|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından Alanya ilçesinde bulunan belirli parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozmuş ve taraf teşkilinin usulünce sağlanmadığını, dolayısıyla hukuken geçerli bir hüküm kurulamayacağını belirtmiştir.
Yargıtay, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının eksik olduğunu ve tarafların tam olarak belirlenmediğini vurgulamıştır. Bu nedenle, mahkemenin taraf teşkilini sağlamak için gerekli adımları atması gerektiği, aksi takdirde yargılamanın hukuka uygun olmayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, bilirkişi raporlarının denetlenmesi için gerekli belgelerin dosyaya alınması gerektiği ve yeni bir keşif yapılması gerektiği de belirtilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmesi için mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2021/15877 E. , 2024/3034 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/21 E., 2020/3 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, duruşmalı inceleme talebiyle davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra 16.04.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat … ile davalı … ve arkadaşları vekili Avukat …, … ve arkadaşları vekili Avukat …, … ve müşterekleri vekili Avukat …’nin katılımlarıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunuğu dava dilekçesinde; Alanya ilçesi … Mahallesi 111 ada 1 parselin ifrazından oluşan 1634, 1635, 1636, 1638, 1640, 1641, 1642, 1643, 1647, 1648, 1649, 1670, 1671, 1672, 722, 1732 ve 1736 parsel sayılı taşınmazların tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1990 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda taşınmazlar orman sınırı dışında bırakılmışlarsa da Alanya Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/131 Değişik iş dosyasında orman vasfında olduklarının tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün, davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi’nin 05.05.2010 tarihli ve 2010/3013 Esas, 2010/5882 Karar sayılı ilamıyla; ” Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1990 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 31.08.2005 tarihinde ilan edilen 4999 sayılı yasanın 7.maddesine göre herhangi bir nedenle dışarıda kalmış ormanların kadastrosu, 1970 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu olduğu, davanın yargılaması sırasında 4999 sayılı yasa gereğince herhangi bir nedenle dışta kalmış ormanların kadastro çalışması yapılarak 31.08.2005 tarihinde ilan edildiği, ancak eldeki bu dava nedeniyle çekişmeli taşınmazlara ilişkin olarak söz konusu orman kadastro çalışmasının kesinleşmediği, davnın tapu kaydının iptali ve tescili davası ile birlikte orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü, 6831 sayılı Kanun’un 11/1. maddesi gereğince orman kadastro çalışmasına itiraz davalarına Kadastro Mahkemesi bakmakla görevli olduğu açıklanarak, mahkemece, tapu kaydının iptali ile tescil davasının elde tutularak, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Alanya Kadastro Mahkemesi’ne gönderilmesi ” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilerek, dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Alanya Tepe Mahallesinde bulunan ve fen bilirkişi … … ‘ın 13.02.2019 havale tarihli raporuna ekli krokide;
1635 Ada 1 Parselde 1-B ile gösterilen 80,11 m²”lik ,
1636 Ada 1 Parselde 1-B ile gösterilen 8909,07 m²’lik ,
1636 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 460,23 m²’lik ,
1636 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 460,23 m²’lik ,
1636 Ada 4 Parselde 4-B ile gösterilen 21,86 m²’lik ,
1647 Ada 1 Parselde 1-B ile gösterilen 102,27 m²’lik ,
1647 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 6656,80 m²’lik ,
1670 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 404,19 m²’lik ,
1670 Ada 3 Parselde 3-B ile gösterilen 3,42 m²’lik ,
1671 Ada 1 Parselde 1-B ile gösterilen 0,84 m²’lik ,
1671 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 620,20 m²’lik ,
1671 Ada 3 Parselde 3-B ile gösterilen 228,59 m²’lik ,
1672 Ada 1 Parselde 1-B ile gösterilen 23,18 m²’lik ,
1672 Ada 2 Parselde 2-B ile gösterilen 1463,50 m²’lik ,
1672 Ada 3 Parselde 3-B ile gösterilen 586,03 m²’lik ,
1672 Ada 4 Parselde 4-B ile gösterilen 14,52 m²’lik ,
1672 Ada 5 Parselde 5-B ile gösterilen 121,99 m²’lik bölümler ile;
1637 Ada 1 Parselin, 1638 Ada 1 Parselin, 1638 Ada 2 Parselin, 1638 Ada 3 Parselin, 1638 Ada 4 Parselin, 1639 Ada 1 Parselin, 1639 Ada 2 Parselin, 1640 Ada 1 Parselin, 1641 ada 1 parselin, 1642 Ada 1 Parselin, 1642 Ada 2 Parselin, 1648 Ada 1 Parselin ve 1649 ada 1 Parselin ayrı ayrı tamamının orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazların bir kısmına ait tapu kaydı dosya içerisinde bulunmadığından davada taraf teşkilinin usulünce oluşup oluşmadığını denetlemek mümkün olamamakla birlikte, dava konusu taşınmazların bir kısmının tapu kaydında malik olarak kişinin, isim yada soyisimlerinin sadece birinin yazılı olduğu ve dosya içerisinde bulunan ceşitli mahkemelere ait kararlarda bir kısım taşınmazlar yönünden kayyım tayin edildiği, ancak bu mahkeme kararlarında, eldeki taşınmazlar açısından bir kayyım tayininin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında İlk Derece Mahkemesince re’sen dikkate alınması gerekir.
Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tamamına ait tapu kayıtları dosya içerisine alınmalı, güncel tapu maliklerinin tamamının davada taraf olup olmadıkları kontrol edilerek taraf olmayanlar varsa bu kişiler – vefat etmiş olduklarının anlaşılması halinde mirasçıları – davaya dahil edilmeli, tapu maliki tespit edilemeyen taşınmazlar açısından kayyım atanması suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulması cihetine gidilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus göz ardı edilerek, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Kabule göre de; eldeki dava, orman kadastrosuna itiraz davası olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 1958 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarının incelendiği belirtilmiş ise de, dava konusu taşınmazların hava fotoğrafı üzerinde konumu gösterilmediğinden bilirkişi raporlarını denetlemek mümkün olmamıştır.
Bu sebeple; dava konusu taşınmazların tapuya kaydedildiği 1970 yılından öncesine ait tüm memleket haritası ve hava fotoğrafları dosya içerisine alındıktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman, bir jeodezi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılarak, hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği ile kadastro paftası ölçeği eşitlenerek (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak), komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği, varsa üzerinde bulunan ağaçların cinsi sayısı dağılımı hususunda rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.