|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edilen taşınmazların zilyetlik iddiaları üzerine yapılan yargılamayı konu almaktadır. Davacı, dedesi ve babasından kalan taşınmazların kendisine ait olduğunu, ancak 155 ada 43 ve 45 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini iddia ederek tapu iptali talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, 155 ada 43 parsel için davanın kısmen kabulüne karar verirken, 155 ada 45 parsel yönünden davanın reddine hükmetmiştir.
Yargıtay, 155 ada 43 parsel için yapılan incelemenin eksik olduğunu, orman ve ziraat bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu belirterek, bozma ilamı vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, bozma ilamına uyulmasına rağmen gerekli araştırmaları tam olarak gerçekleştirmemiştir. Bu nedenle, Yargıtay, 155 ada 45 parsel yönünden davacının temyiz itirazını reddederken, 155 ada 43 parsel için ise eksik inceleme nedeniyle kararı bozmuştur. Sonuç olarak, Yargıtay, taşınmazların niteliği ve zilyetlik durumunun belirlenmesi için daha kapsamlı bir keşif yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu keşif, yerel bilirkişiler ve uzman mühendisler tarafından gerçekleştirilecek, taşınmazın geçmişi ve kullanım durumu detaylı bir şekilde incelenecektir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6528 E. , 2024/7136 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/344 E., 2022/317 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Bucak ilçesi Demirli köyü 155 ada 43 ve 45 parsel sayılı sırasıyla 2845,85 m² ve 3150,25 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, çalılık niteliği ile Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı … dava dilekçesinde; dedesi ve babasından kalan ve 100 yılı aşkındır zilyetliklerinde olup, 2005 yılında yapılan taksimle kendisine kalan taşınmazının kadastro sırasında dört parçaya bölünerek 155 ada 44 ve 48 sayılı parsellerin kendi adına tespit edildiğini, 155 ada 43 ve 45 parsellerin ise Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek, 155 ada 43 ve 45 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, 155 ada 43 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tarla niteliği ile davacı adına tesciline, 155 ada 45 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin önceki hüküm, davalı Hazine vekilinin tarafından 155 ada 43 sayılı parsele yönelik olarak temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.01.2016 tarihli ve 2015/4859 Esas, 2016/245 Karar sayılı ilamıyla; “… çekişmeli 155 ada 43 sayılı parsel bakımından orman ve ziraat bilirkişi raporları arasında bulunan çelişkinin giderilmediği, eksik inceleme ile çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu açıklanarak, usulünce tahdit uygulaması, orman ve zilyetlik araştırılması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi …” gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı vekilinin 155 ada 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı tarafın 155 ada 45 parsel numaralı taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin önceki hükmü temyiz etmediği, kararın davalı Hazinenin temyizi üzerine 155 ada 43 parsele ilişkin olarak bozulduğu, bu haliyle 155 ada 45 parsel hakkındaki hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin söz konusu parsel bakımından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin 155 ada 43 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, çekişmeli 155 ada 43 parselin orman tahdidinde orman sınırları dışında bırakıldığı belirlendiği halde en eski tarihli ve tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilerek usulünce incelettirilerek taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olup olmadığı, değilse davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı;
zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar – ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; bu keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar – ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar – ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar – ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri de denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği, ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun (5403 sayılı Kanun) 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 155 ada 45 parsel bakımından REDDİNE,
Davacı vekilinin dava konusu 155 ada 43 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.