onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, satın aldığı taşınmazın yüzölçümünün Kadastro Müdürlüğü tarafından düzeltilmesi sonucu uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Davalı Hazine, tazminat hakkının bulunmadığını ve zaman aşımına uğradığını öne sürmüştür. İlk mahkeme, davayı reddetmiş, ancak Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Yargıtay, tapu kaydındaki hataların devletin sorumluluğuna tabi olduğunu ve 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararın tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, taşınmazın niteliğini ve değerini belirlemek için eksik inceleme yapıldığını, bu nedenle kararın bozulduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve mahkeme kararı onanmıştır. Bu durum, devletin tapu işlemlerindeki hatalardan doğan zararlara karşı sorumluluğunu pekiştirmektedir.

5. Hukuk Dairesi         2024/2884 E.  ,  2024/9246 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/60 Esas, 2023/194 Karar
    DAVA TARİHİ : 04.02.2014
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı …’nun Diyarbakır ili, …ilçesi, … köyü 357 parsel sayılı Çınar Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünden satış tarihi itibarıyla tapu kaydındaki yüzölçümü 94.000 m² olan taşınmazı satın aldığını, müvekkillerinden ilk alıcı olan …’nun 357 parsel sayılı taşınmazı 94.000 m² olarak satın aldıktan sonra 25.10.2005 tarihinde taşınmazın ½’sini …’ya sattığını, ayrıca …’nın da tapu kaydında görüldüğü haliyle 94.000 m² tarlanın ½’sini yani 46.000 m² tarlayı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, Diyarbakır Kadastro Müdürlüğü 09.04.2012 tarihli kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 nci maddesi gereğince yüz ölçümü düzeltilmesi yapılarak taşınmazın 71.173,9 m² olduğuna karar verdiğini, Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünün 09.04.2012 tarihli kararına karşı Çınar Sulh Hukuk Mahkemesinde 08.05.2012 tarihinde dava açıldığını, mahkemede açılan davada 2012/45 Esas sayılı dosya üzerinden yaptığı incelemede davanın reddine karar verildiğini, 08.04.2013 tarihinde iş bu kararın kesinleştiğini, taşınmazın yüzölçümünün küçülmesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat hakkınının bulunmadığını, şayet tazminat hakkının mevcut olması durumunda bile davacının tazminat hakkının zaman aşımına uğradığını, dolayısıyla öncelikle davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine karar verilmesini, davacı dava konusu tazminatın sebebi taşınmazın 12.10.2005 tarihinde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kayıtsız ve şartsız olarak davalı idarelerinden teslim aldığını, davalı idarelerine satış sözleşmesinde m² eksikliğinden doğacak bir sorumluluğu açıkça üstlenmediğini, bundan dolayı davalı idarelerine yükletilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 14.05.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.05.2017 tarihli ve 2016/2598 Esas, 2017/6367 Karar sayılı kararı ile kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı, bu nedenle somut olayda, özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğu anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde idari yargı görevli olduğu gerekçesi ile davanın reddi usul ve kanuna aykırı olduğundan Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
    Mahkemenin 22.02.2018 tarihli ve 2017/293 Esas, 2018/45 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    C. İkinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydında niteliğinin susuz tarla olarak belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın nereden ve ne şekilde sulandığı belirtilmeden sulu tarım arazisi kabul edilerek değer tespit edildiği, taşınmazın yüzölçümünün büyüklüğü de dikkate alınarak tamamının ya da bir kısmının fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyorsa nereden ve ne şekilde sulandığının, bu sulamanın taşınmazın tamamını sulamaya elverişli olup olmadığı araştırılıp, mahkeme gözlemi de eklenerek dava konusu taşınmazın ne kadarlık kısmının sulandığı tespit edildikten sonra kalan kısmı da kuru tarım arazisi olarak kabul edilerek değer biçilmesi için mahallinde oluşturulacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak, yeniden alınacak raporla çelişki giderildikten sonra karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde bedel tespiti, karar başlığında dava tarihinin hatalı yazılması ve dava konusu taşınmazın tespit edilen bedeline dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, artırılan bedele ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne belirlenen tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; husumetin Hazineye yöneltilmesinin hatalı olduğunu, Kadastro çalışmaları esnasındaki işlemlerin tapu sicili kavramı içerisinde değerlendirilemeyeceğini, taşınmazın yüzölçümdeki değişimin sadece kağıt üzerindeki bir değişim olduğunu, sınırlarda bir değişiklik bulunmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
    2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
    3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
    4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
    5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

    3. Değerlendirme
    1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.