onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, Bursa ili Dürdane köyündeki taşınmazının tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil edildiğini, bu nedenle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Davalı Hazine ise, davanın süre aşımına uğradığını ve müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın yeniden görülmesine hükmetmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacıya tazminat ödenmesine karar verilmiş, ancak Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay, davanın 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca değerlendirildiğini belirterek, tapu kaydının iptali nedeniyle davacının uğradığı gerçek zararın tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararın onanmasına karar vermiştir. Bu durum, devletin tapu işlemlerindeki hatalardan kaynaklanan zararlara karşı sorumluluğunu pekiştirmektedir.

5. Hukuk Dairesi         2024/3581 E.  ,  2024/10096 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2273 Esas, 2024/214 Karar
    DAVA TARİHİ : 02.10.2018
    KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/484 Esas, 2023/71 Karar

    Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Bursa ili, …, Dürdane köyü 10040 ada 830 parsel sayılı taşınmazın tapusunun Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, mahkeme kararının kesinleştiğini, uğramış olduğu zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, taşınmazın orman vasfıyla Hazineye tescilinin davacıya tazminat hakkı kazandırmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın kısmen kabulü ile 287.042,50 TL tazminatın 16.10.2018 tarihinden itibaren, 293.693,21 TL tazminatın ise 15.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararına aykırı olarak karar verildiğini, taşınmazın değeri hesaplanırken tapu iptal kararının kesinleştiği tarihin esas alınması gerektiğini, belirlenen bedelin müvekkilinin gerçek zararını gidermediğini, zeytinlik için % 75 objektif değer artışı uygulandığını, incirlik için ise hiç objektif değer artışı uygulanmadığını oysaki raporun “taşınmazın değerine etki eden objektif unsurların değerlendirilmesi” başlığı altında taşınmazın konumu, merkeze, soğuk hava depolarına, bölgede yetiştirilen yaş sebze ve meyve ihracı için ülkemizin en büyük ihracatçı firmaların merkezlerine olan yakınlığı ve Bursa ovasının tarımsal durumunu değerlendirmeye alarak taşınmazın değerinde oluşabilecek olumlu yönde artışın saptandığını, taşınmazın herhangi bir olumsuz durumundan veya somut olgudan söz edilmemesine rağmen objektif değer artışında olması gerekenden daha düşük olarak %75 oranın kabul edilmesi ve yine incirlik için hiç objektif değer artışı uygulanmamasının usule ve hukuka aykırı olduğunu, birleştirilen dava yönünden karar verilirken taşınmazın birleştirilen davanın açılış tarihine göre değerinin hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir
    2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, tespit edilen bedelin dayanaksız olduğunu, yolsuz tescil olduğundan tapu kaydının mülkiyet hakkını temsil etmediğini, davacı tarafından mülkiyet kazanılmadığı için davacı adına oluşan tapu kaydının iptal edilmesi ile de mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin söz konusu olmadığını, bu nedenle mülkiyet hakkından yoksun bırakılma iddiası dosya kapsamı ile uyuşmadığından mülkiyet hakkından bedelsiz yoksun bırakıldığına ilişkin iddia ve buna mukabil taşınmazın rayiç bedeli kadar tazminat verilmesinin de yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararı sonrası 2018 yılı resmi tarım verilerine göre hesaplama yapılmasında, 2020 yılında açılan davanın ek dava niteliğinde olmasından dolayı 2018 yılı resmi verilerinin esas alınmasında hata yapılmadığını, ancak, dava konusu gayrimenkulde kapama zeytin bahçesi için hesaplanan m² birim bedelinin az olduğunu, aynı yöreden Daireye intikal eden 2023/8 Esas sayılı dosyada iş bu dava konusu taşınmaza çok yakın mesafedeki 10040 ada 814 parsel sayılı taşınmaz yönünden 2018 yılı için kuru kapama zeytin bahçesi vasfındaki arazinin m² birim değerinin 119,18 TL/m² olarak kabul edildiği, yine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesinin 2021/519 Esas sayılı dosyasına konu edilen ve işbu dosyanın konusu olan parsel ile arasında 280 metre mesafe bulunan 10040 ada 812 parseldeki kuru kapama zeytin bahçesine de m² birim bedeli olarak 119,18 TL/m² benimsenmiş olduğu anlaşıldığından zeytinin verimi 550 kg/da alınmak suretiyle yapılan hesaplamada tazminat miktarı 933.406,11 TL olarak hesaplanmış, asıl ve birleştirilen davada Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesinin kaldırma kararı öncesi 670.282,04 TL’sini ıslahla birlikte dava konusu yaptığından, davacının 263.124,07 TL yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması sebebiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
    2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fırkası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.
    3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
    4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
    5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dava konusu Bursa ili, …, Dürdane köyü 10040 ada 830 parsel sayılı 7.925,71 m² yüzölçümlü taşınmazı davacının yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 29.01.1986 tarihinde edindiği, taşınmaz davacı adına tapuda kayıt iken Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/543 Esas, 2019/328 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 15.10.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 16.10.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
    3. Dava konusu taşınmazın arazi niteliğinde kabulü ile taşınmaza net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.