onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil istemi ile ilgili bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, 141 ada 6 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına hatalı olarak tescil edildiğini ve bu taşınmazın 1980’li yıllardan beri kendisi tarafından kullanıldığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın orman kadastrosu kapsamında olduğunu ve dolayısıyla davacının zilyetliğinin hukuki bir değer taşımadığını belirterek tapu iptali talebini reddetmiş, ancak davacının kullanımına dair şerh verilmesini kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkeme kararını onaylayarak, davacının kullanımının hukuki bir değer taşımadığını ve orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların yalnızca Hazine adına tescil edilebileceğini vurgulamıştır. Mahkeme, bilirkişi raporları ve tanık beyanları ışığında, davacının taşınmazı fiilen kullandığını kabul etmesine rağmen, tapu iptali ve tescil talebinin koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak, temyiz başvurusu reddedilmiş ve ilk mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2023/613 E.  ,  2024/6754 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/2208 E., 2022/1429 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/199 E., 2021/300 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın tapu iptali ve tescil istemi yönünden reddine, terditli tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Kadastro sırasında, Yalova ili Merkez ilçesi Kirazlı köyü çalışma alanında bulunan 141 ada 6 parsel sayılı 7.281,90 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ve beyanlar hanesine “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu” şerhiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

    Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 141 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 1980’li yıllardan bu yana davacı tarafından bağ vasfıyla kullanıldığını, çekişmeli taşınmazın hem maliki, hem de fiili kullanıcısının davacı olmasına rağmen hatalı olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, öncelikle dava konusu 141 ada 6 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline; tapu iptal ve tescil talebinin uygun görülmemesi halinde ise, çekişmeli taşınmazın kullanıcısının davacı olduğunun tespiti ile bu hususta beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “dava konusu taşınmazın 1944 yılından 1987 yılına kadar kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan orman sayılan yer olduğu, 1987 yılından beri orman sayılmayan 2/B sahası olduğu, 6292 sayılı Kanun kapsamında kullanıcılarına verilmek üzere 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesine göre orman sınırları dışında çıkarıldığı, bu nedenle Devlete kalan yerler üzerinde olağanüstü zamanaşımı işlemeyeceği ve davacının süresi neye ulaşırsa ulaşsın böyle bir yerdeki zilyetliği iktisap bakımından önem taşımayacağından tapu iptal ve tescil talebinin koşullarının oluşmadığı, terditli olarak taşınmazın beyanlar hanesine davacının kullanımında olduğuna dair şerh verilmesi talebi yönünden ise, alınan bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının kullanımında olduğu, taşınmaza ait 1999 yılı hava fotoğrafında görülen meyve ağaçlarının görünümü ve taç büyüklükleri dikkate alınarak taşınmazın büyük kısmının 1988 yılından itibaren tarımsal faaliyette kullanılmış olabileceğinin anlaşıldığı” gerekçesi ile tapu iptali ve tescil istemi yönünden davanın reddine, terditli tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesince, “kesinleşen orman tahdidinden sonra başlayan ve kesinleşen tahdit nedeniyle, hukuken orman sayılan taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin, süresi neye ulaşır ise ulaşsın hukuki bir değeri bulunmadığı gibi, ormanların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmasının da mümkün olmadığı, bunun yanında orman sınırları dışına çıkarılacak taşınmazların ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceğinden davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddedilmesinde; davacının kullanım şerhi verilmesi istemi yönünden ise keşifte dinlenilen tanık beyanları ve ziraat bilirkişinin raporunda taşınmazın deprem sonrası çekilen uydu görüntüsünde o yıllarda da kısmen tarla kısmen meyve bahçesi olarak tarımsal faaliyette kullanıldığı ve görüntü tarihi itibariyle üzerinde bulunan meyve ağaçlarının büyüklüğü ve kapladıkları alan itibari ile yaklaşık 12-13 yaşlarında olabileceğine yönelik değerlendirmesi ile orman bilirkişinin de raporunda taşınmaz üzerinde orman örtüsü ve çalılık bulunmayan üzüm bağı ve meyve bahçesi olan tarım alanı olduğunu, tespit tarihinden önce olacak şekilde 2006 yılı uydu fotoğrafında da tarım alanı olduğunun görüldüğünü bildirmesi hususları birlikte gözetildiğinde, davacının kullanım kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak kullandığının anlaşılmasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesi ile davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.