onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, tapu sicil kaydının düzeltilmesi ve ihya isteğine ilişkindir. Davacı, 63 ada 22 parsel sayılı taşınmazın idari işlemle şuyulandırıldığını ve iptal edilen imar düzenlemesine dayanarak tapu kaydının düzeltilmesini talep etmiştir. İlk mahkeme, davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak Yargıtay, kesinleşmiş mahkeme kararlarının idare tarafından infaz edilmesinin zorunlu olduğunu belirterek, davacının haklı olduğunu ve tapu kayıtlarının düzeltilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Mahkeme, davacının taleplerini kabul ederek, tapu kayıtlarının iptaline ve tek tapu haline getirilmesine karar vermiştir. Ancak, temyiz aşamasında davalı Hazine ve diğer vekilleri, eksik inceleme ve usul hataları nedeniyle karara itiraz etmişlerdir. Yargıtay, taraf teşkilinin sağlanması ve imar parsellerinin durumunun netleştirilmesi gerektiğini belirterek, eksik inceleme ile verilen kararın isabetsiz olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları kabul edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

1. Hukuk Dairesi         2023/3801 E.  ,  2024/5165 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2014/431 E., 2020/370 K.

    HÜKÜM : Kabul

    Taraflar arasında görülen tapu sicil kaydının düzeltilmesi ve ihya davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Karar davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı; kayden maliki olduğu 63 ada 22 parsel sayılı taşınmazın davalı … Encümenin 20.7.1993 tarih, 426 sayılı kararı ile şuyulandırmaya tabi tutularak farklı parsellere ayrıldığını, söz konusu idari işlemin iptali için İdare Mahkemesinde açtığı davanın kabul edilerek düzenlemenin kendisine ait taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verildiğini, davalı … tarafından iptal kararı doğrultusunda işlem tesis edilmeyince Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada kadastro parselinin ihyasına karar verildiğini, söz konusu mahkeme kararlarının davalılarca yerine getirilmediğini ileri sürerek ihya edilen kadastral mülkiyet durumunun tapu da gösterilmesini, bunun için tapuda gerekli şerh varsa hakkının tespiti ile geçici şerh terkini ve adına kesin tescil yapılmasını, tapuda bulunması gereken şerh yoksa iptal edilen imar uygulaması sonucu 6.642 m2 kısmın 63 ada 22 parsel numara ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemece, davanın idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    Dairenin 06.02.2013 tarihli ve 2012/15792 E., 2013/1417 K. sayılı kararıyla “…Hemen belirtilmelidir ki; Anayasanın 138/4. maddesi hükmü uyarınca verilip kesinleşen yargı kararlarının idarece infaz edilmesi zorunludur. Ne var ki; somut olayda idare, kesinleşen mahkeme kararını infaz etmemiş ve bunun üzerine davacı Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi hükmüne dayalı olarak eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; açılan dava sonucu tesis edilecek kararla taşınmaz mülkiyetinin el değiştireceği nedeniyle davanın sicil kaydının düzeltilmesi olarak kabulü gerekir. Böylesi bir isteğin de 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesi kapsamında bulunduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca; öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanıp işin esası bakımından karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir…”gerekçesiyle bozulmuştur.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemece, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi 29.06.2000 tarih 2000/133 E., 316 K. sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    C.İkinci Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    Dairenin 12.05.2014 tarihli ve 2014/3542 E., 2014/9630 K. sayılı kararıyla “… 2000/133 E. sayılı dava ile eldeki davanın taraflarının aynı olmadığı açıktır. Bu durumda kesin hükümden söz edilemez. Hal böyle olunca; bozma ilamında belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir…”gerekçesiyle bozulmuştur.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 04.11.2020 tarihli 2014/431 E., 2020/370 K. sayılı kararı ile; mahkeme kararının yerine getirilmediği, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı adına kayıtlı 382 ada 1, 2, 3, 4 parsel, 383 ada 1, 2, 3, 4, 9 parsel ve 398 ada 23 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile tek tapu haline getirilerek davacı adına tesciline, dava konusu diğer parseller hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın bulunduğu alanda her ne kadar şuyulandırma işleminin iptaline karar verilmiş ise de mevcut yapılaşmalar bulunduğu, parselin eski hale getirilmesi durumunda mevcut mülkiyet durumlarının değişeceğini ve tüm imar parsellerinin bu durumdan etkileneceğini, davacının imar parselinin kadastral parsele dönüşmesinde herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, idare mahkemesinin iptal kararının da hatalı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, tapu sicil kaydının düzeltilmesi ve ihya isteğine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi.

    3. Değerlendirme
    Dava konusu Kocaeli ili, Kandıra ilçesi, Akdurak Mahallesi 63 ada 22 parsel sayılı 6.642 m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın tamamı … adına kayıtlı iken 11.10.1993 tarihli imar işlemi ile tapu kütük sayfasına göre gittiği anlaşılan 378 ada 1 parselin 90/2400 payının, 382 ada 1, 2, 3, 4 parseller, 383 ada 1, 2, 3, 4 ve 9 parsellerin tamamının davacı adına tescil edildiği, davacı tarafından … aleyhine açılan Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 18.03.1999 tarih 1996/225 E., 1999/255 K. sayılı kararı ile; 20.07.1993 tarih 426 sayılı Encümen kararı ile yapılan imar düzenlenmesinde davacının 6642 m2 miktarlı 22 parsel sayılı taşınmazının 5781 m2 kısmının dahil edildiği, bir kısmının yeşil alanda kaldığından düzenleme dışında bırakıldığı, 2011 m2 DOP alındıktan sonra 3770 m2’lik yerin 382 ada 1, 2, 3, 4, 383 ada 1, 2, 3, 4, 9 parselin müstakil olarak ve okul yeri olan 3781 ada 1 parselin 194 m2 kısmının davacıya tahsis edildiği, yeşil alan olarak düzenleme dışı bırakılan 861 m2 ile okul yeri olan kısma ilişkin davacının mağduriyetinin olduğu gerekçesiyle düzenlemenin 22 parsele ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, kararın 30.05.1999 tarihinde kesinleştiği, davacının 29.06.2000 tarihinde … aleyhine imar işleminin iptal edildiğinden bahisle kadastral parselin ihyası talepli dava açtığı, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi 21.12.2000 tarih 2000/133E.,316K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 63 ada 22 parselin eski hale getirilmesine, şuyulandırma sonucu oluşan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, kararın Dairece 07.06.2001 tarih 2001/6492 E.,6931 K. sayılı kararı ile onandığı ve 15.07.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

