onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacılar, müvekkillerinin malik olduğu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle Hazine’ye devredilmesinin ardından, Devletin bu iptal nedeniyle uğradıkları zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek tazminat talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacıların tapu kaydının iptali nedeniyle uğradıkları zararın tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiş, ancak bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını tespit ederek kararı bozmuştur. Yargıtay, tapu kaydının iptali nedeniyle oluşan zararın tazminat miktarının belirlenmesinde, taşınmazın niteliği ve değeri üzerinden yapılacak değerlendirmelerin önemine vurgu yapmış, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığını ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

5. Hukuk Dairesi         2024/3520 E.  ,  2024/10200 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/101 Esas, 2023/686 Karar
    DAVA TARİHİ : 17.03.2016
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden gecen tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin iştirak halinde malik oldukları Antalya Merkez Duraliler 1835 parsel (yeni 28151 ada 74 parsel) sayılı taşınmazın 500/2027 payının … Pala’ya ait iken 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/500 Esas, 2006/438 Karar sayılı kararıyla tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verildiğini, müvekkillerinin … Pala mirasçıları olduğunu, taşınmaz mülkiyetini kaybettiklerini tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası ile şimdilik 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini ve yasal faiz uygulanmasını istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi dava açılamayacağını, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan davanın yolsuz tescilin düzeltilmesi davası olduğunu, taşınmaz mülkiyetinin devrinin iptali illimuamele olduğunu, hukukken geçerli bir mahkeme kararı için tazminat davası açılamayacağını, bir taşınmazın orman özelliğinin tapu sicilinde görülmeyen tapu sicilinden bağımsız kanun gereğince geçerli ve etkili bir özellik olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava şartlarının mevcut olmadığını bildirmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2018 tarihli ve 2017/44 Esas, 2018/273 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2019/201 Esas, 2019/463 Karar sayılı kararıyla, davacı adına tapu siciline kayıtlı eski 1835 yeni 28151 ada 74 parsel sayılı taşınmazın Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.2006 tarihli ve 2004/500 Esas, 2006/438 Karar sayılı kararı ile kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptali ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verildiği, hükmün dereceattan geçerek 13.02.2007 tarihinde kesinleştiği, değerlendirme tarihi itibarıyla taşınmazın arsa niteliğinde ve 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı zararın emsal mukayese yöntemine göre belirlenerek İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2019/201 Esas, 2019/463 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihine ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle rapor inandırıcı görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tazminatın dava tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, yargılama sürecinin çok uzun sürdüğünü ve belirlenen değerin çok düşük olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacı adına tescili yolsuz olup hukuken geçerli bir hakka dayanmadığını ve davanın reddi gerektiğini, belirlenen bedelin çok yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
    3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
    4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
    5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    4. Buna karşın; dava konusu taşınmaza, bozma öncesi hükme esas alınan raporda değerlendirme tarihi itibarıyla 665,07 TL/m² birim bedel belirlendiği bozma sonrası bu kez 218.17 TL/m² üzerinden hüküm kurulduğu gözetildiğinde aradaki fark nedeniyle alınan rapor inandırıcı görülmediği gibi farklı mahallede ve uzak mesafede bulunan taşınmazın emsal alınması da hatalı olup emsal taşınmazın emlak vergisine esas rayiç değeri emsal alınan taşınmazın satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
    18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.