onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil istemli bir davada, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasını konu almaktadır. Davacı, Kemer ilçesinde bulunan bir taşınmazın kısmen orman sınırları içinde kaldığını iddia ederek, bu kısmın tapusunun iptalini ve Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, mahkemenin incelemesinin yetersiz olduğunu, haciz şerhinin bulunan taşınmaz üzerinde şerh sahiplerinin davaya katılımının sağlanmadığını ve Hazinenin taraf sıfatının yanlış gösterildiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararının, eksik araştırma ve inceleme ile verilmiş olduğunu, taşınmazın kadastro kayıtlarının ve orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgelerin dosyaya alınmadan hüküm tesis edildiğini vurgulamıştır. Bu nedenle, mahkemenin, taşınmazın kök parsellerinin tespit edilmesi ve gerekli belgelerin temin edilmesi için yeniden keşif yapılması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davalı şirket ve banka vekillerinin temyiz itirazlarını kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2022/1484 E.  ,  2024/4539 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    KARAR : Davanın kabulü

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili ve dahili davalı … Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde, davalı adına tapuda kayıtlı Kemer ilçesi Tekirova Beldesinde bulunan 460 parsel sayılı taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek orman tahdit sınırlarında kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, davalının elatmasının önlenmesine ve taşınmaz üzerindeki muhdesatların kal’ine karar verilmesini istemiş, 06.05.2015 tarihli celsede ise, dava dilekçesinde talep ettiği müdahalenin men’i ve kal talebinden feragat ettiğini bildirmiştir.
    Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonuncunda verilen; “davacının tapu iptali ve tescile yönelik talebin kabulü ile, 460 parsel sayılı tarla vasfında 20.518 metrekare taşınmazın, orman ve fen bilirkişilerinin 06.05.2015 havale tarihli raporunda ve ekinde krokide (A) ve (B) harfi ile işaretli toplam 6.753 metrekare bölümünün tapusunun iptali ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline, davacı men’i müdahale ve kal talebinden feragat ettiğinden bu hususta esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair karar, davalı … Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. ( Tat-Tur Turizm Tic. A.Ş.) vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2019/4357 Esas, 2019/6458 Karar sayılı kararıyla “mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde … Bankası lehine 12.08.2013 tarihli haciz şerhi olmasına karşın, şerh sahiplerinin davaya katılımı sağlanmaksızın, husumet yaygınlaştırılmadan yokluklarında dava görülüp sonuçlandırılmasının hatalı olduğundan icra dosyalarında haciz alacaklıları belirlenerek davaya katılımları sağlanarak husumetin yaygınlaştırılması, Hazinenin eldeki davada taraf sıfatı olmamasına rağmen gerekçeli karar başlığında davacı sıfatı ile gösterilmiş olmasının da doğru olmadığına” değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; “davacının tapu iptali ve tescile yönelik talebin kabulü ile, 460 parsel sayılı tarla vasfında 20.518 metrekare taşınmazın, orman ve fen bilirkişilerinin 06.05.2015 havale tarihli raporunda ve ekinde krokide (A) ve (B) harfi ile işaretli toplam 6.753 metrekare bölümünün tapusunun iptali ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline, davacı men’i müdahale ve kal talebinden feragat ettiğinden bu hususta esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş; hüküm, davalı … Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. (Tat-Tur Turizm Tic. A.Ş.) vekili ile dahili davalı … Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun), 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2. madde uygulaması, 1975 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 30.09.1976 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin komisyon çalışmaları da 15.06.1982 tarihinde ilan edilmiş, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 02.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu ise, 1972 yılında yapılıp, 08.03.1972 ila 07.04.1972 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda kesinleşmiştir.
    Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın arazi kadastrosu sonucunda oluşan geldi taşınmazı tam olarak belirlenmediği gibi, çekişmeli taşınmazın geldisi olan taşınmaz kayıtlarının hükmen oluştuğu tapu kütük sayfalarından anlaşılmasına karşın, hükmen tescile dayanak mahkeme dosyaları da eksiksiz olarak dosya kapsamına alınmamıştır. Öte yandan, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin tüm belgeler de eksiksiz olarak ilgili yerlerden temin edilmeden sonuca gidilmiştir. Bunlarla birlikte, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) sayılı Kadastro Kanununun 22/A madde uygulaması ve imar işlemlerinin yapıldığı, bu çalışmalar neticesinde çekişmeli parselin 67 ada 1 nolu parsel ile 158 ada 13 nolu parsele gittiği anlaşılmasına karşın, bu çalışmalara dair belgeler temin edilmeksizin, ilgili çalışmalar gözetilmeden karar verilmesi de hatalı olmuştur.
    Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dava konusu 460 parsel sayılı taşınmazın ifrazen oluştuğu anlaşılmakla; çekişmeli 460 nolu parselin geldisi olan 455 parsel sayılı taşınmazın geldiği (kök) parseller tespit edilerek, bu parsellerin kadastro sonucu oluştuğunun anlaşılması halinde, taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleşme tarihini de gösterecek biçimde onaylı örneklerinin, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının; kadastro dışı nedenle oluştuğunun anlaşılması halinde ise, taşınmazların oluşumlarına esas tüm bilgi ve belgelerin (hükmen kesinleşmiş iseler ilgili mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarının onaylı örneklerinin, varsa dava dosyalarının vs) ve ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte birbirini takip edecek şekilde tapu kayıtlarının (tapu kütük sayfalarının, tevhid, ifraz ve cins değişikliğine ilişkin tüm kayıtların) okunaklı suretlerinin getirtilerek dosya arasına konulması, taşınmazın bulunduğu yerde yapıldığı UYAP sorgulaması sonucunda anlaşılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A madde uygulaması ile imar uygulaması işlemlerine dair tüm bilgi ve belgelerin (kroki, pafta, pay dağıtım cetvelleri, imar haritası v.s.) ilgili yerlerden temini ile bunlarla birlikte, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları (özellikle 1941 tarihli tahdidin iptaline dair mahkeme kararı ile 1982 ve 1990 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmalarına ilişkin tüm belgelerin) ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve üç harita mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dava konusu parselin hangi kök parselden geldiği tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, ondan sonra orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
    İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Davalı şirket vekili ile dahili davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
    İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    04.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.