâyetçinin sunduğu belgelerin tarafına verilmesini, şikâyetçi adı gizli tutulacaksa da şikâyetçi ismi gizlenerek tarafına bilgi ve belgelerin verilmesini, herhangi bir şikâyetçi yok ise resen soruşturma açıldığının tarafına bildirilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 30/05/2022 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; başvuran hakkında eğitim müfettişleri tarafından rapor düzenlendiği, başvuranın CİMER başvurusu ile şikâyetçi bilgileri ve şikâyete konu belgeleri talep ettiği ancak 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 9, 19 ve 21’inci maddesi kapsamında olduğundan başvuruya konu bilgi ve belgelerin başvurana verilmesinin uygun görülmediği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde: “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun;
5.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde: “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”
5.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.”
5.3. “Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme” başlıklı 9’uncu maddesinde: “İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.”
5.4. “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 19’uncu maddesinde: “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b)
Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c)
Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.”
5.5. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesinde: “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran; hakkında yürütülmüş olan idari soruşturmaya ilişkin bir takım bilgi ve belgelerin bilgi edinme hakkı kapsamında tarafına verilmesini talep etmektedir.
8. Anayasa’nın 74’üncü maddesinde; herkesin, bilgi edinme hakkına sahip olduğu belirtilerek bilgi edinme hakkı açıkça güvence altına alınmıştır. Bilgi edinme hakkı, idarenin tek taraflı iradesiyle, kişilerin ve toplumun hukuki durumunda değişiklik oluşturan eylem, işlem ve kararlarına ilişkin bilgilerin herhangi bir özel yararın ispatına gerek olmaksızın bireyler tarafından elde edilebilmesini garanti altına alan bir insan hakkıdır ve hakkın sahibi olan kişiye idareden bilgi ve belge elde edebilme yetkisi verirken hakkın muhatabı olan idareye ise bilgi ve belge verme ödevi yüklemektedir (Ayhan DÖNER, Şeffaf Devlette Bilgi Edinme Hakkı ve Sınırları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Kasım 2010, s.98).
9. Yönetimde şeffaflığın, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden olan bilgi edinme hakkı; bireylere daha yakın bir yönetimi ve halkın denetimine açıklığı sağlama noktasında önemli bir rol oynamaktadır. Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 5’inci maddesi ile kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanun’da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Buna göre, bilgi edinme herkes için bir hak, bilgi vermek ise kamu kurum ve kuruluşları için, Kanun’un istisna saydığı haller dışında bir yükümlülüktür. Dolayısıyla 4982 sayılı Kanun kapsamında yapılan bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu Kanun’un getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.
10. Bilgi edinme hakkının istisnalarından biri, 4982 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesinde düzenlenmiş olan
“idarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgelere” ilişkindir. Anılan madde hükmünde, kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek nitelikte olan bilgi ve belgeler
Kanun’un kapsamı dışında bırakılmıştır.
11. Öncelikle ifade edilmesi gerekir ki 4982 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesinde yer alan “kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen idari soruşturmalar …kanun kapsamı dışındadır.” ifadesi ile ancak devam eden bir soruşturma ile ilgili olarak bilgi edinme başvurusunun reddedilebileceği anlaşılmaktadır (Döner, 2010, s. 247). Burada Kanun koyucu, tamamlanmış idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin Kanun’un 19’uncu maddesi bakımından bir istisna niteliği taşımadığı yönünde irade oluşturmuştur.
12. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 12/04/2006 tarihli ve sayılı kararında da “İtiraz sahibinin itiraz dilekçesinden bilgi edinme başvurusu ile talep ettiği soruşturma raporunun hali hazırda
Mahkemesinde devam eden ceza davasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Durum karşısında yürütülen idari soruşturmanın sonuçlanmış olup, konunun mahkeme önüne taşınmış olduğu görüldüğünden 4982 sayılı Kanunun idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgeler için istisna hallerini düzenleyen 19 uncu maddesinin başvuru bakımından uygulanma imkânı kalmamıştır. Ceza yargılamalarının aleni olup, iddia ve savunma makamlarının mahkeme önünde delil getirebilme serbestileri dikkate alındığında söz konusu soruşturma raporunun başvuru sahibi kişiye verilmesinde 4982 sayılı Kanun bakımından herhangi bir kısıtlamanın olamayacağı kabul edilmelidir.” denmek suretiyle tamamlanmış idari soruşturmalarda Kanun’un 19’uncu maddesine atıfla bilgi edinme taleplerinin reddedilemeyeceği belirtilmiştir.
