|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, tapu iptali ve tescil davası ile müdahalenin menine ilişkin bir uyuşmazlık ele alınmıştır. Davacı, Bucaklı köyünde bulunan 147 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tescil edilmediği ve bu nedenle davalı adına yapılan tescilin hatalı olduğunu iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı adına tapu kaydının iptal edilmesi gerektiğine ve müdahalenin menine karar verilmesine hükmetmiştir.
Mahkeme, 3402 sayılı Kanun’un 17/2 maddesi uyarınca, imar planı içinde yer alan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek, davalı adına yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğuna karar vermiştir. Ancak, davalı adına tapu kaydı iptal edilene kadar müdahalenin haksız olduğunun kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bu durum, taşınmazın orman vasfının göz önünde bulundurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6551 E. , 2024/5880 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/682 E., 2022/1529 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/209 E., 2020/61 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal tecil ve müdahalenin meni talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Bucaklı köyü 147 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, son arazi kadastro çalışmasında senetsizden davalı adına tapuya tescil edildiğini, taşınmazın ilk tesis kadastro çalışmalarında orman olduğundan bahisle tescil harici bırakılan yerlerden olduğunu, arazi kadastro paftasında orman olan yerlerden olduğunu, taşınmazın 3402 sayılı Kanunun aradığı zilyetlik şartlarını taşımadığını ve uzun yıllardır kullanılmadığını, ayrıca davalının önceki ve şuanki kadastroda dava yolu da dahil senetsizden üzerlerine tescil ettirdikleri taşınmazların toplamının suluda 40, kuruda 100 dönümü geçemeyeceğini beyan ederek, dava konusu 147 ada 5 sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile belirlenecek niteliğiyle Hazine adına tesciline, vaki müdahalenin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “dava konusu taşınmazın evveliyatında … ailesine ait olduğu, davalının taşınmazı 2007 tarihinde satın aldığı, 1940 yılı hava fotoğrafına göre taşınmazın kısmen açıklık kısmen orman örtüsüyle kaplandığı, 1960 yılı memleket haritasına göre taşınmazın açıklık alanda kaldığı, 1990 yılı ve devam eden yıllarda taşınmazın orman vejeterasyonu ile kaplandığı, Bucaklı Mahallesi sınırlarının 29.07.1980 tasdikli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Nazım İmar Planı kapsamında kaldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2019/800 E 2019/2888 K sayılı ilamında; “taşınmazın 12.12.2019 1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar Planı içerisinde yer alıp almadığı tespit edilmeli, eğer 1980 tasdikli imar planı içerisinde yer alıyorsa, 3402 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesi gereğince bu gibi yerlerde zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığının” belirtildiği, bu hali ile 1980 tarihli imar planına alınan taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesi uyarınca H.G.K. 25.04.2001 tarihli ve 2001/20-390-396 sayılı kararı uyarınca imar ihya yoluyla zilyetlikle kazanılamayacağı anlaşıldığından davalı adına yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğu” gerekçesiyle İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı Mahallesi 147 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kadastro tespitindeki diğer kayıt ve vasıflarla davacı Hazine adına tesciline, davalıların taşınmaza vaki müdahalesinin men’ine karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekili hükmün bozulması talebiyle istinaf talebinde bulunmuşlardır. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili temyiz talebinde bulunmaktadır.
Dava; tapu iptali ve tescil ve müdahalenin menine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1973 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında davalı taşınmaz orman olduğundan bahisle tespit dışı bırakılmıştır. Yörede 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastro çalışmaları bulunmaktadır. Bu çalışmalar 21.02.1991 tarihinde ilana çıkarılarak, 21.03.1991 tarihinde kesinleşmiştir. 2003 yılında başlanan orman kadastro çalışmaları ise tamamlanamamıştır. Ayrıca 14.05.2010 tarihinde ilan edilen 3402 Sayılı Kadastro Kanunun (3402 sayılı Kanun)
5831 sayılı Kanunla Değişik Ek-4 üncü madde kapsamında yapılan 2/B çalışmaları vardır. 6831 sayılı Kanunda 4999 sayılı Kanunla Değişik 9 uncu maddesi kapsamında yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışması da 30/06/2016 tarihinde sonuçlandırılarak, 24.08.2016 ilan edilmiştir. 28.08.2017 tarihinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun)
Geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro tespiti sırasında davalı Tursun oğlu … adına 2845,11 m2 yüzölçümü ile senetsizden tespit gördüğü anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu 147 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı iptal edildikten sonra bu bölüme davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç doğru olmamıştır. Şöyle ki; her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Dava açıldığı tarihte dava konusu taşınmazlar davalı adına tapuda kayıtlı olup tapu kaydı iptal edilene kadar müdahalenin haksız olduğundan söz edilemeyeceğinden, müdahalenin önlenmesine yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca; yapılan keşif sonrası alınan 29.08.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda “1993 yılı hava fotoğrafında davalı taşınmazın ve komşu parsellerin orman vejatasyon örtüsünün parsellerin üzerini tamamen kapladığı görülmektedir” hususunun belirtilmesi karşısında İlk Derece Mahkemesince taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın orman olduğu gözetilmeden vasfında yanılgıya düşülerek, kadastro tespitindeki diğer kayıt ve vasıflarla davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.