    Hemen belirtilmelidir ki, tapu iptali ve tescil davaları kural olarak kayıt maliklerine karşı açılır. Yine; kadastral duruma dönülme istemli uyuşmazlıklarda taraf teşkili bakımından husumetin, ihyası talep edilen kadastral parselin kapsamında kalan imar parsel ya da parsellerinin maliklerine yöneltilmesi gerekir ve bu davanın özelliği itibarıyla kayıt maliklerinin yanı sıra işlemi yapan belediyeye de husumetin yöneltilmesi mümkündür.

    Bu itibarla, bozma ilamlarında da belirtilmekle, öncelikle imar uygulaması ile oluşan taşınmazlarda kayıt maliki olan kişiler bakımından taraf teşkilinin sağlanması gerektiği belirtilmiş olup Mahkemece davacının paydaş kılındığı 378 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısım maliklerinin, 381 ada 3 ve 383 ada 8 parsel maliklerinin davaya dahil edildiği, ancak 378 ada 1 parseldeki paydaşlardan …, …, …, …, …, …, …, … ve … mirasçılarının davaya dahil edilmediği görülmüştür.

    Eldeki davada, idare mahkemesinin iptal kararı ile, kararın kapsamındaki imar kayıtlarının hukuki dayanağı ortadan kalkmaktadır. Dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın ise iptalinin gerekeceği ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Öyle ise, kadastral parsele dönülmesi isteğini içeren bu tür davalarda İdari Yargı kararının kapsamının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde keşfen saptanmasında zorunluluk vardır.

    Şöyle ki, Mahkemece mahallinde keşif yapılmadığından, dava konusu eski 63 ada 22 parsel sayılı taşınmazın çekişmeye konu imar parsellerinin ne kadarlık bölümüne isabet ettiği hususu açıklığa kavuşturulmuş değildir.

    Ayrıca, Kandıra Belediye Başkanlığının 15.09.2020 tarihli yazısı ile taşınmazın imar sonucu 382 ada 1, 2, 3, 4 ile 383 ada 1, 2, 3, 4, 9 ve 398 ada 23 parsele gittiğinin bildirildiği, Mahkemece sadece davacı adına tam payla kayıtlı olan bahsi geçen taşınmazlar yönünden hüküm tesisi edildiği, imar işlemi sonucu oluşan ve davacı adına pay tescil edilen 378 ada 1 parsele ilişkin hüküm tesis edilmediği, tapu kütük sayfasında eski 63 ada 22 parselin diğer parsellerle birlikte 398 ada 23 parsele değil 378 ada 1 parsele gittiğinin anlaşıldığı, kaldı ki imar düzenlenmesi dışında yeşil alan olarak bırakıldığı anlaşılan 398 ada 23 parsel sayılı 861 m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın davacı adına 11.10.1993 tarihli imar işlemi ile kayıtlı olduğu ve üzerinde 29.06.2011 tarihli 2942 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince kamulaştırma şerhi bulunduğu, bu taşınmaza ilişkin Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi 21.07.2020 tarih 2010/48 E., 396 K. sayılı kararı ile 1,42 m2 kısmının iptali ile … adına tescile karar verildiği, kararın 20.09.2010 tarihinde kesinleştiği, 398 ada 23 parselin tedavül kayıtlarının ve güncel kaydının (kamulaştırma durumu) dosya arasına alınmadığı, belirtilen hususlar gözetilmeksizin sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

    Öte yandan, 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.

    Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği kabul edilmiştir.

    Somut olayda ise, Kandıra Belediye Başkanlığının 23.01.2020 tarihli yazısı ile eski 63 ada 22 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yeni parselasyon planı bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

    Hal böyle olunca, öncelikle 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tespit edilmesi, bahsi geçen düzenleme gereğince önceki kök parsele dönülemeyeceğinin tespiti halinde uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, dava konusu talebin kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi, aksi halde ise eski 63 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kaydının (özellikle 398 ada 23 parselin geldi-gitti ve güncel tapu kaydının) dosya arasına alınması, ondan sonra mahallinde harita mühendisi vasfına haiz 3 kişiden oluşan bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak dava konusu kök parselin hangi imar parsellerine isabet ettiği hususunun saptanarak bu konularda bilirkişilerden açıklayıcı, doyurucu ve infaza imkan verecek şekilde krokili rapor alınması, kapsam içinde kalan imar parsel maliklerinin davaya dahil edilmesi, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

    Kabule göre de, dava konusu imar parsellerinin tek parça halinde tescilinin mümkün olup olmadığı tespit edilmeksizin, kayıtların iptali ile tek tapu halinde davacı adına tesciline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, tescil edilecek taşınmazın miktarı ve niteliği belirtilmeksizin infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de isabetsizdir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Hazine vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Yasa’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

    Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

    25.09.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.