|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında taraf teşkilinin sağlanmasının zorunluluğunu vurgulamaktadır. Dava konusu taşınmazın orman olarak tespit edilmesi nedeniyle, mülkiyetin Hazineye ve intifa hakkının Orman İdaresine ait olduğu belirtilmiştir. Taraf teşkilinin sağlanmaması, dava şartı olarak kabul edilmekte ve bu eksiklik nedeniyle mahkemece işin esasına girilerek hüküm kurulamayacağı ifade edilmektedir.
Somut olayda, Orman İdaresi’nin davada taraf olarak yer almaması, mahkemenin davacıya Orman İdaresine de yöneltilmesi için süre tanıması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, kamu düzenine ilişkin bir husus olarak, yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken bir koşuldur. Mahkeme, taraf teşkilini sağlamadan karar vermiş olduğundan, Yargıtay, temyiz itirazlarını kabul ederek hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bu karar, taraf teşkilinin sağlanmasının hukuki bir gereklilik olduğunu ve eksik araştırma ile hüküm kurulamayacağını vurgulamaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2021/17107 E. , 2024/3078 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/166 E., 2021/261 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 110 parsel sayılı 2.305.037,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar; dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyünde 3 parça taşınmazları olduğunu, köylerinde 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerlerinin tespit dışı bırakıldığını, bu nedenle dayanak tapu kayıtlarının da göz önünde tutularak keşif anında ortaya çıkacak miktar üzerinden Çeşme ve Çığtikan mevkiindeki taşınmazların 1/2 hisse ile adlarına, Horat mevkiinde bulunan taşınmazın ise tamamının davacı … adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Köy tüzel kişiliği temsilcisi, davayla alakaları olmadığını, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu bildiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 16.01.2018 tarih ve 2017/129 E., 2018/10 K. sayılı kararla; davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ekli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2664,24 m2’lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numaraları verilerek … adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ekli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5178,59 m2’lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numaraları verilerek … adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan kısmının kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmün davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 2018/1528 E., 2020/6273 K. sayılı ilamıyla; “…. Dava, tapu iptali ve tescil niteliğinde olup, orman olarak tespit ve tescil edilen taşınmazın mülkiyeti Hazineye, intifa … Orman İdaresine olduğundan bu nitelikteki davaların Hazine ve Orman İdaresine birlikte yöneltilmesi, başka bir ifade ile taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması mümkün değildir. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, Orman İdaresi davada taraf olarak yer almadığından Mahkemece, davacıya, davasını Orman İdaresine de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle olaşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, sair yönleri incelenmeksizin, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2664,24 m2’lik ve (B) harfi ile gösterilen 5178,59 m2’lik yerleri, davacıların 20 yılı aşkın zamandır, nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulundurduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14 üncü maddesi gereğince zilyetliklerinin ekonomik amaca uygun olduğu, Mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğü, Bitlis Kadastro Müdürlüğü ve Mutki Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarına göre davacıların aynı çalışma alanı içinde suluda 40, kuruda 100 dönümü aşmadığı, 101 ada 110 parselin dava konusu edilen kısmının kadimden beri orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ekli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2664,24 m2’lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numaraları verilerek … adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ekli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5178,59 m2’lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numaraları verilerek … adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi … Köyü 101 ada 110 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan kısmının kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, kadastro sırasında revizyon görüp görmediklerinin araştırılmadığı, revizyon görmüş ise ilgili taşınmazlara ait tutanak örneklerinin getirtilmediği; tapu kayıtlarının usulen mahalline uygulanmadığı ve uzman bilirkişiye komşu parsellerin maliklerini ve niteliklerini belirtir kroki düzenlettirilmediği anlaşılmıştır.
Mahallinde 05.05.2014 tarihinde yapılan keşif sonrası orman mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 14.05.2014 tarihli raporda, dava konusu yerin, 101 ada 110 parsel sayılı orman parseli içerisinde bulunduğu, taşınmazın çevresinde bulunan orman parseli ile bir bütünlük oluşturmadığı belirtilmekle birlikte, taşınmazın orman için açıklık vasfında olup olmadığı yönünde bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır.
Yine, dava konusu taşınmaza ait 1/35000 ölçekli hava fotoğrafının yorumlaması yapıldığı belirtilmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesince en eski tarihli hava fotoğrafının getirtilip getirtilmediği dosya kapsamından anlaşılamamakta olup söz konusu bu rapor, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığını belirlemeye elverişli bulunmamaktadır. Bu nedenle, hangi tarihli olduğu da belirtilmeyen hava fotoğrafının incelenmesi nedeniyle, taşınmazın gerçek durumunun belirlenmesi açısından yeterli araştırma ve inceleme yapıldığından söz edilemez.
Ayrıca; davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını belirleme noktasında İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın da hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, mahallinde 05.05.2014 tarihinde yapılan keşif sonrası ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 02.06.2014 tarihli raporda, taşınmaz üzerinde yoğun bir tarımsal faaliyetin yapıldığı, uzun süredir ekili, dikili, işlemeli tarım yapıldığı belirtilmekle birlikte, raporda ne kadar süredir tarım yapıldığı, taşınmazda herhangi bir ağaç, bitki örtüsü bulunup bulunmadığı konusunda bir bilgi olmadığı gibi, taşınmazın mera, yaylak ve kışlak gibi kullanma özelliği bulunmadığı ifade edilmiş, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu yerleri 30 yıldan uzunca bir süredir davacı …’in kullandığını, davacı …’den önce de babası … tarafından kullanıldığını beyan etmiş olup söz konusu ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişilerin ifadesi, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarını açıklamaya yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavüllerinin ve krokilerinin getirtilerek, dayanak tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği, revizyon görmüşlerse revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanaklarının; yine yöreye ait en eski ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını, dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadıklarını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dayanak tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanıp, sınırları tek tek sorulmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir, dayanak tapu kayıtlarının kapsamını harita üzerinde gösterir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı … İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.