13. Bilgi edinme başvurusuna konu edilen bilgi veya belgelerin, idari soruşturma kapsamında kalması durumunda bile talebin doğrudan bilgi edinme hakkının kapsamı dışında kaldığı söylenemeyecektir. Zira bilgi edinme başvurusu ancak Kanun’un 19 uncu maddesinde belirtilen dört durumdan biri veya birkaçının birlikte bulunduğu tespit edilirse istisna kapsamında değerlendirilebilir. Talebin bilgi edinme hakkının dışında kaldığını iddia eden idare, iddiasını ispatlama külfeti altındadır. Dolayısıyla bilgi edinme başvurusuna muhatap olan idarenin, Kanun’un 19’uncu maddesinde dört bent halinde belirtilen şartlardan hangisinin gerçekleştiğini somut ve maddi olaylarla açıklayarak gerekçeli bir şekilde başvuruyu değerlendirmesi gerekmektedir (Kaya, Cemil, İdare Hukukunda Bilgi Edinme Hakkı, Seçkin Yayıncılık, 2005, s.262). Bir diğer ifadeyle, idari soruşturmalarla ilgili olarak istenen bilgi ve belgeler 4982 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesinde yer alan istisnalardan en az birisinin kapsamına girmiyorsa başvuru sahibine verilmek zorundadır.
14. Bunlarla birlikte, Kanun’un 19’uncu maddesinin (a) bendinde, yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkının dışında sayılmıştır. Özel hayatın gizliliği, idari soruşturmalar bakımından bir istisna teşkil etmesinin yanı sıra Kanun’un 21’inci maddesinde de ayrıca bir istisna hali olarak düzenlenmiştir. Anılan maddede, kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgelerin, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu, kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgelerin, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabileceği öngörülmüştür. Bu kapsamdaki bilgi veya belgelerin genel, objektif bir şekilde sayılması ve tanımlanması mümkün değildir. Dolayısıyla bu noktada idare, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapmalı, bilgi veya belgelere erişimde kişilerin çıkarı ile bilgi ve belgelerin gizliliğindeki kamu yararı arasında adil bir denge kurarak hakkın özünün ortadan kaldırmayacak şekilde Kanun’da yer alan istisnaları dar yorumlamalıdır.
15. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun bu yöndeki kararları incelendiğinde; kişinin özel hayatına haksız bir müdahale oluşturacak nitelikte olmayan, başvurucunun kişisel haklarını yakından ilgilendiren, örneğin yapmış olduğu bir şikâyetin haklılığını kanıtlamasını sağlayabilecek nitelikte olan taleplerin, kamuoyuna yansıyan kusurların veya suçların ortaya çıkmasını sağlayabileceğinden kamu yararı gereği bilgi edinme hakkı kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirttiği görülmektedir (BEDK, K.T.
11/2/2005, K.S. 2005/76; Aynı yönde bkz. BEDK, K.T. 7/9/2005, K.S. 2005/619, BEDK, K.T. 17/1/2005, K.S.
2005/38; BEDK, K.T. 6/4/2005, K.S. 2005/222. BEDK, K.T. 25/10/2004, K.S 2004/140; BEDK, K.T. 1/6/2005, K.S.
2005/409).
16. Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna başvuru sahibi tarafından hakkında düzenlenen müfettiş raporlarının kendisine verilmesi talebiyle yapılan başvuru üzerine verilmiş olan 31/01/2005 tarihli ve sayılı kararda; kişinin çalışma hayatını ve meslek onuru etkileyecek nitelikte sonuçlar doğuran müfettiş raporlarının kendisine verilmesi gerektiği, bu nitelikteki raporların Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu’nun 19’uncu maddesi kapsamında mütalaa edilemeyeceği, raporun 4982 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesinde yer alan; kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek bilgi ve belgelerden kabulünün mümkün olmadığı vurgulanmıştır.
17. Kurum içi husumetin ortaya çıkacağı gerekçesiyle açıklanmayan bir bilgi hakkındaki başvuru üzerine ise Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu “Üçüncü kişilerin ifadelerinin açıklanmasının bunların özel hayatına müdahale oluşturacak olması da geçerli kabul edilmemelidir. Herkesin kendisi hakkında kimin hangi suçu isnat ettiğini öğrenme hakkı vardır.” demek suretiyle, kendisi hakkında sonuç doğuran bir idari soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişiminin kişilerin özel hayatına haksız müdahale doğurmayacağına işaret etmiştir (BEDK, KT. 31.01.2005, KS. 2005/50). Bu kapsamda yapılan başvurularda, Kurul tarafından örneğin teftiş kurulu ve müfettiş tahkikat raporlarının veya soruşturma ve ceza raporlarının ilgili kişiye verilmesi gerektiğine karar verildiği görülmektedir (BEDK, 20.9.2004, KS. 2004/107; BEDK, 25.10.2004, KS.
