|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde bulunan 7 ve 13 parsel sayılı taşınmazların mülkiyetine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, 1948 tarihli tapu kaydına dayanarak Hazine aleyhine tapu iptali davası açmış, müdahil davacı ise mirasçı olarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, tapu kaydının sınırlarının ve kapsamının yeterince belirlenmediğini, eksik araştırma yapıldığını ve mayınlı bölge ile ilgili belgelerin incelenmediğini belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay, kadastro çalışmalarının eksik yapıldığını, tapu kaydının geçerliliği için gerekli olan harita ve belgelerin temin edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, tapu kaydının miktarına itibar edilmesi gerektiğini, dolayısıyla taşınmazların tespitinin doğru bir şekilde yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, tapu kaydının kapsamının belirlenmesi için gerekli tüm delillerin toplanarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Kararın bozulması, hukuki sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından önem taşımaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2021/14971 E. , 2024/6193 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/141 E., 2020/25 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan davadan dolayı yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ssli müdahil …. oğlu …’in bir kısım mirasçıları vekilinin ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Mardin ili, Nusaybin ilçesi, Yerköy Mahallesi 7 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi boş olarak tespit edilmiştir.
Davacı … vekili; “Şubat 1948 tarih 26 sıra” numaralı tapu kaydı ile mülkiyet ve zilyetliği altındaki taşınmazın Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 7 numaralı parsel olarak ve Hazine adına “Şubat 1962 tarih 17 ve 18 sıra ” numaralı tapu kaydı oluşturulduğunu belirterek Hazine aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada tapunun iptalini talep etmiştir.
Yargılama sırasında …; davacı … tarafından Şubat 1947 tarih 26 sıra numaralı tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu kayıt iptal davasına konu tarlanın satın alma yoluyla oluşan “Nisan 1965 tarih 53 sıra ” numaralı paya ait tapu kaydı ile 1/16 hissesinin velisi olduğu oğlu … e ait olduğu iddiasında bulunarak davaya müdahalede bulunmuş ve dava konusu tapu kayıtlarının davacı … in hissesi oranında iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında …’in ölümü ile oğlu … davaya devam etmiştir.
… vekili; 07.04.1978 tarihinde davacının dayanağı olan Şubat 1948 tarih 26 sıra numaralı tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu kayıt iptal davasına konu tarlanın satın alma yoluyla oluşan “Eylül 1957 tarih 2 sıra ” numaralı paya ait tapu kaydı ile 3/16 hisse oranında malik olduğunu belirterek hissesi oranında iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında 21.02.2018 tarihinde …. oğlu …’in bir kısım mirasçıları …. müdahale dilekçelerinde tapu kayıt maliki …’in mirasçıları olduklarını, taşınmazın mayınlı bölge ile bölünmeden önce diğer tapu malikleri ile birlikte kullanıldığını belirterek taşınmazların adlarına tescilini talep ve dava etmiştir.
Kadastro çalışmaları yapılması nedeniyle görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılan davada çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda müdahil davacı … oğlu …’in bir kısım mirasçılarının davasının reddine, davacı …’ın, müdahiller ….oğlu …, …’nun davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve müdahil davacı … oğlu ….mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asli müdahil …. oğlu …’in bir kısım mirasçıları vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin de olmadığına göre, dava konusu Mardin ili Nusaybin ilçesi, Yerköy Mahallesi 7 parsele yönelik tüm itirazları, 13 parsele yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince davacının dayanağı Şubat 1948 tarih 26 numaralı tapu kaydının dava konusu 13 parsel sayılı taşınmaza uyduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, dayanak tapu kaydının sınırlarında dere ve tarik okumakta olup kural olarak böyle bir tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğunun kabulü gerekir. Ancak, Mahkemece tapu kaydının kapsadığı alan tam olarak belirlenmemiş ve krokisinde gösterilmemiştir. Dosya kapsamında dava konusu alana ilişkin 1954 tarihli hava fotoğrafından bahsedilmiş ise de keşif sırasında refakate jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi alınmaksızın keşif yapılarak hava fotoğrafı incelemesi yaptırılmamış, taşınmazın kadastro tespit tarihi olan 1968 yılından önceki durumu tespit edilmemiştir. Taşınmazın bir kısmında mayınlı bölgenin bulunduğunun anlaşılması karşısında, mayın döşenen kısma ilişkin varsa kamulaştırma belgeleri ve haritaları araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz..
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi göz önüne alınarak, tapu kaydının sınırları ve kapsamı varsa haritası uygulanmak suretiyle, haritasının bulunmaması ya da uygulanma kabiliyetinin olmaması halinde kayıtların sınırlarına göre tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti için Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1968 yılından öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı ve varsa kamulaştırma belge ve haritaları ile 13 parsele ilişkin Toprak Tevzi belirtmelik tutanakları getirtilerek fen bilirkişisinden, yapılan keşfi ve tapu kayıt uygulamasını takibe ve denetlemeye imkan veren rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli, tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli kabul edilmesi halinde miktar fazlası kısma yönelik olarak zilyetliğin öncesinde kimde olduğu, kimden kime intikal ettiği, başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hususlarında mahalli bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılarak çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazların önceki ve mevcut niteliklerini ve ne kadar süreden beri hangi vasıfla kullanıldıklarını açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı, gerekçeli ve fotoğraflandırılmış rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerde tapu kaydında okunan yol ve dere sınırlarının bulunup bulunmadığı bulunuyorsa nerede bulunduğunu, taşınmazların niteliğini, sınırları ve kullanım şeklini açıklayan ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, tapu kaydı değişir sınırlı olduğundan miktarına itibar edilmesi gerektiği düşünülmeli ve kayıtların kapsamı belirlenirken varsa dava dışı revizyon gördüğü taşınmazlar göz önüne alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın;
1. 7 parsel yönünden asli müdahil …. oğlu …’in bir kısım mirasçıları vekilinin ve davalı Hazine vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz taleplerinin reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
2. 13 parsel sayılı taşınmaz yönünden asli müdahil ….oğlu …’in bir kısım mirasçıları vekilinin ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine,
Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.