onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, tapu iptali ve tescili davasında, davacı tarafından Hazine adına tescil edilen taşınmazların iptali talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporları ve tanık beyanları doğrultusunda, taşınmazların tarım arazisi vasfı taşıdığına ve davacının uzun yıllar zilyetliğini sürdürdüğüne karar vererek davayı kabul etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkeme kararını kısmen kaldırarak, taşınmazların tamamı yerine sadece belirli kısımlarının tesciline hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların orman vasfıyla tespit edilmesinin ve Hazine ile Orman İdaresi arasındaki zorunlu dava arkadaşlığının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Temyiz aşamasında, davalıların itirazları usul ve kanuna uygun bulunmuş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Sonuç olarak, taşınmazların kısmi tescili ve yargılama giderlerinin sadece Hazine’den tahsili yönündeki karar, hatalı bulunmuş ancak yeniden yargılama gerektirmeyecek şekilde onanmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2023/603 E.  ,  2024/6752 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/643 E., 2022/772 K.
    DAVA TARİHİ : 27.09.2018
    KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne

    İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/266 E., 2021/187 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sırasında, Artvin ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 258 ada 60 parsel sayılı 262,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malikinin kim ya da kimler olduğunun belirlenememesi nedeniyle Hazine adına bahçe vasfıyla, aynı yer 104 ada 1 parsel sayılı 1.015.799,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, 258 ada 60 parsel sayılı taşınmazın askı ilanı 28.04.2009-28.05.2009 tarihleri arasında, 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın askı ilanı ise 28.11.2008-29.12.2008 tarihleri arasında yapılmış, askı ilan süreleri içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitleri kesinleşerek tapuya tescil edilmişlerdir.

    Davacı dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sonucunda Hazine adına tespit ve tescil edilen dava konusu 258 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın keşif sırasında gösterilecek bölümünün tarım arazisi vasfı taşıdığını, taşınmazların murislerinden kendisine intikal ettiğini, uzun yıllardır murisleri ile daha sonra da kendisinin zilyet ve tasarrufunda olduğun, çekişmeli 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın toprak yapısı itibariyle de orman özelliği göstermediğini ileri sürerek, 258 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında orman alanlarında kaldığını, orman alanlarının imar-ihya ve zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, “hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı tarafından talep edilen A ve C harfiyle gösterilen kısımların memleket haritası ve hava fotoğrafları incelemesine göre tarım alanlarında kaldıkları, 3116 sayılı Kanunun orman tanımına girmediği, 4785 sayılı Kanun ile devletleştirilen yerlerden olmadıkları ve 5658 sayılı Kanun ile ilişkilerinin bulunmadığı ve 6831 sayılı Kanuna göre devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduklarının belirtildiği; ziraat bilirkişi kurulu ve harita bilirkişisi raporlarında davacı tarafından talep edilen A ve C harfiyle gösterilen kısımların eğimi, toprak yapısı topografik özellikleri ve bitki örtüsü bakımından çevresindeki tarım arazileriyle bütünlük arz ettiğinin ve imar ihya sürecinin tamamlandığının belirtildiği, mahallinde dinlenen yerel bilirkişiler tarafından dava konusu 258 ada 60 parsel sayılı taşınmazın davacıya mirasen babasından intikal ettiği, 1960-1970’li yıllardan beri taşınmazın üzerindeki evin davacının annesi ve babası ile kendisi tarafından aralıksız şekilde kullanıldığı, 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacıya dava konusu diğer taşınmaz gibi babasından mirasen intikal ettiği, davacının ve babasının taşınmazı arpa ve buğday ekip biçmek suretiyle aralıksız şekilde kullandığının belirtildiği, teknik bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanlarının uyumlu ve birbirini tamamlar nitelikte olduğu, taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği” gerekçesi ile, davanın kabulü ile dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen bölümü ile 258 ada 60 parsel sayılı sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesince, “dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, keşifte alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planı ile zeminde yapılan inceleme sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporlarına göre fen bilirkişi raporuna ekli krokide A ve C harfi ile gösterilen bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, ne var ki, dava dilekçesi incelendiğinde eldeki davanın 258 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tamamına, 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise keşif esnasında sınırları gösterilecek olan bölümüne yönelik olarak açıldığı, yapılan yargılama sonunda ise, dava konusu 258 ada 60 parsel sayılı 262,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 72,12 metrekarelik kısmı yönünden davanın kabulüne ve davacı adına tapuya tesciline karar verildikten sonra taşınmazın geriye kalan kısmıyla ilgili açılan dava bakımından olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm tesis edilmemiş olmasının ve esasında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen tam kabul şeklinde hüküm kurularak hükmün ferilerinin de tam kabul durumuna göre belirlenmesinin hatalı olduğu, diğer yandan, ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı ise orman idaresine ait olup, her iki davalı arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğuna göre yargılama giderlerinden müteselsilen sorumluluklarına gidilmesi gerekirken yargılama giderlerinin sadece davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin de isabetsiz olduğu, ancak tüm bu hataların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, bu kez davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi temsilcisi tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.