2004/139).
18. Muhtelif Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu kararlarında da “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde kişilerin özel hayatına açıkça müdahale sonucunu doğuracak bilgi ve belgeler bilgi edinme kapsamı dışındadır. Dolayısıyla neticelenen bir idari soruşturmaya ilişkin bu hükmün ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Ayrıca başvurucunun kendisi hakkında sonuç doğuran bir idari soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimin kişilerin özel hayatına haksız müdahale doğurması da söz konusu değildir. Kanun uyarınca başvurucuya bilgi ve belgelerin verilmesi gerekmektedir.” dendiği görülmüştür (BEDK, KT.
17.1.2005, KS. 2005/40; BEDK, KT. 6.12.2004, KS. 2004/201; BEDK, KT. 18.08.2005, KS. 2005/580, BEDK, KT.
18.08.2005, KS. 2005/581.).
19. Tüm bunların yanında, kişisel verilerin korunması hakkı Anayasa’nın 20’nci maddesinin son fıkrasında güvence altına alınmış olup kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esaslar 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda belirlenmiştir. Kişisel veriler, 4982 sayılı Kanun’da ayrı bir istisna olarak düzenlenmemiştir. Ancak; yazında, özel hayatın gizliliği hakkının kişisel verilere göre daha geniş kapsamlı olduğu ve özel hayatın gizliliğinin kişisel verilerin korunmasını
da kapsadığı belirtilmektedir (Akgül, Aydın, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında
Kişisel Verilerin Korunması, 2. Bs., İstanbul, 2016).
20. 4982 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde yer alan “İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.” hükmü kapsamında, bilgi edinme hakkı çerçevesinde talep edilen bilgi veya belgelerde kişisel verilerin bulunması durumunda, söz konusu kişisel verilerin kapatılarak verilmesi mümkünse ve bu halde verilen bilgiler bilgi edinme hakkının etkin bir şekilde kullanımına olanak sağlıyorsa, talep edilen bilgi veya belgelerin bu şekilde paylaşılması gerektiği değerlendirilmektedir.
21. Kendileri hakkındaki soruşturma raporlarına, sicil raporlarına ve özlük dosyalarına ulaşmak isteyen başvurucuların talepleriyle ilgili olarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun, varsa üçüncü kişilere ait bilgiler çıkarıldıktan sonra talep edilen belgelerin onaylı suretlerinin başvuruculara verilmesini kararlaştırdığı görülmektedir (BEDK, K.T. 11/10/2004, K.S. 2004/128; BEDK, K.T. 11/10/2004, K.S. 2004/129;
BEDK, K.T. 25/10/2004, K.S. 2004/140; BEDK, K.T. 6/5/2005, K.S. 2005/308).
22. Benzer şekilde, Kurumumuza yapılan başvurular üzerine verilen Tavsiye Kararlarında da üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkân veren her türlü bilgi ve ifadenin, 4982 sayılı
Kanun’un 9’uncu maddesi çerçevesinde çıkarılmak/karartılmak suretiyle başvuru sahiplerinin erişimine sunulmasına karar verildiği tespit edilmiştir (KDK, K.T. 09/08/2019 B.N. Tavsiye Kararı, K.T.
29/08/2019 B.N. Tavsiye Kararı, K.T. 16/09/2019 B.N. sayılı Tavsiye Kararı, K.T. 16/08/2021
B.N. Tavsiye kararı, K.T. 04/07/2022 B.N. Tavsiye Kararı).
23. Yukarıda yer verilen açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın bilgi edinmeye konu ettiği idari soruşturma dosyasının işlemden kaldırıldığı, dolayısıyla 4982 sayılı Kanun’un idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgeler için istisna hallerini düzenleyen 19’uncu maddesinin uygulanma imkânının kalmadığı, ayrıca başvuran tarafından üçüncü kişilere ait bilgilerin gizli tutulması gerekiyorsa bahse konu bilgi ve belgelerin tarafına bu şekilde verilmesinin de kabul edildiği, tüm bu sebeplerle İdare tarafından başvuranın bilgi edinme talebinin reddedilmesinin hukuka uyarlı olmadığı anlaşılmış olup 4982 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca üçüncü kişilere ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkân veren her türlü bilginin çıkartılması /karartılması suretiyle söz konusu bilgi ve belgelerin başvuranın erişimine sunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
/
25. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu
Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın talebine konu bilgi ve belgelerin, üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkân veren her türlü bilginin çıkartılması /karartılması suretiyle başvuranın erişimine açılması yönünde işlem tesis edilmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; Başvurana ve Milli Eğitim Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/